Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Kıbrıs sorunundan Libya ile mutabakata…


22.12.2019 - Bu Yazı 512 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Cuma günü İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Küresel Siyasal Eğilimler Birimi (GPoT) bünyesinde Doğu Akdeniz’de güvenliğe ilişkin gün boyu süren üç oturumluk bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdik. Sabahki oturumda Marmara Üniversitesi’nden Zuhal Mert’in moderatörlüğünde Kıbrıs sorununu çözmenin, İsrail ve Mısır’la ilişkileri normalleştirmenin mümkün olup olmadığını konuştuk.

KKTC eski Dışişleri Bakanı, Lefkoşa Milletvekili Özdil Nami zor olsa da BM parametreleri çerçevesinde çözümü bir kez daha denememiz gerektiğini, ama yeni müzakerelerin zaman tahditli ve sonuç odaklı olmasının şart olduğunu vurguladı. Bandırma Üniversitesi’nden Ceyhun Çiçekçi İsrail’le ilişkileri normalleştirmenin bölgedeki diğer sorunlar yüzünden kolay olmadığını anlattı.

Mısır konusunda konuşan, kendisi de aslında Filistin kökenli olan Muhammed Ammash görebildiğim kadarıyla diğer iki konuşmacıdan daha iyimserdi. Mısır’la da ve hatta İsrail’le de ilişkilerin normalleşebileceğini ima etti, ticaret hacmine, yatırım miktarına, siyasi ve diplomatik düzeydeki kopukluğun yarattığı sorunlara değindi. Sabah oturumu emekli Büyükelçi ve İKÜ Öğretim Görevlisi Oğuz Çelikkol’un ve diğer katılımcıların değerlendirmeleriyle sona erdi. 

Öğleden sonraki oturumu Dışişleri Eski Bakanı ve İKÜ hocası Murat Karayalçın yönetti. İstanbul ve Marmara Üniversitelerinden iki önemli hukukçu hocamız Cüneyt Yüksel ve Selami Kuran ile Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Büyükelçi Çağatay Erciyeş de Doğu Akdeniz’deki en temel soruna, yetki alanlarına yani Kıta Sahanlığı (KS) ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlamalarına ilişkin konuştu.

Toplantı emekli Büyükelçi ve yine İKÜ Öğretim Görevlisi Erdoğan İşcan’ın yönettiği Türkiye’nin bundan sonra yapabilecekleri bir kez daha Oğuz Çelikkol ve Cüneyt Yüksel ile Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi İİBF Dekanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politika Kurulu üyesi Nurşin Ateşoğlu Güney’in yaptığı konuşmalarla sona erdi. Sanıyorum toplantı tüm katılımcılar için yararlı oldu, hepimiz birbirimizden bir şeyler öğrendik.

Ama galiba en çok Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yetki alanlarına ilişkin resmi pozisyonunu tüm açıklığı ve samimiyetiyle bizlere aktaran Büyükelçi Erciyeş’in söylediklerinden etkilendik. Kafamda hala KKTC’nin ilan ettiği yetki alanlarının tutarlılığına ilişkin kuşku duyduğum noktalar olsa da yapılanların siyasi-diplomatik mantığını görebiliyorum. Hepsinden önemlisi de Libya ile imzalanan 27 Kasım mutabakat muhtırasının önemi daha iyi anlıyorum.

Doğal olarak bir köşe yazısının sınırları içinde Türkiye’nin deniz yetki alanları hakkındaki tüm tutumunu aktarmak mümkün değil. Konu teknik ve bazı kavramların açıklanmasını, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi başta olmak üzere diğer ilgili müktesebata ve içtihata, Uluslararası Adalet Divanı’nın kararlarına yakınlığı gerekli kılıyor. Zaten bu konuda çok haber yapıldı ve detaylı açıklamayı da sanal ağda bulmak hiç zor değil.

Yine de bazı noktaların kısaca vurgulanmasında yarar var. Her şeyden önce GKRY’nin ve Yunanistan’ın ilan ettiği MEB’lerin hukukiliğinin ciddi şekilde tartışmalı olduğunu belirtmek gerek. Yunanistan’ın iddiaları Uluslararası Adalet Divanı’nın benzer durumlar için verdiği kararlarla uyuşmuyor. GKRY’ninki de Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türklerin haklarını, çıkarlarını dikkate almıyor. Yunanistan’ın adaları için talep ettiği yetki alanları her türlü insaf ölçüsünün ötesinde.

GKRY, 2003’de Mısır’la sınırlama anlaşması yaparken de, 2007’de Lübnan’la, 2010’da İsrail’le imzalarken de, 2006’da itibaren sismik araştırma yapıp ilan ettiği MEB’ini parsellere bölerek şirketler arasında taksim ederken de Türklerin 1960 statükosundan doğan haklarını göz ardı ediyor. Üstelik Kıbrıslı Türklerinin 2011’de ve 2012’de yaptığı, her fırsatta tekrarladığı işbirliği tekliflerini de Rum tarafı karşılıksız bırakıyor.

İki ülkenin de tutumları Türkiye’ye kendisinin ve Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için inisiyatif geliştirmekten başka alternatif bırakmıyor. Türkiye bir yandan çıkarlarını korumak amacıyla GKRY’nin kendi kendine belirlediği deniz alanlarıyla örtüşen yetki alanları ilan ederken, diğer yandan da Libya’daki BM’nin meşru kabul ettiği hükümetle Doğu Akdeniz’deki dengeleri altüst eden mutabakat muhtırasını imzalıyor.

AB bu konularda hiçbir hukuki yetkisi olmadığı, üyelerini içeren benzer ihtilaflarda sessiz kaldığı halde, siyasi dayanışma amacıyla ve tabii ki şirketlerinin çıkarları yüzünden Türkiye’nin karşısında yer alsa da, Ankara geri adım atacağa hiç benzemiyor, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını koruyacağını belli eden hamleler yapıyor.

Ancak sanılanın aksine Türkiye müzakereye, uzlaşmaya açık. Bunun altını Çağatay Erciyeş Cuma günü ısrarla çizdi. Sunuşlarında da uzlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümüne ilişkin BM Şartı’nın 33’üncü maddesine, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 74, 83 ve 121’inci maddelerine atıflar var. 

Ayrıca Türkiye ihtilaflı deniz alanlarındaki kaynakların ortak işletilmesi konusunda da benim görebildiğim kadarıyla samimi. GKRY ile olan deniz yetki alanları ihtilafını da daha doğrusu ihtilafın özünü oluşturan doğal kaynakları, hidrokarbon yataklarını Kıbrıs sorununun çözümü için fırsat olarak değerlendiriyor. Dünyaya mesaj veriyor, gelin uzlaşalım diyor.

Umarım hem komşularımız, hem de dünyanın geri kalanı Türkiye’yi anlar, biz de kendimizi anlatmak için sadece bu konuda değil her konuda haktan ve hukuktan yana oluruz, gücümüzü ve etkimizi pekiştiririz…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.07.2020
Bir kitap, bir hayat…
8.07.2020
Fransa-Türkiye ilişkilerinde gerginlik
1.07.2020
Eskiden olsa savaş çıkardı…
28.06.2020
Almaran’dan Berkant’a bir aşk hikayesi
24.06.2020
İlk izlenimler
21.06.2020
Saka Yusuf Dayı
17.06.2020
Mahkemeye yaptırım uygulayan ülke
14.06.2020
Hobi tutsaklığı üstüne
10.06.2020
Gitmesi istenmeyen işgal askerleri
7.06.2020
Yaşlanmak mı, yaş almak mı?
3.06.2020
Sonuçlar çıkartmak için acele etmesek…
27.05.2020
Libya’da dengeler değişirken
24.05.2020
Diplomasiden Zoomplomasiye…
20.05.2020
Albümden çıkan dört günlük savaş
17.05.2020
Dakikada 138 bin 699 dolar…
13.05.2020
Çözüm çözüm değil…
10.05.2020
Theodore Jacobsen’den Raif Efendi’ye ofisler…
6.05.2020
Tarihte bugünler
3.05.2020
Evde kalmak işe yaradı…
29.04.2020
İnsani güvenliği sağlamak mümkün mü?
26.04.2020
Yazı Odasında Yolculuklar
22.04.2020
Thorstein Veblen hayatta olsaydı…
19.04.2020
Bizim mesleğin en sevdiğim tarafı
15.04.2020
Uluslararası sorumluluklar
12.04.2020
Clausewitz ve Hegel’in koleradan öldüğünü biliyor muydunuz?
8.04.2020
Dünya değişmez, siyaset bitmez…
5.04.2020
Güven erozyonu
1.04.2020
Kehanet, distopya ve ütopya arasında…
25.03.2020
Salgının sonrasını da düşünmemiz gerek
22.03.2020
Ragnarog’dan Munch’a, oradan da salgına…
18.03.2020
Sebep, durum ve sonuç…
16.03.2020
Başarılı bir kriz yönetimi
11.03.2020
Christine de Pizan’dan günümüze kadınlar
8.03.2020
Moskova mutabakatını nasıl okumalı?
4.03.2020
Dört ayaklı politika
1.03.2020
Janus’un iki yüzü
26.02.2020
İkarus’un kanatları
23.02.2020
Framing
19.02.2020
Sağduyulu bir ses
16.02.2020
Olof Palme’yi hatırlayan var mı?
12.02.2020
Üçüncü seçenek…
9.02.2020
Neden saldırganız?
5.02.2020
Rusya ile ilişkiler gerilirken…
2.02.2020
Kabulü zor, uygulaması imkansız bir plan
29.01.2020
Trump’ın kendini ve Netanyahu’yu kurtarma planı mı?
27.01.2020
Kadınlar ne diyor?
12.01.2020
Tehlike geçti mi?
8.01.2020
Libya meselesi
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ardından…
1.01.2020
Yıl yeni fakat umutlar aynı…
30.12.2019
Amin Maalouf’un distopyası…
25.12.2019
Montrö tarihçesi…
22.12.2019
Kıbrıs sorunundan Libya ile mutabakata…
18.12.2019
Ortadoğu için bir Westphalia’ya doğru
15.12.2019
İnsan hakları bireyler için de, devletler için de önemli
11.12.2019
Gölgede kalan bir barış ödülü
8.12.2019
Dünyaya nasıl bakmalı?
4.12.2019
Montreux Sözleşmesi açısından Kanal İstanbul
2.12.2019
Teşhis doğru konmazsa…
27.11.2019
Çin’in yapabileceği en doğru şey…
20.11.2019
İki devletli çözüme bir engel daha
18.11.2019
Gallup araştırması
13.11.2019
Tam da çöpleri sevmeye başlamışken
11.11.2019
30 yıl önce dün…
3.11.2019
Bir başka Thukydides tuzağı
30.10.2019
Fikri düzeyde de mücadele gerekli
27.10.2019
Daha da etkili olmak için…
23.10.2019
Rousseau arası…
20.10.2019
Bir kriz değerlendirmesi
16.10.2019
Başarı ile baskı arasında
13.10.2019
Kamu diplomasisi ihtiyacı
9.10.2019
Başarıyı pekiştirmek için…
28.08.2019
G-7 Zirvesinin ardından
21.08.2019
Yakınlaşmanın sürmesi için…
4.08.2019
Unuttuğumuz bir tarih: 20 Temmuz 1936
24.07.2019
Yönetilmesi gereken bir sorun olarak göç…
14.07.2019
Caydırıcılık eşiği aşılınca…
10.07.2019
Dünyanın umurunda mı?
7.07.2019
İlke olarak serbest, kural olarak yasak ticaret…
19.06.2019
Trollük saygın bir mesleğe mi dönüşecek?
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive