Cumhurbaşkanımızın eşi Hayrünnisa Gül'ün himayesinde başlatılan "Emekliyiz, Gönüllüyüz" projesi emekli öğretmenlerle Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) bünyesindeki çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarındaki öğrencileri buluşturuyor.

Geçtiğimiz Perşembe günü bu güzel projenin Çankaya Köşkü'nde gerçekleşen tanıtım toplantısındaydım. Toplantıda edindiğim bilgilere göre Eylül 2009'da altı pilot ilde başlayan proje iki yıl içinde alınan olumlu mesafeye binaen 12 ilde daha yaygınlaştırılacak. İlk olarak Ankara, Çankırı, Kırıkkale, Konya, Sakarya ve Samsun'da uygulamaya konulan "Emekliyiz, Gönüllüyüz" projesinin yaygınlaştırılacağı illeri Adana, Amasya, Çanakkale, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İzmir, Konya, Mardin, Mersin, Rize oluşturuyor.

Bu sosyal sorumluluk projesinin pek çok açıdan hayra vesile olduğuna ve olacağına inanıyorum. Öncelikle emekli öğretmenler gönüllü hizmet verirken hem meslekî yaşantılarına devam etmiş oluyorlar hem de bunu belki de en ihtiyaç duyan öğrenci grubuyla beraber yapıyorlar. Devlet korumasındaki yuva ve yurtlarda yetişen çocuklarsa ilk defa "karşılıksız sevgi" kavramını bu gönüllü öğretmenler vesilesiyle öğrenmiş oluyorlar. Zira diğer öğretim görevlileri ne kadar fedakâr ve iyi niyetli olurlarsa olsunlar, mezkûr yuva ve yurtlarda kalan çocuklar bunu meslekleri gereği de yapmak zorunda olduklarının farkındalar. Ancak işini gücünü, rahat evini ve çocuklarını bir yana bırakıp, bu projede yer alan emekli öğretmenler bu çocuklarla beraber olmak için tamamen kendi rızalarıyla zaman ve emek veriyorlar. Bu minvalde hayatta en çok anne-babalarımız vesilesiyle idrak ettiğimiz "karşılıksız sevgi" kavramını o çocuklara en güzel anlatan gönüllü öğretmenlerimizin varlığı oluyor.

Tanıtım toplantısı sırasında Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlatılan kısa filmde salonu en çok etkileyen sahnelerden birisi şüphesiz projede yer alan öğretmenlerin hislerini anlattıkları kısımdı. Bir öğretmen öğrencilerinden birisinin "Size baba diyebilir miyim?" dediğini anlatırken göz yaşlarına hakim olamadı. Yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz bir repliği andıran bu cümle o an için öylesine vurucu ve gerçekti ki... Ardından yetiştirme yurdunda büyümüş ve şu anda "kum sanatı" icra ederek yaşamını sürdüren Veysel Çelikdemir sahne aldı. Veysel Bey, başarılı performansından sonra sahneye çıkıp kendi deneyimlerini aktardı. Anlattığına göre yurtta kaldığı bir dönem yurdun müdürüne "baba" demek zorunlu hale getirilmiş. Veysel Bey de diğer öğrenciler de kendilerini bu "duygu yüklü" sözcüğü söylemek için oldukça zorlamışlar ama duygular zora gelmediğinden en fazla bir hafta bu zoraki oyunu sürdürebilmişler. Bu anektoddan sonra öğretmenine "Size baba diyebilir miyim?" diyecek, o 'ağır' sözcüğü gönülden gelerek telaffuz edecek kadar öğretmenine bağlanan çocuğa bu projenin akademik başarıdan çok daha fazlasını kattığın görmek mümkün sanırım...

Son olarak bu başarılı projenin onyıllar boyu yaygınlaşarak sürmesi gerektiğine inandığımdan, projenin emektarlarından Pakize Hatipoğlu'nun dile getirdiği talebin önemli olduğunu düşünüyorum. Şu anda Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Milli Eğitim Bakanlığı, SHÇEK ve valiliklerin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen "Emekliyiz, Gönüllüyüz"ün sürekli kılınması için kısa vadede bir vakıf veya dernek bünyesinde devam etmesinin sağlanması gerekiyor. Umarız bu talep de zaman içinde karşılığını bulur.

Emekli bir öğretmenseniz, naçizane bu projenin bir parçası olma fırsatını kaçırmayın derim. Emeği geçen herkese, en başta gönüllü öğretmenlerimize teşekkürlerimle...

Not: Başbakan Erdoğan ve ailesine başsağlığı diliyorum. Allah kendilerine sabrı cemîl nasip etsin, Tenzile annenin mekânı cennet olsun.

  • Abone ol