"Makul şüphe" yasalaştı büyük tepki çekti ama birileri hala  "mazeretimiz var" diyorlar. "PKK'nın tekrar Kobani olayları oluşturacak hazırlığı, gücü ve niyeti  var" diyorlar ve daha fazla yasayı da  da normal görmemizi bekliyorlar.

Ancak barışın, kardeşliğin yolu buradan geçmiyor. Barış ve kardeşlik için hesapsız bir sevgi ve saygı ortamının oluşması lazım.

Olgun olanın , ağabey hissedilenin kendisine yakışanı yapması gerekir, en ufak olumsuzlukta hasım gördüğüne birebir tepki vermeye çalışmanın pratikte basit karşılığı olabilir ama uzun vadede sorunların çözümünü zorlaştıracağı, güven krizi oluşturacağı aşikar.

Kobani olayları bittiğine, devlet ve Öcalan'ın tekrar "yola devam "kararı aldığı haberleri gelmesine rağmen tasarının aynen yasalaşması hükümetin büyük hesapları değil küçük hesapları tercih ettiğini gösteriyor.

Demokrasi dışı her  adımı tevil etmeye çalışanların yorulduğunu tahmin ediyorum. İlkesel duruşun kaybolması, insanın en hafifinden yüzünü kızartır. Demokrasi dışı adımları eleştirmeyenlerin, tevil etmeye, hoş göstermeye çalışanların, değerlerinin iyice bozulacağı, pusulalarının iyice şaşıracağı çok açık.

Hükümet haklı da olsa suç işleyenlerin toplumda puan kaybettiği gerçeğinden yola çıkarak değerlendirme yapsa  ve "hukuk devleti"ni güçlendirmeye çalışsa  çok mu kötü olurdu?

Masadan kazanımla kalkmak için güçlü oturmak gerektiğini düşünebilir ve başka bir kriteri düşünmüyor olabilirsiniz,  ancak ikna etme oranınızın çok düşük olduğu mağdur ve mazlum kesimlerde bu yönelişin nasıl algılandığının farkında mısınız? Derin bir güvensizliğin daha da artmasının çok büyük manevi kaybını hiç mi umursamıyorsunuz?

Yıllardır "Kürt sorununu PKK 'yı muhatap almadan çözerim" diyen devlet sonunda  sorunun, örgütün, toplumun birbirinden ayrılamaz halini görüp suçlu bulduğuyla masaya oturmadı mı? Şimdi neden suçlu bulduğunu sorun gördüğünden ayrı tutuyor? Devletler  suç işlenirken çoğunlukla kendi hata ve ihmali sonucu oluşan ortamdan kaynaklanan bir sıkıntı olduğunu bilmez mi? Özürler dileyen, savaştığıyla masaya oturan devlet suçlu gördüğü her fiilde kendi payı olduğunu da hatırlamaz mı? Bir "devlet vicdanı", bir "yürek sızısı" hiç  yok mudur?

Yeni sorunlar oluşturmak istiyorsanız "somut şüphe"den terfi ederek "makul şüphe" ye, daha da yeni sorunlar oluşturmak istiyorsanız "mantık dışı da olsa şüphelenmek için haklı kuşkular"a terfi etmelisiniz(!)

Hükümet attığı iyi niyetli adımlardan bile "makul şüphe" ile güvensizliğin artmasını istiyorsa bu yöndeki adımlarını arttırmalı(!) Göründü ki Kobani olayları bu büyük süreç için sıradan bir yol kazasıdır. Taş atan çocuklara yağdırılan cezalarla, silah sıkan gençleri arttırdığını anlamayan bir akıl varsa bu eleştirileri anlamaz. Bu yönelişinin bumerang gibi kendisine yöneleceğini, hakikaten iyi niyetli adımlarının haksız bir "makul şüphe"ye uğrayacağını hiç düşünmüyor mu?

Gerçi  son zamanlarda attığı adımlarla yolsuzluğun konuşulmasını bile engellemenin hukuki kılıfını bulmaya ve kabul ettirmeye çalışan bir anlayışın neresinden tutmaya çalışalım diye düşünmek ve uyarının umutsuzluğunu düşünmek daha doğru ama halen büyük barış iddialarını devam ettirdiği için yine de hatırlatma görevimiz var. 

www.omerfarukgergerlioglu.com

  • Abone ol