Muharrem Sarıkaya

Haber Türk



Bookmark and Share

Karamollaoğlu: Bizimle İYİ Parti gibi olmaz…


27.11.2018 - Bu Yazı 453 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ŞUNU baştan belirteyim her parti son 20 yılın en sıkıntılı yerel seçim sürecini yaşıyor.

Buna neden de dışsal değil, tamamen içsel konular…

Ya teşkilatını aşamıyor, ya adayını, ya da ittifak içine girmek istediği partiyi…

Durum böyle olunca birbirinin içine geçmiş sorun yumağını çözmek de kolay olmuyor.

YENİ BUNALIM

Bu bunalım 2002’den bu yana aday belirleme sürecinde ilk kez farklılaşan AK Parti, CHP ve diğer partiler için de geçerli…

Bir başka parti ile işbirliği olmadan seçimi kazanamayacağını görüyor ama işbirliğine sıcak bakmıyor.

Daha ilerisi, ilk kez karşılaşılan bir şekilde adaylıkları kesinleşenlerin listeleri açıklanmadan bir gün önce kamuoyuna yansıyor; bu da partilerde yeni bir tartışmanın önünü açıyor.

Liste kaydırmalarına neden oluyor; daha önce bir ilçe için yapılan kamuoyu araştırması, kaydırılan kişi için bir kez daha yineleniyor.

Bu da yeni bir zaman kaybı yaratıyor; kriz var algısını üretiyor.

TERK SORUNU

Büyükşehirlerdeki durum ise daha karmaşık...

Çünkü partilerin aradığı nitelikli aday nasıl bir durumla karşılaşacağını kestiremediği için büyükşehre soyunmaktan kaçıyor; aday olmak isteyeni de partiler beğenmiyor; yeni bir isme yöneliyor.

Büyükşehir ilçeleri ise bir başka tartışmanın zeminini oluşturuyor; birçok il ve ilçe teşkilatı dün aday tepkisi veya tercihini sunmak için Ankara’da parti genel merkezlerini doldurmuştu.

Bu karmaşık sürecin bir de ittifak yapılan partilere bırakılması planlanan il teşkilatları ile ilgili bunalımı var ki bu da başka bir sorun.

İl teşkilatları, ittifak içinde oldukları partiye bırakılması halinde “kaybedeceklerini” ileri sürürken, “Kaybetmek için mi ittifak yapıyoruz, dilerseniz gidip ittifak yaptığımız partiye biz anlatalım” hayıflanmasında bulunuyor.

Hatta bazı haklı gerekçelerini de sıralamaktan geri durmuyor…

TEŞKİLAT BELİRLESİN

Bu nedenden olsa gerek, CHP ve İYİ Parti arasındaki görüşmelerde teşkilat tepkileri de göz önünde tutulmuş.

Hatta CHP, bazı illerde aday belirlenme sürecinin doğrudan teşkilata bırakılmasına, aralarındaki müzakere göre karar verilmesi yönüne gidilmesini önermiş.

Şu kadarını söyleyebilirim ki AK Parti’nin bugün üzerinde mutabakat sağlanan, müzakere kapsamında olmayan 20 yeri daha açıklamaya hazırlanırken, diğer yerlerle ilgili netleşme yok.

Büyük ihtimalle bu hafta sonuna kadar bir noktaya varılır.

CHP ise mutabakat sağlanan yerleri bu hafta da açıklamaya devam ederken, müzakerede olduklarını geriye bırakacak.

BAŞBAŞA GÖRÜŞTÜLER

Bu kapsamda CHP lideri Kılıçdaroğlu dün İYİ Parti gibi Millet İttifakında birlikte olduğu Saadet Partisi’nin kapısını çaldı ve lideri Temel Karamollaoğlu ile buluştu.

Görüşmenin bir bölümü heyetler halinde geçmiş, ağırlıklı bölümü de Kılıçdaroğlu ile Karamollaoğlu’nun baş başa görüşmesi şeklinde gerçekleşmiş.

"İTTİFAK ZARAR VERİYOR"

Görüşme sonrası SP lideri Temel Karamollaoğlu ile konuştum, “Ben öteden beri söylüyorum, mahalli seçimde genel ittifak isabetli değil” diye söze girdi.

Bu düşüncesini CHP liderine de ilettiğini belirtip gerekçesini şöyle dile getirdi:

“Görüşmemizde genel ülke meseleleri üzerinde de durduk. Ben orada da söyledim, bütün partilerle mahalli yerde, ilde, ilçede, beldede dirsek teması olabilir, zaten bugüne kadar da oluyordu. Ama yukarıdan genel bir ittifakı doğru bulmuyorum. Çünkü kutuplaşmayı arttırıyor. Kutuplaşma da zarar veriyor. Böyle ittifaklar birileri tarafından da bu kutuplaşmanın aracısı haline getiriliyor. Bundan kaçınmak lazım, ama CHP ile de mahallinde dirsek teması olabilir.”

"İYİ GİBİ OLMAZ"

Bu aşamada, “CHP ile bizim işbirliğimiz İYİ Parti gibi olmayacak mı diyorsunuz?” sorusunu yönelttim.

“Evet, İYİ Parti gibi bir işbirliğimiz olmayacak” yanıtını aldım…


***

Ödül gibi tören

Diyarbakır’da hafta sonu, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin (GGC) 33. Başarılı Haberciler Ödül Töreni vardı...

Ödül jürisi beni de ödüle layık görmüş; var olsunlar, kıvanç, onur duydum…

Törende GGC Başkanı sevgili arkadaşım Veysi İpek’in de altını çizdiği gibi, “İstanbul’da yaşanan tayfunun, bölgede günlük esinti olduğu coğrafyada” gazetecilik mesleğini yaşam sırtında yürüten arkadaşlarımın beni ödüle layık görmesinin ayrı değeri var.

“En iyi yazar” dalında şahsıma tevdi edilen ödülle birlikte Habertürk’ten, “En İyi Kadın Sunucu” dalında Didem Arslan Yılmaz, “En İyi Sabah Programı” dalında sabah ekranının vazgeçilmezi olan Para Gündem’den Ebru Baki, Serdar Kuter ve Bülent Aydemir ile “En İyi Haber” dalında Mehmet Kayahan ödül aldı.

Başarılı birçok gazeteci ve televizyoncu da Diyarbakır’a bizzat gelerek ödüllerine kavuştu.

Baştan belirteyim, bir ödül töreninde ne olması gerekiyorsa hepsi vardı…

DİYARBAKIR’IN TÜRKÜSÜ

Sadece ödül töreni mi; törenden sonra GGC lokalinde düzenlenen gece de muhteşemdi…

Bölge türkülerini bıkmadan derleyen sanatçı Bedri Ayseli, türkünün nasıl sade okunabileceğini yine gösterdi; her zamanki asil duruşunu bir daha sergiledi.

Sohbeti, nezaketi, insanlığı Diyarbakır türküleri gibiydi…

Aktardığına göre, derlemesini yaptığı Suzan Suzi türküsünün öyküsü filme alınmış montajı son aşamaya gelmiş.

Yaşadıklarını da bir kitapta toplamış, bazılarını anlattı, gülmekten kırdı geçirdi; kitabın yakında yayınlanacağını söyledi.

NE CEVHERLER VARMIŞ

Mahalli sanatçıların performansı da muhteşemdi; günün ilk saatlerine kadar çalıp söyledi.

Müzikle amatörce uğraşan bir kişi olarak söylüyorum ki, bazı gazeteci arkadaşlarımızın sanatçılara eşlik ederken çıkardığı performans sahnelerdeki birçok sanatçının önündeydi…

“İçimizde ne cevherler varmış” demekten kendimi alamadım…

Töreni, bizleri buluşturan cemiyet ortamıyla GGC ödül gecesinde bir tek eksik yoktu, fazlası vardı…

Bizler için tek başına ödül değil, gecesi de ödül gibi oldu…


***

Hükümetin Demirtaş kararı...

AİHM, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında bir süre önce tutukluluğunun sonlandırılması yönünde karar vermişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da AİHM kararının “yok hükmünde” olduğuna yönelik tepki vermişti.

Buna da, Türkiye’nin denetime alındığı Avrupa Konseyi, hem de AB içinden karşı tepki yükselmişti.

Hükümet, AİHM kararını detaylı bir şekilde incelemiş ve bundan sonra izleyeceği yol haritasını belirlemiş.

Konuyla ilgili etkin ve yetkin ismin belirttiğine göre “AİHM’nin kararını hemen uygulama yoluna gitme niyeti” hükümette yok.

KARARI MAHKEME VERİR

Buna yönelik “genel analiz raporunda” AİHM’in kararlarının, “Ulusal yargı yerlerinin ara kararlarını ortadan kaldıran veya kesin kararlarını bozan kararlar” olmadığı anımsatılıyor.

Eğer AİHM ile yerel mahkeme kararı uyuşmazsa Bakanlar Komitesi’nin denetim yetkisine dahil olacağı belirtilip şu noktaya dikkat çekiliyor:

“Ancak bu (Bakanlar) Komite hukuki olmaktan ziyade siyasi ve diplomatik bir denetim yapar ve diplomatik yolları kullanır.”

Ardından kararın içeriğine dönük değerlendirmeye geçiliyor.

AİHM ELEŞTİRİSİ

AİHM’nin 7 konuda Türkiye’yi haklı bulduğu, 3 konuda ihlal tespiti yaptığına işaret ediliyor.

AİHM’nin 3 kararı eleştirilirken, “bağımsız bir gözlemciyi ikna edecek düzeyde suç işlendiği yönünde makul şüphede bulunduğu tespitini yapan AİHM’in diğer yandan tutukluluğun siyasi saiklere dayandığını ileri sürmesinin kendi içindeki çelişkidir” deniliyor.

Bu kapsamda şu eleştiriye yer veriliyor:

“İspanya’nın kendi bütünlüğünü koruma kaygısıyla aldığı son derece sert ve yer yer hukuk sınırlarını aşan önlemleri meşru gören AİHM’in konu Türkiye olunca tam tersi yaklaşım sergilemesi hiçbir surette kabul edilemez…”

ÜÇ AY ZAMANI VAR

AİHM kararının kesin olmadığına bir vurgu daha yaptıktan sonra, “bir itiraz olmasa dahi 20 Şubat 2019’a kadar süresinin bulunduğu” hatırlatılıyor.

Üç ay içinde itiraz olması halinde 5 hakimden oluşan Panel tarafından konunun ele alınıp inceleneceği bildiriliyor ve şöyle deniyor:

“Karar henüz kesin olmadığı için Sözleşmenin (AİHS) 46. maddesi anlamında hüküm ve sonuç doğuracak nitelikte bir karar değildir. Karar bu şekilde kesinleşmiş olsa dahi, Türkiye yargı yerlerinin kararlarını yeniden ele alması, değerlendirmesi ve AİHM’in gerekçelerini de dikkate alarak kararını vermesi ile AİHM kararına uymuş olur. Ancak ulusal yargı yerleri bu yeniden değerlendirme sonucunda esas açısından kendi kararlarını vermek konusunda mutlak bir bağımsızlığa sahiptir. Burada önemli olan, AİHM kararındaki gerekçelerin mahkemece karşılanmış olmasıdır. Öte yandan ulusal yargı mercilerinin verdiği kararlar da doğal olarak itiraz ve temyiz gibi iç hukuk yollarına tabidir.”

KENDİ KARARINI VERİR

Cumhurbaşkanı’nın “bağlayıcı değil” sözünün de bu kapsamda ele alınması gerektiğinin altı çiziliyor.

Son cümlelerde şöyle deniyor:

“Öncelikle karar kesin değildir. İkinci olarak AİHM'in ulusal mahkeme yerine geçerek karar verme veya verilen kararı bozma yetkisi yoktur. Üçüncü olarak AİHM kararındaki bulguları da dikkate alarak yeniden değerlendirme yapmak suretiyle karar verecek olan yine ilk derece mahkemesidir. Bu açıklamanın kararın Türkiye yargısı tarafından yeniden değerlendirilmesiyle ve sözleşmesel düzenlemeden kaynaklanan etkisiyle bir ilgisi yoktur. Türkiye’nin bağımsız ve tarafsız yargısı, yeniden değerlendirmeyi yapar ve hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kendi kararını verir...”

Özetle, Demirtaş’ın AİHM kararı nedeniyle, en azından üç ay sonra toplanacak Bakanlar Komitesi’ne kadar serbest kalmasını kimse beklemesin diyor…

Peki ya sonrası derseniz; bu zaman diliminde mahkemelerin göstereceği davranışları izlemek gerekiyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.05.2019
“Çalma” ile “İsraf” mücadele edecek…
29.04.2019
YSK’nın kararı emsal olur mu?
18.3.2019
Seçimin sürprizini ilçeler yapacak
6.3.2019
Siyasetin toprak keşfi
27.2.2019
CHP için de tam “Bodrum” oldu
19.2.2019
Kıran kırana…
17.2.2019
CHP liderinden üç önemli açıklama
12.2.2019
Asıl kavga şimdi başlıyor
11.2.2019
CHP’de ideolojiye veda, eski tabana merhaba
8.2.2019
Propagandanın dili
4.2.2019
Manifesto ve proje yorgunu
28.1.2019
Rakibinin adayına kim oy verir?
23.1.2019
Kriz çözeceklerdi, krizle ayrıldılar
14.1.2019
Bu seçmen grubunun hem sayısı hem de yükü ağır...
13.1.2019
TBMM başkanvekilleri Anayasa'dan muaf mı?
10.1.2019
İşte Çavuşoğlu’nun iki gözde büyükelçisi
9.1.2019
İşte ABD heyeti ile görüşmeye damga vuran diyaloglar…
8.1.2019
Göç devrimi…
3.1.2019
CHP'nin bildirgesine "geçim" damgası
30.12.2018
Esad’lı çözüm…
28.12.2018
“Yerel” ile “Genel” yarışı
27.12.2018
Büyükşehirlere yeni protokol...
26.12.2018
Fırat’ın doğusu için ABD’nin Kürt koşulu…
25.12.2018
Trump soruları…
21.12.2018
İşte CHP’nin üç ayaklı stratejisi
20.12.2018
Seçilmenin şartı %50+1
19.12.2018
Gül’ün partisi…
18.12.2018
Siyasal kampanyada ilk olacak…
16.12.2018
Daha 2.5 ay var!..
15.12.2018
İttifaklarda son durum
14.12.2018
İttifaklarda son durum
13.12.2018
İlk hedef Arap Bölgeleri… Resulayn’a TSK, Tal Abyad’a ÖSO yığınağı…
12.12.2018
Brexit Türkiye’ye de vuracak…
11.12.2018
Müzakerelerin tıkandığı nokta
10.12.2018
Binali Yıldırım: Kader çizgimizden kaçış yok
7.12.2018
Bağlantılı terör…
6.12.2018
Yıldırım İstanbul için ilk adımı Çin’de attı: “Xi’an’a kardeş şehir olmayı önerdi…”
5.12.2018
Her bölgeden bir belediye MHP’ye
4.12.2018
Yıldırım: Allah hayırlısını versin
3.12.2018
Maç da dilekçe de ofsayt... Hakem ile iki takımın formaları aynı olunca
30.11.2018
Oyu sandığa teşkilat taşır
29.11.2018
İYİ Parti: Ankara, Antalya'yı isterim; CHP: Denizli, Manisa, Trabzon’u verelim
27.11.2018
Karamollaoğlu: Bizimle İYİ Parti gibi olmaz…
26.11.2018
İstanbul açmazı
23.11.2018
Partilerin oyundan fazlasını topluyor
22.11.2018
Yerelde ittifakta çoklu model…
21.11.2018
İşte Kılıçdaroğlu’nun ittifak modeli: “Kim güçlüyse, diğeri yardımcısı olsun”
20.11.2018
Büyükşehir’de hedef ilçeler
19.11.2018
İttifakta geçerli oran hangisi?
16.11.2018
AK Parti propaganda yöntemini belirledi: Her bölgede her gün sanal miting…
15.11.2018
14 ilde ittifak
14.11.2018
“İttifakın temeli atıldı…”
13.11.2018
Yavaş’tan tepkili CHP’lilere: “Gökçek’ten farkınız ne?”
12.11.2018
Hepsi unutuldu, bir tek O yaşıyor
8.11.2018
Washington’un beklediği…
7.11.2018
Aday olmanın ağırlığı
6.11.2018
Karşı propagandanın yeni yöntemi
5.11.2018
Mutabakat sağlananlar
2.11.2018
‘Kalkan’ ile ‘Gazap’ arasında
1.11.2018
Hora’dan, Fatih’e…
31.10.2018
Siyaset sandık boyu ölçüyor
30.10.2018
Ortak referansın buluşturamadığı
29.10.2018
Yönetimini değiştiremeyen toprağını değiştiriyor...
26.10.2018
Muhalefetin yerelde zımni mutabakatı…
24.10.2018
İttifak ayrışması
23.10.2018
İttifaka sınır çizimi
22.10.2018
Doğu Akdeniz’in sıkışan gazı…
17.10.2018
Oran mı, sayı mı?
16.10.2018
“Gül modeli” çalışır mı?
13.10.2018
EYT’liye hak tamam gibi…
12.10.2018
İttifakta zorluk çok, bulunan formül yok
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive