Yazı Başlığındaki soruyu hemen cevaplarsak, göz göre göre kanser olunur mu? Evet olunur. Bizim Küçük Menderes böyle aktığı müddetçe o kadar çok kanser vakaları artacak ki Küçük Menderesin temizlenmesine, arıtılmasına harcanan paradan daha çok kanserli hastaların tedavisi için para harcanacak. En kötüsü de, insanlarımız ölecek, tedavisi mümkün olmayan bu kanser illeti için harcanan paralarda boşa gidecek.

            Bozdağlarından pırıl, pırıl doğan K. Menderes, Kirazdan geçip, Beydağ’ına ulaştığında biraz bulanıklaşıyor, Ödemişin mandıra artıkları ile kirlenme başlıyor, ovada zikzaklar çizerek ilerleyen Menderes, birçok çayla birleşerek Tire, Torbalı da bütün tarlaların, sebzelerin sulanmasında kullanılıyor. Yoluna devam eden K. Menderes, Çaybaşı yakınlarında Fetret çayı ile birleştiğinde artık nehir olmaktan çıkıp, Azrail’e dönüşüyor. Nehir diyemeyeceğimiz Azrail’e dönüşen bu irin Selçuk ilçesinden Pamucak’ta denize dökülüyor. Artık bu irin nehrinin içinde ağır metaller mi, geçtiği yerlerin fosseptikleri mi, neden öldüğü belirlenmeyen veya bilinmeyen hayvan leşlerinin artığı mı, deri fabrikaların artıkları mı ne ararsanız bulunan simsiyah renkte bir irin Selçuk ilçesinin Pamucak kıyısında denize dökülüyor.

            Şimdi yetkililere soruyorum Pamucak’a gelinceye kadar simsiyah renge bürünen K. Menderesin değişik kirlilik oranlarında da olsa geçtiği yerlerde tarım ve ürünleri için sulama olarak kullanıyor mu? Kullanılmıyor mu? Denize döküldüğü Pamucak kıyı şeridinde insanlar denize giriyor mu girmiyor mu? Bu suyla sulanan ürünler pazara gelip satışa sunulmuyor mu? Ve de insanlar bu ürünleri sofralarına koyuyorlar mı koymuyorlar mı?

İnsanlar, yaşamak için, çocuklarını beslemek için sofraya konulan ve de kirlenmiş, içinde her türlü maddenin bulunduğu suyla yetiştirilen bu sebzeler, meyveler sağlıklı olabilir mi? Bu cay ve derelerden su içen hayvanlar etkilenmeyecek mi? Menderesin döküldüğü bölgede denize girenler deri yoluyla zehir akan bu sulardan etkilenmeyecekler mi?   Bu sorun yıllardır gündeme geliyor. İmzalar toplandı, denize döküldüğü yerde çadırlar kuruldu, festivallerde stantlar açıldı, toplantılar, yürüyüşler yapıldı. İnsanlar daha ne yapsınlar illa Vandallık mı? Yapsınlar. Yetkililer, yıllardan beri sizler ne yapıyorsunuz?    Bildiğim kadarı ile İzmir de bu tür durumlar için kurulmuş bir komisyon var bu komisyon öyle alt düzey bürokratlardan da değil, Belediye Başkanı, Vali, yardımcıları gibi üst düzey yöneticilerden oluşuyor, arada bir veya basında üzerine çok gidilirse Selçuk’a gelip bir bakıyorlar ‘’evet çok kötü tedbir almalıyız’’ diyorlar, birkaç fabrika veya kirletene göstermelik bir ceza kesiliyor  yine herkes kendi işine bakıyor.

            Fabrikalar, atık maddelerini nehre boşaltıp üç kuruş kar edecekler diye binlerce insan kanser olacak, binlercesi de kansere aday olacak. Böyle bir şey olabilir mi? Bütün yetkililerin başta Çevre Bakanlığının, Büyük Şehir Belediyesinin, Valiliğin, nehrin geçtiği ilçe, belde, köy yerel yöneticilerinin, her şeyi bir yana bırakıp bu sorun acilen çözülmeli artık. Fabrikaların arıtma yapmaları da yetmez, arıtma sonrası temizlenen suları dahi nehirlere, çaylara akıtmayacak önlemler, tedbirler almalı. Bunun için de en büyük görev ve sorumlulukta başta Büyük Şehir Belediyesine ve Selçuk Belediyesine düşer. K.Menderes nehrinin geçtiği bölgede yaşayan, çoluğundan çocuğuna, kadınından erkeğine, büyüğünden küçüğüne tüm insanlarında bu konuda çok duyarlı olması, önce bu konuda kendi yöneticilerini iyi ve tatlı dillerle uyarmalı, yetmez ise sivil toplum örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, odaları demokratik yöntemlerle harekete geçirmeli, bu da yetmez ise, politik güçlerle birlik yapılmalı, bu da yetmezse merkezi iktidarı zorlamalı bu da yetmezse günah burada yaşayan insanlardan gider. 

  • Abone ol