Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Biraz da alanımız üstüne…


9.5.2018 - Bu Yazı 743 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dünya siyasetini anlamak ve anlamlandırmak için ille de uzman olmak gerekmiyor. Herkes gördüklerinden, bildiklerinden hareketle kestirimde bulunabilir, alınan kararlara veya uygulanan politikalara anlam yükleyebilir. Türkiye’nin ya da başka bir ülkenin politikasını başarılı ya da başarısız bulabilir. Deneyimlerinden hareketle gelecek hakkında bir şeyler söyleyebilir. Hatta bazen tespitleri alanın uzmanından daha isabetli bile olabilir.

Siyaset ister yerel ister küresel olsun, ister içe ister dışa dönük yapılsın doğası gereği anlam yüklenmeye, yorumlanmaya açık bir alan. Mühendisin, doktorun sahip olduğu bilgi tekeli siyaset bilimcinin elinde yok. Kaldı ki siyaset bilimcinin gözlem alanında tek bir doğru da yok. Gözlemlenen her olayın farklı boyutları var. Bütünü kavramak, bir olayın, bir kararın doğurduğu ya da doğuracağı sonuçların hepsini bilebilmek, görebilmek mümkün değil.

***

Siyaset bilimcinin alanın eğitimini alamamış birinden temel farkı veriyi bilgi haline dönüştürebilmesinden, sistemli çıkarsamalar yapabilmesinden, devlet davranışını, dünya siyasetinde olanları farklı düzeylerde inceleyerek hipotezler üretebilmesinden, hipotezlerini tarihten aldığı örnekler üstünde test edebilmesinden kaynaklanıyor. Ama bu tabii ki tek yöntem değil. En çok kullanılanı ve sanırım hala en muteber olanı.

Dünya siyasetinde olanı-biteni takip etme, savaşların olmamasını sağlama iddiasıyla ortaya çıkan bilim alanı böyle ilerliyor. Tartışmayla, eleştiriyle, yeni yeni verilerin, farklı soyutlama biçimlerinin devreye sokulmasıyla gelişiyor. Öğretisi eski Yunan’a, Çin’e ve daha pek çok yere dayansa da eğitimi yeni. İlk uluslararası ilişkiler bölümü 1919 yılında Galler’de kurulmuş. Onu aynı yıl Georgetown Üniversitesi ve bir sonraki yıl LSE’de kurulan bölümler takip etmiş. Bu bilim alanına destek veren ve ondan destek alan düşünce kuruluşlarının geçmişi de aşağı yukarı aynı tarihlere tekabül ediyor.

Türkiye’de ise ilginç bir şekilde eğitimin tarihi daha eskilere dayanıyor. Devlete memur yetiştirmek için Mekteb-i Mülkiye 1859’da kurulmuş. Önce İstanbul’da, sonra Ankara’da devlet kadar alanın gelişimine de katkıda bulunmuş. 1950’li yıllardan başlayarak yeni yöntemleri, yaklaşım biçimlerini öğrenmeye, uygulamaya başlamışız. Teori derslerinin okul programlarına girişiyse 1970’li yılların sonuna, 1980’lerin başlarına denk geliyor.

Günümüzde Türkiye’de 119 üniversitede uluslararası ilişkiler bölümü bulunuyor. Bine yakın, ilintili konuları da dahil edersek çok daha fazla sayıda akademisyen bu alanda çalışıyor. Yayınlar yapıyor, kitaplar çıkartıyor, konferanslara tebliğler sunuyor. Artık Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Rusya’ya kadar farklı bölgelere ilişkin saha çalışması yapan uzmanlarımız var.

Konular, karar verme süreçleri antropolojisinden mülteci hukukuna kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Teoride söyleyecek sözü olan akademisyenlerimizin sayısı hiç az sayılmaz. IPSA, APSA, MESA gibi meslek örgütlerinin toplantılarına katılıyor, yönetimlerinde yer alıyoruz. Düşünce kuruluşlarının sayısında da önemli artış var. Bugün eğitim amacıyla kullandığımız kitaplar, yayınlar ve materyaller derecelendirmelerin en tepesinde yer alan ve seçkin addedilen üniversitelerden çok farklı değil. Telefon aplikasyonlarından yaralanmaya, sosyal medya kanallarını eğitim için kullanmaya başladık.

***

Hepsinden önemlisi de meslek örgütlenmeleri vasıtasıyla birbirimizi motive edebiliyor, daha kaliteli yayının, daha iyi eğitimin nasıl olabileceğini tartışıyoruz. Mesela Kadir Has Üniversitesi’nden Mustafa Aydın’ın yönetim sorumluluğunu üstlendiği Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği’nin geçtiğimiz hafta sonunda Side’de düzenlediği kongresine 56 üniversiteden 208 öğretim üyesi katıldı. İki buçuk günde 34 panelde 129 konuşma yapıldı. İlk Kongre’nin 2005’de Ilgaz’da düzenlenmesinden bu yana önemli niteliksel ve niceliksel sıçramalar yaşandı. Ustalar teşekkür, gençlere teşvik ödülleri verildi.

Daha yapılacak tabii ki çok şey var. Kalitemizi arttırmamız, eğitim ve yayın standartlarımızı yükseltmemiz, kendimizi önyargılarımızdan mümkün olduğunca arındırmamız, analitik yeteneklerimizi geliştirmemiz gerekiyor. Devlete de, üniversite yönetimlerine de sorumluluk düşüyor. Araştırmaya daha çok kaynak ayrılması, özgürlük alanın genişletilmesi şart. Türkiye içinde ve dışında çok sorun yaşasa da her anlamda küreselleşiyor, uluslararası ilişkiler alanına olan ihtiyaç alanın mensupları her zaman en doğruyu yapamasa, en gerçekçi kestirimde bulunamasa da artıyor…

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net