Dünya Kadınlar Günü’nde polisin göstericilere yönelik şiddeti, tıpkı Gezi olaylarında olduğu gibi, Erdoğan ve medyası tarafından çarpıtıldı ve katılımcıların yürüyüşü engelleyen polise yönelik protestosu, topluma ve daha çok AKP tabanına ezan protestosu şeklinde takdim edildi…

Dini hassasiyetler üzerinden siyaset yapmak ve bu konuda gerçekleri çarpıtmak Erdoğan’ın ilk kez yaptığı bir şey değil. Siyasette adını duyduğumuzdan beri yapıyor bunu. Gökhan Bacık ile din-siyaset ilişkisini ve Erdoğan’ın taktiklerini konuştuk bu hafta…

Dinlemek için  tuşuna basınız

 

Bacık’a göre, başta Türkiye olmak üzere İslam toplumlarında içkin bir beka endişesi var. “Camiler ezansız kalmasın” ve benzeri söylemler bunun göstergesi. Bu, bin 400-bin 500 yıllık bir inancın ergenlik sorunu yaşadığının göstergesi. Türkiye’de her sorun din temeli üzerinden tartışılıyor.

Son tahlilde topluma din üzerinden verdiği mesaj, evrenin fiziki sınırlarına eriştiği zaman etkisini yitiriyor, ekonomik kriz, yoksulluk gibi. Şu an orada değil ama yakın zamanda din üzerinden mesaj etkisini kaybedecektir.

Ulus-devlet çağında uzun yıllar bağımsız bir İslam toplumu olmayışı, Müslüman coğrafyasında bir güven kaybına neden oldu ve içkin bir varoluş sorununa yol açtı. Yani, bunun bir kısmı objektif. Sıradan insan tarihe ve çevresine bakıyor, Batı’nın üstünlüğünü görüyor.

Bu ortamda AKP kendisinin, İslam’ın son kalesi olduğuna inanıyorlar. Anadolu’daki en küçük cemaat de böyle düşünüyor. AKP şu anda topluma “İslam için büyük risk var, bu ortamda patlıcan-biber fiyatı gibi sıradan konuları öne çıkarmayın” diyor.

İslam toplumlarda eğitim, sağlık, ulaşım, özgürlük gibi alanlarda pozitif ikna yöntemi olarak kullanılamadığı için negatif ikna yöntemi olarak yani korku ikonu olarak kullanılıyor. Şimdi Türkiye’de ekonomik faktörler bunu ne kadar etkileyecek, bunu test edeceğiz. Bir rasyonelleşme sürecine giriyor olabiliriz. AKP, yüzde 38’in altına inerse bu yola girilebilir. Aslında bu bile çok yüksek oran bir parti için.

Bugün AKP’nin siyaset sahnesinde, Erdoğan’dan başka aktör yok. Her şeye tek karar veren Erdoğan. Çünkü artık AKP bir cemaattir, cemaatlerde her şey liderdir. Bir de alt yapısı çok kurgulanmadan başkanlık sistemine geçiş sistemi de etkili. Bu noktada muhalefetle, iktidarın siyaset yapışı da benziyor.

Türkiye’de ulusal düzeyde bir çöküş var ve bütün mahalleler iflas etmiş durumda. Bizim kendi mahallelerimiz dâhil. Tarihte büyük savaşa girmeden, büyük bir kıtlık yaşamadan bir ülkenin böyle çökmesi, çürümesi görülmemiş bir şey. Türkiye artık rasyonelin dışında çıktı.

Deli saçması söylemle siyaset yapıyorsanız ya siz delirmişsinizdir ya da toplum delirmiştir. Rasyonelite dışı söylemler hiç bu kadar egemen olmamıştı. Türkiye, bu açıdan tarihe geçecek bir toplum örneği oluyor. Medyada, televizyonlarda, meydanlarda en saçma sapan fikirler tartışılıyor. Siyaset bilimcilerin alanından psikologların alanına kayıyor.

  • Abone ol