Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Ticaret sadece ticaret değildir


3.6.2018 - Bu Yazı 942 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dünya düzenini korumak, büyük savaşların ve krizlerin çıkmamasını sağlamak için üç farklı öğreti beş farklı yöntem önerir. İlki güç dengesidir. Anarşik bir sistemde, yani devletler üstü otoritenin olmadığının varsayıldığı, devletlerin savaşa her zaman hazır olmak zorunda kaldıklarının düşünüldüğü Realist öğretide, savaşın çıkmaması için yapılması gereken güç dengesini korumaktır.

İkinci yöntem dünyada var olan eşitsizliği ve adaletsizliği ortadan kaldırmaktır. Bunun klasik reçetesi kapitalizminden sosyalizme geçmektir. Varsayılır ki sömürüye dayanmayan, sermayenin yönetmediği, dolayısıyla pazar, yatırım ve hammadde için rekabetin olmadığı bir dünyada savaş ve/veya kriz olmaz. Haklı olabilirler ama hedefledikleri amaca varmak için seçtikleri araç da ne yazık ki savaşı, krizi ve şiddeti dışlamamaktadır.

Üçüncü çare ise yukarıdaki iki yaklaşımdan farklı bir varsayıma dayanır ve devletler arasında da, insanlar arasında da temelde çıkar çatışması değil, çıkar uzlaşması olduğunu söyler. Çatışma demokrasi, uluslararası düzenlemeler ve ticaret yoluyla aşılabilecek bir engeldir. Kant’tan bu yana devletlerin demokratikleştikçe savaşmayacağı iddia edilir, bu iddialar da gerçeklikle beslenir. Demokrasiler savaşsalar bile, kriz yaşasalar dahi demokratik olmayan ülkelerle krizler yaşarlar ve/veya savaşırlar.

O zaman çare demokratikleşmeden, savaş kararı alanların halkına hesap verebilir hale gelmesinden geçmektedir. Bütün ülkelerin demokratik olduğu bir dünyada savaşlar olmayacaktır. Bu iddianın ne kadarı gerçek, ne kadarı hayal kestirebilmek zordur. Ancak içinde doğruluk payı olmadığını söylemek imkansızdır. Ülkeler demokratikleştikçe istişare gerçekten daha çok işlemekte, keyfi savaşlar ortaya çıkmamaktadır.

Yine de öğretide demokrasilerin daha iyi ve daha çok savaştığını, savaşacağını iddia edenlerin olduğunu da vurgulamak gerek. Ayrıca demokrasinin ne olduğu, hangi kıstasa göre ölçüldüğü, demokrasiler savaşmamalarını nedeninin birbirlerine bakışlarından mı, yoksa başka sorunlar ve hasımlar karşısında ortak çıkarları etrafında daha kolay birleşebilmelerinden mi kaynaklandığı konusunda yazılmış bir sürü kitap ve makale de mevcut.

Yine aynı varsayıma, yani çıkar uzlaşmasının var olduğuna dair inanca dayanan bir başka yöntem ya da çare de çatışmaların, krizlerin yönetilebileceği mantığına dayanır. Onlara göre hukuk, uluslararası örgütler ve rejimler bu yüzden vardır. Barış bozulamaz bir bütün olduğu ve devletler bugün komşusuna saldıranın yarın kendisine de saldırabileceğini düşüneceği için saldırganlık karşısında ortak hareket edecekler, barışın korunmasını sağlayacaklardır. Önemli olan kurallar koymak, kuralları koruyacak örgütler kurmaktır.

Dikkat ettiyseniz ilki dışında uluslararası barış ve güvenliği korumak için önerilen diğer tedbirler ütopiktir. Devletlerin ve insanların belli bir şekilde hareket edebileceği, belli bir bilinç kazanabileceği, diyelim ki sömürünün, diyelim ki saldırganlığın tanımlanabileceği inancı üstüne oturur. Oysa ilkinde devlet davranışı olduğu gibi kabul edilmiş, güvenliğin sağlanması için güç dengesinin korunması gereği öngörülmüştür. Diğerlerinin de barışa, güvenliğe, istikrara katkısı  yadsınamaz ama kendi başlarına çare üretmeleri pek mümkün değildir.

İlk yaklaşıma zaten bu yüzden Realizm, “gerçekçilik” denmektedir. Realizme yakın, özünde idealizm olsa da bir başka gerçekçi yaklaşım da devletlerin ticaret vasıtasıyla birbirine yakınlaşacağını, ticari çıkarların karmaşık bir ilişkiler ağı yaratacağını varsayar ve söyler. Birbiri ile ticaret yapan iki devlet eğer rasyonelse, çıkarları doğrultusunda hareket ediyorsa, halkı refahı önemsiyorsa, sorun çıkartmak, çıkan sorunları tırmandırmak istemez. Bu yüzden de dünya siyasetinde ticaret sadece ticaret değildir.

Ticaret devletler arasında bağlar yaratır, iki tarafın eşit miktarda olmasa da kazanmasını sağlar. Yapılan ticaretten kar edenler kendi devletleri üstünde az ya da çok baskı oluştururlar, ilişkiler bozulmasın diye lobi yapar. Gücünüz yoksa ticaretiniz işe yaramayabilir ya da güvenliğiniz tehdit altındaysa, ticareti bir yere kadar düşünürsünüz. Tehdit ciddiyse ticaret ve ticarettin yarattığı ağlar anlamını yitirir. Fakat ticaret özünde siyasete, sadece refahın değil uluslararası istikrarın korunmasına da yardımcı olur.

İkinci Dünya Savaşı’ndan kurgulanan ve giderek gelişen dünya düzeni yukarıda sıraladığımız tüm bu yöntemleri, çareleri içinde barındıran bir sistemdir. Özünde demokrasi ideali de vardır, BM ve AGİT gibi ortak güvenlik örgütleri de, güç dengeleri de. Çatışan çıkarlar bu karma anlayış sayesinde küresel bir savaşa yol açmamış, biraz ticaretle, biraz siyasetle, biraz da diplomasiyle sorunlar yönetilebilmiştir.

Ama görünen o ki bu düzenin sonuna doğru yaklaşılmakta, düzeni koruması ve kollaması gerek hegemon güç düzeni yıkabilecek hamleler yapmaktadır. Başkan Trump, bir yandan İran kararı gibi tek taraflı tasarruflarıyla Avrupalı müttefiklerini kendisinden uzaklaştırırken, diğer yandan serbestleşmesi gereken ticareti korumacılık kalkanı altına almakta, en yakın ticari ortaklarına karşı yaptırımlar uygulamakta, ticaret savaşlarını tetikleyecek hamleler yapmaktadır. Varsayımı belli endüstrileri kollamak, refahın küresel yayılmasına engel olup ülkesinde toplanmasını sağlamaktır.

Bunu başarabilir mi, içe kapanmakla Amerika’nın genel refahını arttırabilir mi iktisatçıların üstünde düşünmesi, tartışması gereken bir konu. Sorunun siyaset bilimcileri ilgilendiren tarafıysa sistemin tüm destek mekanizmalarının bizzat sistemi korumakla mükellef olan bir ülkenin çökertiyor olması. Evet, bundan askeri savaşlar muhtemelen çıkmaz. Ama ticaret savaşları bile bizi yorar. Her kriz kullanmasını bilenlere fırsatlar yaratsa da bir krizin çıkabileceğini, güç dengelerini değiştirebileceğini, bizi derinden etkileyebileceğini şimdiden hesaba katmamız gerekiyor…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.11.2019
Tam da çöpleri sevmeye başlamışken
11.11.2019
30 yıl önce dün…
3.11.2019
Bir başka Thukydides tuzağı
30.10.2019
Fikri düzeyde de mücadele gerekli
27.10.2019
Daha da etkili olmak için…
23.10.2019
Rousseau arası…
20.10.2019
Bir kriz değerlendirmesi
16.10.2019
Başarı ile baskı arasında
13.10.2019
Kamu diplomasisi ihtiyacı
9.10.2019
Başarıyı pekiştirmek için…
28.08.2019
G-7 Zirvesinin ardından
21.08.2019
Yakınlaşmanın sürmesi için…
4.08.2019
Unuttuğumuz bir tarih: 20 Temmuz 1936
24.07.2019
Yönetilmesi gereken bir sorun olarak göç…
14.07.2019
Caydırıcılık eşiği aşılınca…
10.07.2019
Dünyanın umurunda mı?
7.07.2019
İlke olarak serbest, kural olarak yasak ticaret…
19.06.2019
Trollük saygın bir mesleğe mi dönüşecek?
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive