İster seçim gerekçesiyle ister sair zamanlarda; kriz ya da normal günlerde olup bitenleri bir komplo ve karanlık gerekçelerle açıklama alışkanlığından kurtulmamız gerekiyor. Olaylara veya sürprizlere yahut da hiç beklemediğimiz hamlelere izah ararken cinlerin perilerin dünyasına kaçma konforundan vazgeçmek zorundayız. Komploya sığınmak ve problemleri belli belirsiz güçlerin üzerine yıkmak günü kurtarır belki ama ülkenin kalitesini düşürür ve geleceğini ipotek altına alır.

İşler yolunda gittiğinde kendi becerimize iltifat ediyorsak, ters gittiği zaman da hatayı orada aramayı bilmeliyiz.

Dünya bir mücadele alanıdır… Bütün ülkeler kendi yollarını açmak, güvenlik ve refahlarını artırmak için çaba gösterirler. Bunun için bazen ittifak kurarlar bazen de savaşırlar. Varlığı ve önemini dünyaya kabul ettirenler de ödüllerini zenginlik ve güven içinde yaşayarak alırlar.

Bir yarış var… En çok üreten, en çok şey icat eden, en çok roman yazan, en çok beste yapan, en çok uzaya giden veya hastalıklara en çok çare bulan da ön sırada yarışır. Kimse, dilinin, dinin ve coğrafyasının hatırına bir başkasına yerini vermez, veremez. Kimse arkadaki yetişsin diye soluklanmaz… Yarışta, ne Hıristiyan Hıristiyana acır ne de Müslüman Müslümana… Dün de acımazdı, bugün de acımaz…

***

Ekonominizi büyütüyorsanız, sizin kabiliyetinizdendir. Gerilediği zaman da eksikliğinizden. Kimse paranızın değeri yükselsin istemez ama inanın kimse de bunu sandığımız kadar umursamaz. Gelin görün ki yükseldiği zaman kendinizden bilip düştüğü zaman dış güçlere parmak sallamanıza da kimse inanmaz.

Ekonomide doğruları yaparsanız hayatın keyfini sürersiniz, soğanı-sarmısağı hatırlamazsınız. Hatalar başlayınca, binlerce kriteri olan piyasa ekonomisinde suçu bir çuval soğana yüklemek de inandırıcı olmaz.

Dünyanın kuralı hep aynıydı… Türkiye, kat kat büyürken oyunun kuralları neyse şimdi küçülme sinyalleri gelirken de aynı kurallar geçerlidir. Gelişen, büyüyen ve dünya politikasında söz sahibi ülkelerle, sürekli olarak şanlı geçmişiyle övünüp bugün kendilerine oyun oynandığını söyleyen ülkelerin listesini de bu genel kural belirler.

Dün “karanlık güçler” bizi büyütmek için karar almadığı gibi, bugün de aynı güçler küçülmemiz için düğmeye basmış değildir. İki tabloyu da sağlayan biziz. Enerjimizi doğru kullanıp, soğukkanlılıkla, demokrasiyle ve hukukla kazandığımızı, şimdi bu alanlarda eksikliklerle kaybediyoruz. Gerçeği ıskalamak sadece sürekli mağlubiyeti değil, dünya sahnesindeki sahici riskleri görmeye de mani olur. Komplodan başka izaha inanmadığınız için gerçek tuzakları da göremez hale gelirsiniz. 

Karanlık güçler, sinsi planlar, üst akıllar şöyle bir dursun… Üniversitelerini ilk 500’e sokmaya karar veren, PİSA testinde yukarıları çıkmayı kafaya koyan, teknoloji üretmek için kendisini paralayan, tıpta, sanatta, sinemada, bilişimde evrensel değer üretmek için kaynaklarını doğru kullanan bir toplumu en zifiri karanlık güçler dahi engelleyemez.

O yüzden, kaçan fırsat kaçmış olsa da hiç olmazsa şimdi biraz gelecekten eksilecekler hatırına gerçeğe dönelim. Zihnimizi belirsizlikler ve şüphelerden arındırıp oyunun kurallarına dönelim. Dönelim de yarınki nesillere bugünler adına tutacak bir dal bırakabilelim.

  • Abone ol