ABD bir haftadır protestolarla sarsılıyor.

Beyaz bir polisin siyahi George P. Floyd'u boynuna ayağıyla bastırarak öldürmesiyle Minneapolis'te başlayan gösteriler 25 şehre yayıldı.
Barışçıl başlayan ırkçılık karşıtı gösterilerin ikinci, üçüncü gününde şiddet ve yağmaya dönüşmesiyle Ulusal Muhafızlar ve ordu birlikleri meydanlara indi.
Medyanın servis ettiği alevler içindeki sokaklar, yağmalanan lüks dükkanlar ve asker postalları sanki iç savaş yaşayan Ortadoğu ya da Afrika ülkelerine benziyordu.
Irkçı polis şiddeti Amerikan toplumu için yeni bir şey değil.
Floyd, daha önce öldürülen siyahların (Breonna Taylor, Freddie Gray, Philando Castile, Alton Sterling, Sandra Bland, Laquan McDonald, Tamir Rice gibilerin) kaderini paylaştı.

***

 

Elbette meselenin kökü ırkçılığın bir türlü ABD'den sökülüp atılamaması.
"Amerikan rüyası" hikayesine rağmen siyahların çoğunluğu işsizlik, uyuşturucu, yoksulluk ve sistematik ırkçılığın cenderesinden kurtulamıyor.
Geçmişin kanlı gölgesi bir türlü kaybolmuyor.
19. yüzyılda 750 bin Amerikalının ölümüyle sonlanan iç savaşı kölelik karşıtları kazansa da ırkçılık ortadan kaldırılamadı.
1960'lardaki sivil haklar mücadelesi kurumsal ayrımcılığı federal suç haline getirse de ırkçılık fiilen devam etti.
Derinleşen gelir dağılımı sorunları yetmezmiş gibi polis şiddeti de sık sık siyahlar için gündelik hayatı çekilmez kıldı.
Fiili ırkçılık vahşi yüzünü uzun süredir Demokratların hâkim olduğu Minneapolis'te yeniden gösterdi.
20 dolarlık banknot için Floyd'u nefessiz bırakarak öldüren polisin tepkiler üzerine tutuklanması da ayrı bir faciaydı.
Aslında ırkçılık karşıtı gösteriler de Amerikan tarihinden hiç eksik olmadı.
Peki neden bu sefer en eski ve en derin fay hattı bu denli yarıldı?
Neden Detroit (1967), Los Angeles (1992) ve Missouri'deki (2014) kızgın protestolardan farklı olarak Minneapolis'teki gösteriler iyice kontrolden çıktı?
Kimilerinin "ABD baharı" ya da "ikinci iç savaş" diyeceği noktaya geldi?
Başkan Trump'ın sert açıklamalarının protestocuları yatıştırmadığı açık ise de şiddet ve yağmanın boyutu ürkütücü.
Protestoların arkasında Rusya'nın parmağını arayanlar bile çıktı.

***

Koronavirüs salgınını kötü yöneten ülkelerde iç kargaşa ve sosyal hareketlenmeler bekleniyordu.
İlk versiyonunun karantina ve artan işsizlik ile bunalan ABD'de ortaya çıkması şaşırtmadı.
Milyonların şimdiden işsiz duruma düştüğü ABD, kapitalist sistemi en acımasız uygulayan ve sosyal devlet tarafı en zayıf demokrasi.
Görünen, Amerikan elitleri sadece ülkelerinin yeni dönemdeki küresel rolünü tartışmakla yetinemeyecekler.
Irkçılık ve gelir dağılımı başta olmak üzere sosyo-ekonomik ve ideolojik fay hatları ile uğraşacaklar.
Seçim döneminde bu ırkçı şiddetin ve ırkçılık karşıtı gösterilerin kampanya gündemine taşınması olası.
Krizi kötü yönettiği eleştirileri bir yana Başkan Trump'ın bazı göstericilerin polis binalarını yakmasını ve mağazaları yağmalamasını seçimlerde kullanacağı da açık.
Siyahların kötü durumunun sorumluluğunu Demokratlara yıkacaktır.
Ayrıca, "siyah öfkeye" fatura edilecek şiddetin Trump'ı iktidara taşıyan "beyaz öfkeyi" kışkırtmayacağını söyleyemeyiz.
Kasım'a kadar Amerikan siyaseti çok gergin günlere gebe.
Trump da ondan kurtulmak isteyenler de kolay pes etmeyecek. ABD'deki gösterilerden dünya başkentleri ders çıkarmalı.
Koronavirüs sonrası dönem yeni normaliyle, maskeli protestocularıyla başladı.
Her toplum krizi yönetirken kendi fay hatlarının tetiklenmesine karşı teyakkuzda olmalı.

  • Abone ol