Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)


23.05.2013 - Bu Yazı 3505 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 DEVRİMCİ İNSİYATİFLE-ÖNCÜLÜKLE POZİTİVİST TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ-İDEOLOJİK DEVRİMCİLİK AYNI ŞEY DEĞİLDİR!.

Daha önceki bir çalışmada şöyle demiştik: Devrimleri yapanlar belirli bir ideoloji peşinde koşan profesyonel-toplum mühendisi devrimciler değildir! Basit insanlar yapar devrimleri. Çünkü, devrim dediğimiz şey, belirli bir ideolojik-bilimsel görevin yerine getirilmesi değildir! Devrim, yaşanılan hayatın bir zorunluluğu olarak gerçekleşir. Yani insanlar (biz “devrimciler”! gibi) illaki devrim yapalım falan diye devrim yapmazlar! Hayat onları öyle bir yere getirir ki, yaşamak-yaşamı devam ettirme kavgasını sürdürebilmek,  varolmak için devrim yapmak zorunda kalırlar! Aslında onlar o an devrim yaptıklarının falan da bilincinde değillerdir. Önce, ne yapmaları gerekiyorsa onu  yaparlar, sonra bir de bakarlar ki, bütün bu yapılanlar bir devrimmiş!

Aslında bütün bunların o klasik Marksist felsefenin temeli olması gerekir: Madde ile düşünce arasında önde gelen daima maddi gerçekliktir. Bilinç, düşünce daima geriden gelir. Hangi “solcuya”-“Marksiste” sorsanız bunları size ezbere söyler! Söyler ama pratikte tam tersi olur!  Çünkü artık ortada bir ideoloji vardır. Üretilmiş bir bilgi temeli-bir software, program vardır..Bir kere üretildikten ve zihinlere yerleştirildikten sonra  yeni bilgilerin üretilmesine temel teşkil edecek olan “bilgi temeli” odur artık.  Ve öyle olur ki, o andan itibaren “solcu”-“Marksist” olmak, maddi gerçekliği, daha önceden üretilmiş  olan bu bilgilere-ideolojiye-göre düzenlemek olarak anlaşılmaya başlanır. İşte Marksizmin-solculuğun pozitivist  bir toplum mühendisliği faaliyeti haline gelmesinin özü budur. Hem,  dersin ki, maddeyle bilinç arasındaki ilişkide önde gelen maddi gerçekliktir, ama hem de, nasıl olsa elde daha önceden üretilmiş bir bilgi-ideoloji-bulunduğu için-ve de bu “bilimsel-bilişsel bir bilgi” olduğu için- onu  maddi gerçekliğin önüne koyarak  maddi gerçekliği ona göre “değiştirmeye”-“düzenlemeye” çalışırsın! Bunun da adı “devrimcilik” olur-“Marksizm” olur!. İşte, “toplum mühendisleri” dediğimiz “profesyonel devrimcileri” türeten  mekanizmanın özü budur.   Marksizmden pozitivizm türetmenin hikayesi budur. Marksizmi iğdiş etme sanatı da diyebilirsiniz buna. Yap bilişsel  bir şablom, koy bütün ülkeleri de bunun içine, al sana devrim teorileri!..1917’de yapılan da bundan başka birşey olmadı zaten. Ama görüyorsunuz sıfıra sıfır elde var sıfır!

“Dünyada hiçbir şey vakti gelmiş bir düşünce-fikir kadar güçlü olamaz” denir. Niye? Çünkü, o an artık  ortada o düşünceyi doğuran, ortaya çıkaran bir maddi gerçeklik vardır da ondan. Yani, güçlü olan,  “kendinde şey” bir düşünce olmuyor, onun gerisinde yatan, onu da yaratan maddi gerçeklik oluyor güçlü olan. Bir kere bu temel varsa artık ortada, yani eskiden beri varolanın içinden yeni bir maddi gerçeklik çıkmışsa ortaya, artık kurtuluş yoktur. Siz isteseniz de istemeseniz de birileri bunu dile getirecektir. Artık o andan sonra bu düşünceleri yok etmeye kalksanız da fayda etmez, o gider başkası gelir. Çünkü ortada bu şekilde düşünülmesine neden olan bir maddi zemin vardır. İşte, devrimci insiyatif-öncülük-sözcülük denilen olayın altında yatan da bu oluyor[1]. Yani, ancak  belirli bir maddi gerçekliği temsil ettiğin zaman senin sözünün bir kıymeti olur. Ancak o zaman sen bir sözcü-öncü durumuna gelirsin. Senin kullanacağın insiyatifin o zaman devrimci bir anlamı olur. Çünkü o an  kullanılan insiyatif artık senin kerameti kendinden menkul özelliklerinin-ideolojinin bir sonucu değildir. Maddi gerçekliğin zorlamasıyla yerine getirilen bir görevdir.

Erdoğan’ın “one Minute” çıkışını ele alalım! Pozitivist anlamda ideolojik bir çıkış mıydı bu? Ya da, Mavi Marmara olayını ele alalım. Uluslararası sularda bir yardım gemisine yapılan  saldırıya karşı tavır ideolojik-emperyalist hayaller peşinde koşan bir liderin  tavrı mıydı? İsterseniz  Birleşmiş Milletler’in reforme edilmesine ilişkin son konuşmasına bakalım. Bugün Birleşmiş Milletler’in artık 21.yy’ın ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini, küresel dünyanın yeni bir örgüte ihtiyacı olduğunu söylemek ideolojik bir tavır mıdır? Herşeyi bir yana bırakalım,  bir kere Erdoğan’ın kendisi böyle ideolojik bir tip değildir. Son derece pragmatik, önündeki sorunları çözmeye çalışan bir lider Erdoğan. Geldiği yere bakın şöyle bir. Nasıl katetti bu kadar mesafeyi dersiniz. Bir ideolojiyi takip ederek mi! Hayır! O halde, siz burada konuşana değil konuşturana bakacaksınız. Eğer bugün sizin o beğenmediğiniz-“dinci” diye karalamaya kalktığınız Erdoğan, Ortadoğu’da Araplara laiklik dersi verecek hale geldiyse, Suriyeli sığınmacılara saldırarak yabancı düşmanlığı yapan “solculara” insanlık dersi verir hale geldiyse, Birleşmiş Milletler genel kurulunda yaptığı konuşmayla dünyadaki bütün devletlerin başkanlarına     adeta 21.yy’ın manifestosunu dile getirebiliyorsa, hiç kimseden çekinmeden, bütün o liderlerin gözünün içine bakarak yeni, küresel bir dünyanın gereklerini ortaya koyabiliyorsa, nereden buluyor bu gücü dersiniz?Yoksa, sürecin diyalektiğini kavrayamayan bazılarının dediği  gibi, “birazcık biti kanlanınca ne oldum delisi haline gelen biri mi bu Erdoğan!  “Sonradan görme bir kabadayı gibi kendigücünü fazla abartıp savaş kışkırtıcılığı yaparak milletin başına bela mı açmaya çalışıyor”!  İşte tam bu noktada  diyorum ki ben, siz Erdoğan’a değil,   onu bu şekilde konuşturan zemine bakın!.Hayır, Erdoğan savaş kışkırtıcılığı falan yapmıyor. Bu feryat 20yy’ın ana rahminde artık  doğuma hazır hale gelmiş olan bebeğin (21.yy bebeğinin)  feryadıdır. Ona-Erdoğan’a, Birleşmiş Milletler genel kurulunda, “dünyayı beş ülke esir almış götürüyor” diyebilecek cesareti veren gerçek  işte bu gerçektir!.Bu gerçeği görmeden siyaset yapmak da mümkün değildir artık! “Sıfır sorun falan derken Türkiye’yi herkesle kavgalı hale getirdin” diyenlerin göremediği-anlayamadığı budur. Ana karnında annesiyle sıfır sorun halinde bulunan çocuğun, doğum süreci başlayınca   bulunduğu zemini zorlaması olayını kavrayamayanlardan zaten ne beklenir ki!

Hayat böyledir işte. Hiç beklemediğiniz bir anda, hiç beklemediğiniz birisi çıkar ortaya ve noktayı koyarak  sizin bütün o ideolojik tabularınızı yerle bir ediverir!..Ve siz de şaşar kalırsınız!

1-21.yy (işçi sınıfı ideolojisi de dahil olmak üzere) bütün ideolojilerin sona erdiği bir yüzyıl olacaktır. Çünkü, bilgi toplumuna elde  bayrakla-sloganlarla gidilemez! İdeolojilerin yaydığı sönmeye yüz tutan o eski ışıklarla aydınlatılamaz artık bu sürecin yolu. Pozitivizmin (hayatı, daha önceden üretilmiş bulunan bilgilere göre bir kalıba sokarak düzenlemenin),  yerini yeni  bilgilerin üretimine bıraktığı  yepyeni bir süreçtir bu..Devrimci olmak mı istiyorsunuz, bir an önce  modern komünal-sınıfsız  topluma ulaşmak mı istiyorsunuz, buyurun yolunuz açık, ama bunun için toplumu öyle hazır reçetelere göre  değiştirmeye kalkmayacaksınız artık! Laf değil, yeni bilgiler üreterek, hayatı bu yeni bilgilere göre değiştirme mücadelesine katılmanız  gerekecek bunun için. Onun için diyorum ya ben, modern komünal topluma giden yolda devrimin öncü gücü bilim insanlarıdır diye[2]...

2-21.yy’a damgasını vuran süreç  küresel demokratik devrim sürecidir. Bu yolda temel çelişki ise, 20.yy kalıntısı her türlü ulusalcı-içe kapanmacı- eğilimle, küreselci olan, dışa açılarak küresel-evrensel olanla bütünleşmeye çalışan arasındaki çelişkidir. Bugün Türkiye’nin izlediği politikanın özü de buraya dayanıyor. İçerde ve dışarda Türkiye’ye karşı yürütülen mücadelelerin anlamı da budur.

Evet, Türkiye’nin yükselen-gelişen bir kapitalist ülke olduğu doğrudur. Dünya pazarlarında kendisine daha çok yer bulma çabası içinde olduğu doğrudur[3]. Ama o artık bunu eskiden olduğu gibi klasik yöntemlerle yapmıyor. İstese de yapamaz zaten bunu. Ne yapıyor Türkiye, kendi büyüme, gelişme stratejisini küreselleşmeyle-küresel demokratik devrimci süreçle bütünleştiriyor. Ortadoğu pazarlarından daha çok pay mı istiyorsun, o halde Arap halklarının demokratik devrimci mücadelesine katkıda bulunacaksın, 20.yy kalıntısı statükoya karşı mücadelede onlarla birlikte olacaksın. İşte Türkiye’nin yaptığı budur. Onun İsrail’le çatışmasının altında yatan da budur. Çünkü İsrail II.Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da kurulmuş bulunan statükonun referans noktasıdır. Amerikadır, Avrupadır İsrail. Sömürgeciliktir, baskıdır, zor kullanarak halkları sindirmektir! İşte, bugün Türkiye bu statükonun değiştirilmesi mücadelesinde basit sıradan insanların yanında yer alıyor. Bunu yapınca da sonuçta elbette ki pazar payını  arttırıyor. Kötü birşey midir bu! Sen de böyle yap ve mücadele-rekabet hep daha ileriye doğru götürsün insanlığı! Niye yapmıyorsun, yapamıyorsun!..Bir Erdoğan da gitti Libya’ya bir Sarkozy, Cammeron da, aradaki fark herşeyi ortaya koyuyordu o zaman! Onlarda o ruh yoktu ki, o küresel devrimci ruh yoktu ki onlarda! Sahte de olsa, rol yapmak için de olsa daha başkasını yapamıyorlar! Çünkü onlar, küreselleşmeyi halâ ulus devlet gözüyle değerlendiriyorlar. Türkiye ise, uluslaşırken küreselleşmeninavantajıyla bambaşka yaklaşıyor sürece. 

Bir an için şu söylediklerimin içi boş olduğunu düşünelim, yani Türkiye’nin de klasik yöntemlerle kendisine pazar yaratmak için bütün bu kavganın içinde olduğunu düşünelim! Yani, herşeyin eskiden olduğu gibi, Kapitalizmin Eşitsiz Gelişme Kanunu’na uygun olarak geliştiğini düşünelim. Ne olurdu bu durumda biliyor musunuz, tef çalar oynatırlardı Türkiye’yi! Üç günde ipliğini pazara çıkarırlardı Erdoğan’ın ve Türkiye’nin! Hoş, halâ bunu bekleyenler var ya! Bir yanda Amerika, Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri, Çin, Rusya vb. varken sen Kapitalizmin Eşitsiz Gelişme Kanunu’na göre tutup Ortadoğu’da onlarla aşık atacaksın ha, mümkün değil di, adamı üç günde götürürlerdi vallaha!

3-“Türkiye savaşcı bir dil kullanıyormuş”! Hayır efendim Türkiye savaşçı bir dil falan kullanmıyor!. Sen gel uluslararası sularda benim dokuz vatandaşımı öldür, ve hiç kimse  bunun hesabını sormasın senden, sonra  ben tepki gösterince de savaşçı bir dil kullanıyor olayım[4]. Sen tut hergün yüz insanını katlet, milyonlarca insanın senden kaçarak başka ülkelere sığınmak zorunda kalsınlar,  buna karşı sesini yükseltince de Türkiye savaşçı bir dil kullanıyor olacak öyle mi! Ayıptır ayıp! Neymiş efendim, “Mavi Marmara’dakiler de İsrailli askerlere karşı sopalarla direnmeselermiş”! PKK’nın adam öldürmesini, cinayet işlemesini bile  “zulme karşı ezilen halkların milliyetçiliği-Kürt özgürlük hareketi- ne yaparsa haklıdır” diyerek anlayışla karşılayan 20.yy kalıntısı  bir zihniyetin, uluslararası sularda seyreden bir yardım gemisine yapılan saldırı esnasında kendisini savunan insanları “ama onlar da direnmeselerdi” diyerek suçlamaya kalkması ibret verici bir olaydır. E, o zaman Filistinliler de otursalardı yerlerinde, niye direniyorlardı ki İsrail’e karşı! O zaman İsrail de onları öldürmezdi tabi! Aynı şekilde, Suriye halkı da diktatörlüğe karşı başkaldırarak öldürülmeyi falan hak ediyor bu durumda, bunun anlamı budur! Zaten böyle düşündükleri için Türkiye’ye sığınan Suriyelilere saldırıyorlar ya!

4-Son zamanlarda Türkiye’de “solcu” olmakla Türkiye düşmanı olmak biribirine karıştırılır hale geldi! Ve çok güzel teorisi de yapılıyor bu işin, şöyle: “Solcu olmanın özü varolan düzeni-sistemi yıkmak, yok etmek, onun yerine başka bir sistemi inşa etmek değil midir, o halde, hangi nedenle olursa olsun bu düzene-sisteme (Türkiye’ye) karşı olan-onun düşmanı olan herkes, “düşmanımın düşmanı dostumdur” misali benim müttefikimdir! Ergenekoncu da olsa, faşist de olsa farketmez! İsterse dış düşman olsun, İsrail olsun, Beşar’ın Suriye’si olsun, neocon olsun, kim olursa olsun, hangi nedenle olursa olsun Türkiyeyi-sistemi yıkmak, yok etmek için mücadele veren herkes bir yere kadar benim dostumdur-müttefikimdir”!..

Bu türden “solcular” için olay bir kimlik sorunu haline gelmiştir artık!. Türkiye düşmanı değilsen “solcu” da olamazsın bunlara göre!. Ellerindeki bütün siyasi mücadele biçimlerini AK Parti’ye kaptırdıklarını düşünen bu kimseler  AK Parti düşmanlığından yola çıkarak solculuğu da  Türkiye düşmanlığı noktasına getirmişlerdir. Etrafınıza bakın şöyle bir, Batı basınına bakın, nerede Türkiye aleyhtarı bir kıpırtı varsa hemen ona sarılıveriyorlar bunlar!. Niye? Onlar-batılılar her zaman haklıdır, Türkiye haksızdır da ondan!. Avrupa Birliği sürecinde de öyle. Daha birgün Almanya’nın ve Fransa’nın Türkiye’nin AB sürecini engelleyen faaliyetlerine ilişkin birşey duymadık bunlardan!.

Tek sığınakları kalmıştı ellerinde: Kürtçülük! Başka türlü solculuklarını gösteremeyeceklerine inandıkları için olsa gerek hepsi de Kürtçü olup çıkmışlardı bir ara! Ama şimdi o da gitti ellerinden! Zaten bu yüzden ya ellerinden gelse Öcalan’ı da çiğ çiğ yiyecekler! Mesele Kürtlerin demokratik haklarının iadesi-“çözüm”- falan değil  bunlar için, mesele Türkiye düşmanlığıdır!. Bakın göreceksiniz Türkiye yakında bu sorunu da çözecek kökünden. Çok yakında yasalar  yeniden düzenlenecek. Yeni bir anayasa çabası da bunun için zaten. Çünkü, uluslararası düzeyde küresel demokratik devrimin sözcülüğüne soyunan bir Türkiye içerde kendi halkıyla  kavga edemez! Anayasadaki, vatandaşlığın etnik temelde tanımı maddesi de  değişecek, anadilde eğitime konulan yasak da kaldırılacak, yerel yönetimlerin kısmi özerkliği de sağlanacak.  Ama  göreceksiniz,  bütün bu gelişmelere de karşı çıkacaklar bunlar, tıpkı 12 Eylül Referandumunda “hayır” dedikleri gibi!.Ve Türkiye gene bunlara rağmen çözecek bu  sorununu da! Ve iyot gibi açıkta kalacaklar hepsi de! Kim bilir, belki de M.Kemalin askerleri olurlar o zaman ve “İkinci kuvayı milliyeyi” oluştururlar hep birlikte!..

3-Küresel-yerel falan derken bu konuda yapılabilecek en büyük hata, ulusalcı olmayla-ideolojik olarak içe kapanmacı olmayla- yerel değerleri savunma, kendi kültürüne-geleneklerine sahip çıkma arasındaki farkı gözden kaçırmaktır. İlk bakışta ulusalcılık da sanki yerellikmiş gibi görünüyor, ama tam tersine, ulusalcılık aslında yerelliğin, yerel kültürün düşmanıdır. Ulusalcılık 19-20.yy kalıntısı bir ideolojidir. Yukardan aşağıya doğru yerel değerleri yok ederek topluma nufuz etmeye, ona “yeni-etnik bir kimlik” vermeye çalışır. Onun, “yeni bir ulus”, “yeni bir insan” yaratmak tezi, yerel değerleri-bilgileri bir yana atarak bunların yerine “ulusal-etnik” olanı yerleştirmeye dayanır. Yerellik,  hayatın içinde oluşan yaşam bilgilerinden-kültür-kaynaklanır. Evet, küreselleşme süreci gelişirken yerel tepkiler de ortaya çıkar ve ulusalcılar da bunları kullanmaya çalışırlar; ama aslında bu yerel tepkiler insanların küresel olanla bütünleşirken kendi kimliklerinin  daha çok farkına varmalarından-özgürleşmelerinden- kaynaklanır. Bilinç dışı olarak oluşan yaşam bilgileri ve yerel kimlikler küreselleşme potasının içinde başka kültürlerle-bilgilerle buluştukları zaman  kendilerini  daha fazla geliştirme olanağını da bulurlar..

4-Son bir nokta daha!: İyi güzel, istese de istemese de hayat bugün Türkiye’yi bir yere getirdi bıraktı; ama Türkiye burjuvazisi önümüzdeki süreçte hayatın kendisine verdiği bütün bu görevleri yerine getirebilecek kapasitede mi? Erdoğan iyi güzel yapıyor da, bu işi sonuna kadar aynı tempoda götürebilecek mi o da? Çünkü süreç çok karmaşık, görevler de çok yüklü. Bakın adama, daha benden bile küçük yaşı ama ihtiyarladı neredeyse!  Türkiye bütün  sorunların hepsinin altından kalkabilecek mi?

Açık söylüyorum ben Türkiye’ye güveniyorum; bu güven Anadolu burjuvazisine, Erdoğan’a falan değil, o ana gövdeye güveniyorum ben. Bir Yunus’u,  Bedreddin’i çıkaran  o tarihsel akışa güveniyorum. Ve inanıyorum ki, Türkiye sadece küresel demokratik devrime öncülük yapmakla falan da yetinmeyecek, Bilgi Toplumu’na giden yolda modern sınıfsız toplum erlerini-bilim insanlarını da devreye sokacak bu süreçte..ve dünya görecek 21.yy’da “sol” ne imiş, nasıl olurmuş! Göreceksiniz bakın!..Gece ne kadar karanlıksa ay da o kadar parlak doğarmış!..Ben bu hali çok yaşadım onun için yakından biliyorum!..

 

YAZININ 1. BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYIN...

http://www.duzceyerelhaber.com/munir-aktolga/15727-20yy-kalintisi-butun--statuko-guclerini--saskina-ceviren-turkiyenin-karsi-konulamaz-yukselisi-1


[1]Çok basit, yumurtanın içinde olgunlaşan civcivin bir kaçgaga darbesiyle kabuklarıkırmasıolayıdır devrimci girişkenlik-insiyatif! Hangi civciv aceleci davranarak, daha olgunlaşmadan kabuklarınıkırmaya kalkar ki! Böyle bir şeyi yapsa yapsa sürece dışardan müdahale etmek isteyen toplum mühendisleri yapabilirler. İşte aradaki fark!.Bir: Yumurta döllenmişolacak (boşyumurtadan civciv çıkmaz!). İki: Yeni olan (yani civciv) yumurtanın içinde doğum için hazır hale gelecek. O ana kadar kabuklar onun için bir koruyucudur aslında. Kabukların bir hapisane duvarı haline gelmesi olgunlaşma sürecinin belirli bir aşamasında gerçekleşir. Öyle bir diyalektik ki bu, o kabukları önce parçalasan da, parçalamakta geç kalsan da içerdeki yavruyu öldürebilirsin! Bu nedenle, olayı kendi diyalektiği içinde  kendi iç dinamikleriyle çözmek en sağlıklı yoldur..

[2]Bu konuda bak, www.aktolga.de 5. Çalışma..

[3]Ne yapsın yani, Avrupa’nın Amerika’nın ağzının içine mi baksın! Elbette ki kendisine yeni pazarlar arıyor Türkiye. Şu Erdoğan’a-Gül’e bakın bir,  adamlar dokuz yılda nasıl ihtiyarladılar! Bir gün orda bir gün burdalar, yanlarında da bir sürü işadamı-gazeteci taşıyorlar hep, niye? Düşünün bakalım bir, bugün Yunanistan batarken Türkiye neden suyun yüzünde kalabiliyor? Daha birkaç sene önce Yunanistanı Türkiye’ye örnek gösterenler, bak Yunanistan-Portekiz AB ye girdi de nasıl gelişti, bizse yerimizde sayıyoruz diyerek “solculuk” yapanlar niye susuyorlar bugün gelinen noktada! Türkiye hem AB mücadelesini veriyor, hem de ona bağlı kalmadan kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. Doğrusu da budur. Ama dün Türkiye’yi eleştirenler bu gerçeği bir türlü kabul edemiyorlar...

[4]Kimse merak etmesin, ne İsrail, ne  Güney Kıbrıs, ne Suriye, ne de başka bir ülke Türkiye’ye karşısavaşamazlar! Birincisi, böyle bir durumda herşeyden önce  Arap devrimleri tsunamisinin altında kalırlar! İkincisi ise, bunlar şu anda kendi dertleriyle boğuşuyorlar zaten! Arap devrimlerinin ateşi yakında İsrail’de de kendini gösterecektir. Siz bugünkü fanatiklerin daha uzun süre başta kalabileceklerini mi sanıyorsunuz orada!   Bu nedenle, şu an Türkiye’nin reaksiyonu, onların eski statükoyu ayakta tutma çabalarına karşı, bir adım ötesini görerek attığı devrimci bir adımdan başka birşey değildir!. Bir yandan Ortadoğu halklarına cesaret verirken, diğer yandan da, Birleşmiş Milletlerde sesi soluğu çıkmayan diğer ülkelere cesaret vermeye çalışıyor Türkiye. Sizin yıkılmaz sandığınız o muktedirlerin sonu gelmiştir artık diyor, bunlar 20yy’in güce dayalı içi boş kaleleriydiler, korkmayın mesajını veriyor. Yani, bir anlamda, küresel demokratik devrim rüzgarına körük tutuyor Türkiye!..Biraz da böyle düşünmeyi deneyin bakalım!..Biraz da bu gözle görmeye çalışın Türkiye’yi!..

.

Facebook Yorumları

Emlak8
20.06.2019
EVET MURSİ’YE BEN DE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM!..
20.05.2019
İSTANBUL-ANADOLU SAVAŞLARINDA SON PERDE: AK PARTİ KOALİSYONU DAĞILIYOR!..
21.4.2019
„YENİ“NİN „ESKİ“NİN İÇİNDEN ÇIKIP GELME SÜRECİNİN, YANİ DEVRİMİN VE „JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN“ DİYALEKTİĞİ... (2)
31.3.2019
DEVRİM NEDİR, “RADİKAL DEVRİMCİLİK” ANLAMINDA “JAKOBENİZM” NEDİR? DEVRİMİN VE “JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN” DİYALEKTİĞİ!..
15.3.2019
ŞİMDİ DE „ZAMANI GERİ DÖNDÜRMEYİ“ BAŞARMIŞLAR!!.
12.3.2019
“HATIRALAR” DAN BİR 12 MART YAZISI ...
11.3.2019
Dâvâ ve kendini feda etmek
18.2.2019
Türkiye’nin dış politikası yanlış mıydı?
23.1.2019
FAZIL SAY'IN AÇIKLAMASINI DESTEKLİYORUM…
9.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
3.1.2019
HATIRALAR
6.10.2018
OKTAY’I KAYBEDELİ BİR YIL OLMUŞ!..
3.10.2018
ŞU McKİNSEY KONUSU!..
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
2 0
Ad Soyad Giriniz... 05.06.2013 - 12:28:58
memleketin ekonomisinin ne kadar kırılgan oldugu, bu memleketi karıştırmanın ne kadar kolay olduğu, aslında tayyip dahil tüm idarecilerin ne kadar dikkatli olması gerektiği son olaylarla bir kez daha görülmedi mi?
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00
Ali KALAN 22.05.2013 - 10:45:01
Harika tesbitler zamanı okumak bu kadar isabetli olur.Kaleminize sağlık.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,34
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive