Anayasa Mahkemesi önceki gün 'demokratik hakların ve ifade özgürlüğünün ihlali' olarak gördüğü Twitter yasağının derhal kaldırılması yönünde karar açıkladı.

Twitter yasağı 14 gün uygulandıktan sonra, yüksek mahkemenin idareyi açıkça uyardığı kararın ardından, dün akşam üzeri kaldırıldı.

Peki AKP sözcülerinin, yasak kaldırılmadan hemen önce yaptıkları açıklamaları gördünüz mü? Erdoğan iktidarının yeni hedefi Anayasa Mahkemesi mi?

 

Yasağın 13. gününde Anayasa Mahkemesi karar verdi:

Twitter yasağı, demokratik bir hakkın ihlalidir, bu yasakla ifade özgürlüğü çiğnenmiştir.

Daha önce de Ankara 15. İdare Mahkemesi, yasağın 6. gününde yürütmeyi durdurma kararı vermiş, ancak bu karar ısrarla uygulanmamıştı.

Twitter, Anayasa Mahkemesi'nin idareye açık uyarılar içeren önceki günkü kararının ardından dün akşam üzeri erişime açıldı. Yüksek mahkeme, tam iki hafta uygulandıktan sonra gönülsüzce kaldırılan bu yasak için diyor ki:

- Twitter yasağıyla demokratik hak ve özgürlükler çiğnendi!

Diyor ki yüksek mahkeme:

- Yasağı derhal kaldırın, yoksa anayasal suç işlemiş olursunuz.

Hükümet kanadı bu sesi duymazdan gelmeye çalıştı, AK Parti sözcüleri, kaldırılmadan hemen öncesine kadar Twitter yasağını savunmaya devam ettiler.

Şaşırtıcı değil.

Demokrasi, hukuk umurlarında değil çünkü...

Twitter’ı, YouTube’u özgürlükten saymıyorlar.

Ya da demokrasi tarifleri başkalaşmış durumda.

Seçim sandığından çıkan çoğunluk eşittir demokrasi diye düşünüyorlar.

Bir başka deyişle:

Gün geçtikçe belirginleşen ve başkalarının hak ve hukukunu tanımayan ‘Çoğunluk despotluğu’nu bu memlekette demokrasi diye yutturmaya çalışıyorlar.

Yaptıkları bu.

Onun içindir ki, “Twitter müvitır  tanımam” diyen, Twitter’i baş belası diye niteleyen, Twitter’la birlikte YouTube’u da kapattıran Tayyip Erdoğan’ın demokratik hukuk devletine sırtını çevirmesini savunmaya devam ediyorlar.

Ortada bir anayasal suç daha var.

Bunu da sonuna kadar sahiplenmeye yöneliyorlar.  

 

'İki üç adam Twitter'a girememiş diye...'

Yasağın kaldırılmasından önce televizyonda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Mustafa Şentop’u izliyorum.

Anayasa Mahkemesi’nin Twitter yasağını hak ve özgürlük ihlali sayan kararıyla ilgili konuşuyor.

Kem küm ediyor.

Belli, karar canlarını sıkmış.

Niyetler açık:

Twitter yasağının kaldırılması konusunda sonuna kadar direnmek istiyorlar.

AK Parti’nin bir başka Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Aktay daha açık konuşmuş.

Anayasa Mahkeme’nin kararı için gayrimilli demiş, Türkiye'nin çıkarlarına da aykırı bulduğunu söylemiş.

Beyaz TV’deki bir programda Anayasa Mahkemesi’ne dönük tepkisi şöyle:

“Bu ibretlik bir karardır. Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı bir şirket (Twitter) arasında ihtilaf var. Böyle bir kavgada alınmış olan karar milli değildir. Milli menfaatlere göre hareket edilmemiştir. İyi niyetli bulmuyorum. Bir sürü hak ihlalleri var iken iki üç adam Twitter’a girememiş diye alelacele karar alınıyor. Ne kadar lüzumsuz işlerle uğraşıyorlar.”

Gerçekten akıl alır gibi değil.

Anayasa Mahkemesi’nin demokratik hak ve özgürlükler hakkındaki kararının gayrimilli ilan edilebilmesi…

Sözün ya da hukukun bittiği yer.

Gerçekten akıl alır gibi değil.

 

İktidar şimdi de Anayasa Mahkemesi'nden rahatsız

Çok açık:

Bağımsız yargı işlerine gelmiyor.

Yargı sadece kendi düdüklerini öttürsün istiyorlar.

Oysa, 2010’daki 12 Eylül referandumunda, Anayasa Mahkemesi’ni ‘askeri vesayet’ten kurtarıp AB standartlarına uygun olarak demokrasi çizgisine getiren onlardı.

Anayasa Mahkemesi’nin, HSYK’nın oluşumu çok daha geniş tabana yayılmış ve yüksek yargıyı askerin son savunma hattı olmaktan kurtarma yolunda önemli bir adım atılmıştı 2010 yılı referandumuyla.

Ama anlaşılan o ki, Tayyip Erdoğan’ın derdi bağımsız yargı değil, kendi sesini dinleyen ya da kendine, ‘yürütme’ye bağlı yargıymış…

Bir telefonla beraat kararlarını bozdurabilecek, bir telefonla Danıştay’a başkan seçtirebilecek ya da bir telefonla ihale sahibini değiştirebilecek bir yargı düzeni istiyormuş…

Nitekim, Tayyip Erdoğan HSYK konusunda pişman olduklarını söyledi ve gerekli yasal düzenleme derhal yapılarak yürütmenin üstünlüğü hemen sağlandı.

Bir başka deyişle:

AB yolundan dönüldü, AB normlarından fena halde sapıldı.

Hedefleri malumdu:

Yolsuzluk ve rüşvet dosyalarını karartmak!

Bu yolda epeyce mesafe de aldılar.

Tayyip Erdoğan iktidarı şimdi de Anayasa Mahkemesi’nden rahatsız.

Öyle anlaşılıyor ki:

Yüksek mahkemenin liberal çizgisi kendilerine hukuk açısından köstek olabilir diye düşünüyorlar.

Belki de hakları var.

Twitter yasağıyla ilgili özgürlük ihlali diye karar alan bir Anayasa Mahkemesi, yakın gelecekte Erdoğan’ın işine gelmeyecek başka kararlara da imza atabilir.

Görünen köy kılavuz istemez.

Ya da sözü uzatmak gereksiz.

Erdoğan kendi iktidarına ortak tanımak istemiyor.

Seçim sandığından çıkan çoğunluk, kendisi için tek kriter.

Demin de belirttiğim gibi, bağımsız değil kendine tabi yargı istiyor.

O kadar!

 

Twitter: @HSNCML

  • Abone ol