Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Münir AKTOLGA

[email protected]



Bookmark and Share

KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE REAKSİYONLAR!..


22.01.2021 - Bu Yazı 378 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu yazı aslında 2018’de yazılmıştı; ama, özellikle son Amerikan Seçimlerinin de etkisiyle konu  aktüel  hale geldiği için, bazı  ilavelerle onu yeniden yayınlıyorum...   

Arabaya bindiniz ve kontak anahtarını çevirerek arabayı çalıştırdınız, sonra da vitese takıp  gaz veriyorsunuz, ne olur, araba öne doğru ivmelenerek harekete geçer!..  Bu ara başka ne olur peki?..

Bunun da cevabını herkes biliyor aslında!.. Araba öne doğru ivmelenince, şekilde G ile gösterilen başka bir “kuvvetin”  sizi  geriye doğru “ittiğini” hissedersiniz ve bu “kuvvetin” etkisiyle  geriye-koltuğa doğru kaykılırsınız!  Sonra tabi, araba  belirli bir hıza ulaşınca   bir de bakarsınız ki  sizi geriye doğru “iten” o G “kuvveti” de kaybolmuş!.. Aynı durum her vites değiştirmede, arabanın öne doğru her ivmelenmesinde tekrarlanacaktır; ta ki araba istenilen sabit bir hıza ulaşana kadar.  O hıza ulaşınca ortada artık ne sizi geriye doğru iten bir G “kuvveti” kalır, ne de öne doğru ivmelendirici bir K kuvveti!.. Bu durumda yer küreyle olan sürtünmeden ve hava direncinden dolayı araba enerji kaybedeceği için,  bunu önlemek,  kaybedilen enerjiyi takviye etmek amacıyla sizin  bir miktar gaz vermeniz  yeterli olacaktır, o kadar...

Bir nokta daha var, hemen onun da altını çizerek yolumuza öyle devam edelim... Birden önünüze bir engel çıkıyor ve siz  aniden fren yapmak zorunda kalıyorsunuz!.. Özünde gene aynı şey!.. Bir -K kuvvetinin etkisiyle araba yavaşlarken, siz de kendinizi birden tekrar ortaya çıkan o G “kuvvetiyle”  (ama bu kez  ilk hareket yönünde) öne doğru itiliyor hissedersiniz!..

Sanıyorum,  gaz verdiğiniz zaman arabayı ileriye doğru  ivmelendirerek çeken o K kuvvetinin ne olduğunu, bunun nasıl ortaya çıktığını açıklamaya gerek yok... Peki  o, ivmelenme ve fren yaparak durma anında geriye ve ileriye doğru ortaya çıkan G “kuvveti” ne oluyor,  bu nedir?..

Fizikte buna “ATALET KUVVETİ” deniyor!.. Ama   aslında bu durumda  öyle ortada  K kuvvetinde olduğu gibi “kuvvet” diyebileceğimiz bir kuvvet falan  söz konusu değildir! Bu yüzden de  zaten ona  “kuvvet olmayan kuvvet” anlamında “atalet kuvveti” deniyor!..

Şimdi,  yukardaki şekilde, küreselleşme sürecinde yaşadığımız gerçeğini  unutmadan, arabanın yerine  gelişmiş  kapitalist   ülkeleri (örneğin Amerika’yı), arabayı kullanan insanın yerine de  buradaki geleneksel  ulus devlet insiyatifini ve bunun kitleler içindeki uzantılarını-köklerini  koyarak küreselleşme süreciyle birlikte arabanın küresel düzeyde öne doğru ivmelenmesine paralel olarak bu ülkelerde  ne olup bittiğini anlamaya çalışalım!.. 

Eskiden, yani 21. Yüzyıl öncesinde -“21. Yüzyıla özgü küreselleşme süreci” öncesinde- durum açıktı![1] Bu durumda, ulus devletin kanatları altında gelişip büyüyen sermaye ile ulus devlet arasında hiçbir çelişki yoktu. Tam tersine, sermaye ancak  kendi ulus devletinin  koruyucu kanatları altında dünya pazarlarına açılarak ulus devletin silahlı gücüyle yarattığı nüfuz bölgelerini  pazar olarak kullanabiliyordu. Bu dönemde yaşanılan bütün o savaşların, dünya savaşlarının falan nedeni de zaten  kapitalist ülkelerin   kendi aralarında dünya pazarlarını yeniden paylaşmaları kavgasından başka bir şey değildi!..

Ancak, ne zaman ki “soğuk savaş”   sona erdi,  “kapitalist ve sosyalist”  olarak ikiye bölünmüş dünya yerini tek bir sisteme bıraktı,    “küreselleşme süreci” adını verdiğimiz 21. Yüzyıla özgü yeni bir süreç ortaya çıktı, bu durumda artık işlerin değiştiğini görüyoruz!..

İçine girilen bu yeni süreçte, artık dünya pazarlarına açılmak için sermayenin ulus devletin  koruyucu kanatlarına ihtiyacı kalmıyordu; tam tersine,  ulus devletin sınırları ve koruyucu kanatları  küresel bir oyuncu haline gelen  sermaye için   engel haline dönüşmeye başlamıştı!..   Tıpkı o ipek böceği kurtçuğu gibi  kendi ördüğü kozasının içinde kanatlanıp  kelebek haline gelen sermaye,  artık  “küresel bir oyuncu” haline dönüşerek, ulus devlet kabuklarını sırtından atmaya,  dünyanın dört bir yanına uçup giderek, neresi kendisi için kârlı ise oraya konup, orada üretim faaliyetini sürdürmeye başlamıştı... Daha başka bir deyişle,  dünya pazarlarında daha çok yer tutulabilmek için  sermayenin artık  arkasında   ulus devlet desteğine, onun silahlı gücüne ihtiyacı yoktu!  Önemli olan, bir malı  rakiplerinden daha hızlı bir şekilde, daha iyi kalitede ve daha ucuza üretebilmekti. Ki, bunun da yolu,  yeni bilgilere sahip olmaktan, bunları teknolojiye uygulayabilmekten geçiyordu... Yani,  dünyanın herhangi bir köşesinde örneğin televizyon alacak olan bir müşteri artık bunu üreten firmanın ulusuna, dinine, ideolojisine vb. bakmıyor, onun kalitesine, en son teknolojiye sahip olup olmadığına ve de tabi fiyatına bakarak karar veriyordu. Ve kimse de onu bu konuda  engelleyemiyordu!..    

İşte, 21. Yüzyılın -ona damgasını vuran “küreselleşme sürecinin”- en önemli gerçeği budur... Bu temel olguyu kavramadan içinde yaşadığımız süreçte başka hiçbir şeyi kavramak mümkün değildir!..

Şimdi tekrar başa dönelim:

Soğuk Savaş sona erip de  dünya pazarlarının ikiye bölünmesi olayı sona erince, gelişmiş kapitalist ülkeler -buralardaki ulus devlet güçleri- buna çok sevindiler. Bunu kapitalizmin -kapitalist ülkelerin-  küresel zaferi olarak selamladılar!.. Öyle ki, zafer sarhoşluğu içinde, yeni açılan bu sürecin ilerde ne türden gelişmelere yol açabileceğini  hiç düşünmeden bütün güçleriyle bunu desteklediler.  Onlar halâ, 20.Yüzyıl’da olduğu gibi, sermaye ve ulus devleti tek bir bütün sayıyorlardı!.. Bu inançla sandılar ki, “oh ne güzel, sermaye ihracının önündeki bütün engeller kalktı” artık!  Ve, 20. Yüzyıl kalıntısı “emperyalizm” anlayışlarıyla  zafer çığlıkları atmaya başladılar!..

Ancak, gelişmiş ülkelerin ulus devletleri ve varoluş koşullarını 20. Yüzyıl kalıntısı bu eski zemin üzerinde üretebilen unsurlar bir süre sonra farkına vardılar ki, işler hiç de öyle düşündükleri gibi gitmiyordu!..  Birden, “küreselleşme süreci” denilen ve dünya pazarlarını tekleştiren  bu yeni sürecin,  -o sermaye için ideal koşulları sağlasa da-   kendi aleyhlerine çalışmaya başladığını hissettiler!.. Çünkü, “gelişmekte olan ülkelerde” üretim maliyetlerinin daha az olduğunu gören sermaye, buralarda  yapılan yatırımın daha karlı  hale geldiğini  farkedince -üstelik bu şekilde pazarı genişleterek yeni pazarlara sahip olmanın da mümkün hale geldiğini görerek-  artık eski anavatanlarında ya hiç, ya da çok az yatırım  yapmaya başlamıştı!..

Sonuç mu?..

Çin’di, Hindistan’dı, Brezilya’ydı, Türkiye’ydi falan derken  üretici güçler buralarda geliştikçe gelişmiş ülke ulus devletlerinin ve bu yeni sürece ayak uyduramayarak kaderleri bunlarla bütünleştirmiş olan  insanların  hayal kırıklığı  artmaya başladı, öyle ki, bu insanlar  eski güzel günlerin geride kalmaya başladığını gördükçe  korkuya kapılarak  gittikçe   hırçınlaştılar!..

Burada altını çizmemiz gereken noktanın, korkuya kapılarak hırçınlaşan ve adına “küreselleşme” denilen bu yeni sürece karşı  nefret duyguları beslemeye başlayanların  sadece  gelişmiş ülke ulus devlet yöneticilerinden ve varoluş koşulları 20. Yüzyıl anlayışlarıyla sınırlı olan -petro kimya, silah sanayii vb. -  eski tipten sermaye çevrelerinden ibaret olmadığıdır!..  Yatırımların neredeyse durma noktasına gelmesi, işçilerin yerini robotların almasıyla  işsizliğin artması, yaşam koşullarını 21. Yüzyıl Bilgi toplumu dinamikleriyle yeniden üretemeyen  insanları da etkiliyor, onları da “yarın” korkusuyla yeni arayışlar içine sokuyordu...

İşte, “yeniden büyük Amerika” sloganının büyüsüne kapılarak kitleleri  Trump’un arkasında toplayan sürecin özü budur... (İngiltere’nin “Brexit” refleksinin, Fransa’nın,  20. Yüzyıl kalıntısı ulus devletçi girişimlerden medet ummasının ve diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinde yükselen “yeni sağ” hareketlerin altında yatan  neden budur!..)

Peki,  suyun akışını geriye döndürmek  mümkün müdür? “Küreselleşme süreci” denilen olay, öyle bazılarının isteyip istememesine bağlı olan sübjektif bir süreç midir?.. Hayır, değildir tabi!..  Bu konuyu başka çalışmalarda daha önce çok ele aldık. Bu nedenle bu yazı çerçevesinde olayın bu boyutuna tekrar girmek istemiyorum... Burada, büyük tablonun tamamlanması açısından, kısaca da olsa, altını çizmek istediğim başka bir konu daha var!..

Tamam, “küreselleşme süreciyle” birlikte gelişmiş ülkelerde olup bitenler bunlar... Peki ya bu arada,  madalyonun “gelişmekte olan ülkeler” adı verilen öteki yüzünde neler  oluyordu?..

Bu konuyu da gene daha önce  birçok kez ele aldık.  Ancak,    araba metaforundan yola çıkarak  (diğer gelişmekte olan ülkeleri bir yana bırakıp) bir süredir Türkiye’de yaşanılan sürece yoğunlaşalım: 

Ne zamanki gelişmiş ülke ulus devletleri sürecin kendi aleyhlerine dönmeye başladığını farkederek  gelişmekte olan ülkelere doğru  kaçıp giden sermayeyi tekrar eski anavatanlarına döndürmek için  frene basmaya başladılar, o andan itibaren,  tıpkı  araba fren yapınca öne doğru kaykılan o  insan gibi,  bizdeki  yöneticiler ve onların izinden giden insanlar da     bilinç dışı bir şekilde atalet  refleksiyle  20. Yüzyılı geri getirmeye çalışan gelişmiş ülke ulus devletleriyle aynı zemine inip, onların frene basma hareketine karşı bilinç dışı bir refleksle onlara bu alanda karşı koyma yoluna girdiler...  

İşte olay budur. Dikkat ederseniz başlangıçta buralarda -Türkiye’de- K kuvveti sistemi ileriye doğru iten-çeken bir kuvvet iken,[2] daha sonra gelişmiş ülkelerin frene basmasıyla birlikte ileri doğru olan o K kuvvetinin yerini yavaş yavaş   negatif bir  -K kuvvetinin almaya başladığını görürüz... Buna bağlı olarak da bilinç dışı bir refleksle -atalet kuvvetiyle- gene ulus devletçi bir G kuvveti ortaya çıkar...

 

 

Peki neden yanlış oluyor bu refleks?  Gelişmekte olan bir ülkenin -örneğin Türkiye’nin-  ulus devletçi reaksiyonları  neden yanlış oluyor?..

Yanlıştır, çünkü daha önce -küreselleşme sürecinin o ilk döneminde- arabayı ileri doğru iten dış dinamik sadece gelişmiş ülkelerin desteği  olmayıp,  bu işin arkasında yatan küresel sermaye  insiyatifi idi. Bu nedenle, gelişmiş ülke ulus devletleri frene basınca yapılacak iş, onlarla küresel sermaye arasındaki   çelişkiyi göz önüne alarak provokasyona gelmemek, tam tersine -küresel sermaye düşmanlığı yapmak yerine- küresel sermaye ile ilişkileri daha da geliştirerek gelişmiş ülke ulus devlet  gericiliğine karşı  onlarla aynı kulvara inmeden  kendi yolunda ilerleyerek karşı koyabilmekti...

İşte,  başlangıçta  esen küresel rüzgarları da arkasına alarak ilerleyen Türkiye’nin, daha sonra gelişmiş ülke ulus devletleri frene basınca onlarla aynı kulvara inerek onlara orada cevap vermeye kalkmasının ardında yatan yanlış budur... Bu kadar basit her şey!.. “Yerli-milli” olacağım derken işin küresel boyutunu gözden kaçırdığın an, seni böyle kendi alanlarına -20. Yüzyıl kulvarlarına- çekiverirler işte!.. İleri giderken geriye doğru kulaç atmanın diyalektiği bundan ibarettir!..

Sonra da siz tutar, “reformlar yaparak” kaçıp giden küresel sermayeyi tekrar ülkeye getirmek için uğraşır durursunuz!! Önce zihniyetin değişmesi, olayın duygusal reaksiyonlar düzeyinden bilişsel düzeye çıkarak  kavranılabilmesi gerekir...

Son bir nokta daha!

Sizce, şu anki duruma göre, Amerika’da seçimlerin bir kazananı mı, yoksa bir kaybedeni mi vardır? Bence kaybedeni!.. Amerikan halkı Trump gibi  20. Yüzyıl kalıntısı bir dinazoru sırtından atmıştır o kadar!.. Demokratların ve Biden’in sürecin “kazananı” haline gelebilmesi için -ve Trump gibi dinazorların tekrar hortlamasına olanak vermemek için- acil olarak hemen Trump’a  oy veren o kitleleri de kucaklayacak,  21. Yüzyıl süreçlerine uygun bir SOSYAL DEVLET programı geliştirip, hiç vakit kaybetmeden bunu açıklaması gerekir... Biden’in en son imzaladığı bazı kararnameler, özellikle de  iklim değişikliğine ilişkin Paris Sözleşmesi’ne tekrar geri dönme kararnamesi falan bu yönde atılan çok önemli bir adımdır, ama yetmez!.. İnsanların, süreç içinde,  işsiz güçsüz aç kalacağız korkusundan kurtulmaları lazım...  İşsiz mi kaldın, önce işsizlik parası alacaksın, hala iş bulamadın mı o zaman bulana kadar asgari geçim endeksine uygun bir sosyal yardım paketi var önünde... Yani sana denecek ki, bak ya yeni sürece uygun olarak kendini yenile, yeni bilgiler üreterek kendine yeni süreç içinde bir yer bul -tabi bunun olanaklarını da sağlayarak- ya da şu anki durumunu devam ettirerek bu halinle kalırsın... Amerika’da bunların hiç biri yok... Eğer bu adımlar atılmazsa yarın Trump veya başka bir dinazor  yeni bir parti kurar ve bu sefer daha büyük sorunlara yol açar...

SONUÇ: 21. Yüzyıl süreçlerinde yol alırken, içinde  siyasetin de yeniden üretildiği bütün üst yapının  buna uygun hale getirilmesi gerekiyor...    


[1] „21. Yüzyıl’a özgü küreselleşme süreci“ derken  daha önce bu yönde hiç bir gelişmenin olmadığını söylemek istemiyoruz!.. Amacımız, “21. Yüzyıl’a ilişkin küreselleşme” sürecinin kendine özgü, ayırdedici özelliklerinin altını çizmektir!..

[2]Ak Parti’nin o ilk döneminde -2013’e kadar olan dönemde- ülkeye milyarlarca dolar-euro küresel sermaye girmesi, bunların Türkiye’de yatırıma başlamaları bir tesadüf müdür? Ve de tabi sonra, bizim yöneticilerin gelişmiş ülkelerin ulus devlet provokasyonlarına onlarla aynı zemine inerek -ulus devletçi reaksiyonlar geiştirerek- onlara bu alanda karşı koymaya çalışmaları, bütün yatırımların bu politika ve kulvar değişiminden sonra bıçak gibi kesilmesi bir tesadüf müdür?..

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.02.2021
“BİLİŞSEL TARİH VE TOPLUM BİLİMLERİNİN ESASLARI...”
22.01.2021
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE REAKSİYONLAR!..
18.01.2021
ETYEN'İN YAZISINA HİÇBİR ŞEKİLDE KATILMIYORUM!..
20.12.2020
BİR HÜCRENİN ENFORMASYON İŞLEME MEKANİZMASI VE m-RNA TEKNİĞİ-2
17.12.2020
BİLGİ İLE ENFORMASYON ARASINDAKİ FARK!..
4.12.2020
„ESKİDEN DEVRİM VE DEVRİMCİ DEYİNCE AKLIMIZA HEMEN LENİN, CASTRO FALAN GELİRDİ!..“
16.11.2020
BİZ KİMİZ?..
14.11.2020
NEREYE GELDİK, NEYİ TARTIŞIYORUZ?..
26.10.2020
NASIL BİR EĞİTİM SİSTEMİNE İHTİYACIMIZ VAR; ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME!..
11.10.2020
ÖĞRENMEK NEDİR?..
7.10.2020
HARARİ DİYOR Kİ, „BİR ÜLKEYİ SÖMÜRGELEŞTİRMEK İÇİN ARTIK ORAYA ULUS DEVLETİN ASKER GÖNDERMESİNE GEREK KALMADI“...
27.09.2020
YAŞANILAN SÜRECİN DİYALEKTİĞİ!..
11.09.2020
AY GECENİN KARANLIĞINDA DOĞAR!..
9.08.2020
ÖĞRENMEK NEDİR?..
26.04.2020
1917 İLE 1920 ARASINDAKİ FARK NE İDİ?..
15.04.2020
BAZILARI DİYOR Kİ; YAŞANILAN SÜREÇ DAHA ÇOK İÇE KAPANMACI, DAHA ÇOK OTORİTER YÖNETİMLERİ GÜÇLENDİRECEK!.. BEN İSE TAM TERSİNİ DÜŞÜNÜYORUM, NEDEN Mİ:
13.04.2020
NE YAPMALIYIZ?..
30.03.2020
CORONAVİRÜS SAVAŞLARI ÜZERİNE DOĞRULAR VE YANLIŞLAR, YAPILMASI GEREKENLER...
21.03.2020
CORONA VİRÜS, AŞI ÜRETİMİ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ... BÜTÜN BUNLAR NE ANLAMA GELİYOR, BU İŞİN MEKANİZMASI NEDİR?..
18.03.2020
CORONA VİRÜSE KARŞI HER TÜRLÜ ÖNLEMİ ALALIM, AMA SAKIN BUNU KORKU VE PANİK HALİNE DÖNÜŞTÜRMEYELİM!.. NEDEN Mİ?..
3.01.2020
VAHAP COŞKUN'UN ÇOK ÖNEMLİ MAKALESİ ÜZERİNE -„YENİ BİR FELAKET DAVETİYESİ“-
28.12.2019
AŞİL'İN TOPUĞU!..
29.11.2019
BABACAN’IN AÇIKLAMALARI, VE AK PARTİ’NİN BUNA CEVABI!..
4.11.2019
DEVRİM TEORİSİ ÜZERİNE...
1.11.2019
KOBANİ PKK İÇİN NEDEN ÖNEMLİ (İDİ)!..
18.10.2019
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE İKİNCİ AŞAMA VE TÜRKİYE... SÜRECİN MANİFESTOSU!..
12.10.2019
BAKIYORUM DA
4.08.2019
“BİAD” KÜLTÜRÜNÜN MADDİ TEMELLERİ...
24.07.2019
27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a: Darbeler biliniyor muydu?
11.07.2019
DOLAR-EURO DÜŞSÜN İSTENİYOR MU? BENCE İSTENMİYOR!..
26.06.2019
NEREYE GELİNDİ, NEREDE DURUYORUZ?..
20.06.2019
EVET MURSİ’YE BEN DE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM!..
20.05.2019
İSTANBUL-ANADOLU SAVAŞLARINDA SON PERDE: AK PARTİ KOALİSYONU DAĞILIYOR!..
21.4.2019
„YENİ“NİN „ESKİ“NİN İÇİNDEN ÇIKIP GELME SÜRECİNİN, YANİ DEVRİMİN VE „JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN“ DİYALEKTİĞİ... (2)
31.3.2019
DEVRİM NEDİR, “RADİKAL DEVRİMCİLİK” ANLAMINDA “JAKOBENİZM” NEDİR? DEVRİMİN VE “JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN” DİYALEKTİĞİ!..
15.3.2019
ŞİMDİ DE „ZAMANI GERİ DÖNDÜRMEYİ“ BAŞARMIŞLAR!!.
12.3.2019
“HATIRALAR” DAN BİR 12 MART YAZISI ...
11.3.2019
Dâvâ ve kendini feda etmek
18.2.2019
Türkiye’nin dış politikası yanlış mıydı?
23.1.2019
FAZIL SAY'IN AÇIKLAMASINI DESTEKLİYORUM…
9.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
3.1.2019
HATIRALAR
6.10.2018
OKTAY’I KAYBEDELİ BİR YIL OLMUŞ!..
3.10.2018
ŞU McKİNSEY KONUSU!..
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive