Bir ülkede ticaretin gelişmesi için önce kambiyonun yani ülke para birimlerinin değiştirilip serbest dolaşımının sağlanması gerekiyor. Aksi hâlde o ülkede ticaret ve buna bağlı olarak imalat sanayii ve hizmet sektörü gelişemiyor.

İşte bu gerçeği gören MontesquieuKanunların Ruhu Üzerine kitabında “Kambiyo, zorbalıkla yönetilen ülkelerin işlerini nasıl bozar” başlığı altında, “1745 yılında Çariçe, Sibirya’ya sürgün edilenlerin paralarıyla, ülke içinde görev almış yabancıların paralarını dışarı çıkartıyorlar diyerek Yahudileri ülkesinden kovmak için bir kararname çıkardı. İmparatorluğun uyruğunda olanlar, tıpkı köleler gibi izin almadan ne ülkeden dışarı çıkabildiler, ne de paralarını çıkarabildiler. Şu halde, paranın bir ülkeden diğerine gönderilmesini sağlayan kambiyo, Moskova kanunlarına aykırıdır. Ticaret bile Moskova kanunlarına aykırıdır. Millet toprağa bağlı kölelerden meydana gelmiş bir topluluktur. Bu köleler ya papaz sınıfına bağlı ya da asilzade sınıfının köleleridir” diyerek kambiyonun önemini belirtir. Ardından yine Montesquieu “Bir ülkede ticaretin yerleşmesi kambiyonun yerleşmesini gerektirir” tespitini yapar. Ona göre kambiyo rejiminin çalışmaması, insanların özgürce paralarını götürüp getirememesi zorbalık rejiminin işine yarar. O hâlde serbest kambiyo rejimi zorbaların işini bozar.

İşte bu kısa açıklamanın ardından gelelim Turgut Özal’a... Montesquieu’nün yaklaşık 266 yıl önce belirttiği gibi, bir ülkede ticaretin gelişmesi için kambiyo rejiminin yerleşmesi gerektiğini Türkiye’de ilk Turgut Özal tespit etti. Ve ilk yaptığı iş Türkiye’nin kambiyo mevzuatını değiştirmek oldu. Böylece Türk parası, altın, menkul kıymet, döviz ithal ve ihracatını serbest bıraktı.

O dönem pek çok kişi “bu özgürlükler Türkiye’yi batıracak” diyerek feryat ederken, Türkiye batmadı, tam aksine bu ülkeye döviz gelmeye başladı, ticaret, imalat sanayii ve hizmetler sektörü hızla gelişti.

Yine bu tedbirin alınması kambiyo rantı kollayan pek çok kişiyi tedirgin etti. Hatta Özal’a düzenlenen suikastın nedeninin bu kambiyo serbestliğini getirmesi olduğu ileri sürülür.

Kısaca, Turgut Özal bu ülkedeki zorbalık rejimini kaldırdı. Ve kambiyo serbestisi getirerek ticaretin yerleşmesini sağladı. Belki de Özal’ın en önemli icraatı buydu diyebiliriz.

Peki, niye anlattık bütün bunları?

Şundan anlattık; bazıları son günlerde sermaye akımlarının kontrol edilmesi gerektiğini savunup makaleler yazıyorlar. Eğer böyle bir uygulama yapılırsa bu ülke tekrar zorbalık rejimine döner. Özal ölümünden tam 21 yıl sonra bunları işitiyorsa eğer, herhalde üzüntü içerisindedir.

Anlayacağınız hiç kimse Özal’ın yaptıklarını bozmaya kalkmasın büyük hata yapar.

[email protected]

  • Abone ol