Hizmet ile AKP arasındaki gerilim, Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı’nın 11 maddelik açıklamasıyla zirve yapmış durumda. Arada “Hocaefendi iyi ama çevresinde fitneciler var” ya da “Başbakan iyi ama çevresi çıkarcı dolu” gibi ifadeler işitiyoruz.

Yine de asıl sorunun bu iki lider arasında yaşandığını söylersek haksızlık etmiş olmayız.

Görünen o ki seçim dönemine girildikçe bu kavga büyüyecek.

Gittikçe sertleşen üsluplar ilk kez kamuoyu önünde bu kadar açık sergileniyor.

Şimdiden gazeteler, köşe yazarları, yorumcular safını belirledi.

İnsan kıskanıyor.

Yakın dönem siyasetini belirleme kabiliyeti olan bu çekişmenin uzağında kalmak büyük bir eksiklik.

Önyargısız ve tarafsız olmak adına bazı sorular dolaşıyor aklımda.

Tatminkâr cevaplara ulaşıp, hızlıca değerlendirip bir kesimin yanına sokulmak gibi hain planlarımı artık ben de açık açık kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

İşin en temelinden başlayalım:

Neden kavga ediyorsunuz?

Yakın zamana kadar beraber yürüdüğünüz bu yolda niye ayrı düştünüz?

Referansları inanç üstüne kurulu bu iki yapının İslam’ı yorumlayış farkları mı var?

Ahiret, kul hakkı, ibadet, kadın hakları, servet, faiz, zekât, adalet, fırsat eşitliği gibi konularda mı uzlaşamıyorsunuz?

Sanmıyorum.

Batı dünyasıyla ilişkiler mi sorun yaratıyor?

Hocaefendi Papa ile görüşmüşken, Başbakan Medeniyetler İttifakı’nın eşbaşkanı iken bu da pek mantıklı görünmüyor.

İktidarın muhafazakârlaşan toplum rüyası ile hayata geçirdiği dindar gençlik talebi, alkol düzenlemesi, imam- hatip liselerine özendirme, kürtaj ve sezaryen mevzuları, çok çocuk doğurma ricası, “kızlı erkekli” yaşam alanlarına ufaktan tepki hâlleri, dizilere, filmlere müdahale gibi konularda mı anlaşamadınız?

Gezi sürecinin merkezinde yer almama rağmen hiç duymadığım “olayları Hizmet planladı” iddiası nereden çıktı?

Hizmet’e bağlı veya değil, polisin bazı olayları tırmandırma pratiği var mı?

Hizmet’e bağlı savcılar, hâkimler barış sürecini sabote etmek için KCK’lileri hapislere mi tıktılar?

Hizmet’e bağlı polis, savcı ve hâkimler mi var?

Bugüne kadar bunu “saçmalık” olarak dillendiren Hizmet’in bugün “bize bağlı insanlar kamudan tasfiye ediliyor” serzenişi ne anlama geliyor?

Hizmet’e bağlı personel, göreve gelirken kimleri tasfiye etmişti?

Şimdi yerlerine atanan polis, savcı ve hâkimler kime bağlı çalışacak?

Hizmet’in barış sürecinin en önemli aktörlerinden MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı ve ardından Başbakan’ı tutuklamaya niyet ettiği iddiası da varmış ve Hizmet cevabını vermiş.

Bunun karşılığında “Hükümet bir savcı üç polis ile Hizmet’i terör örgütü ilan edip bitirir” iddiaları dillendirilmiş.

Siz neden bahsediyorsunuz?

En üst düzeyde mevzubahis olan bu konuların yaşanmış başka örnekleri var mı?

İki taraftan biri, bir savcı ve üç polis ile daha önce kimseyi terörist ilan etti mi?

Kimseyi siyasi ve keyfî sebeplerle tutuklatan oldu mu?

Bu anlaşmazlıklar tabandaki herhangi bir hizmet sevdalısı veya AKP seçmeni arasında gerçekten sorun yaratıyor mu?

Sorun sadece tepelerde mi?

Siz devleti mi paylaşamıyorsunuz?

Hakkı, hukuku, adaleti, kolluk güçlerini, bürokrasiyi, köşe başlarını yani geleceğimizi mi paylaşamıyorsunuz?

Buralara sahip olmanın cezbedici getirisi nedir?

Bunu artık bu kadar açık ifade etmekte sorun görmeyeceğiniz bir iklimde mi yaşıyoruz?

Ayıp değil mi?

Yazı uçtu gitti.

Tedbirli olmak lazım.

Eşit, özgür ve adil bir gelecek” kurmak için çabalayan bu taraflar arasında seçim yapmak zaruri olabilir.

Hâl böyleyse dışarıda kalmak tehlikeli iş çünkü.


[email protected]

  • Abone ol