Oya BAYDAR

T24.Com



Bookmark and Share

‘Yetmez ama evet’ten ‘Yetti artık hayır’a


17.10.2012 - Bu Yazı 4253 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çok uzun zamandır yazmak istediğim bir yaz bu. Üslup yapmadan, etkili cümle aramadan, kendimle konuşur gibi, yüreğimden nasıl geçiyorsa öyle yazmayı deneyeceğim bir yazı... “Havalar biraz soğudu” ya da Yemek tuzlu olmuş” dendiğinde bile “Yetmez ama evet haa!” klişesini tekrarlamaktan usanmayan; “Şimdi mi aklın başına geldi”, “Günaydın, nihayet anlamışsın” la başlayıp “AKP’lileşmiş dönek’e”, “Kaç para alıyorsun”a uzanan hakaretamiz, saldırgan tepkilere, ödemekte bilerek geciktiğim cevap borcunu edâ etmek için yazdığım bir yazı. Ama, “Morardın değil mi! Yetmez ama evet mi dersin, al işte!” korosuna seslenmekten çok daha geniş amaçları olan; benimsenmesi, içselleştirilmesi, yaşanması epeyce güç bir tarzı siyaset ve siyasi etikle ilgili bir yazı...

Son günlerde Taraf gazetesinde, gazetenin genel yayın yönetmeni Ahmet Altan ve bazı yazarlarla aynı gazetedeki başka köşe yazarları arasında süren tartışma, anlatmak istediklerime iyi bir örnek. Şu şunu demiş, bu bunu demiş, üslup sertmiş, yumuşakmış gibi ayrıntılardan arındırıldığında, Taraf’taki çatlak Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, özellikle de Başbakan Erdoğan’ın şu andaki siyasi duruş ve çizgisini değerlendirmedeki farklılıklardan kaynaklanıyor. Bundan beş yıl öncesine, hatta iki yıl öncesine kadar nüanslar ve vurgular bir yana aynı çizgide duran; AKP’nin adımlarını, siyasetini, vaadlerini destekleyip cesaretlendirenler, bugün ayrışmış durumdalar. Ahmet Altan, Erdoğan ve onun hükümetine karşı bir süredir sert ve güçlü bir muhalefet yürütürken, gazetenin belkemiği sayılabilecek önemli yazarlarından bazıları, Erdoğan’a muhalefete karşı çıkmakla kalmıyor, onun politikalarını destekliyor, kavgacı ve tahripkâr üslubunu öfke sanatı/retoriği olarak görüyor, (bana göre) özgürlükler ve çözüm adına hiçbir şekilde desteklenemeyecek adımlarını görmezden geliyor ya da gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Onlar, ‘Türkiye’nin aydınlık geleceği’ni Erdoğan’da görüyorlar. Buna karşılık Ahmet Altan ve onunla aynı safta yer alanlar, ne kadar çabalanırsa çabalansın çuvala sığmayacak, mazeretlere, ama’lara sığınılamayacak olumsuzlukları, her biri kendi üslubunca sergilemekte ve eleştirmekte kararlılar. İşte bu noktada, iktidar yandaşlarının, Erdoğan taraftarlarının tatlı sert saldırıları bir yana, “Günaydın, şimdi mi aklınız başınıza geldi!” korosunu da göğüslemek zorunda kalıyorlar.

 

Taraf olmak, taraftar olmak

 

Türkiye’de örgütlü soldan, hele de benim gibi Leninist partilerden gelenlerin çok iyi bildiği, kimilerinin hâlâ taşıdığı bir ruh halidir bu: Kendi örgütünün, kendi liderinin yanlışını görmeyeceksin, gördüğünde de örgütün, sosyalizmin yüce çıkarmarının, devrimin korunması, sakınılması için yüksek sesle eleştirmeyeceksin, susacaksın, biat edecek, tâbi olacaksın... Liderin/önderliğin değil, kendinin ve muhaliflerin yanlış yolda, hatta ihanet içinde olduklarına kendini bile inandıracaksın. Kol kırılacak, yen içinde kalacak. (Stalin mahkemelerinde, örneğin Buharin gibi devrimci, bir o kadar da donanımlı, aydın kişilerin ‘Stalin yoldaş ve parti haklıdır, ben ihanet ettim’ diyerek ölüme gitmeleri bu ruh halinin en trajik örnekleri arasındadır.)

Aslında sadece solda konumlananlarda değil bütün siyasal partilerde, örgütlerde, yapılarda bu kavrayış ve ruh hâli, tüzüklerle, ilkelerle de tahkim edilmiş olarak derece derece vardır. İçinde yer aldığımız, üyesi bulunduğumuz, kimliğimizin bir bölümünü onunla tanımladığımız bir yapıyı aklama, kusurlarını zaaflarını görememe, görsek de dile getirmekten kaçınma eğilimi insanî bir zaaftır. Gerek dinî gerekse siyasi veya etnik, vb. grup aidiyetleri bizden irademizi kendilerine tâbi kılmamızı talep ederler. İnsanlar da iradelerini ve ahlâklarını bu yapılara ipotek ederek mutlak bireysel özgürlüğün ve bağımsızlığın zor taşınır yükünden kurtulurlar. O yapıların ve liderlerinin iradesi kişinin aklının, vicdanının, iradesinin üzerine yerleşir; dinî ve dünyevî bütün kâdiri mutlak kişiler, şefler, önderler, diktatörler böyle yaratılır, böyle hükmederler.

Bu noktada, ben kimin taraftarıyım değil, neden yana tarafım sorusu önemli, bir o kadar da birbirimizi anlamamıza yardımcı bir soru gibi geliyor bana. Tabiî kendimize karşı da açık ve doğrucu olmak şartıyla...

Kendi payıma: her alanda en geniş özgürlüklerden, insanlar, halklar, toplumsal gruplar arası eşitlikten, mutlak adaletten, adil bölüşümden, yaşamdan, doğadan, barıştan, diyalog ve uzlaşmadan yana tarafım. Demek ki ayrımcılığın her türüne, her çeşit mağduriyete, özgürlüklerin kısıtlanmasına, baskıya, sömürüye, savaşa, çatışmacılığa karşıyım. Önemli bir ayrıntı: Taraf olduklarıma ama’sız tarafım, karşı olduklarıma da ama’sız karşıyım. Taraf olduğum değerleri ama’lara kurban edemem, kimseyi veya hiçbir siyaseti kayırmak uğruna çifte standart kullanamam.

Taraftarlık ise ama’lara ve çifte standartlara teslim olur ister istemez. Kendi örgütünüzün, partinizin, takımınızın, çevrenizin, kendi liderinizin, kendi aşiretinizin, kendi arkadaşınızın hatasını, eksiğini, yanlış ve kötü yönetimini, hatta bazen ağır suç teşkil eden sözlerini, adımlarını, edimlerini görmeme, görünce de ama’larla haklı çıkarma, mazur gösterme eğilimi taraftarlığın kaçınılmaz zaafıdır.

Her çeşit biat ilişkisi ve müritlikten kurtulamadıkça, aslında taraf olduğumuz iyi’leri, evrensel insanî değerleri unutup taraftarlığın konforuna kapıldıkça, vicdanımız aşınmakla kalmaz, aynı zamanda da cepheleştirici ve kavgacı oluruz. Bir de bakarız ki, amaçları değil, o amaçlarla ters düşen işleri, söylemleri, kişileri takip ediyoruz. Bir de bakarız ki amaçları yitirmişiz. Uzun yazılar, tartışmalar, derin düşünceler gerektiren bir konu, buraya sığmaz biliyorum, yine de geçerken hatırlarsak, sosyalist uygulamaların, iktidarların, yapıların, örgütlerin amaçlarını yitirip ütopyanın özüyle ters düşmeleri biraz da böyle oldu.

 

‘Evet’ diyebilen ‘hayır’ da diyebilmeli

 

Başkaları için konuşmayayım, kendi payıma; iyi ve doğru olan, vicdanıma uyan, hayata yüklediğim anlam ve amaç doğrultusunda gördüğüm (özünde yukarda kısaca anlattığım  insanî, ahlakî, evrensel değerlere uyan) sözleri, teklifleri, uygulamaları, siyasetleri, eylemleri  desteklemeyi siyasi etik anlayışımın merkezine oturtmam kolay olmadı. Bu da, düşe kalka bir öğrenme sürecini gerektiriyor. Kendi çifte standartlarınla yüzleşmeyi, insanın kendisiyle kıyasıya hesaplaşmasını gerektiriyor. İyi ve doğru gördüğünü kimin ne amaçla söylediğine, yani niyet okumaya değil, iyi ve doğru saydığının kendisine odaklanmayı gerektiriyor.

Anayasa referandumu sırasındaki “yetmez ama evet” kamplaşması meramımı anlatmama yardımcı olacağı için, bu örnek üzerinden gideyim. Referandumda oylamaya sunulan değişiklik önerilerine baktım; ağırlıklı olarak 12 Eylül darbe anayasasının özüne dokunan, 12 Eylül rejiminde gedikler açan, (12 Eylülcülerin yargılanması dahil) askerî bürokratik oligarşinin vesayetçi anlayışına dokunan maddeler olduğunu, vesayetçi rejimin kırılmasına giden yolda önemli bir adım oluşturabileceğini düşündüğümden, referandumda evet oyu verdim. Bu yazıyı yazmak için, o günlerdeki yazılarıma yeniden baktım. Vurguyla şunu tekrarlamışım: AKP bu değişiklikleri getirirken, en başta kendi varlığını korumayı hedefliyor, getireceği demokrasi bu sınırlar içinde kalacaktır, ama bir adımdır. Verilecek kabul oyları AKP’ye açılmış sınırlı bir kredidir, ödeyemezse geri alınır. O günkü koşullar geri gelse, o maddelerin büyük çoğunluğuna şimdi de evet derim. Askerî vesayetin yerine sivil vesayeti yerleştirmeye yönelik antidemokratik adımlara bugün nasıl karşı çıkıyorsam ve hayır diyorsam öyle...

Tek örnekte kalmayalım. 2000’lerin başlarında Avrupa Birliği aday adaylığı sürecinde, AB karşıtı vesayetçi, tutucu çevrelerin engelleri ve (AB’nin demokratik taleplerine atıfla) “taviz veriliyor” çığlıklarına karşı “Adaylığımızı kabul etmezlerse Kopenhag kriterlerini Ankara kriterleri yapar, yolumuza devam ederiz” diyen Erdoğan’ı içten yürekten alkışladım. Bugün ise demokrasi sözünde durmayan ve AB’nin son derece doğru ve gerçekçi değerlendirme raporunu beğenmeyip elinin tersiyle iten Erdoğan’ı, başta Kuzu olmak üzere “Aha da bu raporu çöpe atıyorum” ilkelliğindeki zavallı tepkilerin sahiplerini ağır şekilde yermekten ve onlara hayır demekten geri duramam. Açılım ve Oslo süreçlerine cesaret eden Erdoğan’ın arkasında dururum ama oy hesaplarına ve damarlarındaki Türk-İslam milliyetçiliğine yenilen Erdoğan’ın artık zarar vermeye başladığını, Kürt sorununda çözümü engelleyen başlıca güç haline geldiğini de yüksek sesle söylemekten kaçınmam. Dün, komşularla sıfır sorun siyasetini vaaz eden, tümü de vesayetçi darbeci rejimin mirası olan sorunlara barışçı, dostane yaklaşım öneren;  Ermenistan’la ilişkilerin düzeleceği, Kıbrıs belasından kurtulunabileceği, Mavi Marmara olayları sırasında Filistin konusunda insani bakışın öne çıkabileceği umutları doğuran politikaların ve söylemlerin arkasında dururken, bugünkü AKP, Erdoğan, Davutoğlu kaynaklı çatışmacı siyasetleri sonuna kadar eleştiririm.

Kimden, nereden gelirse gelsin, Kürt sorununda bütün barışçı söylemlere ve adımlara evet derim, bir yurttaş olarak yanında yer aldım, alırım. Buna karşılık son örnek, yeni Diyarbakır Emniyet Müdürü’nün “Dağdaki teröristin ölümüne de ağlamayan insan değildir” sözlerini kendi sözüm sayarım da, Erdoğan’ın Emniyet Müdürü’ne gürlemesinin, hakkında soruşturdma açtırmasının barışa ve çözüme vurulmuş yeni bir darbe olduğunu söylemekten çekinmem. Emniyet Müdürü şuncuymuş buncuymuş, hiç umurumda olmaksızın, barışçı ve özgürlükçü Müslümanlarla birlikte aynı destek bildirisine imza atarım. Bir başka örnek: Darbeciliğin ve darbelerin teşhir edilmesi, suç sayılması, askerî vesayetin sona erdirilmesi yolunda tarihî adımlar olan davaların arkasındaki siyasi iradeyi alkışlarken o davalardaki hukuksuzlukları, adil yargılama zaaflarını görmezden gelemem, aklayamam. Bu zaafların, adalet mekanizmasının ve tabii ki iktidarın alnında tarihî bir leke olduğunu, haklı amaca haksız ve kötü araçlarla varılamayacağını söylemeden edemem. Çifte standart kullanamam, kullanırsam kendi ahlâkımdan kuşkuya kapılırım.  Dün Kemalist oligarşik vesayet altında olduğunu, asla tarafsız ve bağımsız olmadığını bildiğim yargı bugün Erdoğan’ın emri ve AKP’nin tarikat-cemaat ilişkili müttefiklerinin etkisindeyse, veyasetlerden ve bağımlılıklardan vesayet beğenemem. Dünkü evet’im hayır’a döner. Örnekler yüzlerle çoğatılabilir.

Dün, AKP’yi ve Erdoğan’ın demokratik adımlarını kendi ateşli üslubuyla destekleyen Ahmet Altan’ın, bugün tırmanan antidemokratik otoriterlik, yeni vesayetçilik, savaşçılık, saldırganlık, Kürt sorununda milliyetçi - güvenlikçi çözümsüzlük karşısında AKP’yi aynı üslupla eleştirmesini; ya da benim AKP’yi eleştiren, Erdoğan’ın tehlikeli gidişatına elimden geldiğince dikkat çekmeye çalışan yazılarımı “Günaydın, aklınız yeni mi başınıza geldi” türünden ezberlerle, ya da iktidar cephesinden, “Ne oldu da saldırıya geçtiniz, yoksa darbeden, askerden, veyasetten mi yanasınız” salvo ateşleriyle karşılayanlar bir an durup düşünseler... Doğrudan, iyiden, evrensel değerlerden yana taraf mıyım, yoksa sonu gelmez ama’larla kendi takımımın gözleri bağlı taraftarı mıyım? diye sorup kendimize, içtenlikli bir vicdan ve ahlâk muhasebesi yapsak hepimiz...

Hep doğru olduklarını, hep kendi takımının haklı olduğunu düşünenler en çok yanılanlardır. Doğru gördüğüne, takım ruhuyla değil özgür iradesiyle ‘evet’ diyebilenlerin yanlış gördüklerine ‘hayır’ deme hakları hem herkesden fazladır hem de o hayır, takımcı taraftar evet’lerinden daha ağırlıklı ve saygıdeğerdir.

Kendi payıma, hiçbir kişiye, gruba, partiye, dünyevi ya da uhrevi hiçbir mercie ödenecek diyetim yok. Kendi kendimi tutsaklaştıran aidiyetlerim de yok. Böylece kendi takımımın yanlışlarını savunmak zorunda olmadığım gibi, doğru saydıklarımı ötekinden geliyor diye reddetmek mecburiyetinde de değilim. Elde edilmesi güç ama tadına doyulmaz bir özgürlük, sadece insanın kendi vicdanına dayanan bir ahlâktır bu. Taşıması ağırdır ama herkese tavsiye ederim.

.

Facebook Yorumları

Kod8
23.10.2018
Türküm, Kürdüm, Rumum, Ermeniyim; doğruyum, çalışkanım!
20.10.2018
Suudi'nin Kaşıkçı cinayeti, Türk yargısının Osman Kavala cinayeti
10.10.2018
Hapishaneleri boşaltmak mı istiyorsunuz? Biraz hukuk, biraz vicdan yeter
6.10.2018
Partiler siyaseti tükenirken, umut yurttaşta
12.9.2018
Derin ittifakın Cumhuriyet operasyonu
6.9.2018
Şırnak ne kadar Türkiye toprağıysa İdlib o kadar Suriye toprağıdır
30.8.2018
Cumartesi Anneleri, Osman Kavala, tutuklu Kürt siyasetçiler ve diğerleri: “Bizim” ayıbımız, “onların” suçu…
22.8.2018
Onlar içerde yatarken bayram haramdır
15.8.2018
Yerli ve milli Don Kişot'un yel değirmenleriyle savaşı
3.8.2018
Bakan Soylu'ya bir soru: PKK'nın cinayeti zulmünüzü ve hukuksuzluğunuzu aklar mı?
1.8.2018
Eski yapılar yıkılmadan yeni kurulamaz
28.7.2018
Ey AKP Reisi, ey AKP'liler! Bedelli'den elde edeceğiniz kârın bin misli öneriliyor, duydunuz mu?
6.7.2018
Her “idam” dediğinizde bir çocuk daha öldürülüyor
4.7.2018
PKK'nin cinayeti, Soylu'nun rezaleti karşısında susarsak…
1.7.2018
İnce'nin yüzde 30'u, MHP'nin sürprizi, CHP'nin hâli
19.6.2018
Dikkat! Uçurumdan önceki son çıkış
13.6.2018
Kandil'de bayrağı nereye dikeceksiniz? Savaşı seçim sandığına nasıl sokacaksınız?
6.6.2018
Erdoğan haklı; eline kan bulaşan bedelini ödemeli
30.5.2018
Ne “iktidarı nasıl olsa vermez” teslimiyeti, ne “kazandık gitti” kolaycılığı
24.5.2018
Vakit, edebiyle çekip gitme vaktidir
10.5.2018
Millet, 7 Haziran'da da “Tamam” demişti, ne oldu?
4.5.2018
İttifakınızın adı “Kürtlere Geçit Yok” misâkı olsun
26.4.2018
Bir komplo teorisi: Derin devletin Erdoğan'a kumpası mı?
17.4.2018
Dünya Trump'a, Türkiye Erdoğangiller'e kaldığında…
10.4.2018
Bir lokum kaç gencin hayatına bedeldir?
24.3.2018
Fetih'te yağma haktır, işgalin sembolü bayraktır
6.3.2018
"Afrin bizim niremiz olur Abla?"
28.2.2018
Doğma çocuk! Ya ırzına geçilecek ya tabutuna bayrak örtülecek
21.2.2018
Bu kadar kin ve nefreti içinizde nasıl barındırıyorsunuz?
17.2.2018
“Korkma anne, silah sesi değil, kovaya vuruyoruz”
7.2.2018
“Yaşasın Ölüm” diye bağırmadığımız için suçluyuz
31.1.2018
“Ulan ahlâksızlar, vatan hainleri, vicdansızlar, fikir soytarıları!”
21.1.2018
Gaflet ve dalâlet yolundan dönün, yalvarıyorum
18.1.2018
Canan Kaftancıoğlu'nu, “kıçı kirli” siyasete teslim etmeyelim
10.1.2018
Boğaziçi Üniversitesi iyi ki “yerli ve milli” değil
5.1.2018
Acil bir KHK çıkarılmasını talep ediyorum
28.12.2017
Rejimin niteliksel dönüşümü gerçekleşti, demokratik hukuk devleti bitirildi
21.12.2017
Durun! Suriye’den de beter bir adım atmak üzeresiniz
13.12.2017
“Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz ya da hiç dayak yememişsiniz”(x)
7.12.2017
Kediye işkenceye kahrolanlar! Ölüye işkenceyi de görün
28.11.2017
Kürtleri ezmek için acelesi olanlar var
22.11.2017
Bugünkü Soçi Zirvesi’nden ne çıkacak?
15.11.2017
“Amerika gitsin Rusya mı gelsin, Allahsız Gomonistler!”
14.11.2017
Ergenekon’un Avrasyacı maskeyle dönüşü
7.11.2017
Mağdura kimlik soran, zulme ortak olur
20.10.2017
Osman'a kadar uzandıysanız, korkunuz büyük demektir
17.10.2017
Demirtaş’ın Seher’inin şifrelerini ifşa ediyorum
12.10.2017
Şehit cenazeleri gelmeye başlarsa sorumluluk kimin olacak?
4.10.2017
Ayşe Öğretmen’in mahkûmiyeti hukukî ve ahlakî çöküşün aynasıdır
3.10.2017
AKP hata’dan suç’a doğru ilerliyor
28.9.2017
Kimin beka sorunu? Türkiye’nin mi, Erdoğan’ın mı?
23.9.2017
"Bunlar"a sınır ötesi harekât yetkisi vermek, Türkiye'ye kurşun sıkmaktır
18.9.2017
Üç beş kendini bilmez değil, ‘baş’tan ayağa hepiniz
3.9.2017
CHP’nin hafızasını yitirdiği çıkmaz sokak
23.8.2017
Bülent Uluer için: “Bir düğün fotoğrafı”
12.8.2017
Tekçi bağnazlığımızın aynası: Cumhuriyet vakası
1.8.2017
Yine “lotocular” kazandı Sayın Yargıç
19.7.2017
“Ülke ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzü” ihlâl suç değil miydi?
12.7.2017
Demirtaş terörist, Berberoğlu casus, Özlem ajansa 79,5 milyon nedir?
1.7.2017
“Herkes İçin Adalet” diyemezsek, “Kahrolsun Adalet” diyenlere yeniliriz
23.6.2017
Adalet için, Erdoğan-Perinçek zihniyetine karşı yürümek…
17.6.2017
Adalet yürüyüşü Edirne’ye uzanırsa neler olmaz…
6.6.2017
Şimdi ben bu haberi gazeteye nasıl koyacağım Bilge’ciğim?
25.5.2017
Şimdi ben kime hakaret etmiş olacağım?
17.5.2017
Ölmeyin çocuklar! Siz eridikçe toplum çürüyor, vicdan ölüyor
4.5.2017
Acınacak hale gelmeyiniz Sayın Erdoğan?
27.4.2017
Bu halinizle ne bekliyordunuz Beyler!
18.4.2017
Hayır kazandı, şimdi yarınlara bakalım
15.4.2017
Evet veya Hayır sadece siyasî değil ahlakî bir tercihtir
12.4.2017
16 Nisan’dan sonra 17 Nisan
1.4.2017
Hayrettin Karaman işin ruhunu açıkladı, şimdi bin 'hayır’ım var
29.3.2017
Kırmızı çizginizi yanlış çizerseniz, olacağı budur
24.3.2017
“Çocuk istismarcısı, hırsız, terörist 149 gazeteci”
16.3.2017
Hollanda krizinin ardındaki asıl neden
11.3.2017
"Hayır"lı yazılar III: “Bullshit” dış siyasete Hayır
18.8.2015
Şehit cenazelerinde boy gösterenler! Varto sokaklarında sürüklenen çıplak bedeni gördünüz mü?
11.8.2015
Lan Devlet! Bize ne yapmadın ki?
6.8.2015
Bende yalı yok, viski yok, HDP’ye oy verdim; ben neyim?
1.8.2015
Erdoğan, Davutoğlu, Bayık, Karayılan ve diğerleri! İsteseniz bu kirli savaş bir saatte biter
30.7.2015
'Sözde aydınlar' adına, hodri meydan, diyorum
28.7.2015
Çare Türkiye’nin HDP’lileşmesinde
27.7.2015
Çözüm: HDP etrafında kenetlenmek
22.7.2015
Yeter artık! Hangi teröre karşı hangi ortaklık?
13.7.2015
Erken seçimden önce HDP'ye operasyon planı
8.7.2015
Çinli sanıp Koreliyi dövmek, Roboski’de Kürt katırı öldürmek, Artvin’de doğaya ‘koymak’…
2.7.2015
Devletin bölücülük, kin ve savaş nârası
24.6.2015
HDP’ye ayar vermek yerine, destek olmak
10.6.2015
HDP bu toprakların bağrından doğan güzel bir projedir
3.6.2015
Karanlıktan önceki son çıkış: HDP
27.5.2015
HDP’ye ayar verme hakkımız yok, Kürtlerden özür borcumuz var
21.5.2015
Yahu, kim kimi asıyor? Bilelim de engel olalım
19.5.2015
İdam cezasını savunmak bile insanlık suçudur
14.5.2015
Biz orada yoktuk ama sizler tam takım oradaydınız Sayın Özkök!
8.5.2015
Kamp Armen’e reva görülen, devletin ve AKP’nin aynasıdır
6.5.2015
Tayyip Bey’in paralel partisi
29.4.2015
Cin şişeden çıkınca
23.4.2015
Soykırım kadar ağır vicdan kırımımız
13.4.2015
'330 milletvekili için kaç şehit gerek?'
11.4.2015
Bir bilmece: Bu suç duyurusu kimi hedefliyor?
06.04.2015
Berkin'in elindeki ekmek, Yasin'in elindeki kurban eti
02.04.2015
HDP Türkiye partisi olursa…
25.03.2015
Korkulan provokasyon ‘Sürecin Mimarı’ndan geldi
20.03.2015
Kozmik Oda'nın esrarı
12.03.2015
Vezir edenler rezil de ederler, zavallı Hakan Fidan
08.03.2015
Kadınlar! Kendimizi bu adamlara kullandırmayalım
05.03.2015
Demirtaş’ı yıpratma projesine dikkat!
26.02.2015
IŞİD’den türbe kaçırma opereti: Hamaset, heyecan, yalan…
19.02.2015
Bebelerden katil yaratan eril iktidar
18.02.2015
Muktedir erkekliğin tecavüzcü fıtratı
11.02.2015
Vietnam’dan Türkiye’ye: Kutsal yaratmak, kutsalı kullanmak
25.01.2015
Hrant’ın Arkadaşları, CHP ulusalcılığı, Ergenekon’la flört
15.01.2015
İslamla terör yan yana gelemez (mi?)
09.01.2015
Tayyip Erdoğan’ın AKP’ye darbesi
03.01.2015
İsteyene Noel Baba, isteyene Cübbeli Hoca
31.12.2014
2014’ün en kullanışlı jokeri: Paralel yapı
25.12.2014
Zaman'ı, Cumhuriyet'i, Odatv'yi savunmak
19.12.2014
AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken
10.12.2014
“Halk için halka rağmen”den, “İsteseler de istemeseler de”ye...
07.12.2014
İki tane aklıselim baayan, heyecan yaparak kapıdan giriş yaptılar...
03.12.2014
İşçiler: Ya ölün, ya aç kalın! - Kadınlar: Ya ölün ya erkeğe kul olun!
26.11.2014
Aydın kötücüllüğümüzün kaynağı
18.11.2014
Dersim: Ulusal vicdanın yarası, siyasetin yüz karası...
05.11.2014
Paşa paşa darbe yapanlardan şaşa şaşa darbe yapanlara
30.10.2014
Adını Cumhur(iyet) koyduk
20.10.2014
AKP’nin Türkiye’ye ve kendine ihaneti
11.10.2014
S.O.S! Acilen, herkes bir adım geriye...
07.10.2014
Kobane düştü düşecek, aceleniz ne?
01.10.2014
Aklı ve ahlâkı “şey”inde olan adamlar
24.09.2014
Sınırlarımızı Kürtler koruyor, farkında mısınız?
11.09.2014
CHP Bekaroğlu ile sağa değil sola açılır
03.09.2014
Hoyratlaşıyoruz, kötücülleşiyoruz, çirkinleşiyoruz
27.08.2014
Şaşkın ördek kıçtan dalar
20.08.2014
Demirtaş CHP’ye başkan olduğunda...
13.08.2014
“Edepsiz” bir kadından “aşağılık” düşünceler
06.08.2014
Neden mi Demirtaş?
30.07.2014
Bayram değil; kan, zulüm, kıyım günleri
16.07.2014
Sandığa 'adam gibi, tıpış tıpış' gitmeyeceğim!
02.07.2014
Ben cumhurbaşkanı adayımı buldum, darısı başınıza
26.06.2014
Darbecilerden kahraman yaratmayı başaranlara…
11.06.2014
Keşke Gezi zekâlı bir başbakanımız olsaydı...
04.06.2014
Gezi’deki çocuklar Dağ’daki çocuklarla buluşunca...
28.05.2014
Okmeydanı analarından, Dağ’a giden çocukların analarına...
22.05.2014
Soma’da, uygulamalı Das Kapital dersleri
18.05.2014
H...S...! Fıtratınız batsın, birbirinize müstahaksınız!
15.05.2014
Acımızı da suçumuzu da ortaklaştıralım
14.05.2014
Benim cumhurbaşkanım cadı avına çıkmaz
08.05.2014
İdamı savunmak insanlık suçudur
30.04.2014
'Millî irade' kimin iradesidir?
24.04.2014
Teslim olma Türkiye! Erdoğan’a mahkûm değiliz
15.04.2014
2.Cumhuriyet'e doğru:III Hâlâ umut var mı? Nerede?
10.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru II: Geçiş neden bu kadar sancılı?
09.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru I: Seçimin ardından hasar ziyan tespiti
26.03.2014
Her koyun kendi bacağından, her seçmen kendi oyundan asılır
19.03.2014
Çözüm sürecini Kürtlerin sırtına yükleyip kurtulduk!
12.03.2014
Aklını, ahlakını, vicdanını yitirmiş muktedirler! O çocuğu öldürdünüz...
27.02.2014
Manidar pislikler, pis manidarlıklar
18.02.2014
28 Şubat’ın Fadime'sinden Kabataş'ın Zehra'sına, örtülü kadının istismarı
13.02.2014
Bir gün yargılandığınızda, umudu öldürmekten hüküm giyeceksiniz
06.02.2014
Cemaat darbeci, muhalifler hain, Erdoğan mağdur, Ergenekoncular kahraman!..
29.01.2014
Siz hangi 'paralel'de(n)siniz?
16.01.2014
Sade vatandaştan naçizane uyarılar
09.01.2014
'Peki, biz bu kadar b.ku neden yedik Ağam?'
04.01.2014
Cumhurbaşkanlığı korkuluk değildir Sayın Gül
02.01.2014
Adalete hile karışırsa suç meşrulaşır
25.12.2013
Ne Cemaat ne Hükümet, bu çürümüş devlet...
12.12.2013
Özürsüz terbiyesizler!
11.12.2013
Erdoğan’ın zindanı, ya da Kedi bir yerini görmüş...
05.12.2013
AKP ile Cemaat’in devleti ele geçirme savaşı
27.11.2013
Muhafazakâr ulema! Kadın cinayetlerinde parmak izleriniz var...
21.11.2013
Diyarbakır düğün meydanındaki hançer
13.11.2013
Anıtkabir’de 1 milyon insan
08.11.2013
Ahlakı iki bacak arasına sıkıştıranlara aşkla cevap verin
23.10.2013
Bebelerin geleceğine ipotek koymayın beyler!
16.10.2013
Kanlı bayram
09.10.2013
AKP demokrat değil, doğru; peki 'biz' ne kadar demokratız?
02.10.2013
Ne kabaq ne devrim; kazanımların kerhen tescili
25.09.2013
Demokratik muhalefet boşluğunun çaresizliği
19.09.2013
Devlet dersinde öldürülen ve öldürülecek çocuklara...
04.09.2013
Erdoğan, Obama, durun! İntihara koşuyorsunuz
31.08.2013
1 Eylül öncesinde Obama’ya, Erdoğan’a, Esad’a sesleniyorum
30.08.2013
Suriye yangınını kundaklayanlara...
22.08.2013
Gezi ve Çarşı, darbeye karşı (mı?)
16.08.2013
'Şeyinin şeyini şey ettiğimin şeyi'
08.08.2013
Ergenekon var mı?
31.07.2013
Okurlarla dertleşme: Köşe yazarının iktidarı
25.07.2013
Kürdistan Kürtlerindir
18.07.2013
Tarihin vakti çok, bizim yok
12.07.2013
Darbe karşıtlığı demokratlık için yeterli midir?
04.07.2013
“Bir yanım Taksim, bir yanım Lice”
26.06.2013
Suç duyurum bâkidir: Ayaklar ne zaman baş oldu?
20.06.2013
Bu bir ihbar mektubu: Suç duyurusunda bulunuyorum
16.06.2013
Direniş meşruiyetini ve desteklerini yitirmemeli
14.06.2013
Kurtlar Vadisi’ne sığınan Başbakan
12.06.2013
Sonun başlangıcına doğru...
05.06.2013
Karizma çizildi, büyü bozuldu
22.05.2013
İnancıma, bedenime, yaşamıma karışamazsın!
15.05.2013
Reyhanlı'ya Rağmen, 'Savaşa Hayır!'
08.05.2013
Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötülükler
01.05.2013
Taraf dersleri
24.04.2013
Müşrik'in putuna saygı göstermek
10.04.2013
Korkuları yenmek için
03.04.2013
‘Ser’den değil ‘o dil’den vazgeçin
27.03.2013
Demokratikleşerek helâlleşeceğiz
20.03.2013
Ergenekon yaşıyor, savaşıyor
13.03.2013
Çözüme Birlikte Yürüyebilmek İçin
06.03.2013
Hakları taviz sayarsanız...
27.02.2013
‘Bal bal demekle ağız tatlanmaz’
22.02.2013
'Oğlunu Arayan Köpekli Ana'
20.02.2013
Şarap da Olsun Şurup da Örtülü de Olsun Açık da
13.02.2013
Suriye Batağından Çıkmak İçin...
06.02.2013
Birgül A.Güler ile Sırrı Sakık’ın bize tuttuğu ayna
30.01.2013
Derin devletin sığ aklı
24.01.2013
Bir Soru Sormuştum, Cevabı: Hayır (mış)
16.01.2013
Küçük Bir Test Önerisi
09.01.2013
Türkiye Barışa Hazır, Ya Siz Siyasiler?
02.01.2013
2012'nin Özeti: 'Başbakan Ne Söylüyorsa Odur!'
26.12.2012
Başbakan'ın Rektör Kulları
19.12.2012
Taraf'ın Misyonu Neydi?
12.12.2012
Bir Devlet, Üç Dava
05.12.2012
13 + 13 X 100 = 2600 Mem û Zin Örgütü
05.12.2012
Darbeleri araştırmak: Bir zihniyet sorunu
28.11.2012
Kanuni’yi Siz Nasıl Tanırsınız Tayyip Bey?
21.11.2012
'Vatan hainleri' Ülkesinin Ağulu Dili
14.11.2012
Kan tutulmasına dur deyin!
07.11.2012
Açlık grevleri şantaj ise idam tehdidi nedir?
31.10.2012
Ya siz ne yiyorsunuz Sayın Başbakan?
18.10.2012
Mecbur kalınan bir açıklama
17.10.2012
‘Yetmez ama evet’ten ‘Yetti artık hayır’a
10.10.2012
Ama’sız barışçılık, ‘ahmak barışçılar’ ve iktidar
03.10.2012
Boş Meydanlar, Boş Vicdanlar
26.09.2012
Bir Balyozdan Bir Balyoza
19.09.2012
Şeytanlar Ülkesinde Aziz Yaratmak
12.09.2012
12 Eylül’den 12 Eylül’e
05.09.2012
Paniklemiş iktidar tehlikelidir
22.08.2012
Allahu Ekber Nidalarıyla İnsan Boğazlamak
15.08.2012
AKP'nin ve PKK'nin meşruiyet yitimi
08.08.2012
Rojbin... Kürt kızım, öz kardeşim benim
01.08.2012
Pınar Selek Davası Türkiye’nin Aynasıdır
26.07.2012
Başbakan’a bir çift sözüm var: Mi Yavvv!
19.07.2012
'Mağdurum Başbakan, Bi Talimat Ver!'
12.07.2012
Genel ahlak denilen genel yalan
27.06.2012
12 Eylül’e dönüş 'yine hapishane kapılarındayız'
13.06.2012
ÖYM Sınavından Çakanlar
08.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
06.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
31.05.2012
Rahmimizde, kalemimizde dış mihrak arayanlara...
23.05.2012
Riya’yı bırakın! Hepiniz askercilsiniz
16.05.2012
Önce kendi şiddetimizle yüzleşelim
10.05.2012
Mahalleyi yakmak mı, yeniden kurmak mı?
02.05.2012
1 Mayıs’ın ardından Başbakan’a acil şifa dilekleriyle
26.04.2012
Bir Ses, Bir Umut
18.04.2012
Yüzleşmek, Hesaplaşmak, Ödeşmek
12.04.2012
12 Eylül Topu Şimdi Bizde
04.04.2012
Eylül Yarası
07.03.2012
Tek Tip İnsan Yetiştirmek
29.02.2012
'Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Piçiz!'
22.02.2012
Dini Bütün, Kini Bütün Bir Gençlik
16.02.2012
Cemaat, Siyaset, İktidar
25.01.2012
Bizi ayıran ırmak
18.01.2012
Hrant’tan Denktaş’a Devlet
11.01.2012
Kar Değil Kan Kokusu
04.01.2012
İnsansız, Vicdansız, Akılsız...
28.12.2011
Yüzleşmek, Ödeşmek, İyileşmek
22.12.2011
Yalan Dünya Çökerken
14.12.2011
Tarikat, Cemaat, Siyaset
08.12.2011
'Sol Geçmişte Kalmadı mı?'
01.12.2011
Türk Solu
23.11.2011
CHP Dersim’le Neden Yüzleşemez?
16.11.2011
'Molotof Atan Vurulmalı!'
06.11.2011
Altında Kaldığımız Enkaz
26.10.2011
Kardeşlik Kokusu Düşmanlık Ağusu
19.10.2011
Dini Zerdüştlük Olan...
05.10.2011
BDP’nin Güç Seçimi
30.09.2011
Şimdi Hakikat Vakti
21.09.2011
Söz Konusu Barışsa Gerisi Teferruattır
14.09.2011
Darbe,Vesayet, Zihniyet
07.09.2011
Aynı Gemideyiz, Birlikte Batıyoruz
24.08.2011
Her Şeye Rağmen BDP’yi Savunmak
18.08.2011
'Barış Eşekleri Olalım'
10.08.2011
'Hükümete Açık Mektubumdur' -Öcalan-
05.08.2011
Nereye?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8