Mustafa Öztürk

Karar



Bookmark and Share

Kendimizi dinleme ve düşünmeye davet meyanında…


2.05.2020 - Bu Yazı 674 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu hafta esaslı bir yazıyı hak eden, nurtopu gibi netameli bir tartışma konusu vardı.

Daha açıkçası gerek Diyanet İşleri Başkanı’nın Ankara Hacı Bayram Camii’ndeki temsili Cuma namazı hutbesinde dile getirdiği “lûtîlik” konusu, gerek Ramazan ayındaki ilk Cuma günü böyle bir konuya değinmenin aciliyeti ve lüzumu, gerekse Ankara Barosu’nun adeta ergen diliyle kaleme alınmış eleştiri metnindeki yoğun nefret ve kin kokusu gibi meseleler üzerine yazı yazmak hiç fena olmazdı. Fakat birkaç gün önce Ruşen Çakır’ın Medyascope programında bu konuyu etraflıca konuştuk. Dolayısıyla “tam yerine geldi manzara koyduk” diye düşünüp aynı konu üzerine yazmayı gereksiz bulduk. Bugün bu köşede güncel korona sıkıntısından veya din alanıyla ilgili herhangi bir konudan söz etmek yerine, hazır sokağa çıkma yasağı vesilesiyle kendimizi dinleme fırsatı da doğmuşken bizi bu gezegendeki genel insanlık hikâyesine ve hayat serüvenine dair bir nebze de olsa düşünmeye sevk edecek birkaç aforizma -ki bu aforizmalar iki Alman filozof Arthur Schopenhauer ile Friedrich Nietzche’ye aittir- paylaşmak yerinde olur diye düşündük…

Schopenhauer’den…

Hayatımız öncelikle bize başka bir şeyle değil, ancak bakır bozukluklarla yapılmış bir ödemeye benzer ki bizim bu ödemeye karşı bir alındı makbuzu vermemiz gerekir. Bakır bozukluklar günler, alındı makbuzu ise ölümdür… 

Verdiği sözü tutmuyor hayat… Tutsa bile özlediğimiz şeyin gerçekte özlenilmeye değer olmaktan ne kadar uzakta bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu… 

Her ne olursa olsun, hayata belli bir ölçüye kadar dayanabilen bir kimse dahi giderek yaşlandıkça her şeyin bir hayal kırıklığı ve hatta bir aldanış olduğunu kavrar… 

İnsandaki arzu ve istekler sonu gelmez mahiyettedir ve fakat her tatmin edilmiş arzu bir yenisini üretir. Bu dünyada mümkün olan hiçbir tatmin insanın şiddetli arzusunu sonlandırmaya, isteklerinin önüne nihai bir hedef koymaya ve yüreğinin dipsiz kuyusunu doldurmaya kâfi gelmez… 

İnsanın erişebileceği en iyi, en fazla şey bütün insanlığın hayrına olacak bir işte ve bir yolda ezici talihsizliklere, bunaltıcı güçlüklere karşı mücadele eden ve her ne kadar eline sadece önemsiz bir ödül ya da hiçbir şey geçmese dahi sonunda bundan galip çıkan kimsenin yaşadığı gibi kahramanca bir hayattır… 

Bize iyi gelen ve gelmeyen şeyler hakkındaki yargımız son derece aldatıcıdır. Tıpkı sonraları kendi iyiliğine olacak şeylerden insanların çoğunlukla şikâyet etmesi ve acılarının kaynağı olan şeyi de coşkuyla karşılamaları gibi… 

Nietzsche’den…

Vicdanlı ve dürüst olmak hesaplı/hesapçı olmaktan daha iyidir. Hesap insanı makam mevki sahibi yapar ama vicdan daha önemli bir işe yarar: İnsanı insan yapar…

Vicdanı suskun olan insanın düşmandan farkı yoktur…

Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır…

İnsan, diğer insanlardan hiçbir şey istememeye, onlara hep vermeye alıştığı zaman, elinde olmadan asil davranır…

İnsan yorgun düşünce uzun zaman önce fethettiği fikirlerin saldırısına uğrar…

İnsan yaşamını belli aşamalarda zorlaştıran pek çok şey, daha ileri bir aşamada onu kolaylaştırmaya hizmet eder…

Tüm gerçekler üç aşamadan geçer. Birinci aşamada gerçek alaya alınır. İkinci aşamada herkes ona şiddetle karşı çıkar. Üçüncüsünde ise apaçık ortada olduğu gerekçesiyle tartışmasız kabul edilir…

Her şey yoruma açıktır ve belli bir zamanda hangi yorumun üstün geleceği hakikatle değil, güçle alakalıdır…

Unutan iyileşir… Ne mutlu unutkanlara! Zira hataları bile onlara mutluluk getirir… 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.02.2021
Din, devlet ve siyasetin ortak yaşam (Simbiyoz) ilişkisi
6.02.2021
‘İslamcı’ II. Abdülhamid ve İslamcı Muhalefet
23.01.2021
Kahrolsun mahalle kültürü!
16.01.2021
Hayat kısa, kuşlar uçuyor…
9.01.2021
Rektör, üniversite ve sâire…
2.01.2021
Bir fikir kudret ve imkânla sınanmadıkça…
26.12.2020
Musibete müşteri olmak
19.12.2020
Türküler ve oyun havaları
12.12.2020
Doğululuk ve pusuculuk
5.12.2020
Yekfî
3.10.2020
İslâmî Nazizm
29.08.2020
Felsefe ama süksesiz, fiyakasız…
9.08.2020
İslamcı zihniyetteki sığlık ve tıkanıklığın kültürel kökenleri
27.06.2020
Seksenler…
20.06.2020
Yorum ve hakikat
13.06.2020
Ahlak yetmezliği
6.06.2020
Muhafazakâr kadınların dünyasında toplumsal cinsiyet meselesi
30.05.2020
Kendimizle barışık olmamak lazım
24.05.2020
Havada provokasyon kokusu var
16.05.2020
Toplumsal kutuplaşma ve zıtlaşma
9.05.2020
Bir insan ömrünü neye vermeli?
2.05.2020
Kendimizi dinleme ve düşünmeye davet meyanında…
25.04.2020
Korona günlerinde Ramazan
18.04.2020
Dua nedir, ne değildir?
12.04.2020
Sıkıntı, sabır ve zaman
29.03.2020
İnsanlık ailesinin musibetle imtihanı
21.03.2020
Hata-kusur itirafnamesi
14.03.2020
Dünya samimiyetsiz ve sahtekâr insanların cennetidir
7.03.2020
Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde neler oluyor?
29.02.2020
Dinime dahleden bari müselman olsa
23.02.2020
Bunca ilgi ve alakaya kayıtsız kalamazdık
16.02.2020
Kıymet ‘nedret’e, kıymetsizlik ‘vefret’e tabidir
9.02.2020
Karakter aşınması ve gözün vicdanı
2.02.2020
Öyle miymiş?
27.01.2020
İyi hâl kâğıdı
19.01.2020
Diyanet, TOKİ, faiz
12.01.2020
Dinî düşünce alanında ‘laçkalaşmış’ bir kavram olarak gelenek
5.01.2020
Tefsire Adanmış Bir Ömür: İsmail Cerrahoğlu
28.12.2019
Gürültücüyüz, vesselam…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive