Sevgili dostlar ister inanın ister inanmayın bu para belası yüzünden o kadar çok sıkıntıların oluştuğunu görünce kimi insanlar para kazancı yüzünden onurunu ayaklar altına alınca hata bu yüzden kardeş kardeşe, baba evlada husumet beslediğini fark edince üzerimde sadece günlük harçlığım kadar üzerimde para taşıyorum. Paranın varlığı bana bir heyecan da vermiyor.

Acaba haksız mıyım? Bir sefer dünya malı dünyada kalır, dolayısıyla sizinle ebedi hayata arkadaşlık yapmayacak bir metaa bu düzeyde insanların hizmet etmesi, araç olmaktan öte amaç haline gelmesi bana çok abes geliyor ve ilgili kimseleri gözümde küçük düşürüyor, makam ve rütbesi ne olursa olsun benim yanımda değersiz bir varlık haline geliyor, yüzünü de görmek istemiyorum.

Bir sefer Kur’anı Kerim; “Kendini zengin gören haddini aşıyor, yoldan çıkıyor” , mealinde bir ayetle insanı uyarıyor.İnsanlık tarihi zengin olup da yoldan çıkan, kendini kayıp eden, hatta ilahlık taslayan bir çok kimseye şahittir. Dakyanos, Karun, Nemrut bunlardan bir kaçıdır.

Günümüzden örnek vereyim. Bir ara bir dershane işletiyordum. Dershanenin mülk sahibi 24 dairelik bina komple onun, iki dershanenin mülk ona ait, üçüncü binayı da tek başına yapıyor, o da komple onun; ama cebi hep boş, iyi bir yemek yiyemiyor, zenginliğine göre elbise giyemiyor. Derken başına bir hal geldi, kısa süreli bir hastalığa yakalandıktan sonra öldü; malım, mülküm dediği her şeyi dünyada kaldı.

Bir yakınım var kendisi köyde kalıyor, emekli maaşını alıyor, arazisi var, hayvanları var, ayrıca ticari dolmuş almış öğrenci servisi yapıyor. İcap ettiği halde üç kuruş para harcamaktan imtina ediyor. Bu paraları ne yapacak anlamakta zorlanıyorum.

Biri yakımın vardı günün şartlarına göre zengin sayılırdı, başıma bir hal gelmişti, ekonomik iflas yaşamıştım, sabah kahvaltısında yiyecek ekmeğim yoktu, 500 dolar borç istedim param yok dedi, 7 yıldır ölmüş onun da malı dünyada kaldı.

Tabi alkışı hak eden zenginler de var ama bunlar para zenginleri değil, Dolar ağaları değil, bunlar yatırım zenginleridir. Binlerce çalışanı olan , çalışanlarını  iş hayatının bir parçası kabul edip beraber çalışıp beraber kazanan iş adamlarıdır. %3-5 artı değer ellerine geçse de helali hoş olsun değil mi?

Kardeşim, valla Vekillerin para politikalarını, Bakanların para politikalarını anlamakta zorlanıyorum. Kardeşleri, çocukları dahi ortada bu denli cerit attığına göre onların mal varlığına aklımız nasıl erecek ki. Ama en büyük vazife basına düşüyor, medyaya düşüyor. Bir şeyler bilip de paylaşmayan namerttir. Bu memleketin bu milletin bütçesine sahip  çıkmak hepimizin boyun borcudur. Millet olarak siyaset ve bürokraside menfaat ve zihniyet sorununu bir türlü atlatamadık. Bir tanıdığım parti değiştirmişti, biri sordu bu oldu mu yani? Kendisi dedi ki, “valla siyaset ranttır, menfaatim nerede olursa ben oradayım”. Şu anda da müşavir ayağıyla Ankara’da gezip tozuyor. Kim bilir belki namaz da kılıyor? Rantına engel olmuyorsa tabi. Vay tüküreyim böyle rantın içine.

 

Maalesef lüks hayatın, israfın haddini aştığı bu dünyada Kenz ve İnfak konusunda insan bir yazı kaleme alabilir mi? Vatandaş ev değiştirerek, araba değiştirerek, ev eşyasını değiştirerek dünyaya tabi olmuş üstelik bu kabahatin farkında bile değil.

İnan Allah’tan, Müslümanım diyen kimselerin yaşadığı kusur ve kabahatları kaleme alacak yazılar yazsam, yıl 365 günü de geçse yine bitiremem. O kadar ki akla hayale gelmeyen plan, problem karşımıza çıkıyor.

Bakalım Hz.Peygamber aleyhisselatu vesselam ne buyuruyor?

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”,

 “Kendine istediğini mümin kardeşinize istemedikçe mümin olamazsınız”

Buyurun takdir sizin Müminlerin , Müslümanların halini siz düşünün, ölçü bu.

Selam ve saygılarımlar.

  • Abone ol