Oya BAYDAR

T24.Com



Bookmark and Share

Reyhanlı'ya Rağmen, 'Savaşa Hayır!'


15.05.2013 - Bu Yazı 2370 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 On yıl önceydi. Neo-con Bush saldırganlığının Ortadoğu’yu ateşe vermeye hazırlandığı günlerdi. 2001 sonbaharında, New York’da İkiz Kuleler’in yıkılmasının ardından ABD yönetimi Afganistan’ı bombalamaya başladığında, “Gücün terörüne de, terörün gücüne de teslim olmayacağız” diyerek kurduğumuz Barış Girişimi, “Irak’ta savaşa hayır” diyen her kesimden ve her meşrepten barışçılarla, savaşı engellemek için ortak mücadele veriyordu. Kendi payıma çok dersler çıkardığım o günleri hiç unutmuyorum. Meclis’in kapılarını nasıl aşındırdığımızı, partilerin sözcüleriyle, tek tek milletvekilleriyle konuşabilmek için nasıl çabaladığımızı, alışılmış eylem biçimlerinin dışına çıkarak, yaratıcı olmaya çalışarak neler neler yaptığımızı, Abdurrahman Dilipak’la el ele (yanlış söyledim, o kadın eli sıkmaz, bunu da çok zarif şekilde belirtir) televizyon kanallarını nasıl dolaştığımızı, sol örgütlerden Müslüman kesimlere onbinlerce kişinin katıldığı mitinglerimizi, binlerce katılımcıyla ve yabancı ülkelerden gelen barışçı sanatçılarla Lütfi Kırdar’da gerçekleştirdiğimiz, kendi formatında ilk ve tek olan 100’ler Meclisi’ni, kahve kahve dolaşıp yaptığımız barış sohbetlerini nasıl unutabilirim!

1 Mart 2003’te, çiçeği burnunda AKP Hükümeti’nin Meclis’e getirdiği  “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için Hükümet’e yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi” salt çoğunluk sağlanamadığından reddedildiğinde, mücadelemizin red kararındaki payını haklı bir gururla, onbinlerin katıldığı coşkulu bir barış mitingiyle kutlamıştık.

Ana akım medyanın neo-liberal çizgide konumlanan pek çok önemli yazarı, yöneticisi, Bush politikalarını demokrasi ve liberalizm adına destekleyen, Irak’ta savaştan özgürlük ve demokrasi çıkacağını sanan kimi arkadaşlar ABD’nin Irak’a müdahalesinden ve Türkiye’nin de bu savaşa  katılmasından yana olmakla yetinmiyor, kendilerini “ama’sız barışçı” olarak tanımlayan bizlere hakarete varan saldırılarda bulunuyorlardı. “Azgın azınlık”, “ahmak barışçılar”, “saftirik hayalciler”, “millî çıkarları hiçe sayan hainler” bunlardan sadece bazılarıydı. Bizler; Irak savaşının ABD’nin yeni Vietnam’ı olacağını, bu batağa sürüklenmekten kendimizi korumamız gerektiğini, Bush yönetiminin savaş gerekçelerinin asılsızlığını, Irak halkını acılara ve ölüme mahkûm eden insanlık suçu ambargo yetmezmiş gibi, şimdi de savaşın milyonlarca insanın hayatına malolacağını haykırırken, barışçıları itibarsızlaştırıp susturmaya çalışanlar “bir koyup beş alma” ya da savaştan demokrasi çıkartma peşindeydiler.

 

Dün Irak’ta, bugün Suriye’de...

 

Bunları neden mi hatırladım? On yıl sonra, benzer bir dönemden geçiyoruz duygusuna kapıldım da ondan.

O günlerde ABD’nin Irak saldırısına karşı çıkanlara yöneltilen geçer akçe suçlama: zalim diktatör Saddam’ı desteklemek, Saddamcı olmaktı. Dünya barış güçleri Saddam’ın nükleer silahlara sahip olduğu yalanını (ki ABD’nin ve müttefiki İngiltere’nin dünya kamuoyunu ikna için başlıca kozları buydu) deşifre ettiklerinde, çocuklar için bile gerekli gıda maddesi, ilaç, tıbbi malzeme, vb. girişini yasaklayan insanlık suçu ambargoyu eleştirdiğinizde, “ABD saldırganlığına hayır, savaşa hayır” dediğinizde, Saddamcı olmakla suçlanıyordunuz. Irak’ta savaşa karşı çıkmak Saddam diktatörlüğünü, Baas rejimini olumlamakla bir tutuluyor ve savaş, -ne ironiktir ki- demokrasi adına savunuluyordu kimilerince. On yıl sonra, bugünden bakıldığında, savaşın ne götürüp ne getirdiği tartışma kabul etmez biçimde apaçık görülüyor: Terörün, şiddetin, iç çatışmaların, mezhep kavgalarının derinleşerek sürdüğü, yakıp yıkılmış, yağmalanmış, bir milyondan fazla insanını bu kirli savaşta yitirmiş, birkaç milyon Iraklı’nın, ülkenin en iyi beyinlerinin, sanatçılarının, yazarlarının, bilim insanlarının yurt dışına sığınmış olduğu bir yangın yeri. Bölünmüş, lime lime olmuş, toplumsal dokusu dağılmış, şiddetin pençesinde bir ülke...

Bugün de Suriye’de, bu defa Türkiye’nin emperyal hevesli, ihtiraslı ama yetersiz dış politika mimarlarının yanlış hesapları, destek ve katkılarıyla iç savaşın yol açtığı aynı cehennem ateşi yanıyor. Üstelik ABD; bir yandan Irak derslerinin, öte yandan Ortadoğu’nun yeniden dizaynına Bush saldırganlığından farklı bakan Obama iktidarının etkisiyle Esed rejimine doğrudan askerî müdahaleye hevesli değilken, bu defa Türkiye Suriye’ye müdahale için ABD’yi ve Batı dünyasını zorluyor. Bush’un Saddam diktatörlüğünü devirme ve Irak’a demokrasi getirme gerekçesi, Erdoğan-Davutoğlu ikilisi tarafından, Suriye’ye özgürlük ve demokrasi getirmek için Esed’i devirme gerekçesine dönüşüyor. Saddam’ın nükleer silahları bahanesinin (ve yalanının) yerini ABD’nin kırmızı çizgisi olan kimyasal silahların kullanıldığı iddiası alıyor. Ve neo-con (yeni muhafazakâr), neo-liberal zihniyetin Türkiye versiyonunun Irak savaşından on yıl sonra başvurduğu algı manipülasyonu da aynı: Ortadoğu’da büyük güç ve oyun kurucu olma hayalleri peşindeki Hükümet’in giderek çıkmaza giren Suriye politikasını eleştirenler, heterojen yapıdaki Suriye muhalefetinin ve Hür Suriye Ordusu’nun bileşenlerinden Selefî hareketlerin, El Nusra’nın (hani şu Allah-u Ekber nidalarıyla insanların boğazını kesen, El Kaide çıkışlı fanatik İslamî cihatçıların) bölgede güçlenmelerinden kaygı duyanlar, Suriye muhalefetine desteğin mezhepsel güdülerine dikkat çekenler, bu politikanın özellikle sınır bölgelerinde yarattığı toplumsal huzursuzluğu, gerginliği dile getirenler iktidar ve yandaşlarınca Esed’ci, Baas diktatörlüğü yanlısı,  ya da komşudaki insanî dramı görmezden gelen vicdansızlar olarak suçlanıyor.

 

BAASçı olmadan barışı savunmak

 

Başbakan Erdoğan, elinde kimyasal silah kozu, yüreğinde Reyhanlı acısı ve öfkesiyle, Başkan Obama’yı Suriye’ye doğrudan müdahale için iknaya giderken, her türlü muhalefeti ve kaygıyı BAASçılıkla suçlamak yerine “Saddam veya Esedgillerin destekçisi olmak, pisliğe bulanmış, çürümüş kanlı BAAS rejimini savunmak ne siyasî ahlâka, ne temiz politikaya, ne de vicdana sığar. Zulmü savunmak, zalimi görmezden gelmek ama’sız gerçek barışçılıkla bağdaşmaz” diyen barışçıların sesine kulak vermelidir.

Bugün CHP’nin bir kanadında ve kendisini “ulusalcı” olarak tanımlayan devletçi, vesayetçi Kemalist solda 1950’lerden 60’lardan gelen BAASçı tortular, sempatiler, yakınlıklar olduğu bir gerçektir. Dünya başdöndürücü bir hızla değişip dönüşürken, son on yıldır özellikle Ortadoğu’da bütün dengeler sarsılıp yeni bir dağılma düzelme kaosuna girilmişken, 60 yıl öncesinin kalıpları içinde düşünen, nostaljilerini ve betonlaşmış ezberlerini solculuk, devrimcilik sanan kesimler; iktidara, Ortadoğu siyasetinin tökezlemesini gözlerden saklayacak BAASçılık suçlamasını armağan etmektedirler.

Büyük güçler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırılmaya çalışılırken büyük acılar yaşayan Ortadoğu’da artık hiçbir şeyin 50 yıl öncesi gibi olmadığını, olamayacağını kavramadıkça ne devrimci ne de barışçı olmak mümkündür. Son derece karmaşık toplumsal yapıların, etnik-mezhepsel ilişkilerin iktidara taşıdığı Esed’i antiemperyalist sanan; 1950’lerde Sovyetlerin kapitalist dünyanın damarlarını kurutmak ve kendi nüfuz bölgesini genişletmek için geliştirip önerdiği “kapitalist olmayan yol” un siyasî üstencisi (orduya dayanan otoriter, vesayetçi, devletçi) BAAS rejimini hâlâ ilerici, sol ve devrimci kabul eden çizgiler, AKP’nin Suriye siyasetine istemeden de olsa güç ve haklılık kazandırmaktadırlar.

2010’ların dünya ve Ortadoğu koşullarında, bölgede güç olmaya çalışan AKP Türkiyesi’nin kendi sınırları içine çekilip suya sabuna dokunmadan, ne halleri varsa görsünler diyerek çevremizde olup bitene sırtını dönmesi ya da diktatörlükleri desteklemesi ne mümkündür, ne de doğru. Bölgenin daha barışçı, daha özgür ve güvenli bir dengeye kavuşturulması için çaba harcamak, insanî yardım ve desteği en üst düzeyde, hatta kendimizden fedakârlıkla sağlamak, ABD ve Rusya gibi büyük güçleri, bölge ruhunu ve gerçeklerini daha iyi bilen bölgeden bir güç olarak, insanî ve barışçı çözümlere ikna için çaba harcamak, eleştirilmesi değil desteklenmesi gereken bir siyasettir.

Buna karşılık, çok hassas din, mezhep ve iktidar yapılarıyla örülmüş Suriye’de, ağırlığı giderek Selefî gruplara, tehlikeli terörist cihatçılara kaymakta olan muhalefete sınırlarını ve kollarını tedbirsizce açmak, sınır bölgelerimizde istedikleri gibi at oynatmalarına, silah teminine ve imalatına göz yummak, el altından beslemek, Sünni mezhepçiliği barış ve özgürlük amacının önüne geçirerek, Esed’den kurtulalım derken yeni Esedler yaratacak gelişmeleri kışkırtmak, kraldan çok kralcılık yapıp çatışma siyasetini uzlaşma siyasetine yeğlemek, bedelini sadece AKP’nin değil ülkece hepimizin ağır ödeyeceği siyasi günahlar faslına girer.

Reyhanlı saldırısını hangi kesim, hangi şer gücü, hangi ülkenin hangi istihbarat örgütü gerçekleştirmiş olursa olsun, sonuç değişmeyecek, orada yaşanan facia kamu vicdanında AKP’nin hanesine eksi olarak yazılacaktır. Gelinen çok tehlikeli noktada, iktidar da muhalefet de, bizler de Suriye siyasetini soğukkanlılıkla gözden geçirmek, uzlaşmalara açık olmak zorundayız. Yarın Başkan Obama ile buluşacak Erdoğan, Obama’yı müdahaleye kışkırtmak ya da savaş taşeronluğuna talip olmak yerine muhalifleri de dizginleyecek bir uzlaşma modelini benimserse; kişisel hırs ve öfkenin esiri olmadan, mezhepçiliğe yenilmeden uzlaşma arayabilirse, hem kendi partisini, hem Türkiye’yi, hem de bölgeyi ateşe atmamış olur.

Kürt sorununun çözümünde hiç umulmadık bir zamanda ışıldayan umut, devlet inatlaşmasından vazgeçip barışa cesaret edebilmenin sonucuydu. Yine böyle soğukkanlı bir cesarete ihtiyacımız var. Reyhanlı acısı, iktidarın da muhalefetin de kendini gözden geçirmesine vesile olabilir mi? ecikmeden...

.

Facebook Yorumları

reklam
21.2.2018
Bu kadar kin ve nefreti içinizde nasıl barındırıyorsunuz?
17.2.2018
“Korkma anne, silah sesi değil, kovaya vuruyoruz”
7.2.2018
“Yaşasın Ölüm” diye bağırmadığımız için suçluyuz
31.1.2018
“Ulan ahlâksızlar, vatan hainleri, vicdansızlar, fikir soytarıları!”
21.1.2018
Gaflet ve dalâlet yolundan dönün, yalvarıyorum
18.1.2018
Canan Kaftancıoğlu'nu, “kıçı kirli” siyasete teslim etmeyelim
10.1.2018
Boğaziçi Üniversitesi iyi ki “yerli ve milli” değil
5.1.2018
Acil bir KHK çıkarılmasını talep ediyorum
28.12.2017
Rejimin niteliksel dönüşümü gerçekleşti, demokratik hukuk devleti bitirildi
21.12.2017
Durun! Suriye’den de beter bir adım atmak üzeresiniz
13.12.2017
“Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz ya da hiç dayak yememişsiniz”(x)
7.12.2017
Kediye işkenceye kahrolanlar! Ölüye işkenceyi de görün
28.11.2017
Kürtleri ezmek için acelesi olanlar var
22.11.2017
Bugünkü Soçi Zirvesi’nden ne çıkacak?
15.11.2017
“Amerika gitsin Rusya mı gelsin, Allahsız Gomonistler!”
14.11.2017
Ergenekon’un Avrasyacı maskeyle dönüşü
7.11.2017
Mağdura kimlik soran, zulme ortak olur
20.10.2017
Osman'a kadar uzandıysanız, korkunuz büyük demektir
17.10.2017
Demirtaş’ın Seher’inin şifrelerini ifşa ediyorum
12.10.2017
Şehit cenazeleri gelmeye başlarsa sorumluluk kimin olacak?
4.10.2017
Ayşe Öğretmen’in mahkûmiyeti hukukî ve ahlakî çöküşün aynasıdır
3.10.2017
AKP hata’dan suç’a doğru ilerliyor
28.9.2017
Kimin beka sorunu? Türkiye’nin mi, Erdoğan’ın mı?
23.9.2017
"Bunlar"a sınır ötesi harekât yetkisi vermek, Türkiye'ye kurşun sıkmaktır
18.9.2017
Üç beş kendini bilmez değil, ‘baş’tan ayağa hepiniz
3.9.2017
CHP’nin hafızasını yitirdiği çıkmaz sokak
23.8.2017
Bülent Uluer için: “Bir düğün fotoğrafı”
12.8.2017
Tekçi bağnazlığımızın aynası: Cumhuriyet vakası
1.8.2017
Yine “lotocular” kazandı Sayın Yargıç
19.7.2017
“Ülke ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzü” ihlâl suç değil miydi?
12.7.2017
Demirtaş terörist, Berberoğlu casus, Özlem ajansa 79,5 milyon nedir?
1.7.2017
“Herkes İçin Adalet” diyemezsek, “Kahrolsun Adalet” diyenlere yeniliriz
23.6.2017
Adalet için, Erdoğan-Perinçek zihniyetine karşı yürümek…
17.6.2017
Adalet yürüyüşü Edirne’ye uzanırsa neler olmaz…
6.6.2017
Şimdi ben bu haberi gazeteye nasıl koyacağım Bilge’ciğim?
25.5.2017
Şimdi ben kime hakaret etmiş olacağım?
17.5.2017
Ölmeyin çocuklar! Siz eridikçe toplum çürüyor, vicdan ölüyor
4.5.2017
Acınacak hale gelmeyiniz Sayın Erdoğan?
27.4.2017
Bu halinizle ne bekliyordunuz Beyler!
18.4.2017
Hayır kazandı, şimdi yarınlara bakalım
15.4.2017
Evet veya Hayır sadece siyasî değil ahlakî bir tercihtir
12.4.2017
16 Nisan’dan sonra 17 Nisan
1.4.2017
Hayrettin Karaman işin ruhunu açıkladı, şimdi bin 'hayır’ım var
29.3.2017
Kırmızı çizginizi yanlış çizerseniz, olacağı budur
24.3.2017
“Çocuk istismarcısı, hırsız, terörist 149 gazeteci”
16.3.2017
Hollanda krizinin ardındaki asıl neden
11.3.2017
"Hayır"lı yazılar III: “Bullshit” dış siyasete Hayır
18.8.2015
Şehit cenazelerinde boy gösterenler! Varto sokaklarında sürüklenen çıplak bedeni gördünüz mü?
11.8.2015
Lan Devlet! Bize ne yapmadın ki?
6.8.2015
Bende yalı yok, viski yok, HDP’ye oy verdim; ben neyim?
1.8.2015
Erdoğan, Davutoğlu, Bayık, Karayılan ve diğerleri! İsteseniz bu kirli savaş bir saatte biter
30.7.2015
'Sözde aydınlar' adına, hodri meydan, diyorum
28.7.2015
Çare Türkiye’nin HDP’lileşmesinde
27.7.2015
Çözüm: HDP etrafında kenetlenmek
22.7.2015
Yeter artık! Hangi teröre karşı hangi ortaklık?
13.7.2015
Erken seçimden önce HDP'ye operasyon planı
8.7.2015
Çinli sanıp Koreliyi dövmek, Roboski’de Kürt katırı öldürmek, Artvin’de doğaya ‘koymak’…
2.7.2015
Devletin bölücülük, kin ve savaş nârası
24.6.2015
HDP’ye ayar vermek yerine, destek olmak
10.6.2015
HDP bu toprakların bağrından doğan güzel bir projedir
3.6.2015
Karanlıktan önceki son çıkış: HDP
27.5.2015
HDP’ye ayar verme hakkımız yok, Kürtlerden özür borcumuz var
21.5.2015
Yahu, kim kimi asıyor? Bilelim de engel olalım
19.5.2015
İdam cezasını savunmak bile insanlık suçudur
14.5.2015
Biz orada yoktuk ama sizler tam takım oradaydınız Sayın Özkök!
8.5.2015
Kamp Armen’e reva görülen, devletin ve AKP’nin aynasıdır
6.5.2015
Tayyip Bey’in paralel partisi
29.4.2015
Cin şişeden çıkınca
23.4.2015
Soykırım kadar ağır vicdan kırımımız
13.4.2015
'330 milletvekili için kaç şehit gerek?'
11.4.2015
Bir bilmece: Bu suç duyurusu kimi hedefliyor?
06.04.2015
Berkin'in elindeki ekmek, Yasin'in elindeki kurban eti
02.04.2015
HDP Türkiye partisi olursa…
25.03.2015
Korkulan provokasyon ‘Sürecin Mimarı’ndan geldi
20.03.2015
Kozmik Oda'nın esrarı
12.03.2015
Vezir edenler rezil de ederler, zavallı Hakan Fidan
08.03.2015
Kadınlar! Kendimizi bu adamlara kullandırmayalım
05.03.2015
Demirtaş’ı yıpratma projesine dikkat!
26.02.2015
IŞİD’den türbe kaçırma opereti: Hamaset, heyecan, yalan…
19.02.2015
Bebelerden katil yaratan eril iktidar
18.02.2015
Muktedir erkekliğin tecavüzcü fıtratı
11.02.2015
Vietnam’dan Türkiye’ye: Kutsal yaratmak, kutsalı kullanmak
25.01.2015
Hrant’ın Arkadaşları, CHP ulusalcılığı, Ergenekon’la flört
15.01.2015
İslamla terör yan yana gelemez (mi?)
09.01.2015
Tayyip Erdoğan’ın AKP’ye darbesi
03.01.2015
İsteyene Noel Baba, isteyene Cübbeli Hoca
31.12.2014
2014’ün en kullanışlı jokeri: Paralel yapı
25.12.2014
Zaman'ı, Cumhuriyet'i, Odatv'yi savunmak
19.12.2014
AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken
10.12.2014
“Halk için halka rağmen”den, “İsteseler de istemeseler de”ye...
07.12.2014
İki tane aklıselim baayan, heyecan yaparak kapıdan giriş yaptılar...
03.12.2014
İşçiler: Ya ölün, ya aç kalın! - Kadınlar: Ya ölün ya erkeğe kul olun!
26.11.2014
Aydın kötücüllüğümüzün kaynağı
18.11.2014
Dersim: Ulusal vicdanın yarası, siyasetin yüz karası...
05.11.2014
Paşa paşa darbe yapanlardan şaşa şaşa darbe yapanlara
30.10.2014
Adını Cumhur(iyet) koyduk
20.10.2014
AKP’nin Türkiye’ye ve kendine ihaneti
11.10.2014
S.O.S! Acilen, herkes bir adım geriye...
07.10.2014
Kobane düştü düşecek, aceleniz ne?
01.10.2014
Aklı ve ahlâkı “şey”inde olan adamlar
24.09.2014
Sınırlarımızı Kürtler koruyor, farkında mısınız?
11.09.2014
CHP Bekaroğlu ile sağa değil sola açılır
03.09.2014
Hoyratlaşıyoruz, kötücülleşiyoruz, çirkinleşiyoruz
27.08.2014
Şaşkın ördek kıçtan dalar
20.08.2014
Demirtaş CHP’ye başkan olduğunda...
13.08.2014
“Edepsiz” bir kadından “aşağılık” düşünceler
06.08.2014
Neden mi Demirtaş?
30.07.2014
Bayram değil; kan, zulüm, kıyım günleri
16.07.2014
Sandığa 'adam gibi, tıpış tıpış' gitmeyeceğim!
02.07.2014
Ben cumhurbaşkanı adayımı buldum, darısı başınıza
26.06.2014
Darbecilerden kahraman yaratmayı başaranlara…
11.06.2014
Keşke Gezi zekâlı bir başbakanımız olsaydı...
04.06.2014
Gezi’deki çocuklar Dağ’daki çocuklarla buluşunca...
28.05.2014
Okmeydanı analarından, Dağ’a giden çocukların analarına...
22.05.2014
Soma’da, uygulamalı Das Kapital dersleri
18.05.2014
H...S...! Fıtratınız batsın, birbirinize müstahaksınız!
15.05.2014
Acımızı da suçumuzu da ortaklaştıralım
14.05.2014
Benim cumhurbaşkanım cadı avına çıkmaz
08.05.2014
İdamı savunmak insanlık suçudur
30.04.2014
'Millî irade' kimin iradesidir?
24.04.2014
Teslim olma Türkiye! Erdoğan’a mahkûm değiliz
15.04.2014
2.Cumhuriyet'e doğru:III Hâlâ umut var mı? Nerede?
10.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru II: Geçiş neden bu kadar sancılı?
09.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru I: Seçimin ardından hasar ziyan tespiti
26.03.2014
Her koyun kendi bacağından, her seçmen kendi oyundan asılır
19.03.2014
Çözüm sürecini Kürtlerin sırtına yükleyip kurtulduk!
12.03.2014
Aklını, ahlakını, vicdanını yitirmiş muktedirler! O çocuğu öldürdünüz...
27.02.2014
Manidar pislikler, pis manidarlıklar
18.02.2014
28 Şubat’ın Fadime'sinden Kabataş'ın Zehra'sına, örtülü kadının istismarı
13.02.2014
Bir gün yargılandığınızda, umudu öldürmekten hüküm giyeceksiniz
06.02.2014
Cemaat darbeci, muhalifler hain, Erdoğan mağdur, Ergenekoncular kahraman!..
29.01.2014
Siz hangi 'paralel'de(n)siniz?
16.01.2014
Sade vatandaştan naçizane uyarılar
09.01.2014
'Peki, biz bu kadar b.ku neden yedik Ağam?'
04.01.2014
Cumhurbaşkanlığı korkuluk değildir Sayın Gül
02.01.2014
Adalete hile karışırsa suç meşrulaşır
25.12.2013
Ne Cemaat ne Hükümet, bu çürümüş devlet...
12.12.2013
Özürsüz terbiyesizler!
11.12.2013
Erdoğan’ın zindanı, ya da Kedi bir yerini görmüş...
05.12.2013
AKP ile Cemaat’in devleti ele geçirme savaşı
27.11.2013
Muhafazakâr ulema! Kadın cinayetlerinde parmak izleriniz var...
21.11.2013
Diyarbakır düğün meydanındaki hançer
13.11.2013
Anıtkabir’de 1 milyon insan
08.11.2013
Ahlakı iki bacak arasına sıkıştıranlara aşkla cevap verin
23.10.2013
Bebelerin geleceğine ipotek koymayın beyler!
16.10.2013
Kanlı bayram
09.10.2013
AKP demokrat değil, doğru; peki 'biz' ne kadar demokratız?
02.10.2013
Ne kabaq ne devrim; kazanımların kerhen tescili
25.09.2013
Demokratik muhalefet boşluğunun çaresizliği
19.09.2013
Devlet dersinde öldürülen ve öldürülecek çocuklara...
04.09.2013
Erdoğan, Obama, durun! İntihara koşuyorsunuz
31.08.2013
1 Eylül öncesinde Obama’ya, Erdoğan’a, Esad’a sesleniyorum
30.08.2013
Suriye yangınını kundaklayanlara...
22.08.2013
Gezi ve Çarşı, darbeye karşı (mı?)
16.08.2013
'Şeyinin şeyini şey ettiğimin şeyi'
08.08.2013
Ergenekon var mı?
31.07.2013
Okurlarla dertleşme: Köşe yazarının iktidarı
25.07.2013
Kürdistan Kürtlerindir
18.07.2013
Tarihin vakti çok, bizim yok
12.07.2013
Darbe karşıtlığı demokratlık için yeterli midir?
04.07.2013
“Bir yanım Taksim, bir yanım Lice”
26.06.2013
Suç duyurum bâkidir: Ayaklar ne zaman baş oldu?
20.06.2013
Bu bir ihbar mektubu: Suç duyurusunda bulunuyorum
16.06.2013
Direniş meşruiyetini ve desteklerini yitirmemeli
14.06.2013
Kurtlar Vadisi’ne sığınan Başbakan
12.06.2013
Sonun başlangıcına doğru...
05.06.2013
Karizma çizildi, büyü bozuldu
22.05.2013
İnancıma, bedenime, yaşamıma karışamazsın!
15.05.2013
Reyhanlı'ya Rağmen, 'Savaşa Hayır!'
08.05.2013
Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötülükler
01.05.2013
Taraf dersleri
24.04.2013
Müşrik'in putuna saygı göstermek
10.04.2013
Korkuları yenmek için
03.04.2013
‘Ser’den değil ‘o dil’den vazgeçin
27.03.2013
Demokratikleşerek helâlleşeceğiz
20.03.2013
Ergenekon yaşıyor, savaşıyor
13.03.2013
Çözüme Birlikte Yürüyebilmek İçin
06.03.2013
Hakları taviz sayarsanız...
27.02.2013
‘Bal bal demekle ağız tatlanmaz’
22.02.2013
'Oğlunu Arayan Köpekli Ana'
20.02.2013
Şarap da Olsun Şurup da Örtülü de Olsun Açık da
13.02.2013
Suriye Batağından Çıkmak İçin...
06.02.2013
Birgül A.Güler ile Sırrı Sakık’ın bize tuttuğu ayna
30.01.2013
Derin devletin sığ aklı
24.01.2013
Bir Soru Sormuştum, Cevabı: Hayır (mış)
16.01.2013
Küçük Bir Test Önerisi
09.01.2013
Türkiye Barışa Hazır, Ya Siz Siyasiler?
02.01.2013
2012'nin Özeti: 'Başbakan Ne Söylüyorsa Odur!'
26.12.2012
Başbakan'ın Rektör Kulları
19.12.2012
Taraf'ın Misyonu Neydi?
12.12.2012
Bir Devlet, Üç Dava
05.12.2012
13 + 13 X 100 = 2600 Mem û Zin Örgütü
05.12.2012
Darbeleri araştırmak: Bir zihniyet sorunu
28.11.2012
Kanuni’yi Siz Nasıl Tanırsınız Tayyip Bey?
21.11.2012
'Vatan hainleri' Ülkesinin Ağulu Dili
14.11.2012
Kan tutulmasına dur deyin!
07.11.2012
Açlık grevleri şantaj ise idam tehdidi nedir?
31.10.2012
Ya siz ne yiyorsunuz Sayın Başbakan?
18.10.2012
Mecbur kalınan bir açıklama
17.10.2012
‘Yetmez ama evet’ten ‘Yetti artık hayır’a
10.10.2012
Ama’sız barışçılık, ‘ahmak barışçılar’ ve iktidar
03.10.2012
Boş Meydanlar, Boş Vicdanlar
26.09.2012
Bir Balyozdan Bir Balyoza
19.09.2012
Şeytanlar Ülkesinde Aziz Yaratmak
12.09.2012
12 Eylül’den 12 Eylül’e
05.09.2012
Paniklemiş iktidar tehlikelidir
22.08.2012
Allahu Ekber Nidalarıyla İnsan Boğazlamak
15.08.2012
AKP'nin ve PKK'nin meşruiyet yitimi
08.08.2012
Rojbin... Kürt kızım, öz kardeşim benim
01.08.2012
Pınar Selek Davası Türkiye’nin Aynasıdır
26.07.2012
Başbakan’a bir çift sözüm var: Mi Yavvv!
19.07.2012
'Mağdurum Başbakan, Bi Talimat Ver!'
12.07.2012
Genel ahlak denilen genel yalan
27.06.2012
12 Eylül’e dönüş 'yine hapishane kapılarındayız'
13.06.2012
ÖYM Sınavından Çakanlar
08.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
06.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
31.05.2012
Rahmimizde, kalemimizde dış mihrak arayanlara...
23.05.2012
Riya’yı bırakın! Hepiniz askercilsiniz
16.05.2012
Önce kendi şiddetimizle yüzleşelim
10.05.2012
Mahalleyi yakmak mı, yeniden kurmak mı?
02.05.2012
1 Mayıs’ın ardından Başbakan’a acil şifa dilekleriyle
26.04.2012
Bir Ses, Bir Umut
18.04.2012
Yüzleşmek, Hesaplaşmak, Ödeşmek
12.04.2012
12 Eylül Topu Şimdi Bizde
04.04.2012
Eylül Yarası
07.03.2012
Tek Tip İnsan Yetiştirmek
29.02.2012
'Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Piçiz!'
22.02.2012
Dini Bütün, Kini Bütün Bir Gençlik
16.02.2012
Cemaat, Siyaset, İktidar
25.01.2012
Bizi ayıran ırmak
18.01.2012
Hrant’tan Denktaş’a Devlet
11.01.2012
Kar Değil Kan Kokusu
04.01.2012
İnsansız, Vicdansız, Akılsız...
28.12.2011
Yüzleşmek, Ödeşmek, İyileşmek
22.12.2011
Yalan Dünya Çökerken
14.12.2011
Tarikat, Cemaat, Siyaset
08.12.2011
'Sol Geçmişte Kalmadı mı?'
01.12.2011
Türk Solu
23.11.2011
CHP Dersim’le Neden Yüzleşemez?
16.11.2011
'Molotof Atan Vurulmalı!'
06.11.2011
Altında Kaldığımız Enkaz
26.10.2011
Kardeşlik Kokusu Düşmanlık Ağusu
19.10.2011
Dini Zerdüştlük Olan...
05.10.2011
BDP’nin Güç Seçimi
30.09.2011
Şimdi Hakikat Vakti
21.09.2011
Söz Konusu Barışsa Gerisi Teferruattır
14.09.2011
Darbe,Vesayet, Zihniyet
07.09.2011
Aynı Gemideyiz, Birlikte Batıyoruz
24.08.2011
Her Şeye Rağmen BDP’yi Savunmak
18.08.2011
'Barış Eşekleri Olalım'
10.08.2011
'Hükümete Açık Mektubumdur' -Öcalan-
05.08.2011
Nereye?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı