Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

PESCO


7.1.2018 - Bu Yazı 882 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 PESCO, Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği yani Permanent Structured Cooperation’ın kısaltması. 2007’de imzalanan ve AB’ye yeni bir yön veren  Lizbon Antlaşması’na dayanıyor. Amacı güvenlik alanında işbirliğine niyetli olan ülkeler arasında fonksiyonel bir entegrasyon sağlamak, yeri ve günü geldiğinde AB için NATO benzeri bir yapılanmayı ortaya çıkartmak. Zaten dayandığı Lizbon Antlaşması’nın 42’inci maddesinde de savunma mekanizması öngörülüyor.İstenen operasyon yapabilecek bir uluslararası güce sahip olmak. Öncelikli hedef çatışma çözümü ve barış gücü tipi operasyonlar (Mad. 42.1), nihai amaçsa üye ülkelerden biri saldırıya uğradığında onu korumak (Mad 42.6 ve 42.7), bir tür bağlayıcı ve belli ki AB üyesi ülkeler dışındakileri dışlayıcı bir ittifak oluşturmak. Söylenen bu projenin arkasındaki itici gücün Ukrayna sorunu olduğu yönünde.

***

Ama görünen farklı. PESCO’nun Lizbon Antlaşması’nın imzalanmasından yıllar sonra hayatiyet kazanmasının ardında yatan asıl neden AB’nin belli başlı üyelerinin artık ABD’ye güvenmemeleri, kendi güvenliklerini sağlamak için harekete geçmeleri. IŞİD saldırılarının ve mülteci krizlerinin de bu düşüncenin hayata geçmesinde katkısı olduğu muhakkak. Birleşik Krallığın AB’den çıkmaya karar vermesinin de öyle.

Eğer 13 Kasım’da 23 üye ülkenin imzasıyla hayatiyet kazanmaya başlayan bu proje AB’nin güvenlik alanında kendi ayakları üstüne durmasına gerçekten yol açarsa, NATO’nun anlamını yitirmesi, bir savunma örgütü olarak caydırıcılığını kaybetmesi muhtemel. Evet, PESCO üyesi ülkeler yakın bir gelecekte Rusya’ya eşit bir nükleer kapasiteye ulaşamayacaktır, dolayısıyla da ABD’ye bu anlamda bağımlılıkları sürecektir.

Ancak zorda kalırlarsa bunu da başarabileceklerine şüphe yok. Fransa zaten bir nükleer güç. Almanya’da da nükleer silah edinme konusundaki tartışmalar şimdiden başlamış bulunuyor. Kaldı ki caydırıcı olmak için ille de elinizde eşit sayıda ve eşit kalitede nükleer başlık bulunması gerekmiyor. Karşınızdaki vurabilme yeteneğiniz olması, kendinizi savunma imkanlarınızın bulunması da caydırıcılık için yeterli olabiliyor.

7 Aralık 2017 itibarıyla PESCO’ya üçü NATO üyesi olmayan 25 AB üyesi dahil oldu. Danimarka ve Malta ve tabii ki Birleşik Krallık dışarıda. Şimdilik üye ülkeler daha ziyade güvenliğin yumuşak yüzü diyebileceğimiz 17 proje üstünde işbirliği yapıyor. Projelerin finansmanı da Avrupa Savunma Fonu tarafından sağlanıyor. Sekretaryasını Avrupa Savunma Ajansı ve AB’nin Dışişleri Bakanlığı olarak tanımlayabileceğimiz EAS yürütüyor.   

AB’nin içinde yaşadığı krizleri düşünüldüğünde böylesi bir inisiyatifin geliştirilmiş olması önemli. PESCO belki de AB’yi ayakta tutabilecek, merkezkaç kuvvetlerine karşı direnebilecek bir yapı haline dönüşebilir. Başka bir deyişle AB’yi parçalanmaktan, bir tür serbest ticaret bölgesi haline dönüşmekten koruyabilir.

Fakat aynı zamanda istikrarsızlık kaynağı da olabilir. NATO, PESCO yüzünden şu ya da bu nedenle etkisizleşirse, AB’nin II. Dünya Savaşı sonrasında kurulmuş olan güvenlik mimarisi sarsılabilir. Çok zayıf bir olasılık olsa da 19 yüzyıl güçler dengesine dönüş bile yaşanabilir. Bu da bizi etkiler. Türkiye olarak bizi öncelikle ilgilendiren tarafıysa NATO’ya alternatif olabileceği.

Sorunlar yaşasak, eleştirsek de NATO’da eşit oy hakkına sahip bir üyeyiz. Kararları veto etme hakkımız var. Zaman zaman ediyoruz da. Oysa PESCO’nun dışındayız. NATO’ya alternatif olmasa bile güçlenmesinin, savunma ittifakı haline dönüşmesinin bizim için ne gibi riskler doğuracağını hesap etmek zorundayız. Mesela Yunanistan ya da GKRY ile yaşayabileceğimiz bir krizde karşımızda PESCO’yu, üyesi olan diğer 24 ülkeyi bulmamız ya da çevremizdeki krizlerin yönetiminde yeni sorunlarla karşılaşmamız söz konusu olabilir.

***

Umarız Yunanistan ve, GKRY ile tüm sorunlarımızı en kısa süre içinde çözer, çevremizdeki krizleri de bir an önce yönetilebilir hale getiririz, bizim için tehdit oluşturmalarını önleriz. Ama bunlar olmadığı takdirde de ne yapacağımızı düşünmemiz gerekiyor. Eminim devlet bu konuda düşünüyor, ilerisi için planlama yapıyordur. Fakat sivil toplumun, üniversitelerin, düşünce kuruluşlarının da akıl yürütmesinde, PESCO’yla nasıl bir “modus vivendi” geliştirebileceğimizi tasarlamasında yarar var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fransa ziyareti sırasında iyice ortaya çıktığı gibi AB’nin bizi görünebilir bir gelecekte üye yapmaya niyeti yok. Özel bir ortaklık geliştirmek, ekonomik işbirliğini derinleştirmek, güvenlik alanında ortak zeminler bulmak istiyorlar. Hollanda ve Almanya da belli ki Fransa’dan farklı düşünmüyor. Belki bizim de bu zeminlere PESCO’yu katmamız yararlı olabilir. AB üyeliğinden vazgeçsek de, geçmesek de…      

.

Facebook Yorumları

Emlak8
24.07.2019
Yönetilmesi gereken bir sorun olarak göç…
14.07.2019
Caydırıcılık eşiği aşılınca…
10.07.2019
Dünyanın umurunda mı?
7.07.2019
İlke olarak serbest, kural olarak yasak ticaret…
19.06.2019
Trollük saygın bir mesleğe mi dönüşecek?
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive