Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Eksen kayması


29.8.2018 - Bu Yazı 884 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hatırlarsınız, eksen kayması tartışması İsrail ile Türkiye’nin arasında sorunlar çıktığında, Türkiye Gazze’ye karşı düzenlenen Dökme Kurşun operasyonuna tepki gösterdiğinde başlamıştı.ABD’deki bazı düşünce kuruluşu çalışanları Türkiye’nin ekseninin kaydığını, Batı’dan uzaklaştığını iddia etmişti. Bu tanımı gereği ‘kötü’ bir şeydi. Çünkü Türkiye artık ‘Amerika güneşinin’ çekim cazibesinin etrafında dönmüyor, kendi çıkar ve beklentilerine uygun politikalar benimsiyordu.

Biz, yani ikili ilişkileri eşitlik perspektifinden görenler, al-ver olarak algılayanlar, eksenin kaymadığını, çıkarların farklılaştığını, Türkiye’yi ve aslına bakarsanız dünyanın tüm diğer ülkelerini böylesi bir jeopolitik anlayışın çerçevesine oturtmanın yanlış olacağını anlatmaya çalışıyorduk. ABD tabii ki güçlüydü. Fakat gücü her istediğinin yapılacağı anlamına gelmiyordu. Washington’un da sistemin temel normlarına uyması gerekiyordu ki cazibesi, çekim gücü sorgulanmasın.

Tahmin edebileceğiniz gibi bu görüş baskın anlatı karşısında zemin bulamadı. Türkiye’de bile akademisyenler, gazeteciler, kanaat önderleri sanki ülkenin çevresinde dönmesi gereken bir eksen varmışçasına tartışmaya girdiler. Kimisi eksenin kaydığını söyledi, kimisi de kaymadığını ispatlamaya çalıştı. Çok azı eksen paradigmasının geçerliliğini sorguladı. Oysa asıl bize empoze edilen anlatının sorgulanması gerekirdi. Sorgulamadık, daha doğrusu yeterince sorgulayamadık.

Bu da eksen kayması metaforunun kendi gerçekliğini yaratmasına, Türkiye’nin attığı her adımla merkezden uzaklaştığına inanılmasına yol açtı. Bilginin ve doğrunun tekelini gücün tekelini elinde elinde bulunduranlar belirlediği için bizim bir şeyi neden yaptığımız değil yapmış olmamız anlam kazanmaya, tartışma konusu olmaya başladı. Sorunların bazıları bizden kaynaklanıyor olsa da artık karşımızda Türkiye’yi anlayacak, neyin neden olduğunu düşünecek bir kolektif siyasi bilinç kalmadı.

Türkiye’nin ABD’den uzaklaştığını, bunun nedeninin de aslında Türkiye’deki iktidar olduğuna inanan özcü bir anlayış oluştu. Oysa üslup ve yöntem farklı olsa dahi bugün verilen pek çok tepkiyi farklı siyasi geçmişten gelen partiler de verebilirdi. Etki tepkiyi doğurdu, tepki de karşı tepkiye yol açtı. Türkiye ABD’den, ABD de Türkiye’den uzaklaştı. İlişkilerse kopma noktasına doğru hızla ilerledi. Henüz dönüşü olmayan yerde değiliz. Fakat her an gelebiliriz.

Şartlar da kopuşa çok müsait. Muhatap olduğumuz yönetim Türkiye ile olan sorununu çözmek değil tam tersine çözmemek istiyor. Trump için belli ki Türkiye iktidarını ve kendini korumanın aracı olmak ötesinde bir anlam ifade etmiyor. Brunson’un serbest kalmaması için elinden geleni yapıyor. Uygulamaya koyduğu yaptırımları, paylaştığı sosyal medya mesajlarını başka türlü okumak imkansız. Ankara’yı çözümsüzlüğe, ülkesiyle karşı karşıya kalmaya zorluyor.

Umarım Trump’ın kurduğu tuzağa düşmeyiz. Mümkün olan en rasyonel şekilde davranır, yeni ittifaklar ararken çıkarlarımıza en az zarar verecek, beklentilerimizi en fazla karşılayacak çözüm için çalışırız. Daha önce de yazdığım gibi kopuşa vesile olacak, zemin yaratacak -hukukun üstünlüğü başta olmak üzere- sorunlarımızın çözümü için Trump’ın ne istediğinden, ne beklediğinden bağımsız olarak çaba harcarız.

Ayrıca, tarihe baktığımızda ittifakların, ‘siyasi dostlukların’ kalıcı olmadığını görebiliyoruz. ABD-Türkiye ilişkisinin derinleşmesi, stratejik boyut kazanması geleneksel hasım Rusya’nın, o zamanki adıyla Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den üs ve toprak talep etmesi yüzünden gerçekleşti. Eğer Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı Vyacheslav Molotov, Moskova’daki Türkiye Büyükelçisi Selim Sarper’e 19 Mart 1945’de 1925 tarihli Türk-Sovyet Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması’nın 7 Kasım itibariyle yenilenmeyeceği söylemeseydi, Ankara muhtemelen yeni ittifak arayışları içine girmezdi.

Eğer İngiltere İkinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkmasına rağmen mağlup olmamış, tüm gücünü yitirmemiş, kendi güvenliği için ABD’ye bağımlı hale gelmemiş olsaydı, Türkiye büyük olasılıkla hiç tanımadığı ABD’ye değil çok güvenmese de bildiği, tanıdığı İngiltere’ye yaslanmayı tercih ederdi. Unutmayalım ki Molotov’un beyanı sonrasında Ankara’nın ilk danıştığı ülke İngiltere oldu. Büyükelçi Sir Maurice Peterson Bakanlığa çağrılarak Sovyet tutumu konusundaki fikri soruldu.  Daha sonraki yazılarda detaylarını anlatmaya çalışacağım gibi ABD devreye çok sonraları girdi.

ABD-Türkiye ilişkilerinin böylesine derinlik kazanmasının nedeni İngiltere’nin eski rolünü oynayamayacak kadar yorgun olması, Sovyetler Birliği’nin de saldırgan tavırlar sergilemesiydi. İlk yakınlık ve stratejik denebilecek temas 5-9 Nisan 1946 tarihleri arasında Missouri Zıhlısının İstanbul ziyareti sırasında sağlandı. Sonra Truman Doktrini, Marshall yardımı ve kuruluşunun ardından NATO üyeliği geldi. Sovyetleri dengelemek isteyen ABD, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki önemini idrak etti. Bu idrak Soğuk Savaş’ın bitimiyle farklı biçimler ve nedenlerle bir süre daha devam etti.

Ama artık onlar da biz de farklı bir noktada duruyoruz. Onlar hala ve her şeye rağmen etraflarında dönmemizi, kurguladıkları eksende kalmamızı istiyorlar. Biz ise direniyoruz. Kendi çıkar ve beklentilerimizi koruyacak bir yerden, eşit ilişkiye girerek pazarlık etmeye, çıkarlarımıza zarar vermeden beklentilerimizi karşılamaya çalışıyoruz. Bunu başarmak için de galiba öncelikle ilişkimizin niteliğini doğru tanımlamamız, üniversiteler, düşünce kuruluşları olarak onlar dünyaya ve Türkiye’ye baktıkları paradigmayı etkin bir şekilde sorgulamamız, onlara anlatmamız, onlarla konuşmamız gerekiyor. Denememiş olmamak için… 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.07.2020
Fransa-Türkiye ilişkilerinde gerginlik
1.07.2020
Eskiden olsa savaş çıkardı…
28.06.2020
Almaran’dan Berkant’a bir aşk hikayesi
24.06.2020
İlk izlenimler
21.06.2020
Saka Yusuf Dayı
17.06.2020
Mahkemeye yaptırım uygulayan ülke
14.06.2020
Hobi tutsaklığı üstüne
10.06.2020
Gitmesi istenmeyen işgal askerleri
7.06.2020
Yaşlanmak mı, yaş almak mı?
3.06.2020
Sonuçlar çıkartmak için acele etmesek…
27.05.2020
Libya’da dengeler değişirken
24.05.2020
Diplomasiden Zoomplomasiye…
20.05.2020
Albümden çıkan dört günlük savaş
17.05.2020
Dakikada 138 bin 699 dolar…
13.05.2020
Çözüm çözüm değil…
10.05.2020
Theodore Jacobsen’den Raif Efendi’ye ofisler…
6.05.2020
Tarihte bugünler
3.05.2020
Evde kalmak işe yaradı…
29.04.2020
İnsani güvenliği sağlamak mümkün mü?
26.04.2020
Yazı Odasında Yolculuklar
22.04.2020
Thorstein Veblen hayatta olsaydı…
19.04.2020
Bizim mesleğin en sevdiğim tarafı
15.04.2020
Uluslararası sorumluluklar
12.04.2020
Clausewitz ve Hegel’in koleradan öldüğünü biliyor muydunuz?
8.04.2020
Dünya değişmez, siyaset bitmez…
5.04.2020
Güven erozyonu
1.04.2020
Kehanet, distopya ve ütopya arasında…
25.03.2020
Salgının sonrasını da düşünmemiz gerek
22.03.2020
Ragnarog’dan Munch’a, oradan da salgına…
18.03.2020
Sebep, durum ve sonuç…
16.03.2020
Başarılı bir kriz yönetimi
11.03.2020
Christine de Pizan’dan günümüze kadınlar
8.03.2020
Moskova mutabakatını nasıl okumalı?
4.03.2020
Dört ayaklı politika
1.03.2020
Janus’un iki yüzü
26.02.2020
İkarus’un kanatları
23.02.2020
Framing
19.02.2020
Sağduyulu bir ses
16.02.2020
Olof Palme’yi hatırlayan var mı?
12.02.2020
Üçüncü seçenek…
9.02.2020
Neden saldırganız?
5.02.2020
Rusya ile ilişkiler gerilirken…
2.02.2020
Kabulü zor, uygulaması imkansız bir plan
29.01.2020
Trump’ın kendini ve Netanyahu’yu kurtarma planı mı?
27.01.2020
Kadınlar ne diyor?
12.01.2020
Tehlike geçti mi?
8.01.2020
Libya meselesi
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ardından…
1.01.2020
Yıl yeni fakat umutlar aynı…
30.12.2019
Amin Maalouf’un distopyası…
25.12.2019
Montrö tarihçesi…
22.12.2019
Kıbrıs sorunundan Libya ile mutabakata…
18.12.2019
Ortadoğu için bir Westphalia’ya doğru
15.12.2019
İnsan hakları bireyler için de, devletler için de önemli
11.12.2019
Gölgede kalan bir barış ödülü
8.12.2019
Dünyaya nasıl bakmalı?
4.12.2019
Montreux Sözleşmesi açısından Kanal İstanbul
2.12.2019
Teşhis doğru konmazsa…
27.11.2019
Çin’in yapabileceği en doğru şey…
20.11.2019
İki devletli çözüme bir engel daha
18.11.2019
Gallup araştırması
13.11.2019
Tam da çöpleri sevmeye başlamışken
11.11.2019
30 yıl önce dün…
3.11.2019
Bir başka Thukydides tuzağı
30.10.2019
Fikri düzeyde de mücadele gerekli
27.10.2019
Daha da etkili olmak için…
23.10.2019
Rousseau arası…
20.10.2019
Bir kriz değerlendirmesi
16.10.2019
Başarı ile baskı arasında
13.10.2019
Kamu diplomasisi ihtiyacı
9.10.2019
Başarıyı pekiştirmek için…
28.08.2019
G-7 Zirvesinin ardından
21.08.2019
Yakınlaşmanın sürmesi için…
4.08.2019
Unuttuğumuz bir tarih: 20 Temmuz 1936
24.07.2019
Yönetilmesi gereken bir sorun olarak göç…
14.07.2019
Caydırıcılık eşiği aşılınca…
10.07.2019
Dünyanın umurunda mı?
7.07.2019
İlke olarak serbest, kural olarak yasak ticaret…
19.06.2019
Trollük saygın bir mesleğe mi dönüşecek?
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive