Nuray MERT



Bookmark and Share

15 Temmuz’un anlamı


18.7.2017 - Bu Yazı 1601 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Keşke, 15 Temmuz’un yıldönümü

Türkiye’nin daha barışık, daha özgürlükçü ve uzlaşmacı olduğu bir zeminde anılabilseydi. Demokrasiye karşı en büyük tehdit olan darbecilik, komploculuk en başında olduğu gibi ortak ses ile lanetlenebilseydi. Böyle bir belanın savuşturulması yeni bir demokrasi eşiği olabilseydi.

Öyle olmadı, Türkiye’de siyasal gerilim azalmak bir yana arttı, demokratik özgürlükler, ‘ülkenin güvenliği’, ‘düşmanların çokluğu’ gerekçeleri ile tamamen rafa kalktı. Ama en önemlisi, Türkiye’de artık değil muhalefet etme, siyasal tartışma yapmanın sonunun geldiği net bir şekilde anlaşıldı. Ben, bu gerçeğin muhalif çevrelerde halen iyi anlaşılmadığı kanaatindeyim. ‘Herkes bu gerçeği anlayıp, sesini kessin’ manasında söylemiyorum, ama artık söz konusu olanın doğrudan suç isnadı ve buna dayalı uygulamalar olacağı kesinleşti, bunu hakkıyla kavramak lazım, diyorum. En başta, Cumhurbaşkanı’nın söylediklerinden benim anladığım bu.

Çeşitli vesileler ile daha önce de yazdım, söyledim, artık söz konusu olan son referandum ile teyit edilen bir rejim değişikliği, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve ardından yaşananlar, Yeni Türkiye’nin ‘kurucu mit’ini oluşturuyor. Biz hâlâ, ‘15 Temmuz’da demokrasiyi hedef alanlara hepimiz karşıyız, zaten darbeye birlikte karşı çıktık’ demeye devam edebiliriz, ama artık olay bundan ibaret değil. Tam da bu nedenle, partili cumhurbaşkanı modelinde bile yaşatılmaya çalışılan, Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’de yaşayan herkesi kucaklaması, dikkate alması gibi bir beklenti anlamını yitirdi. Zira, Cumhurbaşkanı, 15 Temmuz için bir çerçeve çizdi ve bu çerçeve dışına taşan herkesi doğrudan veya dolaylı olarak darbeci olarak algılayacağını açıkça ifade etti. Darbecilik bir suç olduğuna göre, bu şekilde tanımlananların sadece farklı fikir mensubu değil, ‘suçlu’ muamelesi göreceği kesin. Aksi halde, Cumhurbaşkanı’nın, ana muhalefet partisi genel başkanını doğrudan darbeye hizmet etmekle itham etmekte tereddüt etmesi gerekirdi, zira bu son derece sıra dışı bir durum.

Zaten Cumhurbaşkanı da, partisi de, destekçileri de bu noktanın altını çiziyor, yeni bir ‘tarihi başlangıç’tan söz ediyor. Yani tüm rejim değişimlerinde olduğu gibi, millet, devlet, vatan, tarih, dost, düşman, her şey yeniden tanımlanmak durumunda. Bu koşullar altında yeni resmi ideolojinin ‘kurucu miti’ni kurcalamak, yeni rejimin kurucuları tarafından kabul edilebilir bir şey değil. Artık bu ülkenin mensubu olmak, milletin, toplumun bir parçası olmak için yeterli değil, kurucu ideolojiyi sorgusuz sualsiz kabul etmek gerekiyor. Zira ülkenin halen büyük bir saldırı altında olduğu ve her farklı sesin, bu saldırının değirmenine su taşıyacak bir çaba olduğu, dolayısı ile suç sayılacağı ilan ediliyor. Yani durum çok ciddi, artık fikir ayrılığı gibi bir kategori yok, ‘milletten ve onun kurtarıcı liderinden’ yana olmak veya ‘milletin düşmanı’ olmak gibi iki kategori var. Söylediğiniz her şey hakkınızda delil olarak kullanılabilir, bu durumda artık siyasal tartışma imkânı yoktur, yok sayılacaktır. Bu durumda, yapabileceğimiz tek şey durum tespiti ve tanıklık yapmak, ben de bunu yapmaya çalışıyorum

Cumhurbaşkanı’nın idam meselesini tekrar gündeme getirmesi, yeni rejimin kurucu sürecinin ne denli sert olacağının işaretlerinden biri. Bir diğeri, ana muhalefet partisi genel başkanını ‘sokağa çıkamaz hale gelmek’ şeklindeki ‘uyarması’. Bir ülkede kalabalıkların başka kalabalıklar ile karşı karşıya getirilme eşiğine gelmesi, çok ama çok vahim, çok kaygı verici bir gelişme. Maalesef geldiğimiz nokta burası, belli ki, Cumhurbaşkanı öncülüğünde kurulması söz konusu olan Yeni Türkiye’ye geçiş süreci, pek çoklarımızın sandığından daha sert olacak ve öyle olursa bu ülkeye çok acı çektirecek.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
24.01.2021
Bir Biden'ınız bile yok. Anlıyor musunuz?
4.03.2020
Şehitler tepesi boş kalsın!
29.05.2019
Demokrasimizin sahte kahramanları
24.05.2019
Olmadı, İslamcı tarih tezi tutmadı
13.05.2019
AK Parti'nin kötü sonu
2.05.2019
"Türkiye İttifakı" nedir, ne değildir?
26.4.2019
Yeniden Kürtleri konuşmak zamanı...
8.8.2017
‘Yeni devlet’
5.8.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim
1.8.2017
‘Hans’ın ne dediği’
29.7.2017
‘Evrim teorisi’
24.7.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı
18.7.2017
15 Temmuz’un anlamı
15.7.2017
15 Temmuz
10.7.2017
Parayla saadet olmaz
8.7.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz
4.7.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri
30.6.2017
Katar krizi
26.6.2017
Yine hüzünlü bir bayram
24.6.2017
Adalet istiyoruz!
20.6.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak
9.6.2017
Katar’ın başına gelenler
6.6.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler
3.6.2017
Toplum yorgunluğu
29.5.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti
26.5.2017
İki veda
22.5.2017
‘Devrime hazır olun’
20.5.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti
16.5.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’
12.5.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi
9.5.2017
İslamcılık, çirkin itiraf
6.5.2017
Yeni siyasi arayışlar
1.5.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar
28.4.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi
25.4.2017
Nafile analizler
17.4.2017
Her şeye rağmen
15.4.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!
10.4.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı
4.4.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?
31.3.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’
27.3.2017
En büyük tehlike
24.3.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive