CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile geçen hafta yaptığım söyleşi bu sitede Altı oku yeniden yorumlamalıyızbaşlığıyla yayınlandı. Bu başlık ve söyleşi, hem parti içinde hem de parti dışında ve kamuoyunda farklı bağlamlarda çok tartışıldı.

Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, haftaya yapılacak olağanüstü kurultay öncesinde söylenmiş olması açısından önemlidir. Bu açıklama, partinin Kılıçdaroğlu ile başlayan ama kendi ifadesiyle“yavaş” ilerleyen değişimin hızlanması ve ete kemiğe bürünmesi açısından çok önemlidir.

Risk almadan büyüme olmaz

Olağanüstü kurultay, ne CHP ne de Kılıçdaroğlu için sıradan bir kurultay değildir.

10 Ağustos’ta Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ile başlayan süreç, AK Parti kadar CHP için de yeni bir süreçtir.

Bu olağanüstü kurultay, CHP’nin yenilenmesi, Kılıçdaroğlu’nun parti tarihine iz bırakabilmesi için son fırsattır.

Fikir temelli ideolojik yenilenme şart

Eğer başarılabilirse bu yenilenmenin merkezi, sol- sosyal demokrat, laik, dünyalı bir “fikir/düşünce”dir. Yani ideolojik bir yenilenmedir. Bu kurultay eğer bir değişim ve yenilenme yaratacaksa bu, bu fikir/düşünce temelli ideolojik yenilenmeyi sahiplenmiş, ahlaki olarak aynı yerde duran “genç”, “gençleştirilmiş” bir “kadro” ile mümkündür. Ve bunun başarılabilmesinin koşulu ise bizatihi Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun bu konuda açık irade koymasıdır.

Bu CHP ve Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar atmaktan çekindiği en büyük adımdır.

Burada ifade edilmesi gereken bir başka durum ise bu yenilenme sadece Genel Başkan ile sınırlı kalmayıp, başta gençlik ve kadın olmak üzere tüm paydaşlarda yaşanmalıdır.

Elbette bu değişim ve yenilenmenin en ideali örgütü, Meclis grubunu içine alacak biçimde gerçekleşmesidir. Ancak örgütü, Meclis grubunu, mevcut PM ve MYK üyelerini dışlamayalım hassasiyeti bu, fikirsel/düşünsel yenilenmenin önüne geçmemelidir.

Yaşlı AK Parti’ye karşı genç CHP

AK Parti’de Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan olmasıyla başlayan dönemin temel özelliği, yaşça küçük, parti yönetim tecrübesi açısından göreli olarak “yeni” ama düşünsel sermaye, siyaset, Türkiye ve dünya algısı “eski” olmasıdır. Davutoğlu Başbakanlığı ile başlayan dönem, AK Parti’nin siyasal kimliği, muhafazakârlık tonunun artarak “ortadoks muhafazakâr”lığa dönüşme potansiyeli yüksektir.   

Onun için AK Parti’nin “ikinci yeni”si, tarihsel an olarak yeni ama düşünsel ve ideolojik olarak “eski”dir.

Bu AK Parti’nin karşısına CHP’nin ideolojik bir tercihi referans alan bir fikir/düşünsel yenilenme ile çıkması kaçınılmazdır. Dünyaya ve hayata soldan bakan, özgürlükleri, eşitliği, adaleti, yereli dışlamayan bir evrenselliği temel alan sosyal demokrat bir siyasal akıl, CHP’nin yenilenme değişiminin olmazsa olmazıdır.

Bu kurultayın ve Kılıçdaroğlu’nun en zor sınavı, bunu gerçekleştirilip gerçekleştirelemeyeceğidir.

CHP’lilerin parti içi iktidar hedeflerinin Türkiye’ye iktidar olmaya dönüşüp dönüşmeyeceğidir.

Muhalefet değil pozitif siyaset

Bu siyasal akıl, parti içinde de, parti çeperinde de, parti çevresinde de vardır. Liderlik bu insanları bu hayal etrafında buluşturabilmektir.

Aykan Erdemir’den Özgür Özel’e, Mehmet Karlı’dan Cenk Sidar’a, Daron Acemoğlu’dan Murat Özçelik’e kadar pek çok isim partiye katkı sunacak donanım, tecrübe ve bilgiye sahiptir.

İdeolojik olarak yenilenmiş bir fikir/düşünce ve bunu taşıyan yeni ve genç/leştirilmiş bir siyasi kadro ile CHP, pozitif siyasetle topluma umut verecek ve ikna edecek söylem ve projelerle iktidar adaylığını açık biçimde ortaya koymalıdır.

Bu büyük değişimi, parti içi dengeleri koruyarak, örgütten delegeye, Meclis grubundan mevcut PM ve MYK’ya kadar herkesi memnun ederek sağlamak ideal olan olsa da zor olandır.

Zor ama zorunlu bir karar

Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar en büyük zaafı, bu konudaki iyi niyeti ve demokrat, katılımcı tavrı oldu. Kılıçdaroğlu’nun demokratik yönetim modeli, ortak aklı bulma uğruna herkesi dinlemesi ve ideolojik olarak bir arada olması mümkün olmayanları bir arada tutma gayreti kabul edelim ki, sonuç vermedi.

Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar yapmadığı kadar radikal bir karar alarak değişim, yenilenme yolunda büyük bir adım atması gerekiyor.

Bu sadece CHP’lilerin değil siyasi alanın genişlemesini, devletin küçülmesi ve demokratikleşmesini isteyen herkesin beklentisidir.

Kılıçdaroğlu’nun tercihin ne olacağını gelecek hafta kurultayda yapacağı konuşmada göreceğiz.

@murataksoy

  • Abone ol