Meşruiyet sorunu ile başa çıkmak isteyen oluşumlar köklerini geçmişte aramaya yönelirler. Siyasi partiler, milletler, devletler, dini örgütler, ideolojiler ya da aklınıza geldikçe siz ekleyin. Bu tür referansların dayandığı yaşlanmaz çınar tarihtir. Ben de bu yazıda tarihten referansla bazı şeylerin meşruiyetini temellendirmeye çalışacağım ancak ne bir milletin ne de bir devletin köklerini aramak niyetindeyim. Ahlaki değerlerimizi, toplumların birlikte yaşaması için en temel etkenlerden biri olarak düşünülebilecek etik kurallarını  tarihte aramaya çalışalım isterim.

Yazıyı ilk bulan Sümerlileri araştıran önemli bir uzman, Sümerolog Samuel Noah Kramer’in ‘’Tarih Sümer’de Başlar’’ kitabına referansla, insanlık tarihinin son 5000 yıllık serüveninde ahlaki değerlerimizi ve toplumsal normları gözlemleme fırsatı bulabiliyoruz.

Sümerlerde adalet, doğruluk ve özgürlük kavramları olgunlaşmıştır.Yaşamları hakkında bilgi sahibi olduğumuz yazıtlarda özgürlük, adalet ve doğruluk gibi değerlerin bazı hükümdarların kişiliğinde yüceltildiğine rastlamamız, siyasetten beklentilerinin içerisinde bu normların da oluşunu 5000 yıl öncesine dayandırabilme olanağı veriyor. Tarihe düştükleri notlarda adaletsizliği, baskıyı, sömürüyü ve eşitsizliği ortadan kaldıran liderleri müjdeliyorlar.

Ticaret hukukunun temeli sayabileceğimiz bir yaklaşım da mevcut Sümer halkında. Pazar yerinde ölçü ve ağırlık birimlerinin doğru olması, ticarette sahtekarlığın ve aldatmanın engellenmesinin toplumun en önem verdiği şeylerden olduğu görülüyor.

Yolsuzluk, yalancılık, hırsızlık gibi eylemlere dikkat çeken Sümer toplumu, bu gibi değerlerin toplumda uygulanışını denetleyen tanrılara da çok fazla kıymet veriyorlar. Ayrıca düşkün, güçsüz, dul ve yetimin haklarının kollanmasını da tanrıların kifayeti dahilinde görür, toplumun bu gibi sorunlara olan ilgisini yazıtlarında sıkça belirtirler.

5000 yıl önce yaşayan insanlara göre de tecavüzen ahlaksız davranışlardan biriydi. Öyle ki mitolojik hikayelerinde, (çok tanrılı inanış hakimdir)tecavüz eden Tanrı dahi olsa cezalandırılır ve toplumun nezdinde itibarsızlaşır, değersizleşir.

Bence bir diğer ilginç husus ise çocuk yaşındaki biri ile evlenmenin Sümer atasözleri ile eleştirilmesidir. Çocuk yaşta biri ile evlenmek, yaşlı bir eşeğin henüz yetişmiş bir genç eşek ile birlikteliğinin aşağı görüldüğü 4000 yıllık Sümer atasözleri ile karşılaşıyoruz.

Tarihi belgeler ve birincil kaynaklar gösteriyor ki insanlık ve uygarlık tarihi binlerce yıldır aynı sorunlardan müzdarip. İnsanlar belirli başlı konulara hep aynı açıdan bakıyorlar, hep aynı sorunları teşhis ediyorlar. Ancak üzülmemiz hatta kahretmemiz gereken; geçmişten günümüze taşıdığımız ahlaksızlığımız. 5000 yıldır çektiğimiz sıkıntıları çözememiş, 5000 yıl boyunca ahlaki temelleri ıslah etmede başarılı olamamış varlıklar olmamız içler acısı.

Doğadaki ‘düşünen’’ ’en üstün varlık olan insanın 5000 yılda oturtamadığı toplumsal ahlaki normlar oluşu sizi de ‘’düşündürmüyor mu?’’

Hala yüzleşmeye çalıştığımız en büyük sıkıntıların başında geliyor adaletsizlik, sömürü, yolsuzluk ve sahtekarlık. Hala muhtaç olan toplum fertlerinin korunmasına bir ortaklaşa çözümler üretmekten yoksunuz.Sümer toplumunda tecavüz söz konusu olduğunda, Tanrı olarak inandıkları figürleri dahi cezalandırırken, bizim 5000 yılda ulaştığımız kundaktaki bebeklere kadar uzanan aşağılık halimiz. Eşeklere has görünen çocuk gelinler ise kimilerimizin teşhis edemediği, kimilerimizin ise meşru gördüğü utancımız.

Peki kaç yıl daha beklemeli? 5000 yıl daha beklemeye yetecek mi mecalimiz?

  • Abone ol