Önce Akbank ve ardından Yapı Kredi Bankası...

Rekabet Kurumu şu an zaten didik didik inceliyor.

Durumun ne olduğunu aslında rakamlar bize anlatıyor.

Bankacılık sektöründe neler oluyor? Biraz daha yakından bakalım:

2019 başından 17 Ocak 2020’ye kadar bankalar arası piyasa hariç, reel kesime verilen TL kredileri yüzde 9,8 artışla 2 trilyon 478 milyar liraya ulaşmış. Ya da şöyle söyleyelim; yeni net TL kredi artışı 221 milyar 693 milyon lira olmuş.

İşte bu TL kredilerinin 150 milyar 651 milyon lirasını kamu bankaları vermiş. Toplam kredi artışı yüzde 9,8 ama kamu bankalarının verdikleri kredi artışı yüzde 27,8...

Özel bankalar 40,5 milyar TL kredisi verirken, artış oranı yüzde 9,5’te kalıyor. Yabancı sermayeli bankalar ise sadece 6,9 milyar TL kredisi veriyor ve artış oranı da yüzde 2,1’de kalıyor.

İşin kaynak tarafına gelelim:

Özellikle döviz alan yatırımcılar ne yapmış? Geçen yılın başından bu yana 36 milyar 474 milyon dolar döviz hesaplarında artış oluyor. Artış oranı %19,1.

Yurtiçi yerleşiklerin döviz hesapları ise 30,7 milyar dolar artarken (%20,9) kamu bankalarındaki döviz hesapları 14 milyar 271 milyon dolar yükseliyor. Kamu bankalarının döviz hesapları yüzde 33,7 artış gösteriyor. Yani döviz hesaplarının yarısı da kamu bankalarına gitmiş.

Gelelim TL mevduatlarına...

04 Ocak 2019 - 17 Ocak 2020 arası TL mevduatları 217 milyar 650 milyon liralık artış gösteriyor (% 21,1).

İşte burada bazı detaylar önemli... Şimdi o noktaları da vererek devam edelim.

Vadesiz TL mevduatı yüzde 49,9 artış gösterirken, kamu bankalarının vadesiz TL mevduatları da yüzde 50,5 artıyor. Özel ve yabancı sermayeli bankaların vadesiz TL mevduatlarında da yüzde 46,6 ve yüzde 54,1 oranında artışlar oluyor.

Ama iş vadeli TL mevduatına gelince durum karışıyor.

Vadeli TL mevduatı toplamda 102 milyar 968 milyon lira artıyor (%13,0). Ama kamu bankalarının vadeli TL mevduatları 82 milyar 522 milyon liralık artışla nerede ise tüm vadeli TL mevduat artışını karşılıyor. Nitekim özel bankaların vadeli TL mevduatı sadece 20,8 milyar (%7,7) artış sağlarken, yabancı sermayeli, bankaların TL mevduatı hiç artmıyor.

Böylece yurtiçi TL mevduatları toplamda 181 milyar 282 milyon liralık artış gösterirken, bu artışın 119,1 milyar lirası kamu bankaları üzerinden gerçekleşmiş.

Kısaca özetleyelim mi?

Kamu bankaları eliyle bir sistem yürütülüyor. Krediler-mevduatlar vs her nedense hep kamu bankaları eliyle gerçekleşmeye başlamış. Özel ve yabancı sermayeli bankalar adeta ne kaynak temin edebilmiş ne de kredi verebilmiş.

Hatta işin ilginç yanı, vadeli TL mevduatlarında özelden kamuya doğru bir geçiş bile yaşanmış.

Sistemi daha da pekiştirmek için olsa gerek, kamuya gidecek vergilere de yine kamu bankaları eliyle ödenme zorunluluğu getirilmiş oldu.

Kısaca sistem bir şekilde kamu bankaları eliyle çevrilmeye çalışılıyor. Bu sisteme uymayan veya uyamayan özel bankalar ise başka denetim mekanizmaları ile kapılarında misafirler buluyor.

Olayı şöyle bağlayalım: Kamusal mal olarak nitelenebilecek köprüleri ve otoyolları özel sektöre oldukça yüksek fiyatlardan havale ediyoruz.

Ama iş belki de tamamen özel sektör mantığı ile çalışması gereken mali kesime gelince, birden kamusal kesiliyoruz.

Ekonomiye örttüğümüz kamusal kamuflajın bizi nereye kadar koruyacağını bilmiyoruz. Ama gizlilik içerisinde bu süreci nereye kadar taşırız, hep beraber göreceğiz. 

  • Abone ol