Düzce’nin Sesi ve Düzce Yerel Haber Gazetesi olarak geçtiğimiz haftalarda ilimizde son dönem artan uyuşturucu problemini gündeme getirmeye çalıştık.

Aziziye Mahallesi’nin gençleri tarafından kurulan bir dernek “Uyuşturucuya Hayır” kampanyası başlatarak gençlerimizi bu bataklıktan kurtarmak için yola çıktı. Bizde gazete olarak gençlerin bu yolda destekçisi olmak için elimizden geleni yapmaya çalıştık ve konuyu haber yaparak gündeme getirdik.

Haberimizin ardından bir baba çıktı ve oğlunun uyuşturucu bağımlısı olduğunu kendi oğlu ile birlikte bir çok gencin kurtulması için yetkilileri göreve davet etti. Babanın yürek yakan feryadını üst düzey yetkililerden duyan olmadı.

DÜZDER Başkanı Cemal Aksan aradı ve elinden geleni yapmak istediğini söyledi. Ardından Genç MÜSİAD Düzce Şubesi Başkanı Serkan Verep’te gençler için çalışacaklarını iletti.

Ancak bu iki isimden başka hiç kimse ne yapalım da bu gençleri bu bataktan kurtaralım? Elimizden ne gelir? Bizde harekete geçelim demediler.

En ufak yanlışımızda bizi Düzce Adliyesi’ne davet eden Cumhuriyet Savcıları bu haberler ilgili hiçbir girişimde bulunmadılar. Bu adam kim? Oğluna ne olmuş? Nerede oturur? Diye soru sormadılar.

İl Emniyet Müdürlüğü harekete geçsin istedik. Sanırım ufak bir hareketlenme oldu ama,  bugüne kadar kayda değer bir gelişme olmadı.

Bu sorun sadece Düzce’nin Sesi Gazetesi’nin, Aziziye Gençleri’nin, acılı babanın, Cemal Aksan’ın, Serkan Verep’in sorunu değil!!!!!!

Bu sorun tüm Düzce’nin sorunu…

Baba, Düzce’de peynir ekmek gibi uyuşturucu satıldığını iddia ediyor.  Uyuşturucunun satıldığı yerlerin tek tek adını bile veriyor. Ancak, şu ana kadar  herhangi bir hareket olmaması   oldukça şaşırtıcı ve bir o kadarda garip. Sanki herkes kulağının üstüne yatmış durumda…

Ahmet, Mehmet ile başlayan bu sorun, yarın öbür gün Hasan’a, Hüseyin’e de yansıyacak ve bizim çocuklarımızda bu bataklığa düşebilir. Üzülüp, kahrolacağız. Ondan sonra çok çırpınacağız gençlerimizi kurtarmak için ama geç olacak.

Uyuşturucunun etkisi ile tamamen kendisini kaybeden gençler bir süre sonra sadece kendilerine değil etrafındakilere de zarar vermeye başlıyorlar.

Anne ve babalarına adeta isyan eden gençler, bir süre sonra tabi ki yaşadıkları ortama ve diğer insanlara da isyan edeceklerdir.

Şimdi bir kez daha rica ediyorum. Bu gençleri kurtarmak ve bu bataktan çıkarmak için yetkililerin elinden geleni yapması gerekiyor. Aksi halde bu gençlerin sonu da o babanın dediği gibi ya mahpus yada mezarlık olacak.

Gencecik insanların görüşüne kimse gitmek istemez. Kimse bu gençlerin cenazesine katılmak istemiyor. 

  • Abone ol