Haziran 2013'ten beri sanki tarihi hızlandırılmış şekilde yaşıyoruz. Geçen yılın en önemli olaylardan biri Temmuz ayı başlarında Mısır'da general Sisi tarafından seçimle işbaşına gelmiş cumhurbaşkanı Mursi'ye karşı yapılan darbeydi. Bu darbe öylesine ilginç ve önemliydi ki, bir anlamda birçok ülkenin ve kişinin demokratlık testi olma fonksiyonunu üstlendi.

Olaylar ve tavırlar unutulmadı. Arşive gitmeye dahi gerek yok. O günlerde yazılıp çizilenler, konuşulup söylenenler hâlâ hafızalarda. Kimin ne tavır aldığı, hangi yorumları yaptığı dün gibi hatırlanıyor. Çok sayıda birey, kurum ve ülke darbeye destek çıktı. Batı dünyasındaki birçok ülke haksız ve yanlış şekilde 'Batı değerleri' adı verilen değerleri ve demokrasinin tüm ilkelerini çiğneyerek darbeyi destekledi. Bunun için bin dereden su getirdi. Darbenin aslında darbe olmadığını, darbeyse de demokrasiyi kurtarma adına yapıldığını ileri sürmek için sözüm ona Batılı değer ve ilkelere takla attırdı.

Türkiye siyasî yönetim nezdinde darbeye karşı ahlâklı bir tavır aldı. Ancak, Batı ülkelerindeki sınıfta kalan kimi yazarlarınkine benzer bir tavır bazılarınca ülkemizde de sergilendi. Demokrat ve liberal diye tanınan bazı isimler dahi darbeye bazen arsızca bazen utangaç tavırlarla arka çıktı. Doğrudan veya dolaylı destek verdi. Meselâ, bir televizyon programında benim muarızım olan 'liberal' bir arkadaş hızını alamayıp bu vesileyle 1960 darbesini bile savundu.

Bu kimselerin bunu yaparken kullandıkları başlıca argümanlar şunlardı: Mursi zamanındaki anayasa yeterince geniş bir siyasal katılım ve halk desteği sağlanmadan yapıldı. Hakları yeterince garanti altına almamaktaydı. Mursi yönetimi atamalarında kendine yakın olanlara ayrımcılık yaptı. Tüm toplumu kucaklayamadı, kapsayıcı olamadı. Kilit görevlere sadece Müslüman Kardeşler mensuplarını getirdi. Ekonomik problemleri çözemedi. Refah seviyesini yükseltemedi. Mursi yönetiminin son aylarında halkın büyük bölümü memnuniyetsizdi. Mursi'nin görevden ayrılması için 13 (kimine göre 30) milyondan çok imza toplanmıştı. Mursi demokrasiyi anlayamamıştı...

Bu iddiaların hepsi doğru bile olsa, Mursi yönetiminin demokratik meşruiyeti şüphe götürmez biçimde aşikârdı. Oyun demokrasinin kurallarına göre oynanmış ve en büyük azınlık olarak Mursi yönetimi işbaşına gelmişti. Görevde kaldığı süre içinde başarılı olduğu şeyler de vardı başarısız olduğu şeyler de. Ancak, Mısır toplumunun Mursi'nin iktidara gelince devraldığı ağır sorunları vardı. Demokrasi tecrübesiyse hiç yoktu. Mursi dâhil herkes demokrasinin nasıl işlediğini tecrübe ederek öğrenmek zorundaydı. Buna fırsat verilmedi. Dünya darbeye gerekli tepkiyi göstermedi. Demokratik dünya kendisine ihanet ederek zararına sonuçlar verebileceğini düşündüğünde yeni demokrasilerde demokrasinin tepelenmesine itiraz etmeyeceğini hatta destek vereceğini gösterdi. Türkiye'nin lafta demokratları da aynı çirkin tavrı benimsedi.

Aradan geçen zamanda darbeci yönetim katliamlar yaptı. MK'i odağına oturttuğu yoğun bir sivil toplumu budama faaliyeti gerçekleştirdi. Geniş toplum çevrelerinin siyasî haklarını gasp etti. Temel hakları fütursuzca çiğnedi. Düzmece suçlarla insanları hapse attı. Toplumun ağırlıklı kesimini dışladı, ötekileştirdi. Darbeci yönetimin anayasa hazırlaması da hem yöntem bakımından demokrasiye zıttı hem de anayasaya içerik bakımından birçok anti demokratik düzenleme getirdi. Anayasa toplumun gayet dar bir kesiminin katılımıyla oylandı. Referandumda seçmenlerin sadece %35'i oy kullandı. Anti demokratik ülkelerde görülen bir sonuçla %95 oranında 'evet' cevabı çıktı. Anayasa orduya sistemde özel ve güvenli bir yer tahsis etti. Referandumun ardından darbeci general Sisi devlet başkanlığına oturmak için hazırlık yapmaya başladı.

Kısaca, Mursi'ye karşı darbenin gerekçesi yapılan her şey, hatta daha fazlası, şu an Mısır'da mevcut. Yine de ben darbeci yönetimin bir başka darbeyle değil, demokratik yollardan tasfiye edilmesini isterim. Peki ya dünyada ve özellikle Türkiye'de bu darbeye destek vermiş aydınlar şimdi ne düşünüyorlar? Bir pişmanlıkları var mı? Hata yaptıklarını kabul ve itiraf ediyorlar mı? Özür dilemeyi düşünüyorlar mı?

Efendim, duyamadım!

  • Abone ol