Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Evrensel bir sorun olarak beka


17.2.2019 - Bu Yazı 855 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Beka” ne sadece bugüne, ne de sadece Türkiye’ye özgü bir tartışma. Dünyada da Türkiye’de de birileri hep beka sorunu olduğunu iddia etti, başkaları da abartıldığını söyledi. Yaşı bana yakın olanlar bilirler Türkiye’nin her zaman bir beka sorunu değilse bile bir beka sorunsalı olmuştur. Tarih anlatımızın bir yerlerinde mutlaka dış güçlerin Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiği söylenmiştir. İçimizdeki ve dışımızdaki düşmanlara karşı dikkatli olmamız istenmiştir.

Sorunun abartıldığı, dışarıdan gelen tehditlerin büyütüldüğü, hatta bunun gündelik siyasi amaçlara ulaşılmak için kullanıldığı doğrudur. Ama diğer yandan her devlet gibi Türkiye’nin de bir beka sorunu vardır. Nihayetinde Türkiye de anarşinin hakim olduğu, ülkelerin güvenliklerini ittifaklar, güç dengeleri ve caydırıcılık üstünden sağladıkları devletler arası sistemin içinde yer almaktadır. Üstelik bulunduğu coğrafya, imparatorluk geçmişi ve tarihe mal olmuş hassasiyetler Türkiye’yi daha da kırılgan hale getirmektedir.

Türkiye’nin böylesi bir sistem içinde ve böylesi şartlar altında ekonomik, askeri, teknolojik açıdan gücünü arttırmak için çalışması, hatta eğitim sistemini dahi gücünü maksimize edecek şekilde yönlendirmesi gereklidir. Doğabilecek her türlü zafiyetin hasımlar kadar dostlar, müttefikler tarafından da suiistimal edilebileceği ne yazık ki gerçektir. Çünkü devletler birbirilerinin davranışını ve aklını kontrol etmek, böylece çıkarlarını korumak isterler. Zafiyet de kontrol için fırsat doğurur.

***

Ancak güçlü olmak sadece daha çok sayıda tanka, topa, silaha ya da paraya sahip olmak değildir. Devletler teknolojileriyle, ideolojileriyle, film ve dizileriyle, yarattıkları emsalle, demokrasileriyle, insan haklarına uyumlarıyla, uluslararası ajandayı kontrol edebilme yetenekleriyle, bazen de coğrafyalarıyla güçlerini arttırabilirler, çıkarlarını koruyabilirler. Önemli olan karşınızdakine istediğiniz bir şeyi yaptırmak ya da istemediğiniz bir şeyi yapmamasını sağlamaktır.

Bunu kimi zaman ikna kabiliyetinizle, müzakere yeteneğinizle, kimi zaman taahhütlerinizle ya da tehditlerinizle yaparsınız. Devletlerin hiç bitmeyen, sürekli yeni biçimler alan beka sorunuyla baş etmesi onların akılcı ve çok boyutlu politikalar izlemesiyle mümkün olur. Kısa veya uzun dönemli ittifaklar kurmak, konu bazında dahi olsa işbirliği modelleri geliştirmek, eskiden yaptığımız gibi Rusya’dan tehdit gelince İngiltere’ye, İngiltere’den tehdit gelince Rusya’ya yaslanmak en bilinen ve sıklıkla uygulanan yöntemdir.

Türkiye günümüzde de benzeri bir yönteme başvurmakta, ABD’nin Suriye’de doğurduğu tehdidi Rusya ve İran ile birlikte hareket ederek nötralize etmeye çalışmaktadır. Ancak bu yeterli değildir. Tehdit, caydırıcılık ve taahhüt kadar muhatabınızın stratejik aklının yönetilebilmesine, etkilenmesine de ihtiyaç vardır. Ki Türkiye bu alanda da çalışmakta, Senato, Temsilciler Meclisi, düşünce kuruluşları ve iş dünyasıyla temaslarda bulunmakta, toplantılar düzenlemektedir.

Liderler arası görüşmeler, diplomatik müzakereler ve mesela SETA’nın Washington’da Mearsheimer’la son kitabı üstüne yapacağı toplantı bu türden etkinliklerdir. Türkiye demokrasisini daha sağlam temellere oturtturduğunda, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ilişkin kuşkuları giderdiğinde sesini çok daha fazla duyurabilmek, çok daha etkili olabilmek imkanına kavuşacaktır. Beka sorununu her an düşünmesi gerekmeyen bir konu haline dönüştürmesi çok daha kolay olacaktır.   

***

Tüm bunlar gerçekleşmeden de Türkiye’nin yönetmesi zor bir beka sorunu bulunmamaktadır. ABD, Rusya, İran ve tehdit oluşturabilecek pek çok ülkeyle ilişkiler sürdürülebilir düzeye gelmiştir. Ankara en çok zarar görebileceğimiz Suriye sorununun seyri üstünde hem zeminde, hem de masada etkili bir aktördür. Önemli bir toprak parçasının kontrolünü fiilen elinde tutmakta, bu ülkeden kaynaklanabilecek tehditlere karşı rejimle ilişkilerinin normalleşmesi opsiyonu da dahil olmak üzere tedbirler almaktadır.

Ayrıca Türkiye güçlüdür de. Yaşadığı tüm sorunlara rağmen askeri açıdan da güçlüdür, elinde kullanabileceği göç gibi, boğazlar gibi kozları da vardır. Pazarlık söz konusu olduğunda bu kozları ve diğerlerini kullanmaktadır. Güç olgusunu yıllardır neredeyse her açıdan inceleyen David Baldwin’in 2016’da Princeton Üniversitesi tarafından basılan Güç ve Uluslararası İlişkiler kitabında vurguladığı gibi hiçbir güç doğal olarak mutlak, sınırsız ve kapsamsız değildir. Gücünüzün etkisi talebinizle de orantılıdır. 

Türkiye de çıkar ve beklentilerini doğru konumlandırdığında olayların akışını etkileyebilme potansiyeline sahip olduğunu dünyaya ve aslında kendine pek çok kez göstermiştir. Umarız seçimlerden sonra dışarıdan bakıldığında güçlü bir ülkede yaşadığımız, komplolarla yıkılmayacağımız daha iyi anlaşılır. Dünyayla daha uyumlu, daha umutlu, pozitif gündemlerin daha çok olduğu, bekanın sorundan ziyade risk olarak görüldüğü bir ülke oluruz. İyi ve mutlu bir tatil günü temennisiyle…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.07.2020
Bir kitap, bir hayat…
8.07.2020
Fransa-Türkiye ilişkilerinde gerginlik
1.07.2020
Eskiden olsa savaş çıkardı…
28.06.2020
Almaran’dan Berkant’a bir aşk hikayesi
24.06.2020
İlk izlenimler
21.06.2020
Saka Yusuf Dayı
17.06.2020
Mahkemeye yaptırım uygulayan ülke
14.06.2020
Hobi tutsaklığı üstüne
10.06.2020
Gitmesi istenmeyen işgal askerleri
7.06.2020
Yaşlanmak mı, yaş almak mı?
3.06.2020
Sonuçlar çıkartmak için acele etmesek…
27.05.2020
Libya’da dengeler değişirken
24.05.2020
Diplomasiden Zoomplomasiye…
20.05.2020
Albümden çıkan dört günlük savaş
17.05.2020
Dakikada 138 bin 699 dolar…
13.05.2020
Çözüm çözüm değil…
10.05.2020
Theodore Jacobsen’den Raif Efendi’ye ofisler…
6.05.2020
Tarihte bugünler
3.05.2020
Evde kalmak işe yaradı…
29.04.2020
İnsani güvenliği sağlamak mümkün mü?
26.04.2020
Yazı Odasında Yolculuklar
22.04.2020
Thorstein Veblen hayatta olsaydı…
19.04.2020
Bizim mesleğin en sevdiğim tarafı
15.04.2020
Uluslararası sorumluluklar
12.04.2020
Clausewitz ve Hegel’in koleradan öldüğünü biliyor muydunuz?
8.04.2020
Dünya değişmez, siyaset bitmez…
5.04.2020
Güven erozyonu
1.04.2020
Kehanet, distopya ve ütopya arasında…
25.03.2020
Salgının sonrasını da düşünmemiz gerek
22.03.2020
Ragnarog’dan Munch’a, oradan da salgına…
18.03.2020
Sebep, durum ve sonuç…
16.03.2020
Başarılı bir kriz yönetimi
11.03.2020
Christine de Pizan’dan günümüze kadınlar
8.03.2020
Moskova mutabakatını nasıl okumalı?
4.03.2020
Dört ayaklı politika
1.03.2020
Janus’un iki yüzü
26.02.2020
İkarus’un kanatları
23.02.2020
Framing
19.02.2020
Sağduyulu bir ses
16.02.2020
Olof Palme’yi hatırlayan var mı?
12.02.2020
Üçüncü seçenek…
9.02.2020
Neden saldırganız?
5.02.2020
Rusya ile ilişkiler gerilirken…
2.02.2020
Kabulü zor, uygulaması imkansız bir plan
29.01.2020
Trump’ın kendini ve Netanyahu’yu kurtarma planı mı?
27.01.2020
Kadınlar ne diyor?
12.01.2020
Tehlike geçti mi?
8.01.2020
Libya meselesi
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ardından…
1.01.2020
Yıl yeni fakat umutlar aynı…
30.12.2019
Amin Maalouf’un distopyası…
25.12.2019
Montrö tarihçesi…
22.12.2019
Kıbrıs sorunundan Libya ile mutabakata…
18.12.2019
Ortadoğu için bir Westphalia’ya doğru
15.12.2019
İnsan hakları bireyler için de, devletler için de önemli
11.12.2019
Gölgede kalan bir barış ödülü
8.12.2019
Dünyaya nasıl bakmalı?
4.12.2019
Montreux Sözleşmesi açısından Kanal İstanbul
2.12.2019
Teşhis doğru konmazsa…
27.11.2019
Çin’in yapabileceği en doğru şey…
20.11.2019
İki devletli çözüme bir engel daha
18.11.2019
Gallup araştırması
13.11.2019
Tam da çöpleri sevmeye başlamışken
11.11.2019
30 yıl önce dün…
3.11.2019
Bir başka Thukydides tuzağı
30.10.2019
Fikri düzeyde de mücadele gerekli
27.10.2019
Daha da etkili olmak için…
23.10.2019
Rousseau arası…
20.10.2019
Bir kriz değerlendirmesi
16.10.2019
Başarı ile baskı arasında
13.10.2019
Kamu diplomasisi ihtiyacı
9.10.2019
Başarıyı pekiştirmek için…
28.08.2019
G-7 Zirvesinin ardından
21.08.2019
Yakınlaşmanın sürmesi için…
4.08.2019
Unuttuğumuz bir tarih: 20 Temmuz 1936
24.07.2019
Yönetilmesi gereken bir sorun olarak göç…
14.07.2019
Caydırıcılık eşiği aşılınca…
10.07.2019
Dünyanın umurunda mı?
7.07.2019
İlke olarak serbest, kural olarak yasak ticaret…
19.06.2019
Trollük saygın bir mesleğe mi dönüşecek?
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive