Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

Nereye geldik, ne yapmalı!..


02.07.2013 - Bu Yazı 2561 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Bundan bir süre önce bir yazı kaleme almıştım:“Türkiye’de sınıf mücadeleleri..Nerede bulunuyoruz? İstanbul-Anadolu Savaşları, Yeni-Sivil Anayasa yapımı  ve Kürt Sorunu”[1].Burada, içinde bulunduğumuz burjuva demokratik devrimi sürecinde yeni bir aşamaya geldiğimizin altını çizerek,  bundan sonra artık önümüzde duran iki önemli sorunun (yeni, sivil bir anayasa yapımının  ve Kürt sorununun) çözümü için mutlaka burjuvazinin  kendi içindeki  birliğin  (eski sistemin içinde oluşup gelen Devletçi TÜSİAD’cı İstanbul burjuvazisiyle, devrimin öncü kuvveti Anadolu burjuvazisi arasında işin ruhuna uygun bir ittifakın) sağlanması gerektiğini söylüyordum. Sonra bir yazı daha kaleme alarak olayın  bir kere daha altını çizmek istedim[2]: „Demokratik Cumhuriyete Giden Yolda Bir Kere Daha İstanbul-Anadolu Savaşları!..Neden Bu Konuda da Yeni Bir Açılım Gerekiyor“?.

O zaman şöyle demiştik: “Benim burada ifade etmeye çalıştığım “birlik”, TÜSİAD’cı-Devletçi burjuvazinin şimdiye kadar önerdiği gibi, gelişmekte olan burjuva devrimini sulandırarak yolundan saptırmak, devrimin öncü kuvveti Anadolu burjuvazisini   de Devletçi sistemin içine çekmek için tasarladığı cinsten bir “uzlaşma” değildir! Tam tersine, devrimin daha da ileriye gidebilmesi için  kapitalist işletme sisteminin genel kuralları içinde  bir tür ittifaktan bahsediyorum ben. Bundan da  amaç, Devletçi burjuvazinin Devlet sınıfıyla olan ittifakına son verebilmek, onu da devrimin saflarına çekebilmektir”.

“Küresel dünyaya açıldıktan sonra onların da artık Devletle ve Devletçi sistemle olan göbek bağlarının koptuğunu, Devletçi cepheyle olan  geleneksel ittifaklarının artık eski varoluşsal anlamını kaybettiğini” ortaya koyarak, onları da demokrasi cephesinin içine çekmenin mümkün hale geldiğini” anlatmak istiyordum. Her nekadar Devletin koltuğu altında iç pazarı sömürerek gelişmiş olsalar da,     küresel demokratik devrimin onları da etkilediğini ve varoluş koşulları itibariyle onların da artık ulusalcı cepheden ayrıştığını (kafaları bir yanda gövdeleri başka bir yanda hale geldiklerini) ifade etmeye çalışıyordum.

Sonra, “ama tabi öyle, birilerinin bazı şeyleri  öngörerek ifade etmesi  yetmiyor!  Çoğu durumda, bunların hayatın içinde yaşanılarak anlaşılması da  gerekiyor” diyerek, “her nekadar toplumsal etkileşim  süreçleri   bilişsel öngörüler yoluyla daha  önceden açıklanabilirlermiş gibi görünseler de,  pratikte işler genede böyle yürümüyor; çünkü, sürece katılan unsurların bilinçlerini belirleyen maddi varoluş koşulları herkes için aynı değil!. Statükoyu temsil edenlerle, eskinin içinden çıkıp gelenlerin algıları arasındaki farklar, son kararı  ve problemin çözümünü genede sosyal pratiğe bırakıyor” demiştik!.

“Bakın ben size bir denklem kurayım” diye bitiyordu o yazı:

“Yeni bir anayasa yapımı sorunu+Kürt sorunu+başkanlık sistemi sorunu+İstanbul-Anadolu savaşları sorunu+bölgesel dış politika sorunları ve de +(bütün bunlardan daha az önemli olmayan) “cari açık” sorunu=Demokratik cumhuriyet”!.

“Denklemin içinde yer alan bütün bu  sorunlar direkt olarak biribiriyle bağlantılıdır” dedikten sonra, “ya hepsini birden çözersiniz, ya da hiçbirini çözemezsiniz” diye de eklemiştik!. “Yani öyle, istediğim kadarını, kendi dar sınıfsal çıkarlarımın elverdiği kadarını çözerim, gerisi beni ilgilendirmez-bana ne diyemezsiniz” demiştik.

Daha bu yazının mürekkebi kurumamıştı ki Gezi Parkı olayları patlak verdi! Bu arada yazdığım “Herkes İçin Gezi Parki Dersleri”[3]de gene aynı konunun altını çizme amacını taşıyordu..

Bunun adına “Hızlandırılmış tarih” diyorlar! 21.yy’da tarih böyle akıyor artık! Bugün niyetim, 2013’ün  şu son altı ayının bir bilançosunu çıkarmak. Aslında, bırakınız son altı ayı bir yana, şu son bir ay içindeki gelişmeleri bile kavrayabilse insan, nerede bulunduğumuzu anlamak için bu bile yeterlidir diye düşünüyorum!

Çok açık öz ve net olmaya çalışacağım: 2002’den 2013 başlarına kadar gelen süreçte AK Parti ve Erdoğan hayatın önlerine koyduğu problemleri çözmeye çalışarak ilerlediler. Bu aşamada sorun Devlet Sınıfını iktidardan indirmek olduğu için, ortak hedefe karşı kendiliğinden oluşan bir koalisyon vardı ortada. AK Parti’nin ve Erdoğan’ın  yaptığı da aslında doğal olarak oluşan bu koalisyonun başını çekmekten, devrimin lokomotifi Anadolu burjuvaları olarak  burjuva demokratik devrimini yönetmekten ibaretti. Bu görevi layıkıyla da yaptılar doğrusu..Ergenekon, Balyoz Davaları, Askerin artık darbecilik modundan çıkarılarak demokratik sisteme entegre edilmesi, 12 Eylül Referandumuyla yapılan anayasa değişiklikleri ve dönülen dönemeç..bütün bunlar hep bu dönemin kazanımları arasındadır.

Ama işte ne olduysa bundan sonra-aslında tarih bile verebiliriz, 2013 başlarından beri- birşeyler olmaya başladı AK Parti’ye! Ve daha ne olup bittiğini  tartışmaya bile fırsat bulamadan da bir anda kendimizi Gezi Olaylarının içinde buluverdik..Aslında, “Herkes İçin Gezi Parkı Dersleri”nde tam da bu konuyu  ele almaya çalışmıştık. İşin özü, dönüp dolaşıp,  bazılarının dediği o “güç zehirlenmesi” olayına mı dayanıyordu acaba? Bunun da altında, kendi gücünü olduğundan fazla değerlendirmek mi yatıyordu?.

Düşünebiliyor musunuz, ucu ta o II.Mahmut’lara kadar falan uzanan  bir kültür ihtilali  süreci vardı ortada. Bunun son doksan yılı da Kemalist bir “yeniden kuruluş” dönemiyle taçlandırılmıştı. Sonuç olarak,  Pozitivist dünya görüşünün bir toplum mühendisliği harikası olarak yarattığı bir ülke  çıkmıştı ortaya. Ve AK Parti olarak siz, tutuyorsunuz,     bu yapıyı,  tereyağından kıl çeker gibi adım adım, hiçkimsenin burnunu bile kanatmadan değiştirmeye başlıyorsunuz!. Yavaş yavaş, yeni,  demokratik bir cumhuriyet çıkmaya başlıyor ortaya. “Kürt sorunu”, “Alevi sorunu” falan gibi, eski yapıdan miras kalan sorunların da çözülerek, bütün  kazanımların yeni bir anayasayla taçlandırılacağı, kalıcı hale getirileceği yeni bir süreçten bahseder hale gelmiş herkes..

İşte tam bu noktada bir virüs  girmeye başlıyor beyine , ve,  “vay anasına , sen ne imişsin” diyerek (“ben ne imişim” dedirterek) başlıyor beyinde tahribata!   “Madem ki bu işin ceremesini şimdiye kadar sen çektin, o halde, yeni kurulacak düzende sistemin nimetleri de  senin olmalıdır, niye artık bunları başkalarıyla-şimdiye kadar eski yapının destekçisi olmaktan başka birşey yapmamış olan o Devletçi burjuvalarla-  paylaşacaksın ki” diyerek (dedirterek), bir anda,  burjuvazinin kendi içindeki yapısal çelişkileri ön plana çıkarıveriyor!. Sanki süreç tamamlanmış, yeni bir yapı ortaya çıkmış gibi, daha ileriki bir dönemde, belkide çok daha kolay bir şekilde çözülebilecek olan problemler  öne alınarak (Devlet sınıfının halâ pusuda beklediği gerçeği gözardı edilerek), bir anda, burjuva devrimi süreci burjuvazinin kendi içindeki kanatların savaşı-bu anlamda bir sınıf savaşı-haline getiriliveriyor!. Bütün o kazanımların, on yıldır tereyağından kıl çeker gibi elde edilen başarıların hepsini sadece kendi sınıfsal gücüne malederek, herşeye kadir bir nefsle ortaya çıkmak, bir anda, hayatın içinde kurulan  bütün dengeleri altüst ediveriyor[4]. Sonuç: GEZİ PARKI!..Ondan sonra, otur ağla sen, “bütün dünya bize niye karşı” da, “neden herkes bize ihanet etti” diye!..

Tabi, koordinat sisteminin merkezi bir kere kayınca, sınıfsal anlamda kendi nefsini temel alan bir noktaya oturunca, bu durumda artık olayları ve süreçleri sadece gözüne taktığın o yeni ideolojik gözlükle görmeye başlıyorsun. Herkes sana düşman, madem ki iç ve dış düşmanlar elele vermişler, o halde sen de herkese karşı savaş ilan edeceksin!..Varılan nokta bu oluyor!.Yeni ideolojik klavuzların AK Parti’yi ve Türkiye’yi getirdiği nokta bu oluyor! Helal olsun!

Bazı şeyleri çok abarttığımı falan sanmayın!. Bazan öyle bir moment ortaya çıkar ki, tek bir kişinin söylediği şeyler  bile, eğer bunlar o an belirli bir instanza denk düşüyorsa bir anda parlayıveren bir yangın gibi maddi bir güç haline geliverirler!. Sen her gün “faiz lobisi”, “finansal ergenekon” falan diye diye Anadolu burjuvalarını İstanbul burjuvalarının üzerine sürmeye çalışırsan, onlar da (edilen bu laflar hoşlarına gittiği için) açılan bu yolda yürümeye başlarlarsa, olacağı budur!. Açın Y.B’u, ya da S.Y’ı dinleyin bir, “tamam” diyeceksiniz siz de! Çünkü, söylenen şeyler gerçekten de tam o Anadolu burjuvalarının sinir merkezlerine dokunuyor!. Üstelik bunlar yanlış da değil, hepsi de doğru!.Doğru olmasına doğru ama, artık dünyanın ve Türkiye’nin değiştiğini, küreselleşme süreciyle birlikte bu “doğruların” da maddi temellerinin hızla ortadan kalkmaya başladığını dikkate almayan “doğrular” bunlar!. Evet, o Devletçi burjuvalar bütün  darbeleri desteklemişlerdir geçmişte, ama artık onların çıkarları-varoluş koşulları da küreselleşme süreciyle bütünleşmiş durumdadır. Artık eskinin içe kapanmacı, ithal ikamecisi  tekelci burjuvazisi yoktur ortada.  Bu gerçeği gözardı ederek yapılan   hatalar, son tahlilde Anadolu burjuvalarına hedef ve yol şaşırtmaktan başka bir işe yaramıyor. “Bunlar da ne ki, öte başı bir avuç kan emici İstanbul burjuvası  bunlar”  yanılgısı hatalara neden oluyor. Sizin o, “bunlar da ne ki” deyip geçiverdiğiniz kimseler, görüyorsunuz, bir ucu Taksim’de diğer ucu uluslararası finans kapitalde olan bir ahtapot gibiler! Hadi bakalım şimdi bir de Lice olayı çıktı başımıza. “Her yer Taksim” yetmiyormuş gibi bir de “Her yer Lice” çıktı!.Şimdi ne yapacaksınız? Nasıl olsa “Barış Süreci başladı, Kürtlerle oynayamazlar artık” diye düşünülmemesi gerektiğini daha önce yazmıştık!. Bir kesimin bu işe gönülsüz yaklaştığını, bunların her an, öküzün altında buzağı arayarak süreci sabote etmek için fırsat kolladıklarını daha önce söylemiştik. Hadi bakalım, ne olacak şimdi? Bütün o Kürt düşmanı ulusalcılar da “her yer Lice” demeye başladılar, iyi mi!!..Kürt milliyetçileriyle Türk milliyetçileri kolkola ilerliyorlar!. Hedef, Erdoğan! “Biz olayı anladık, Erdoğan’ı yedirtmeyeceğiz” diye dolaşanlara söylüyorum. Erdoğan’ı aslanın ağzına atıyor bazıları, ama sizler de, “farkındayız” derken halâ  farkında olmadan bu kazanın altına odun atmakla meşgulsünüz!..

Yazının başlığı “NE YAPMALI” idi, ama sanırım, hangi  hataların yapıldığını söylerken,   bu arada neyin yapılması gerektiğini de ifade etmiş olduk: “Dikkat, Bu, Küreselleşme Sürecine Karşı Bir Ulus Devlet Saldırısıdır”[5]demiştik daha önceki yazıda. “Yapılacak şey, 20.yy’ın güçleriyle 21.yy’ın güçleri arasındaki bu savaşta dostlarını ve düşmanlarını iyi belirleyebilmektir” demiştik. “Kime karşı kiminle beraber olmak gerektiğini doğru tahlil edebilmektir” demiştik. Şimdi artık “kolay gelsin” demekten başka birşey gelmiyor elden!..

Unutmayın, bazan iki adım ileri atabilmek için bir adım geri atmak da gerekebilir! Adamlar açık açık söylüyorlar, “yüzde altmışla seçim de kazansan gene de senin peşini bırakmayız”, huzur vermeyiz diyorlar! Bu arada Türkiye de batmış umurlarında değil! “Ya Devlet başa, ya kuzgun leşe”yi oynuyorlar görmüyor musunuz! Eskiden olsa, “arkamda demokratik meşruiyet var” diyerekten  ya Allah der, yalın kılıç dalardınız belki, ama şimdi artık bu  mümkün değildir! Tek yol, sürecin diyalektiğine uygun adımlar atmaktan- ittifaklar yapmaktan- geçiyor..Yeni anayasa yapımı da Kürt sorununun çözümü de “istikrar” da buna bağlı!..      



[1]www.aktolga.de Aktüel Köşe Yazıları, Ocak 2012, „Türkiye’de Sınıf Mücadelelerı..Nerede Bulunuyoruz..İstanbul-Anadolu Savaşlari, Yeni Anayasa ve Kürt Sorunu“..

[2]  www.aktolga.de/a17 , „Demokratik Cumhuriyete Giden Yolda Bir Kere Daha İstanbul-Anadolu Savasari!..Neden Bu Konuda da Yeni Bir Açılım Gerekiyor“?.

[3]  www.aktolga.de/a25 , „Herkes İçin Gezi Parkı Dersleri“..

[4]Hepsi bir yana, ne idi o Köprü ve Otoyollar ihalesinin iptali olayı. Madem iptal edilecekti, niye o zaman herkese açık bir ihale yoluna girilmişti! Tamam, çıkan sonuç  beğenilmemiş, rakam az bulunmuş olabilir, bunlara bir diyecek yok; ama peki  o, Y.B ağzıyla „halka satmak, halk sektörü yaratmak“ ifadeleri ne idi? Bunlar daha önce Erdoğan’dan hiç duyulmayan şeylerdi. Ne oluyordu böyle birden bire? Böyle bir mantıkla  küresel sermayeyi nasıl çekecektik ülkeye? O kadar yılda kurulan güven ilişkileri nasıl olurdu da böyle bir anda yerle bir ediliverirdi? Bir Cem Boyner boynuna „Çapulcu“ pankartını asarak bayrak açar hale geldiyse eğer, bir Divan Oteli açıktan eylemcilerin sığınağı haline geldiyse, bunda suç sadece onların mıydı acaba? „Faiz lobisi“ isyan bayrağı açtı diyoruz. İşlerin bu noktaya nasıl geldiğini hiç düşünüyor muyuz?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.06.2019
NEREYE GELİNDİ, NEREDE DURUYORUZ?..
20.06.2019
EVET MURSİ’YE BEN DE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM!..
20.05.2019
İSTANBUL-ANADOLU SAVAŞLARINDA SON PERDE: AK PARTİ KOALİSYONU DAĞILIYOR!..
21.4.2019
„YENİ“NİN „ESKİ“NİN İÇİNDEN ÇIKIP GELME SÜRECİNİN, YANİ DEVRİMİN VE „JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN“ DİYALEKTİĞİ... (2)
31.3.2019
DEVRİM NEDİR, “RADİKAL DEVRİMCİLİK” ANLAMINDA “JAKOBENİZM” NEDİR? DEVRİMİN VE “JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN” DİYALEKTİĞİ!..
15.3.2019
ŞİMDİ DE „ZAMANI GERİ DÖNDÜRMEYİ“ BAŞARMIŞLAR!!.
12.3.2019
“HATIRALAR” DAN BİR 12 MART YAZISI ...
11.3.2019
Dâvâ ve kendini feda etmek
18.2.2019
Türkiye’nin dış politikası yanlış mıydı?
23.1.2019
FAZIL SAY'IN AÇIKLAMASINI DESTEKLİYORUM…
9.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
3.1.2019
HATIRALAR
6.10.2018
OKTAY’I KAYBEDELİ BİR YIL OLMUŞ!..
3.10.2018
ŞU McKİNSEY KONUSU!..
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive