Hoşgeldin Ahmetçiğim, nasılsın; mutlusun mu? Aferin. Ben de iyiyim çok şükür diyeceğim ama huzur kalmadı be.

Yaş geldi altmışa, amaan şurda çok yaşasam elli sene filan daha yaşarım; görüyorsun işte... İçeriyi hayli konsolide ettik fakat birader dışarıya söz geçirmek mümkün olmuyor. Ee bu işler böyle. Neyse, şimdi ben bir işbölümü plânı yaptım. Bu plâna harfiyyen uyarsan işler tıkır tıkır yürüyecek. Ha sana anlatmış mıydım: 937’de biliyorsun Mustafa Kemal, başvekili İnönü’yü azlediyor. Tafsilâtı uzundur, bir ara Hasan Rıza Soyak’ın “Atatürk’ten Hatıralar” kitabından okursun. Güyâ İnönü diyesiymiş ki Kemâl Paşa’ya, “Sen bana güvenmiyor da başkalarından soruşturuyorsun. Etraftakiler aleyhimde tezviratta bulunuyorlar. Sofradan emirler alıyoruz ve bu yüzden büyük sıkıntılara düşüyoruz vik vik vik.” Bak bak bak, cür’ete bak Ahmetçiğim. Başvekil, reisicumhura posta koyuyor resmen yaa! Zaten İnönü köşke gelmeden önce Anadolu Kulübü’ne uğrayıp bir miktar viski içmiş. Biz vaktiyle boşa konuşmamıştık yani! Neyse efendim bunun üzerine rahmetli, İstanbul’a giderken trende İsmet Paşa’yı, “Yoruldun” diye azledip Anadolu Ajansı’na iki satırlık bir tebligatla işi kapatıyor. Kulağına küpe olsun, çok ibretler var bu hadisede; anladın? Güzel. Bilahare Gazi paşa, başvekili Bayar’ı çağırıp diyor ki, “Ordu kumandanlarını, valileri, büyükelçileri ben tayin ederim; gerisini sen halledersin!” Lâf! Bu sözü nerede nasıl söylemiş tahkik ettiriyorum; palavradır çünkü böyle memleket idare edilmez. Gâzi hata etmiş. Benim işbölümü planım şöyle şimdi Ahmetçiğim, çok basit: Haberim olmadan hiçbir şey yapmıyorsun, hatta hiçbir şey yapmasan daha iyi... Açık ve net! Zaten ânında haberim olur. Bu arada, artık mühür bana geçti diye zinhar yakın çalışma çevrende yeni atamalara filan da kalkışma ha! Zaten güvenilir arkadaşlardır. Yahu bu arada sen ayakta kaldın, gel şöyle, çekinme; otur! Ellerini de göbeğinde kavuşturma, salıver, rahat et. Ne diyordum, Gâzi hata yaptı diyordum. Biz öyle yapmayacağız. Bana ulaşamazsan danışman arkadaşlar müsait olurlar. Her zaman arar, bilgi verirsin, istişare ederiz. Bak işte meselâ ne güzel istişare ediyoruz şu anda: Milli Savunma zaten uzmanlık alanım, ben hallederim. Dışişleri’ne de ben vaziyet ederim; gerçi sen de fena değildin ama, böylesi daha iyi! Ekonomici arkadaşlar biraz huysuzdur, faiz lobilerinin etkisinde kalıyorlar. Onların işine pek karışma, sıkıntı olursa bana aktar, hallederim. Eğitim meselâ; mülâyim arkadaştır kendisi, gıybet olmasın, biraz okur-yazar diyorlar ama idare edeceğiz artık. Kendisine kritik işler yaptırdık, iyi götürüyor. Bekir’i hoş tut, Dâhiliye’ye hiç karışma. Parti teşkilatını özellikle rahat bırak, ilgilenirim ben. Bol bol gez, serbest fakat gezilerden iki gün önce haber ver. Diyeceksin ki, ee ben ne işe yararım? Olur mu hiç Ahmetçiğim, yapılacak dünya kadar iş var. Meselâ Ahilik Haftası’nı ne güzel kutladın, çok beğendim. Sık sık garip kıyafetlerle, ilginç şapkalarla poz ver. Benim mesela böyle elli farklı pozum vardır. Kamuoyu sever böyle tuhaflıkları, kahvede konuşur yârenlik ederler. Muhalefete de pek sataşma; ben haklarından gelirim onların. Grup toplantılarını kaçırma ama suya-sabuna da dokunma pek. Belediyelere gelince özerk kuruluşlardır, çok karışmamak lazım; önemli bir şey olursa bana gelirler, gerekirse ben sana dönerim. Açılışlar, temel atma törenlerini kaçırma. Yeni sistemde senin görevin önemli, sen ortalıkta görüneceksin, gündemi dolduracaksın, gerisi hallederim inşallah ben. Yeni odanda pencere kenarında güzel bir minyatür Japon ağacı saksısı olacak; tembih et zırt-pırt sulamasınlar onu. Özel vitamini var. Yalçın’a sor, söyler yerini. Haftada bir vitamin verilecek. Klimayı da çok açtırma. Ha bu arada hitâbetin iyi, beğendim de cümlenin sonuna gelen re’leri, rrrr diye çok şeddeliyorsun. Bayramlarda kahramanlık şiiri okuyan ilkokul çocukları gibi konuşma, olmuyor. Ha, eski konuşmalarımı boş vaktinde oku. Önemli şeylerdir onlar, benim hitabet videolarını seyret Yuğtubeden, yasaklamadık değil mi... iyi, faydalı olur. Bak unuttuk, ne içersin diye bile soramadım. Ne içerdin? Borcum olsun ama, şimdi yurtdışına çıkmam gerekiyor. Çıkarken çocuklara haber ver, bana bir tarçınlı ıhlamur yollasınlar. İyi gidiyorsun, göreyim seni.

  • Abone ol