Oya BAYDAR

T24.Com



Bookmark and Share

Erdoğan’ın zindanı, ya da Kedi bir yerini görmüş...


11.12.2013 - Bu Yazı 1758 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başbakan Erdoğan kediye benzetilmekten hazzetmez, biliyorum. İktidarının ilk yıllarında Musa Kart’ın yün yumaklarına dolanmış kedi karikatürüne öfkelenmiş, hakaret davası açmıştı. Hasta bir “kedici” olarak, insanın kediyle imgelenmesinden daha güzel ne olabilir, diye düşünmüş, pek şaşmıştım. Bugünden bakınca; şaşırmamalıymışım, geleceği tahmin etmeliymişim, diyorum. Bu kedi vesileyle de, ne zamandır yazmak istediğim bazı şeyleri fazla geciktirmeyeyim, diye düşünüyorum.

12 Eylül Referandumu’nda ‘yetmez ama evet’i kan davası, bu yönde oy kullananları baş düşman ilan eden kesimler, şimdi Başbakan Erdoğan’ı ve hükümetin politikalarını eleştirdikçe, her biri kendi üslubunca bir “pişmanlık” ya da bir “itiraf” beklediklerini îma ediyor, Başbakan ve iktidarın yanlışlarından sizler sorumlusunuz, demeye getiriyorlar. İnsanın kendisiyle açık yüreklilikle hesaplaşmasının ve yazarın okura hesap vermesinin erdem olduğuna inananırım. “Tek doğru benim doğrum” diyenlerden olmadığımdan, öteki de haklı olabilir düşüncesine yatkınımdır; ama düşüncelerimin tahrif edilmesini de hiç istemem.

Anayasa referandumunda ‘yetmez ama evet’ demekle, siyasi etik ve vicdani tutarlılık açısından yanlış yaptığımı düşünmüyorum. Çünkü referandumda önümüze gelen maddeler, yıllardır değiştirilmesi için mücadele verdiğimiz darbe anayasasının askerci, vesayetçi, faşizan ruhunda gedikler açıyordu; hemen hepsi  (kağıt üzerinde) demokratik hak ve özgürlükleri sadece kendisi için değil öteki (hatta hasım) mahalleler için de isteyenler açısından daha demokratik ve çoğulcuydu. 12 Eylülcülerin yargılanmasına kapı açması, vesayetçi yargının  iki dudağı arasındaki kararlarla siyasi partilerin zırt pırt kapatılmasını engellemesi, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirilmesi ve bireysel başvuru hakkı getirilmesi, kişiye ait özel bilgilerin korunması, fişlemenin sona ermesi (buna siyasetin ironisi demeliyiz herhalde!), çocuklar, yaşlılar, engelliler için pozitif ayrımcılık, askerî yargının yetki ve görevlerinin daraltılması -bana göre-, (yetersiz de olsa) memleketin gerçek ve tek sahibi olduğuna inanan askerin antidemokratik zihniyetinin, darbeciliğin, vesayetin geriletilmesi yolunda ileri adımlardı. “Evet” denilen; Tayyip Erdoğan ve AKP değil, demokratikleştirme umudu taşıyan maddelerdi. “Hayır” demek ise, 12 Eylül darbe anayasasının devamına verilmiş bir onay olacaktı. O zamanlar defalarca yazdığım gibi, referandumda “evet”i  AKP’ye onay değil, önyargısız açılmış, niyet okumaktan kaçınan kısa vadeli bir kredi saymıştım. Krediyi alıp kaçma ihtimali vardı tabii, ama bu durumda demokrasi güçlerinin mücadelesi suçluyu er geç yakalardı. Hâlâ da böyle düşünüyorum.  

Peki itirafın nedir, derseniz: Tayyip Erdoğan’ın huyundan suyundan, bireysel tarihinden, ideolojik-kültürel zaafiyetinden, millî görüş kökeninden oluşan şişkin egolu, tahammülsüz, üsttenci karakterinin, biat bekleyen otoritarizminin iktidarla imtihanda bu tehlikeli noktaya varabileceğini; iktidar hırsının ve serhoşluğunun kişilik değişimi ve bozulmasını bu denli körükleyeceğini hesaplayamadım. “Demokrasi bir tramvaydır, istediğin durağa gelince inersin” zihniyetinin, Erdoğan ve kadrolarının fabrika ayarlarından gelen genetik kodları olduğunu, bu kodun kolay kolay değişemeyeceğini göremedim. Gezi’deki en esprili ve hoş pankartlardan birinin üzerinde “Tayyip! Biz senin demokrat olma ihtimalini sevmiştik” yazılıydı. Bu ihtimalin gerçekleşme olasılığının bu kadar düşük olabileceğini hesaplamadım. Oysa Erdoğan’ın sevimli bir kedi karikatürüyle bile bu kadar uğraşması, “Ananı da al da git” benzeri tepkileri, herkese “sen” deme hakkını kendinde görmesi gibi küçük işaretler geleceğin habercisiydi. İnsan konusunda kendini deneyimli sayan ben, belki de rejim mağduru bir kesimin sözcülüğünü yaptığı için o dönemki özgürlükçü söylemlerini veri kabul ettim; Erdoğan’ın ve kadrosunun demokratlığının sınırları vardır, diye defalarca yazmışım ama o sınırların bu kadar dar olacağını hesaplamadım.

Madem i konuya girdim, bir daha dönmemek için söyleyeyim: Tayyip Erdoğan’ın, iktidarını güçlendirdiğinde aslına dönüp varacağı nokta hakkındaki yanılgıma rağmen, “bana göre iyi, doğru, insanî olan (yani özgürlükten, demokrasiden, barıştan yana, ayrımcılığa, darbeciliğe, ırkçı ulusalcı gericiliğe, vb. karşı olan) söz, yasa, adım, davranış kimden gelirse gelsin desteklemenin doğruluğuna hâlâ inanıyorum. Yanlış olanı da, kimden, hangi kişi veya güçten gelirse gelsin cesaretle eleştirmenin, karşısında durmanın erdem olduğunu düşünüyorum. Ben ve benim gibiler dün, demokratik bulduğumuz adımları: mesela 12 Eylül referandumunun vesayete karşı demokratik maddelerini, mesela Oslo süreciyle başlayan Kürt açılımını, mesela AB’ye üyelik çabalarını, komşularla sıfır sorun siyasetini (yoksa hayalini mi demeliyim?) vb. desteklerken bugün Erdoğan ve AKP siyasetini alabildiğine sert eleştiriyorsak, bu bizlerin sapmadan, yalpalamadan aynı ilkeli demokratik konumda durmamızdandır. Erdoğan ve yandaşlarının anlamadıkları da bu zaten. Değişen bizler değiliz, onlar.

 

Mağduriyet sömürüsüyle iktidar pekiştirme

 

Gelelim başlıktaki konuya...

Bu ülkede rejim muhalifleri, sistem dışında sayılanlar, bütün ötekiler her dönemde şu veya bu ölçüde mağdur edildiler, ediliyorlar. Aleviler, Kürtler, azınlıklar, Müslümanlar, farklı inanç grupları, komünistler, sosyalistler, farklı kültürel- etnik aidiyetler, farklı düşünenler, farklı cinsel kimlikler, vb.,vb... Vesayetçi Kemalist rejimin 90 yıl boyunca iktidar dışında tutmaya çalıştığı mağdurlardan Sünni Müslümanların sözcülüğünü üstlenen AKP şimdi iktidarda ve “millî irade” olarak tanımladığı kendine oy vermiş yüzde 50 (?) dışındakileri mağdur etmekle meşgul. Ne var ki, başta Tayyip Erdoğan; AKP kadroları, yakın çevreleri, yandaşları, paydaşları mağduriyet yakınmasına, şikâyetine, edebiyatına ara vermiyorlar. Geçmişteki mağduriyet, toplumun diğer kesimleri üzerinde baskı kurmanın, onları mağdur eden yasa ve uygulamaların, bu da yetmedi seçim propagandalarının aracı haline getiriliyor. Yetti artık! dedirten son örneği Başbakan’ın seçim turları sırasında dört ay kaldığı Pınarhisar cezaevine büyük bir tantanayla - sadece devlet televizyonlarının değil yandaş olsun olmasın bütün medyanın propaganda gücünü kullanarak- gitmesi, orada “zindandaki (!)” günlerini ballandıra ballandıra anlatıp mağduriyet edebiyatının doruklarına çıkması. Eğer kaçırdıysanız, bu zindanın ne menem bir yer olduğunu Doğan Akın’ın 9 Aralık tarihli yazısından okuyabilirsiniz.

Hemen söyleyeyim; mağduriyetler yarıştırılmamalı, kimsenin mağduriyetini de küçümsememeli. Kişi veya grup veya bir halk kendini mağdur hissediyorsa, öyledir. Ama bir ülkenin en muktedir kişisi, Diyarbakır zindanlarında insanların misli görülmemiş işkencelere uğratıldıkları, öldürüldükleri bir ülkede; 1915’lerin, Dersim’lerin, 6-7 Eylül’lerin, Yassıada’ların, 12 Mart’ın, 12 Eylül’lerin, onlarca gencin öldürüldüğü hayata dönüş operasyonlarının ülkesinde; bunca siyasî idamın, ötekini hedefleyen bunca cinayetin işlendiği, hapishaneden işkenceden geçmemiş aydının, muhalifin bulunmadığı, milyonlarca insanın fişlendiği, işsiz bırakıldığı, yurtdışına kaçmak zorunda kaldığı bu ülkede hâlâ mağduriyet üzerinden iktidar pekiştirmesi ve oy hesabı yapıyorsa, teşbihte hata olmaz, yazının başlığındaki kediyi hatırlatmanın tam vaktidir: Kedi bacağını kaldırmış temizlenirken bir yerini görmüş, eyvahhh, yaram var diye feryada başlamış...  

 

Hem muktedir hem de mağdur olunmaz

 

Gerçek mağdurlar, çok zorunlu kalmadıkça kişisel mağduriyetlerinden pek söz etmezler. İşkence görenler kendilerine yapılan işkenceyi zorunlu kalmadıkça, mesela işkencecilerin ceza görmesini sağlamak için ifade vermek, işkencecileri teşhir etmek veya benzer nedenler dışında anlatmak istemezler. Çünkü bir kez daha ezilmiş, hakarete uğramış hissederler kendilerini, daha da önemlisi mağduriyetin kindarlık yaratmasından, intikam duyguları körüklemesinden çekinirler. Hele de mağduriyet üzerinden prim yapmaya, çıkar sağlamaya hiç çalışmazlar.

Çağımızın en önemli özgürlük ve barış mimarlarından biri olan, insanlık tarihinin çakma değil gerçek yıldızlarından Mandela’nın aziz anısına selam durarak hatırlatalım: Onu diğerlerinden ayırıp büyük kılan, halkıyla birlikte ve kişisel olarak uğradığı en ağır mağduriyete rağmen ne üslubunda söyleminde, ne de ediminde eyleminde kin ve intikamcılığa yer vermemesiydi. Mağduriyetini iktidarına kalkan veya silah olarak değil barış ve uzlaşmanın dili olarak kullanmasıydı. Tayyip Erdoğan ve yandaşları ise geçmişteki mağduriyetlerini şimdi sıra bizde intikamcılığıyla “karşı cephe”ye saldırı silahı olarak kullanıyorlar, geçmişteki mağduriyetlerini iktidarda intikamcılığa dönüştürüyorlar.

Mustafa Balbay önceki gün Anayasa Mahkemesi kararıyla tahliye oldu, öyle dört-beş aya değil 34 yıla mahkûm edilmişti. Onunla aynı durumda Kürt milletvekilleri, ağırlaştırılmış müebbetten yatan onlarca tutuklu, yirmi otuz yıl hapse mahkûm edilen yüzlerce kişi, haklarında en ağır mahkûmiyetlerin talep edildiği binlerce insan yıllardır hapishanelerde. Mustafa Balbay’ın tahliye edildikten sonraki ilk açıklaması, yaşadıklarından kin ve intikam duygusu çıkartmadığı, düşmanlıkları körüklemeyeceği oldu. Acaba biraz örnek alabilir misiniz Beyler? Mağduriyet bezirgânlığına son verip içerdeki gerçek mağdurların mağduriyetlerine son vermek için yetki ve sorumluluğunuzda olan adımları acilen atabilir misiniz?  

http://t24.com.tr/yazi/erdoganin-zindani-ya-da-kedi-bir-yerini-gormus/8021

.

Facebook Yorumları

reklam
21.1.2018
Gaflet ve dalâlet yolundan dönün, yalvarıyorum
18.1.2018
Canan Kaftancıoğlu'nu, “kıçı kirli” siyasete teslim etmeyelim
10.1.2018
Boğaziçi Üniversitesi iyi ki “yerli ve milli” değil
5.1.2018
Acil bir KHK çıkarılmasını talep ediyorum
28.12.2017
Rejimin niteliksel dönüşümü gerçekleşti, demokratik hukuk devleti bitirildi
21.12.2017
Durun! Suriye’den de beter bir adım atmak üzeresiniz
13.12.2017
“Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz ya da hiç dayak yememişsiniz”(x)
7.12.2017
Kediye işkenceye kahrolanlar! Ölüye işkenceyi de görün
28.11.2017
Kürtleri ezmek için acelesi olanlar var
22.11.2017
Bugünkü Soçi Zirvesi’nden ne çıkacak?
15.11.2017
“Amerika gitsin Rusya mı gelsin, Allahsız Gomonistler!”
14.11.2017
Ergenekon’un Avrasyacı maskeyle dönüşü
7.11.2017
Mağdura kimlik soran, zulme ortak olur
20.10.2017
Osman'a kadar uzandıysanız, korkunuz büyük demektir
17.10.2017
Demirtaş’ın Seher’inin şifrelerini ifşa ediyorum
12.10.2017
Şehit cenazeleri gelmeye başlarsa sorumluluk kimin olacak?
4.10.2017
Ayşe Öğretmen’in mahkûmiyeti hukukî ve ahlakî çöküşün aynasıdır
3.10.2017
AKP hata’dan suç’a doğru ilerliyor
28.9.2017
Kimin beka sorunu? Türkiye’nin mi, Erdoğan’ın mı?
23.9.2017
"Bunlar"a sınır ötesi harekât yetkisi vermek, Türkiye'ye kurşun sıkmaktır
18.9.2017
Üç beş kendini bilmez değil, ‘baş’tan ayağa hepiniz
3.9.2017
CHP’nin hafızasını yitirdiği çıkmaz sokak
23.8.2017
Bülent Uluer için: “Bir düğün fotoğrafı”
12.8.2017
Tekçi bağnazlığımızın aynası: Cumhuriyet vakası
1.8.2017
Yine “lotocular” kazandı Sayın Yargıç
19.7.2017
“Ülke ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzü” ihlâl suç değil miydi?
12.7.2017
Demirtaş terörist, Berberoğlu casus, Özlem ajansa 79,5 milyon nedir?
1.7.2017
“Herkes İçin Adalet” diyemezsek, “Kahrolsun Adalet” diyenlere yeniliriz
23.6.2017
Adalet için, Erdoğan-Perinçek zihniyetine karşı yürümek…
17.6.2017
Adalet yürüyüşü Edirne’ye uzanırsa neler olmaz…
6.6.2017
Şimdi ben bu haberi gazeteye nasıl koyacağım Bilge’ciğim?
25.5.2017
Şimdi ben kime hakaret etmiş olacağım?
17.5.2017
Ölmeyin çocuklar! Siz eridikçe toplum çürüyor, vicdan ölüyor
4.5.2017
Acınacak hale gelmeyiniz Sayın Erdoğan?
27.4.2017
Bu halinizle ne bekliyordunuz Beyler!
18.4.2017
Hayır kazandı, şimdi yarınlara bakalım
15.4.2017
Evet veya Hayır sadece siyasî değil ahlakî bir tercihtir
12.4.2017
16 Nisan’dan sonra 17 Nisan
1.4.2017
Hayrettin Karaman işin ruhunu açıkladı, şimdi bin 'hayır’ım var
29.3.2017
Kırmızı çizginizi yanlış çizerseniz, olacağı budur
24.3.2017
“Çocuk istismarcısı, hırsız, terörist 149 gazeteci”
16.3.2017
Hollanda krizinin ardındaki asıl neden
11.3.2017
"Hayır"lı yazılar III: “Bullshit” dış siyasete Hayır
18.8.2015
Şehit cenazelerinde boy gösterenler! Varto sokaklarında sürüklenen çıplak bedeni gördünüz mü?
11.8.2015
Lan Devlet! Bize ne yapmadın ki?
6.8.2015
Bende yalı yok, viski yok, HDP’ye oy verdim; ben neyim?
1.8.2015
Erdoğan, Davutoğlu, Bayık, Karayılan ve diğerleri! İsteseniz bu kirli savaş bir saatte biter
30.7.2015
'Sözde aydınlar' adına, hodri meydan, diyorum
28.7.2015
Çare Türkiye’nin HDP’lileşmesinde
27.7.2015
Çözüm: HDP etrafında kenetlenmek
22.7.2015
Yeter artık! Hangi teröre karşı hangi ortaklık?
13.7.2015
Erken seçimden önce HDP'ye operasyon planı
8.7.2015
Çinli sanıp Koreliyi dövmek, Roboski’de Kürt katırı öldürmek, Artvin’de doğaya ‘koymak’…
2.7.2015
Devletin bölücülük, kin ve savaş nârası
24.6.2015
HDP’ye ayar vermek yerine, destek olmak
10.6.2015
HDP bu toprakların bağrından doğan güzel bir projedir
3.6.2015
Karanlıktan önceki son çıkış: HDP
27.5.2015
HDP’ye ayar verme hakkımız yok, Kürtlerden özür borcumuz var
21.5.2015
Yahu, kim kimi asıyor? Bilelim de engel olalım
19.5.2015
İdam cezasını savunmak bile insanlık suçudur
14.5.2015
Biz orada yoktuk ama sizler tam takım oradaydınız Sayın Özkök!
8.5.2015
Kamp Armen’e reva görülen, devletin ve AKP’nin aynasıdır
6.5.2015
Tayyip Bey’in paralel partisi
29.4.2015
Cin şişeden çıkınca
23.4.2015
Soykırım kadar ağır vicdan kırımımız
13.4.2015
'330 milletvekili için kaç şehit gerek?'
11.4.2015
Bir bilmece: Bu suç duyurusu kimi hedefliyor?
06.04.2015
Berkin'in elindeki ekmek, Yasin'in elindeki kurban eti
02.04.2015
HDP Türkiye partisi olursa…
25.03.2015
Korkulan provokasyon ‘Sürecin Mimarı’ndan geldi
20.03.2015
Kozmik Oda'nın esrarı
12.03.2015
Vezir edenler rezil de ederler, zavallı Hakan Fidan
08.03.2015
Kadınlar! Kendimizi bu adamlara kullandırmayalım
05.03.2015
Demirtaş’ı yıpratma projesine dikkat!
26.02.2015
IŞİD’den türbe kaçırma opereti: Hamaset, heyecan, yalan…
19.02.2015
Bebelerden katil yaratan eril iktidar
18.02.2015
Muktedir erkekliğin tecavüzcü fıtratı
11.02.2015
Vietnam’dan Türkiye’ye: Kutsal yaratmak, kutsalı kullanmak
25.01.2015
Hrant’ın Arkadaşları, CHP ulusalcılığı, Ergenekon’la flört
15.01.2015
İslamla terör yan yana gelemez (mi?)
09.01.2015
Tayyip Erdoğan’ın AKP’ye darbesi
03.01.2015
İsteyene Noel Baba, isteyene Cübbeli Hoca
31.12.2014
2014’ün en kullanışlı jokeri: Paralel yapı
25.12.2014
Zaman'ı, Cumhuriyet'i, Odatv'yi savunmak
19.12.2014
AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken
10.12.2014
“Halk için halka rağmen”den, “İsteseler de istemeseler de”ye...
07.12.2014
İki tane aklıselim baayan, heyecan yaparak kapıdan giriş yaptılar...
03.12.2014
İşçiler: Ya ölün, ya aç kalın! - Kadınlar: Ya ölün ya erkeğe kul olun!
26.11.2014
Aydın kötücüllüğümüzün kaynağı
18.11.2014
Dersim: Ulusal vicdanın yarası, siyasetin yüz karası...
05.11.2014
Paşa paşa darbe yapanlardan şaşa şaşa darbe yapanlara
30.10.2014
Adını Cumhur(iyet) koyduk
20.10.2014
AKP’nin Türkiye’ye ve kendine ihaneti
11.10.2014
S.O.S! Acilen, herkes bir adım geriye...
07.10.2014
Kobane düştü düşecek, aceleniz ne?
01.10.2014
Aklı ve ahlâkı “şey”inde olan adamlar
24.09.2014
Sınırlarımızı Kürtler koruyor, farkında mısınız?
11.09.2014
CHP Bekaroğlu ile sağa değil sola açılır
03.09.2014
Hoyratlaşıyoruz, kötücülleşiyoruz, çirkinleşiyoruz
27.08.2014
Şaşkın ördek kıçtan dalar
20.08.2014
Demirtaş CHP’ye başkan olduğunda...
13.08.2014
“Edepsiz” bir kadından “aşağılık” düşünceler
06.08.2014
Neden mi Demirtaş?
30.07.2014
Bayram değil; kan, zulüm, kıyım günleri
16.07.2014
Sandığa 'adam gibi, tıpış tıpış' gitmeyeceğim!
02.07.2014
Ben cumhurbaşkanı adayımı buldum, darısı başınıza
26.06.2014
Darbecilerden kahraman yaratmayı başaranlara…
11.06.2014
Keşke Gezi zekâlı bir başbakanımız olsaydı...
04.06.2014
Gezi’deki çocuklar Dağ’daki çocuklarla buluşunca...
28.05.2014
Okmeydanı analarından, Dağ’a giden çocukların analarına...
22.05.2014
Soma’da, uygulamalı Das Kapital dersleri
18.05.2014
H...S...! Fıtratınız batsın, birbirinize müstahaksınız!
15.05.2014
Acımızı da suçumuzu da ortaklaştıralım
14.05.2014
Benim cumhurbaşkanım cadı avına çıkmaz
08.05.2014
İdamı savunmak insanlık suçudur
30.04.2014
'Millî irade' kimin iradesidir?
24.04.2014
Teslim olma Türkiye! Erdoğan’a mahkûm değiliz
15.04.2014
2.Cumhuriyet'e doğru:III Hâlâ umut var mı? Nerede?
10.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru II: Geçiş neden bu kadar sancılı?
09.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru I: Seçimin ardından hasar ziyan tespiti
26.03.2014
Her koyun kendi bacağından, her seçmen kendi oyundan asılır
19.03.2014
Çözüm sürecini Kürtlerin sırtına yükleyip kurtulduk!
12.03.2014
Aklını, ahlakını, vicdanını yitirmiş muktedirler! O çocuğu öldürdünüz...
27.02.2014
Manidar pislikler, pis manidarlıklar
18.02.2014
28 Şubat’ın Fadime'sinden Kabataş'ın Zehra'sına, örtülü kadının istismarı
13.02.2014
Bir gün yargılandığınızda, umudu öldürmekten hüküm giyeceksiniz
06.02.2014
Cemaat darbeci, muhalifler hain, Erdoğan mağdur, Ergenekoncular kahraman!..
29.01.2014
Siz hangi 'paralel'de(n)siniz?
16.01.2014
Sade vatandaştan naçizane uyarılar
09.01.2014
'Peki, biz bu kadar b.ku neden yedik Ağam?'
04.01.2014
Cumhurbaşkanlığı korkuluk değildir Sayın Gül
02.01.2014
Adalete hile karışırsa suç meşrulaşır
25.12.2013
Ne Cemaat ne Hükümet, bu çürümüş devlet...
12.12.2013
Özürsüz terbiyesizler!
11.12.2013
Erdoğan’ın zindanı, ya da Kedi bir yerini görmüş...
05.12.2013
AKP ile Cemaat’in devleti ele geçirme savaşı
27.11.2013
Muhafazakâr ulema! Kadın cinayetlerinde parmak izleriniz var...
21.11.2013
Diyarbakır düğün meydanındaki hançer
13.11.2013
Anıtkabir’de 1 milyon insan
08.11.2013
Ahlakı iki bacak arasına sıkıştıranlara aşkla cevap verin
23.10.2013
Bebelerin geleceğine ipotek koymayın beyler!
16.10.2013
Kanlı bayram
09.10.2013
AKP demokrat değil, doğru; peki 'biz' ne kadar demokratız?
02.10.2013
Ne kabaq ne devrim; kazanımların kerhen tescili
25.09.2013
Demokratik muhalefet boşluğunun çaresizliği
19.09.2013
Devlet dersinde öldürülen ve öldürülecek çocuklara...
04.09.2013
Erdoğan, Obama, durun! İntihara koşuyorsunuz
31.08.2013
1 Eylül öncesinde Obama’ya, Erdoğan’a, Esad’a sesleniyorum
30.08.2013
Suriye yangınını kundaklayanlara...
22.08.2013
Gezi ve Çarşı, darbeye karşı (mı?)
16.08.2013
'Şeyinin şeyini şey ettiğimin şeyi'
08.08.2013
Ergenekon var mı?
31.07.2013
Okurlarla dertleşme: Köşe yazarının iktidarı
25.07.2013
Kürdistan Kürtlerindir
18.07.2013
Tarihin vakti çok, bizim yok
12.07.2013
Darbe karşıtlığı demokratlık için yeterli midir?
04.07.2013
“Bir yanım Taksim, bir yanım Lice”
26.06.2013
Suç duyurum bâkidir: Ayaklar ne zaman baş oldu?
20.06.2013
Bu bir ihbar mektubu: Suç duyurusunda bulunuyorum
16.06.2013
Direniş meşruiyetini ve desteklerini yitirmemeli
14.06.2013
Kurtlar Vadisi’ne sığınan Başbakan
12.06.2013
Sonun başlangıcına doğru...
05.06.2013
Karizma çizildi, büyü bozuldu
22.05.2013
İnancıma, bedenime, yaşamıma karışamazsın!
15.05.2013
Reyhanlı'ya Rağmen, 'Savaşa Hayır!'
08.05.2013
Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötülükler
01.05.2013
Taraf dersleri
24.04.2013
Müşrik'in putuna saygı göstermek
10.04.2013
Korkuları yenmek için
03.04.2013
‘Ser’den değil ‘o dil’den vazgeçin
27.03.2013
Demokratikleşerek helâlleşeceğiz
20.03.2013
Ergenekon yaşıyor, savaşıyor
13.03.2013
Çözüme Birlikte Yürüyebilmek İçin
06.03.2013
Hakları taviz sayarsanız...
27.02.2013
‘Bal bal demekle ağız tatlanmaz’
22.02.2013
'Oğlunu Arayan Köpekli Ana'
20.02.2013
Şarap da Olsun Şurup da Örtülü de Olsun Açık da
13.02.2013
Suriye Batağından Çıkmak İçin...
06.02.2013
Birgül A.Güler ile Sırrı Sakık’ın bize tuttuğu ayna
30.01.2013
Derin devletin sığ aklı
24.01.2013
Bir Soru Sormuştum, Cevabı: Hayır (mış)
16.01.2013
Küçük Bir Test Önerisi
09.01.2013
Türkiye Barışa Hazır, Ya Siz Siyasiler?
02.01.2013
2012'nin Özeti: 'Başbakan Ne Söylüyorsa Odur!'
26.12.2012
Başbakan'ın Rektör Kulları
19.12.2012
Taraf'ın Misyonu Neydi?
12.12.2012
Bir Devlet, Üç Dava
05.12.2012
13 + 13 X 100 = 2600 Mem û Zin Örgütü
05.12.2012
Darbeleri araştırmak: Bir zihniyet sorunu
28.11.2012
Kanuni’yi Siz Nasıl Tanırsınız Tayyip Bey?
21.11.2012
'Vatan hainleri' Ülkesinin Ağulu Dili
14.11.2012
Kan tutulmasına dur deyin!
07.11.2012
Açlık grevleri şantaj ise idam tehdidi nedir?
31.10.2012
Ya siz ne yiyorsunuz Sayın Başbakan?
18.10.2012
Mecbur kalınan bir açıklama
17.10.2012
‘Yetmez ama evet’ten ‘Yetti artık hayır’a
10.10.2012
Ama’sız barışçılık, ‘ahmak barışçılar’ ve iktidar
03.10.2012
Boş Meydanlar, Boş Vicdanlar
26.09.2012
Bir Balyozdan Bir Balyoza
19.09.2012
Şeytanlar Ülkesinde Aziz Yaratmak
12.09.2012
12 Eylül’den 12 Eylül’e
05.09.2012
Paniklemiş iktidar tehlikelidir
22.08.2012
Allahu Ekber Nidalarıyla İnsan Boğazlamak
15.08.2012
AKP'nin ve PKK'nin meşruiyet yitimi
08.08.2012
Rojbin... Kürt kızım, öz kardeşim benim
01.08.2012
Pınar Selek Davası Türkiye’nin Aynasıdır
26.07.2012
Başbakan’a bir çift sözüm var: Mi Yavvv!
19.07.2012
'Mağdurum Başbakan, Bi Talimat Ver!'
12.07.2012
Genel ahlak denilen genel yalan
27.06.2012
12 Eylül’e dönüş 'yine hapishane kapılarındayız'
13.06.2012
ÖYM Sınavından Çakanlar
08.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
06.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
31.05.2012
Rahmimizde, kalemimizde dış mihrak arayanlara...
23.05.2012
Riya’yı bırakın! Hepiniz askercilsiniz
16.05.2012
Önce kendi şiddetimizle yüzleşelim
10.05.2012
Mahalleyi yakmak mı, yeniden kurmak mı?
02.05.2012
1 Mayıs’ın ardından Başbakan’a acil şifa dilekleriyle
26.04.2012
Bir Ses, Bir Umut
18.04.2012
Yüzleşmek, Hesaplaşmak, Ödeşmek
12.04.2012
12 Eylül Topu Şimdi Bizde
04.04.2012
Eylül Yarası
07.03.2012
Tek Tip İnsan Yetiştirmek
29.02.2012
'Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Piçiz!'
22.02.2012
Dini Bütün, Kini Bütün Bir Gençlik
16.02.2012
Cemaat, Siyaset, İktidar
25.01.2012
Bizi ayıran ırmak
18.01.2012
Hrant’tan Denktaş’a Devlet
11.01.2012
Kar Değil Kan Kokusu
04.01.2012
İnsansız, Vicdansız, Akılsız...
28.12.2011
Yüzleşmek, Ödeşmek, İyileşmek
22.12.2011
Yalan Dünya Çökerken
14.12.2011
Tarikat, Cemaat, Siyaset
08.12.2011
'Sol Geçmişte Kalmadı mı?'
01.12.2011
Türk Solu
23.11.2011
CHP Dersim’le Neden Yüzleşemez?
16.11.2011
'Molotof Atan Vurulmalı!'
06.11.2011
Altında Kaldığımız Enkaz
26.10.2011
Kardeşlik Kokusu Düşmanlık Ağusu
19.10.2011
Dini Zerdüştlük Olan...
05.10.2011
BDP’nin Güç Seçimi
30.09.2011
Şimdi Hakikat Vakti
21.09.2011
Söz Konusu Barışsa Gerisi Teferruattır
14.09.2011
Darbe,Vesayet, Zihniyet
07.09.2011
Aynı Gemideyiz, Birlikte Batıyoruz
24.08.2011
Her Şeye Rağmen BDP’yi Savunmak
18.08.2011
'Barış Eşekleri Olalım'
10.08.2011
'Hükümete Açık Mektubumdur' -Öcalan-
05.08.2011
Nereye?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı