Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…


30.7.2017 - Bu Yazı 1045 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AK Parti iktidarının ilk on yıllık dış politikası, sloganlarından soyutlandığında en iyi çatışma çözümü ve arabuluculuk çabalarıyla anılabilir. Türkiye bu dönemde sadece kronik sorunlarını çözmek için atılım yapmamış, aynı zamanda başkalarının arasındaki sorunların çözümü için de çaba harcamıştır.

AB ile ilişkilerin reform paketleriyle rayına oturtulması, Kıbrıs sorununun Annan Planı çerçevesinde çözümüne destek verilmesi, Ermenistan ile 2008 Gürcistan krizi ertesinde ilişkilerin normalleşmesi için çaba harcanması ilkinin örnekleri arasındadır.

Başkalarının sorunlarının çözümü için de Afganistan ve Pakistan arasındaki arabuluculuk girişimleri, Balkanların istikrarı için yapılanlar ve hepsinden önemlisi Suriye ile İsrail arasındaki sorunun çözümü amacıyla harcanan çabalar örnek gösterilebilir.

***

Türkiye o dönemde hem bu tür barışçıl girişimleri, hem de yarattığı modelle Batı’nın emsal gösterdiği, Doğu’nun örnek kabul ettiği bir ülke olmuştu. Sorunlarımız tabii ki vardı. PKK o zaman da terör saçıyordu. IŞİD yoktu ama El Kaide onu aratmıyordu. AB yine ayrımcılık yapıyordu. Ama yumuşak gücümüzden, ikna kabiliyetimizden kaynaklanan etkimizle sorunlarımızı daha kolay yönetebiliyorduk.

Filmi geriye sarmak, 15 Temmuz darbe girişiminden, Türkiye’de ve dünyada yaşanan onca olaydan sonra eski günlerin yeniden yaşanmasını sağlamak doğal olarak mümkün değil. Ne Türkiye eski Türkiye, ne de dünya eski dünya. Bir zamanlar Türkiye modeline talep vardı. Artık Türkiye değişse bile böyle bir talebin olması zor.

2012 yılında o zamanki TESEV bünyesinde yaptığımız bir araştırmada Türkiye yüzde 53 oranında geniş anlamıyla Ortadoğu’nun 16 ülkesinde model olarak kabul ediliyordu. Bir önceki yıl bu oran 9 puan daha yüksekti. Yine aynı araştırmada Türkiye’ye sempati ile bakanların oranı 2012 için yüzde 69, 2011 için yüzde 78’di.

Ki bu oranları da bir ölçüde Suriye’den gelen yanıtlar düşürüyordu. Ama şimdi her şey değişti, beklentiler farklılaştı. Demokrasi isteği yerini güvenlik ve istikrar talebine bıraktı. Bizim model arzımız talep olmadığı sürece anlam ifade etmeyecek, yarattığımız modelin yumuşak güce, yani ikna kabiliyetine tercümesi kolay olmayacaktır.

Ancak, yine de bir zamanlar ortaya koyduğumuz modelin sorunlarımızın çözümüne, dünyadaki algımıza, dolayısıyla da etkimize katkıda bulunduğunu hatırlamamız gerekiyor. Evet, demokrasi, ifade özgürlüğü başta olmak üzere insan haklarına saygı kendi başına birer değerdir. Ancak aynı zamanda ülkelerin yumuşak gücünün en temel kaynaklarındandır da.

Ve devletler arası sistem güç mücadelesi üstüne oturur, gücü daha fazla olan güçsüzü ya istediklerini yapmaya ya da istemediklerini yapmamaya zorlar. Bazen şiddet kullanır, bazen kullanma tehdidinde bulunur, bazen de pazarlık mükafat üstünden yapılır. Güçsüzün güçlüye direnebilmesi elinde güçlünün göz ardı edemeyeceği kozlar olması halinde kolaylaşır.

Bu kozlar coğrafyası olabilir, toprakları üstündeki üsler olabilir ama konumuz açısından asıl önemlisi görece güçsüz tarafın ikna kabiliyeti, yani yumuşak gücüdür. Bunlar pazarlık aşamasında ve hatta öncesinde devreye girer, “güçsüzün” aleyhine kararların alınmasını zorlaştırır. Askeri yetenekler, ekonomik imkanlar da önemlidir. Ama sadece caydırıcılık, doğrudan saldırganlığın önlenmesi anlamında.

Çıkarlarınızın korunması, beklentilerinize saygı duyulması için algınızdan kaynaklanan yumuşak gücünüz önemlidir. Yumuşak güç tabii ki her derde deva değildir. Fakat dertlerinizin, sorunlarınızın çözümüne, yönetilmesine katkıda bulunur. İçeride demokratikleşme, daha doğrusu normalleşme, dışarıda da arabuluculuk ve çatışma çözümü Türkiye’ye şu sıralarda özellikle ihtiyaç duyduğu dış desteği sağlama potansiyelini içinde barındırmaktadır.

***

Kadir Has Üniversitesi tarafından yapılan son araştırmada Suriye sorunu karşısında tarafsız kalmalı diyenlerin oranının yüzde 49,9 olması, Arap-İsrail sorunu karşısında yüzde 51.1’in arabuluculuk önermesi, yüzde 26,2’ninse hiçbir şekilde karışmamalıdır demesi de karar verme konumunda olanları bu yönde politika üretmeye teşvik edecek mahiyettedir.

Aslına bakarsanız Türkiye’nin hem bu sorunlar, hem de Katar krizi karşısındaki tutumu büyük ölçüde çatışma çözüm ve arabuluculuk mantığını zaten desteklemektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Körfez ziyareti Türkiye’yi bariz bir şekilde Katar müttefiki olarak algılanma konumundan arabulucu, kolaylaştırıcı konumuna getirmiştir.

Cumhuriyet yazarları ve çalışanlarından yedisinin tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş olması da Türkiye’nin hem kendi iç barışı, algısı ve demokrasisi için önemli bir adım, hem de dünyayla ilişkilerinde yeni bir dayanak noktası olmuştur. Türkiye ticareti için de, siyaseti için de, kendi geleceği için de doğru olan diğer adımları umarız yakında daha kararlı bir şekilde atacak, travmasını atlatacaktır…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.10.2019
Kamu diplomasisi ihtiyacı
9.10.2019
Başarıyı pekiştirmek için…
28.08.2019
G-7 Zirvesinin ardından
21.08.2019
Yakınlaşmanın sürmesi için…
4.08.2019
Unuttuğumuz bir tarih: 20 Temmuz 1936
24.07.2019
Yönetilmesi gereken bir sorun olarak göç…
14.07.2019
Caydırıcılık eşiği aşılınca…
10.07.2019
Dünyanın umurunda mı?
7.07.2019
İlke olarak serbest, kural olarak yasak ticaret…
19.06.2019
Trollük saygın bir mesleğe mi dönüşecek?
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive