Mücahit BİLİCİ



Bookmark and Share

Anneler ağlamasın diye Kürtçe ninni


19.02.2020 - Bu Yazı 214 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  “O Ses Türkiye” isimli bir televizyon programında genç bir şarkıcı Kürtçe bir ninni söylemek istiyor. Bunun için “yayıncı”dan (önce patron ama daha derinde Türklük) izin istiyor. Haklı, çünkü işleyeceği şeyin bir tür cürüm olduğunu biliyor. Denklemden teknik nezaket kısmını çıkardığımızda bile geride neredeyse bir “dilenme” edasından kurtulamayan bir üslup görüyoruz: İstediği şeyin “küçücük” olduğunu tekraren söylüyor. Annesinin o bebekken onun kulağına fısıldadığı ninniyi televizyondan annesine hitaben okumak istiyor. Annesinin “tek kelime Türkçe bilmiyor” olduğunu dile getiriyor. O bu vesileyle “annesinin gönlünü almak” istiyor. Kürtçe bir ninni, söylenebilmek için ruhlara işlemiş Türklük bürokrasisinin içinden geçerek “temiz” kağıdı almak zorunda.

Hayri Kasaç isimli bu genç kardeşimiz, şüphesiz yapısal bir gerçekliği yansıtan bir örnek olarak burada bahse konu ediliyor. O bir mağdur ve tipik bir örnek. Onun yerinde olan çoğu Kürt genci benzer psiko-sosyal baskıyı hissedeceği için aynı duruma düşmekten kurtulamazdı.

Hayri 20 saniyede halledeceğini düşündüğü bir ninni için tam 35 saniyelik özür ve mazeret beyan etmek zorunda kalıyor. Yani güvenlik soruşturmasından geçiriyor kendini. Temiz kağıdını alması için kendini sıfırlaması, politiklikten biyolojikliğe ricat etmesi gerekiyor. Annesini anneliğe, kendisini de bebekliğe geri çekmek zorunda. Yaptığı şey merhametten başka bir şeyle muhatap kalmamayı garantileyecek şekilde kendini iptal etme işlemi. İzin koparabilmek için hak ve iddialardan geri çekilme eylemi gerçekleştiriyor. Buna ihtiyaç hissetmesi normal. Çünkü kimliği ve dili ulusal bir nezarethanenin bodrum katında tutuklu (Diyarbekir cezaevindekilerin hatıraları bunun işkenceli bir fotoğrafıdır). Neticede Kürtçe, savaş ve barış süreçlerine bağlı olarak teneffüse çıkabilen bir dil. Kürtçe bir hak-hukuk meselesi değil, bir izin ve sadaka konusu olduğu için Kürtler Türklerin huzurundayken Kürtçe konuşmanın bir ihlal, bir suç olduğunu bilirler. Kürtler hadlerini iyi bilir.

Kürtlere haklarını sadaka olarak verme konumundakiler nezdinde Kürt dili, en derin, en etkili meşruiyetini her zaman (Türkçe bilmeyen) bir annenin (hapisteki) oğluyla görüş gününde konuşma ihtiyacına mani olmaktaki vahşete “ayıptır, günahtır” deme lüzum ve konforunda buluyor. Çünkü o seviyede Kürtçe Kürt olmaktan çıkıyor, safi bir dil’e, sadece “dil”e dönüşüyor. İnsanın konuşma ihtiyacı kadar yalınlaşıp, gayrıpolitik bir mahiyet kazandıktan sonra Kürtçe dili konuşulma vizesi alıyor ve hakimiyet makamındakiler için “acınma”nın nesnesi haline geliyor. Sadaka, verilebilmek için gideceği adresin acınmaya liyakat kazanacak kadar soyunmasını ister. Dilenenin üst başının yırtık, kendisinin de iddiasız ve benliksiz olması gerekir.

‘ANALAR AĞLAMASIN’

Adına Kürt sorunu denilen haksızlığa ve silahlı çatışmaya çözüm arayışlarının veya barış girişimlerinin her zaman “analar ağlamasın” klişesiyle başlaması bir tesadüf değildir. Analar ağlamasın’da anneliğin kutsal sayılması ve annelerin evlatlarına olan şefkatlerinin safilik ve fıtriliği bir gayrıpolitik dayanak noktası olarak kullanılır. Şöyle bir avantajı da vardır: Kimin annesi? İbare hem askerin hem de örgüt üyesinin annesine göndermede bulunmaya açık bir esneklikte ve insanilikte. Retoriksel olarak etkili ama tuhaf bir formülasyon. Üzerinde düşünüldüğünde sanki “Sorun gelip annelerin ağlamasına mı kaldı?” dedirtecek bir gariplik var.

Peki neden ‘çocuklar ölmesin’ diye değil de onların ‘anneleri ağlamasın’ denilerek sorun dile getiriliyor? Çünkü askerlerin ve örgüt mensuplarının insan oldukları gerçeği ile yüzleşmemek için bu iki unsur için gözyaşı dökülmesine izin verilmez. Sırasıyla “şehitlik” ve “terörist” tanımlamaları (biyopolitik bir ayrıştırmanın taksonomisi olarak) hayat hakkına dair devletin takdir iradesini yansıtırlar. Bu kişiler ölmezler (“şehitler ölmez” ve “teröristler etkisiz hale getirilir”). Uğurlarına ağlanamaz. Birini ulaşılamayacak kadar kutsal bir yüksekliğe, diğerini de yine erişilemeyecek kadar mahrem bir derinliğe koyarlar. Geriye gözyaşlarına hakim olamayan “anneler” kalır. Analar ağlamasın vurgusu, bu doğallığa karşı devletin çaresizliği kadar insanilik maskesidir.

Anneler ağlamasın söylemi de Kürtler söz konusu olduğunda meselenin neden hep duyguya çekildiğine dair başka bir örnektir. Şurası açık ki Kürtler duygunun hapishanesinde tutuluyor. Sevgi, acınma, kardeşlik gibi söylemler Kürtleri dilenci tutmanın araçlarıdır. Dilsiz insan (anne) ile masum bebek (ninni) arasında gel-gide mahkum olan Kürt, duygunun konusu kaldığı sürece esir ve dilenci olmaya devam edecek. Ne zaman ki Kürt ve Kürtçe resmen tanınıp hukukun konusu olur işte o zaman Türkiye’de Kürt ilk kez insan ve ilk kez eşit olacak.

Anneler ağlamasın değil anneler konuşsun dendiğinde sorunla yüzleşme başlar. Kürtler izne tabi, acınmaya muhtaç olduğu sürece ninnilere mahkum kalır. Kürtçe müzik bile duygu olduğu için tolere edilir ama Kürtçe söz ve konuşma dikkat ederseniz hala tam olarak meşru değildir. Çünkü aklı ve yetişkinliği temsil eder.

AHMET KAYA

Hayri Kasaç örneğini başka bir örnekle karşılaştırmadan bu bahsi tamamlamak doğru olmaz. Türk huzurda Kürtçe konuşma olaylarının en meşhurlarından biri, kuşkusuz, Ahmet Kaya’nın saldırıya uğradığı ödül gecesindeki konuşmasıdır. Aradaki fark neydi? Ahmet Kaya özgürleşmiş bir Kürt olarak dilenmek ve acınma talebinde bulunmak yerine sahip olduğu Kürtçe şarkı söyleme ve klip çekme hakkını ve bir Kürt olarak insaniyetini başı eğik, mahcup bir şekilde değil, başı dik bir surette dile getirme cüretinde bulunmuştu. Onun Türkçe konuşması bir Kürtçe konuşma cesaretiydi. Huzurdaki efendilerin cevabı ne oldu? Ahmet Kaya, ellerine geçen çatal, bıçak, marş ile saldırıya uğradı. Türk milliyetçiliğinin satırlı kültür esnafından, köksüz medya tetikçilerine ve hukuksuz adli bürokrasisine uzanan tahakküm altyapısı devreye girip onu sürgüne mahkum etti ve sürgünde vefat etti (bu vesileyle Ahmet Kaya’ya binler rahmet).

Orada ilginç olan bir boyut da Mahsun Kırmızıgül’ün durumuydu. Kalbi ve vicdanıyla Ahmet Kaya’nın yanında olduğunu tahmin edebileceğimiz bu Kürt sanatçı göründüğü kadarıyla o saldırgan tayfanın içinde kalmış, dışına çıkamamıştı. Ama bu çoğu Kürdün çaresizliğini yansıtan bir mahkumiyet haliydi. Kürtlüğünü mahcup olmadan vurgulamanın ağır maliyeti karşısında egemen Türklüğün içinde çaresizce ve gönülsüzce kalmak.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.04.2020
Kürt Türk ilişkisi: Nezaret, vekalet, bakanlık
15.03.2020
Korona’ya karşı dua nasıl ilaç haline geldi?
8.03.2020
Kedi sevmek imandandır
23.02.2020
Düşünür kime denir?
19.02.2020
Anneler ağlamasın diye Kürtçe ninni
17.02.2020
AKP'nin insanlığa yaptığı katkılar
10.02.2020
İki bin bir ekmek aç bir adamı kurtaramadı
3.02.2020
Kürtler zalim olabilir mi?
20.01.2020
Sahte peygamber mümkün mü?
31.12.2019
Kanal İstanbul İslam’a uygun mu?
23.12.2019
Türklere eşit haklar istemek neden garip geliyor?
15.12.2019
Xelk’in demokrasisi
10.12.2019
Türk sorunu değil Kürt sorunu
2.12.2019
Şehir, üniversite, iktidar
28.11.2019
İslamcıların sandıklarında bir şey var sandık
18.11.2019
Bir koltukta iki dünya
12.11.2019
Dağların büyüsü nasıl kaçtı?
5.11.2019
Kürt cumhuriyetinin general hali
22.10.2019
Kürt mülk sahibi olmasın
28.12.2018
Donald Trump’ın Zülkarneyn Olarak Portresi
26.12.2018
Bir fiyat sorusu: Kürt müsünüz?
25.10.2018
Evrenselci kurtuluş ideolojileri ve Kürtler
10.8.2018
Başörtüsü ve Silah
3.11.2017
Sosyolojinin Tanrısı
3.10.2017
İSLAM VE ATEİZM Kutsallık Yere Düşünce
20.9.2017
Kürdistan Özerk Bölgesi Referandumu
22.8.2015
Kürdistan’ı harabeye çevirmek
11.8.2015
Nurculuk da eleştirilmeli
9.8.2015
Öcalan’ın yarım kalan portresi
4.8.2015
Nurculuk eleştirisi ve mesiyanizm
1.8.2015
HDP ile PKK arasında fark bırakmamak
26.7.2015
Milliyetlilik ve milliyetçilik
23.7.2015
İki hazine: benlik ve milliyet
23.7.2015
Ümmeti bölen Kürdler!
18.7.2015
Mele Hikmet û Remezan Çavuş
12.7.2015
Kader ile irade’nin dansı
5.7.2015
Kürd sorununda insan haysiyeti
27.6.2015
İttihad-ı İslam ve Kürdler
21.6.2015
HDP devrimi, AK Parti devrimi
13.6.2015
Din elden gidiyor diyen tûtî kuşları
8.6.2015
HDP ve Kürdlerin Temsil Zaferi
6.6.2015
Kürtçülük ile suçlanmamış Kürd ‘yok’tur
30.5.2015
Düşman bitince, kendi göründü
25.5.2015
Kırmızı Kitap’tan Anayasa’ya
17.5.2015
Müslüman ol, Kürd olma!
9.5.2015
Bazı sosyal bilim kavramları
2.5.2015
İslam’ın solundaki boşluk
25.4.2015
Dua ve doğa
19.4.2015
Ermeni Soykırımı ve Ayasofya Mabedi
11.4.2015
Kullanışlı aptallık ve entelektüel popülizm
05.04.2015
Üç parti: Türklük, Kürdlük, Müslümanlık
28.03.2015
İslam’da siyasi partiler
21.03.2015
Demokrasinin yeni taşıyıcısı Kürdler
15.03.2015
İdeolojiden menfaate dindar benlik
08.03.2015
Ateistlerin inanç hürriyetini savunmak
01.03.2015
Cemaat yazısına tepkiler
21.02.2015
Cemaat’te özeleştiri alametleri mi
14.02.2015
İfade özgürlüğü niye önemli
08.02.2015
Said nasıl Kürdi oldu
31.01.2015
Kürdlerin teori hastalığı
24.01.2015
Kamusal alanın kökeni
18.01.2015
Hegemonya ve müsbet hareket
11.01.2015
İslamofobi nasıl düşman oldu
04.01.2015
Dindar Cumhuriyet’in sağı solu belli mi
27.12.2014
Fotoğrafçının ölümü
21.12.2014
Darbenin sıradanlaşması
13.12.2014
Said Nursi ‘bana yazdırıldı’ derken
07.12.2014
Eleştirel bir dindarlık ihtiyacı
30.11.2014
Kader kredisiyle dindar sarhoşluğu
22.11.2014
İyilikler hep bizde
15.11.2014
İslamda savaş bitmiştir
08.11.2014
Jefferson Kur’an’ı üstüne Ellison yemini
01.11.2014
Kürd öğrenci, Türk öğretmen: Konu ‘evrensellik’
25.10.2014
İntihar postacısı
19.10.2014
Yeni Türkiye’de devleti takdise devam
11.10.2014
İslamcılığın cesareti ve süreçteki zaaf
08.10.2014
IŞİD’in devleti, Kürdlerin milleti
04.10.2014
Mektup okumanın mantığı: Mana-yı harfi
02.10.2014
Ehmedê Xanî Hazretleri’nden Kürdlere mektup
28.09.2014
Çıplaklık ve örtünme
24.09.2014
Halepçe, Roboski, Kobani ya da Kürdlerin devletsizliği
20.09.2014
İskoçlar ne elde etti
17.09.2014
Hâkim Türk ile mahkûm Kürd’ün birbirini ağırlaması
13.09.2014
Nurdan bir üniversite
10.09.2014
Paralel etnikliğe milli temizlik
07.09.2014
Kafa kesenlerin şeriatı
03.09.2014
Dindar Cumhuriyet’in Müslüman ulusu
30.08.2014
Şehir nedir
28.08.2014
Kürtlerin uluslaşması
24.08.2014
Yeniden uluslaşma süreci
20.08.2014
Demokrasi Müslüman’a helal mi
16.08.2014
Bronzlaşmadan beyazlaşmaya Caprice Hotel
13.08.2014
Hıyarizma: Hıyarlığın sosyolojik analizi
09.08.2014
Siyasaldan put yapmak
06.08.2014
Nurculuk ve İslamcılığın devlette kesişen yolları
03.08.2014
İslamcılık ve Nurculuk (2)
31.07.2014
İslamcılık ve Nurculuk (1)
27.07.2014
Gülen Cemaati’ni bitirmek
23.07.2014
Müslümanlar Siyonizm’i aşabildi mi
19.07.2014
İslamcılığın Kürtlere borcu
16.07.2014
Adolf Eichmann kimdir
13.07.2014
Erdoğan’ın başarısının sırları
09.07.2014
Bediüzzaman’ın Türkleştirilmesi, Risale-i Nur’un devletleştirilmesi
05.07.2014
Aşk çevreye yeterince duyarlı bir yol mu
02.07.2014
Üç hilafetten hangisine aşinayız
29.06.2014
Kürtlerin boşanma hakkı
26.06.2014
Korkunç varlık
21.06.2014
Bir vicdan koalisyonu ihtiyacı
18.06.2014
Post-Kemalist laiklik yahut İslam içi siyaset
14.06.2014
Xweda, God ve Allah
12.06.2014
Barış süreci böyle olmak zorunda mı
08.06.2014
İslamcılık ve mukaddesatçılık
04.06.2014
Devrim ayakları ve demokrasi yorganı
31.05.2014
Kuyudaki adam: Tolstoy, Bediüzzaman ve Buda
28.05.2014
Gülen Cemaati için özeleştiri vakti
24.05.2014
Gere gere kazanmak
21.05.2014
Psikopat laikler ve ihtilalci demokratlar
17.05.2014
Tozlu çizme’den kibir tekme’sine
14.05.2014
Nihilist cihad
10.05.2014
Halk ihtilali ve meşruiyet
08.05.2014
Pennsylvania’nın yol haritası
04.05.2014
Milliyetçilik: Bir gönüllü körlük
30.04.2014
İlkel milliyetçiliğin faydaları
27.04.2014
Ermeni soykırımı ve Müslüman milliyetçiliği
24.04.2014
Milliyetçilik meselesi
20.04.2014
Ermeni Apo’dan Ermeni Gülen’e devlette devamlılık
17.04.2014
İslamcılığın ikinci momenti
13.04.2014
Marx ve Fakr
10.04.2014
Nurculuğun devletleşmesi
06.04.2014
Haklılık ve millilik
03.04.2014
Çekiç ile Kalem
29.03.2014
Halife çürük çıkarsa din elden gider mi
26.03.2014
Doğrunun iktidarına doğru
22.03.2014
Newroz ve özgürlük
19.03.2014
Yeni iç düşman
15.03.2014
Siyaset ve iman
12.03.2014
Müslüman’ın bencilliğiyle karşılaşmak
08.03.2014
Vazodaki akrep
05.03.2014
Türkiye’nin kayıp anayasası
02.03.2014
Cemaat’in Kürt sorunu (hükümetle mukayeseli)
27.02.2014
Kürt politikaları itibariyle hükümet ve Cemaat
22.02.2014
Sevgilinin yüzü zamanın durduğu yerdir
20.02.2014
Üçüncü Abdülhamid ya da AtaDindar
15.02.2014
Fethullah Gülen Cemaati’ne tavsiyeler
12.02.2014
Çocuk ve Lego
09.02.2014
Teşkilatın örgüt organizasyonu
05.02.2014
Trajik sınırların sakinleri
01.02.2014
Cemaat’in siyaset hakkı
29.01.2014
Hobbes’a bir dakikalık saygı duruşu
25.01.2014
Bir komplo teorisi
23.01.2014
Kürt ve Ermeni: Kendine gelme stratejileri
19.01.2014
Neden Cemaat kazanır
16.01.2014
Devlet nedir
11.01.2014
Hükümetin Cemaat hatası ve paralel çözüm süreci
09.01.2014
Zemberek boşaldı, balayı bitti
04.01.2014
Propaganda çöplüğü
01.01.2014
Roboski ve Paralel Devlet
28.12.2013
Mentoxe ve ölüm
25.12.2013
Cemaat ve hükümet mücadelesinin ihlâs ekonomisi
21.12.2013
Anarşinin sebep ve çareleri
18.12.2013
Cemaat’in anlamadığı
14.12.2013
Laikistan ve Kürdistan
12.12.2013
Türklük ve Müslümanlık özdeşliği
07.12.2013
Türk kime derler
04.12.2013
Dindar Cumhuriyet’te çok partili dönem
30.11.2013
Kürt olma sırası Cemaat’te
27.11.2013
Cemaat ile hükümet çatışmasının politik teolojisi
23.11.2013
Erdoğan, Gülen, Öcalan
20.11.2013
Kardeşlik vergisi ve Kürdistan
16.11.2013
Kürtlerin bölünmüşlüğü ve kardeşlik testi
13.11.2013
Halife, Mehdi ve İsa
09.11.2013
Devlete karşı çırılçıplak
06.11.2013
Soru neyin cevabıdır
02.11.2013
Kemalizm neydi
30.10.2013
Suyu dile getiren Feqiyê Teyran
26.10.2013
Suyla güreşen adam
23.10.2013
Kürdistan’a dair oryantalizm
19.10.2013
Devlet millet barışması
16.10.2013
Nihilizm ve tevhid
12.10.2013
Bilme ya da nesnenin insandaki yolculuğu
09.10.2013
Gundî’liğe övgü
05.10.2013
Kürtler kavim mi, millet mi
02.10.2013
İslamcı doktorun milliyetçilik teşhisi
28.09.2013
Bir atın ölümü
25.09.2013
Dinime dahleden İslamcı bari Müselman olsa!
21.09.2013
Kürtler zımmi midir
18.09.2013
Camcı Şafi’nin Türkiye sevgisi
14.09.2013
Bediüzzaman ve anadilde eğitim
11.09.2013
Meleke yırtılması
07.09.2013
Kürtlük ve çocukluk
04.09.2013
Misafir ve evsahibi
31.08.2013
İslam içi siyaset
28.08.2013
Diyarbekir’de balkon medeniyeti
24.08.2013
Akıl kamaşması
21.08.2013
Hamaset ile teenni
17.08.2013
Kardeşlikte zorlama yoktur!
14.08.2013
Parti, Cemaat, Örgüt
10.08.2013
Ağustos ağacı
07.08.2013
Demokraside bencillikten fazilete
31.07.2013
Devrimi bitirmeme ısrarı
27.07.2013
Mülkün temeli iktidar olunca
24.07.2013
Dış Kürtlere ‘kardeşlik’ ihracatı
20.07.2013
Vahşet, ünsiyet, medeniyet
17.07.2013
Kürdinsan mı, Kürdistan mı
10.07.2013
Duvar, çadır ve delik
03.08.2013
Yolculuğun dört bileşeni
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive