15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL’in darbecilerin dışında toplumsal muhalefete, HDP ve DBP’ye, Kürt partilerin kazandığı belediyelere, sol sendika üyelerine uzanması zorunlu muydu?

Değildi. Bu yol sanki zorunluymuş gibi gösterilerek tercih edildi.

Darbe girişiminde sonra, illa ki şimdi içinde olduğumuz sınır ötesi tezkerelerin çıktığı, askeri dozu yüksek, tehditkar bir dilin dış politikada hakim olduğu bir siyaseti tercih etmek bir zorunluluk muydu?

Değildi. Sanki böyle bir dış politika zorunluluğu varmış gibi davranıldı.

Darbe girişiminden sonra bu kadar çok sayıda gazeteciyi tutuklamak bir zorunluluk sonucu atılan bir adım mıydı?

Değildi. Tercih edildi.

Kamuda on binlerce insanı tasfiye etmek bir zorunluluk muydu?

“Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe öğretmene hapis cezası vermek, bu da mı zorunluluktu?

Arkadaşım Özlem Dalkıran ve hak savunucularının tutuklanması, bu da mı zorunluluktu?

Sahiden, 15 Temmuz darbesini bizzat planlayan ve darbe teşebbüsüne bizzat karışıp bizzat darbenin gerçekleşmesi için çabalayanlar dışındaki insanların son bir yıldır moda bir olan tabirle ‘medeni ölü’ye çevrilmeye çalışılması ve bunun için tüm devlet olanaklarının seferber edilmesi zorunluluk muydu?

Yıllardır ‘dost ve müttefik’ olarak görülen Barzani liderliğindeki Kürtlerin bağımsızlık referandumuna yönelik kullanılan üslup ve belirlenen politika bir zorunluluktan mı kaynaklanıyordu?

Gerçekten devletin bir beka kaygısı yaşadığı düşünülüyorsa bu kaygıyı gidermek için atılması gereken adımlar illa ve kat’a bu adımlar mı olmak zorundadır? Bu bir zorunluluk mudur?

Bunların zorunluluk ürünü olarak atılan adımlar olarak anlatıldığı, savunulduğu, övüldüğü ve medyada desteklendiği ölçüde, başka hamleler de zorunluymuş gibi davranan odaklar tarafından yüksek bir özgüvenle devreye sokuluyor. Bu odakların olduğu yerde ise “OHAL hukuku”ndan bile söz etmek imkansız hale geliyor.

Artık giderek daha net bir şekilde görülüyor ki zorunluluk olduğu iddia edilerek atılan her bir adım siyasi bir tercih. Siyasi hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracak bir tercihler bütünüyle karşı karşıyayız. İç politikada da dış politikada da toplumsal gerilimin tırmanmasının nedeni, bu siyasi tercihler.

Daha fazla zaman geçirmeden görülmesi gereken de bu: Bu tercihler bir arada yaşama duygusunda geriye kalan her şeyi silip süpürüyor. Bunun durması lazım. Başka bir dış politika, başka bir iç politika, diyalog, çözüm, eşit koşullarda kardeşlik gibi yaklaşımları içeren, daha iki buçuk sene öncesine kadar kısa bir süreliğine denenen ve bugün yaşadıklarımızın zorunluluk olmadığını kanıtlayan bir politika mümkün.

Yıldız Önen

[email protected] 

  • Abone ol