Oya BAYDAR

T24.Com



Bookmark and Share

Şimdi Hakikat Vakti


30.09.2011 - Bu Yazı 2438 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Her kurşun katildir ve her savaş kirletir. Hangi amaçla kime atılmış olursa olsun, kurşun yaralar, öldürür. Kimsenin kurşunu ötekinin kurşunundan daha zararsız, daha masum değildir, “cici silah” yoktur. Ve her savaş, en kutsal sayılanı bile savaşan güçleri, savaşan kişileri kirletir. İstemeden, farkında olmadan, kirlenmeyi reddederek kirletir hatta.  

Kimilerince naif (safiyane), gerçek hayatı hesaba katmayan, tuzukuru hayalcilik olarak algılanacak bu çıplak gerçek, olaylara iktidar mücadelesinin ve siyasetin kendine yontan çarpıtıcı prizmasından bakıldığında vicdanen kabullenilse bile siyaseten görülmez, görülse de itiraf edilmez. Kurşunlar ve savaşlar çeşitli (kimi zaman da haklı görünen) gerekçelerle, ama’larla savaşan taraflarca haklı gösterilmeye çalışılır; insanların ölmesi tabii ki kötü ama ne yapalım savaş bu, denir.  

Siirt’te dört genç kadının ölümü, ikisinin de yaralanmasıyla sonuçlanan şiddet eyleminde, hedefin aslında polis olması, o gencecik insanların ölümünü başka ölümlerden farklı mı kılmıştır? Yanlışlıkla öldürülmüşler diye gerçekten ölmediler mi onlar? Peki, kurşunlar asıl hedef olduğu söylenen polislere isabet etseydi, yani hedef şaşırmasaydı ölümler ve öldürme haklı, doğru, ahlaki mi olacaktı? Hedef gözeten kurşun masum, hedef gözetmeyen katil midir? İki gün önce Batman’da yoldan geçen otomobilde öldürülen sekiz aylık hamile Mizgin’i ve küçük kızını vuran kurşun, polise yönelik saldırı ve çatışma sırasında atıldığı için katil değil de masum mu? O kurşunun devlet gücünün mü, PKK’nin mi namlusundan çıkması ölümü ve cinayeti haklı kılabilir mi? Ya da halı sahada maç yaparken ölen, aslında öğretmen olarak tayini çıkmadığı için iş ve aş amacıyla polis olmuş genç adamla, maçı seyretmekte olan güzeller güzeli öğretmen eşi ölmeye layıktılar, katil kurşunu hak etmişlerdi de, ondan mı bir “pardon” bile esirgendi onlardan?  

Peki, onlarca yıldır devlet güçlerinin katlettiği Kürt gençleri, Doğunun, Güneydoğunun gözden uzak karanlık kuytuluklarında devlet sırrı olarak saklanan cinayetler, faili meçhuller, toplu mezarlara gömülmüş bunca günahsız insan, devletin Hizbullah gibi cinayet taşeronlarının sokak ortasında enseden iki kurşunla vurduğu Kürt insanları, utanmadan bunca yıl yok denilen JİTEM’in korkunç cinayetleri....Liste çok uzar böyle; demek istediğim, buralarda atılan “ulusalcı, vatansever” kurşunlar katil değil mi? Hızlanarak devam eden operasyonlarda öldürülen Kürt insanları, devletin/hükümetin “beka’sı” için, vatanın- milletin  o hiç varolmayan riyakâr “birliği” gerekçesiyle öldürüldüğünde, ölüm ölüm olmaktan, cinayet cinayet olmaktan, kurşun katil olmaktan çıkıyor mu? Sözde yanlışlıkla, belki de aslında iğrenç bir planın parçası olarak, mesela PKK’nin üstüne atmak için öldürülmüş onlarca masum Kürt köylüsünü vuran plastik mermiler miydi? Çoluk çocuğu öldürüp (Kızıltepe’de babasıyla birlikte öldürülen Uğur Kaymaz’ı hatırlayın; öldüren polisler beraat ettiler) “terörist sandık” demek cinayeti haklı mı kılıyor. 

Silah ve savaş, hangi amaçla, kimden gelirse gelsin sonuçları itibariyle ölümdür, zulümdür, cinayettir. Savaşı kentlere yaygınlaştırdığınızda sivil ölümleri kaçınılmazdır ve seçilen stratejinin sonucu olan bu ölümlerin ardından timsah gözyaşları dökmek, “pardon” demek hiç de inandırıcı olmaz. Kategorik olarak karşı çıkılmazsa; estekle köstekle, ama ile fakat ile ve de her iki tarafın hamaset nutukları, şehitlik afyonu, vatan-millet edebiyatının coşkusuna kapılıp, taraflara alkış tutulursa, alkışladığımızın ölüm olduğunu unuturuz. Alkışlayan ellerimiz de kana bulanır. 


Doğrular ve Gerçek 

Gerçek tektir, doğrular çoğul. Bilimin dallarının gerçeğin bile tekliğini tartıştığını bir kenara not ederek gündelik yaşamımızın gerçeğin algılanmasının değil kendisinin yani “gerçek gerçeğin” tekliği üzerine kurulu olduğunu biliyoruz. Birey insan bu gerçeği kendi duyularına, kendi zihin ve zihniyet dünyasına, mensup olduğu gruba, siyasal kanada, özel tarihine, inancına, ideolojisine göre farklı algılayabilir. Bu farklı algılama kişinin değerlerine ve “doğru” kavramına yansır. Aynı gerçek farklı bireylerde (gruplarda) farklı doğrulara yol açar. “Bu doğrudur” sözü bir tahakküm ifadesidir. Birilerinin kendi doğrusunun tek doğru olarak diğerlerine dayatmasıdır. Bir sonraki adım, bu doğrunun kabulü için insanların yumuşak veya sert güçle zorlanmasıdır. Dinler, ideolojiler, devletler, siyasal iktidarlar, örgütler kendi doğrularını tek ve mutlak olarak dayatırlar. Kendi doğrularının bütün toplumun, bütün insanların doğrusu olması gerektiğine inanır, herkesin de inanmasını isterler. Baştakiler bu doğrunun kendi iktidarları için şekillendirilmiş bir doğru olduğunu çok iyi bilirler; hükmettikleri çoğunluk ise, kendisine zerkedilmiş doğrunun tek doğru olduğundan kuşku duymaz. “Bu böyledir, inanacaksın” ve bir adım ötesi: “Bu uğurda savaşacaksın.”  

Bugünlerde sıkça duyup okuduğumuz “Savaşın ilk kurbanı hakikatlerdir” sözü  becerebildiğimce anlatmaya çalıştığım bu doğru ve gerçek (hakikat) farkının da ifadesidir. Gerçekler vardır, yani nasılsa öyle olan şeyler; ve savaşan taraflar bunları kendi doğruları çerçevesinde aktarırlar; kendilerine nasıl görünüyorsa ve kitlelere nasıl, ne kadar göstermek istiyorlarsa öyle.  

Yüreğimizi yakan güncel konudan örnek verecek olursak, az sayıda istisna bir yana yıllardır Türkiye ana akım medyasında şehit haberleri, şehit cenazeleri yürekleri dağlayacak, hepimizi gözyaşlarına boğacak, kitleleri Kürtlere karşı kışkırtacak, nefret söylemini yaygınlaştıracak haber ve görüntülerle verilirken, bu kirli savaşta ölen onbinlerin çok büyük çoğunluğunun Kürt olduğunun altı çizilmez; dağlarda, kırlarda vurulan kadın-erkek gencecik Kürt çocuklarının -bırakın cenaze fotoğraflarını, ölüm haberlerini- cenazeleri bile kurda kuşa yem edilir, cenazeleri ailelerine verilmez, toplu mezarlara gömülür. Ara sıra cesur ve de çoğunlukla marjinal medyaya PKK’li ölünün vücuduna postallarıyla basıp aslan avcısı gibi poz vermiş “kahraman” Türk askerlerinin fotoğrafları sızar; yeni yeni de, toplu mezarlarda ölülerini arayan ailelerin haberleri... Kürt silahlı hareketinin televizyonlarında, yayın organlarında ise “gerillanın şanlı eylemleri ve zaferleri”nden söz edilirken sivillere yönelik cinayetler yer bulmaz, ya da bunların haklı gerekçeleri sayıp dökülür. Savaşan tarafların sözcülerinin, yandaşlarının konuşmaları da böyledir. Herkes o tek gerçeği kendi yanından ve kendi yönünden yorumlar, kendi doğrusunu anlatır ve o doğru asla gerçeği olduğu gibi gören ve gösteren bir doğru değildir. Nerede taraf tutuyorsanız, oranın doğrusudur. 

Çok somut bir örnek: Batman’da dört kız çocuktan sonra çok istediği erkek çocuğa kavuşmak için yeniden hamile kala ve küçücük kızıyla birlikte öldürülen Mizgin’i kimin öldürdüğü hararet ve nefretle tartışılıyor. Kürt hareketine yakın çevrelere göre Mizgin’i öldüren kurşunları, orada silahlı gerillalar falan yokken ailenin içinde bulunduğu otomobile ateş açan polis sıkmış. Valilik açıklamasına ve başka görgü tanıklarına göre, “teröristler” polisle çatışırken Kürt silahlı askerlerinin silahlarından çıkan kurşunlarla vurulmuş. Allah aşkına, aklı tutulmamış ve vicdanı kararmamış biri bana Mizgin ve küçük kızı açısından, ağır yaralı eşi açısından, sekiz aylık annesiz ve belki de ailesiz kalacak bebek açısından, kurşunu kimin sıktığının ne fark ettiğini anlatsın.  


Gerçeğin Gözlüğü ile Bakmak  

Savaşta olup bitene kendi doğrularımızın değil de gerçeğin gözlüğüyle bakmayı bir becerebilsek, kendimizi ve aklımızı yüreğimizi dezenformasyonun çakma doğrularına değil gerçeğe açmayı bilsek çözüme yaklaşacağız . Bunun çok zor olduğunu biliyorum. Bu yüzden de farklı doğrularımıza rağmen ortaklaştığımız düşünce ve belirlemelerden hareket edebilirsek belki güçlü bir irade yaratabiliriz diye düşünüyorum.  

Son zamanlarda gazete köşelerinde ve televizyon programlarında yazarlar, kanaat önderleri, aydınlar, vb. Türküyle Kürdüyle toplumu derinden etkileyen, sarsan, karamsarlığa ve korkuya kaptıran çatışmaları, şiddet olaylarını, özellikle sivillere yönelen saldırıları tartışırken birbirlerini yıpratıp, birbirlerine laf atıp, birbirlerini suçlayıp duruyorlar. Aynı gerçeğe bakarken, kimileri Kürt silahlı hareketinin şiddet eylemlerini çözümün önünde engel görüyor, eleştiriyor; kimileri ise devletin, özellikle de AKP’nin tutum ve politikalarının tırmanan savaş ve şiddette baş sorumlu olduğu “doğrusu”ndan hareketle Kürt silahlı hareketinin şiddetini haklı görüyor. Çözümü savaş, şiddet ve kanda aramaktan bunca yılın acı deneylerine rağmen vazgeçmeyen ölü ve savaşseverleri bir yana bırakıyorum. Bunlardan her iki tarafta da var ve hangi cephede olursa olsunlar hayret verici şekilde birbirlerine benziyorlar; su taşıdıkları değirmen de aynı. Benim nacizane sözüm, yıllardır izlediğim, kimilerini yakından tanıdığım ama şu günlerde birbirlerine laf yetiştirmekle uğraşan bu iki kesimin, saygın, akıllı, vicdanlı, barışı ve çözümü gerçekten isteyen insanlarına. Onlar bana adlarını birlikte andığım için kızacak da olsalar, mesela Aysel Tuğluk’la Yasemin Çongar’ın, mesela Yıldırım Türker’le Ahmet Altan’ın barışçı çözüm ve Kürt halkının meşru talepleri doğrultusunda farklı düşünmediklerine, “doğru”ları zaman zaman farklılaşsa da “gerçek”te birleşebileceklerine inanıyorum. 

Bırakalım, kim haklı kim haksız, kim hükümetten yana kim PKK’nin emrinde, kim tutarlı kim tutarsız, kim devrimci kim pasifist, vb., vb. bir yana, “Biz ne istiyoruz?” diye soralım. Huyum kurusun, yine safdillik ve ahmakça iyimserlik yapmıyorsam, cevap tek olacaktır: Barışçı bir çözüm. Bu çok genel bir ortak payda, daha da daraltalım: Şu anda birbirlerini eleştirmek ve laf yetiştirmekle meşgul olanlar, - hadi hepimiz demeyeyim, büyük çoğunluğumuz- Kürt ve Türk olarak şu noktalarda birleşiyoruz sanırım:  

-Kürt halkına bunca zamandır zulüm uygulanmış, en temel hakları gaspedilmiştir. 

-Kürt sorununun savaşla, silahla çözümü onlarca yıldır yaşanan vahşetin de gösterdiği gibi, mümkün değildir. 

-Kürt halkının meşru taleplerinin karşılanması: ana dilde eğitim hakkı ve bu hakkın anayasal güvencesi; Kürt kimliği ve varlığının anayasal bir hak olarak tescili; yerel yönetimlere daha geniş özgürlükler ve merkezden kısmi bağımsızlık (eskilerin ademi merkeziyetçilik dedikleri, Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Şartı’nda yeri olan, Kürt siyasal hareketinin demokratik özerklik olarak adlandırdığı yerel yönetim reformu).  

- Kısa vadede normalleşme için çok önemli  ve elzem olan, Öcalan’ın İmralı’daki tecridine son verilip iletişim kanallarının açılması.  

-Devlet ve Kürt hareketi arasında diyalog ve müzakerenin acilen yeniden başlatılması.

- Bütün operasyonların durdurulması ve güvence de sağlanarak örgütün eş zamanlı silah bırakması, en azından gerçek bir ateş kes. 

Doğrularımız; yani meşreplerimiz, duyarlılıklarımız, ideolojimiz, inançlarımız v.b. farklı olabilir ama yerde yatan ölüler gerçek. Bu gerçeğe isyanımızdır bizi birleştirecek olan. Çatışmaların şiddetlenmesinden, sivillerin de ateş hattında kalmasından, çözüme varılamamasından sorumlu olan hükümet mi örgüt mü, bunu ilerde kurulacak bir hakikatleri araştırma komisyonu ortaya koyar, şimdi ateşi söndürmek gerek.  

Şimdi hakikat vakti.
 

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.8.2018
Bakan Soylu'ya bir soru: PKK'nın cinayeti zulmünüzü ve hukuksuzluğunuzu aklar mı?
1.8.2018
Eski yapılar yıkılmadan yeni kurulamaz
28.7.2018
Ey AKP Reisi, ey AKP'liler! Bedelli'den elde edeceğiniz kârın bin misli öneriliyor, duydunuz mu?
6.7.2018
Her “idam” dediğinizde bir çocuk daha öldürülüyor
4.7.2018
PKK'nin cinayeti, Soylu'nun rezaleti karşısında susarsak…
1.7.2018
İnce'nin yüzde 30'u, MHP'nin sürprizi, CHP'nin hâli
19.6.2018
Dikkat! Uçurumdan önceki son çıkış
13.6.2018
Kandil'de bayrağı nereye dikeceksiniz? Savaşı seçim sandığına nasıl sokacaksınız?
6.6.2018
Erdoğan haklı; eline kan bulaşan bedelini ödemeli
30.5.2018
Ne “iktidarı nasıl olsa vermez” teslimiyeti, ne “kazandık gitti” kolaycılığı
24.5.2018
Vakit, edebiyle çekip gitme vaktidir
10.5.2018
Millet, 7 Haziran'da da “Tamam” demişti, ne oldu?
4.5.2018
İttifakınızın adı “Kürtlere Geçit Yok” misâkı olsun
26.4.2018
Bir komplo teorisi: Derin devletin Erdoğan'a kumpası mı?
17.4.2018
Dünya Trump'a, Türkiye Erdoğangiller'e kaldığında…
10.4.2018
Bir lokum kaç gencin hayatına bedeldir?
24.3.2018
Fetih'te yağma haktır, işgalin sembolü bayraktır
6.3.2018
"Afrin bizim niremiz olur Abla?"
28.2.2018
Doğma çocuk! Ya ırzına geçilecek ya tabutuna bayrak örtülecek
21.2.2018
Bu kadar kin ve nefreti içinizde nasıl barındırıyorsunuz?
17.2.2018
“Korkma anne, silah sesi değil, kovaya vuruyoruz”
7.2.2018
“Yaşasın Ölüm” diye bağırmadığımız için suçluyuz
31.1.2018
“Ulan ahlâksızlar, vatan hainleri, vicdansızlar, fikir soytarıları!”
21.1.2018
Gaflet ve dalâlet yolundan dönün, yalvarıyorum
18.1.2018
Canan Kaftancıoğlu'nu, “kıçı kirli” siyasete teslim etmeyelim
10.1.2018
Boğaziçi Üniversitesi iyi ki “yerli ve milli” değil
5.1.2018
Acil bir KHK çıkarılmasını talep ediyorum
28.12.2017
Rejimin niteliksel dönüşümü gerçekleşti, demokratik hukuk devleti bitirildi
21.12.2017
Durun! Suriye’den de beter bir adım atmak üzeresiniz
13.12.2017
“Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz ya da hiç dayak yememişsiniz”(x)
7.12.2017
Kediye işkenceye kahrolanlar! Ölüye işkenceyi de görün
28.11.2017
Kürtleri ezmek için acelesi olanlar var
22.11.2017
Bugünkü Soçi Zirvesi’nden ne çıkacak?
15.11.2017
“Amerika gitsin Rusya mı gelsin, Allahsız Gomonistler!”
14.11.2017
Ergenekon’un Avrasyacı maskeyle dönüşü
7.11.2017
Mağdura kimlik soran, zulme ortak olur
20.10.2017
Osman'a kadar uzandıysanız, korkunuz büyük demektir
17.10.2017
Demirtaş’ın Seher’inin şifrelerini ifşa ediyorum
12.10.2017
Şehit cenazeleri gelmeye başlarsa sorumluluk kimin olacak?
4.10.2017
Ayşe Öğretmen’in mahkûmiyeti hukukî ve ahlakî çöküşün aynasıdır
3.10.2017
AKP hata’dan suç’a doğru ilerliyor
28.9.2017
Kimin beka sorunu? Türkiye’nin mi, Erdoğan’ın mı?
23.9.2017
"Bunlar"a sınır ötesi harekât yetkisi vermek, Türkiye'ye kurşun sıkmaktır
18.9.2017
Üç beş kendini bilmez değil, ‘baş’tan ayağa hepiniz
3.9.2017
CHP’nin hafızasını yitirdiği çıkmaz sokak
23.8.2017
Bülent Uluer için: “Bir düğün fotoğrafı”
12.8.2017
Tekçi bağnazlığımızın aynası: Cumhuriyet vakası
1.8.2017
Yine “lotocular” kazandı Sayın Yargıç
19.7.2017
“Ülke ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzü” ihlâl suç değil miydi?
12.7.2017
Demirtaş terörist, Berberoğlu casus, Özlem ajansa 79,5 milyon nedir?
1.7.2017
“Herkes İçin Adalet” diyemezsek, “Kahrolsun Adalet” diyenlere yeniliriz
23.6.2017
Adalet için, Erdoğan-Perinçek zihniyetine karşı yürümek…
17.6.2017
Adalet yürüyüşü Edirne’ye uzanırsa neler olmaz…
6.6.2017
Şimdi ben bu haberi gazeteye nasıl koyacağım Bilge’ciğim?
25.5.2017
Şimdi ben kime hakaret etmiş olacağım?
17.5.2017
Ölmeyin çocuklar! Siz eridikçe toplum çürüyor, vicdan ölüyor
4.5.2017
Acınacak hale gelmeyiniz Sayın Erdoğan?
27.4.2017
Bu halinizle ne bekliyordunuz Beyler!
18.4.2017
Hayır kazandı, şimdi yarınlara bakalım
15.4.2017
Evet veya Hayır sadece siyasî değil ahlakî bir tercihtir
12.4.2017
16 Nisan’dan sonra 17 Nisan
1.4.2017
Hayrettin Karaman işin ruhunu açıkladı, şimdi bin 'hayır’ım var
29.3.2017
Kırmızı çizginizi yanlış çizerseniz, olacağı budur
24.3.2017
“Çocuk istismarcısı, hırsız, terörist 149 gazeteci”
16.3.2017
Hollanda krizinin ardındaki asıl neden
11.3.2017
"Hayır"lı yazılar III: “Bullshit” dış siyasete Hayır
18.8.2015
Şehit cenazelerinde boy gösterenler! Varto sokaklarında sürüklenen çıplak bedeni gördünüz mü?
11.8.2015
Lan Devlet! Bize ne yapmadın ki?
6.8.2015
Bende yalı yok, viski yok, HDP’ye oy verdim; ben neyim?
1.8.2015
Erdoğan, Davutoğlu, Bayık, Karayılan ve diğerleri! İsteseniz bu kirli savaş bir saatte biter
30.7.2015
'Sözde aydınlar' adına, hodri meydan, diyorum
28.7.2015
Çare Türkiye’nin HDP’lileşmesinde
27.7.2015
Çözüm: HDP etrafında kenetlenmek
22.7.2015
Yeter artık! Hangi teröre karşı hangi ortaklık?
13.7.2015
Erken seçimden önce HDP'ye operasyon planı
8.7.2015
Çinli sanıp Koreliyi dövmek, Roboski’de Kürt katırı öldürmek, Artvin’de doğaya ‘koymak’…
2.7.2015
Devletin bölücülük, kin ve savaş nârası
24.6.2015
HDP’ye ayar vermek yerine, destek olmak
10.6.2015
HDP bu toprakların bağrından doğan güzel bir projedir
3.6.2015
Karanlıktan önceki son çıkış: HDP
27.5.2015
HDP’ye ayar verme hakkımız yok, Kürtlerden özür borcumuz var
21.5.2015
Yahu, kim kimi asıyor? Bilelim de engel olalım
19.5.2015
İdam cezasını savunmak bile insanlık suçudur
14.5.2015
Biz orada yoktuk ama sizler tam takım oradaydınız Sayın Özkök!
8.5.2015
Kamp Armen’e reva görülen, devletin ve AKP’nin aynasıdır
6.5.2015
Tayyip Bey’in paralel partisi
29.4.2015
Cin şişeden çıkınca
23.4.2015
Soykırım kadar ağır vicdan kırımımız
13.4.2015
'330 milletvekili için kaç şehit gerek?'
11.4.2015
Bir bilmece: Bu suç duyurusu kimi hedefliyor?
06.04.2015
Berkin'in elindeki ekmek, Yasin'in elindeki kurban eti
02.04.2015
HDP Türkiye partisi olursa…
25.03.2015
Korkulan provokasyon ‘Sürecin Mimarı’ndan geldi
20.03.2015
Kozmik Oda'nın esrarı
12.03.2015
Vezir edenler rezil de ederler, zavallı Hakan Fidan
08.03.2015
Kadınlar! Kendimizi bu adamlara kullandırmayalım
05.03.2015
Demirtaş’ı yıpratma projesine dikkat!
26.02.2015
IŞİD’den türbe kaçırma opereti: Hamaset, heyecan, yalan…
19.02.2015
Bebelerden katil yaratan eril iktidar
18.02.2015
Muktedir erkekliğin tecavüzcü fıtratı
11.02.2015
Vietnam’dan Türkiye’ye: Kutsal yaratmak, kutsalı kullanmak
25.01.2015
Hrant’ın Arkadaşları, CHP ulusalcılığı, Ergenekon’la flört
15.01.2015
İslamla terör yan yana gelemez (mi?)
09.01.2015
Tayyip Erdoğan’ın AKP’ye darbesi
03.01.2015
İsteyene Noel Baba, isteyene Cübbeli Hoca
31.12.2014
2014’ün en kullanışlı jokeri: Paralel yapı
25.12.2014
Zaman'ı, Cumhuriyet'i, Odatv'yi savunmak
19.12.2014
AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken
10.12.2014
“Halk için halka rağmen”den, “İsteseler de istemeseler de”ye...
07.12.2014
İki tane aklıselim baayan, heyecan yaparak kapıdan giriş yaptılar...
03.12.2014
İşçiler: Ya ölün, ya aç kalın! - Kadınlar: Ya ölün ya erkeğe kul olun!
26.11.2014
Aydın kötücüllüğümüzün kaynağı
18.11.2014
Dersim: Ulusal vicdanın yarası, siyasetin yüz karası...
05.11.2014
Paşa paşa darbe yapanlardan şaşa şaşa darbe yapanlara
30.10.2014
Adını Cumhur(iyet) koyduk
20.10.2014
AKP’nin Türkiye’ye ve kendine ihaneti
11.10.2014
S.O.S! Acilen, herkes bir adım geriye...
07.10.2014
Kobane düştü düşecek, aceleniz ne?
01.10.2014
Aklı ve ahlâkı “şey”inde olan adamlar
24.09.2014
Sınırlarımızı Kürtler koruyor, farkında mısınız?
11.09.2014
CHP Bekaroğlu ile sağa değil sola açılır
03.09.2014
Hoyratlaşıyoruz, kötücülleşiyoruz, çirkinleşiyoruz
27.08.2014
Şaşkın ördek kıçtan dalar
20.08.2014
Demirtaş CHP’ye başkan olduğunda...
13.08.2014
“Edepsiz” bir kadından “aşağılık” düşünceler
06.08.2014
Neden mi Demirtaş?
30.07.2014
Bayram değil; kan, zulüm, kıyım günleri
16.07.2014
Sandığa 'adam gibi, tıpış tıpış' gitmeyeceğim!
02.07.2014
Ben cumhurbaşkanı adayımı buldum, darısı başınıza
26.06.2014
Darbecilerden kahraman yaratmayı başaranlara…
11.06.2014
Keşke Gezi zekâlı bir başbakanımız olsaydı...
04.06.2014
Gezi’deki çocuklar Dağ’daki çocuklarla buluşunca...
28.05.2014
Okmeydanı analarından, Dağ’a giden çocukların analarına...
22.05.2014
Soma’da, uygulamalı Das Kapital dersleri
18.05.2014
H...S...! Fıtratınız batsın, birbirinize müstahaksınız!
15.05.2014
Acımızı da suçumuzu da ortaklaştıralım
14.05.2014
Benim cumhurbaşkanım cadı avına çıkmaz
08.05.2014
İdamı savunmak insanlık suçudur
30.04.2014
'Millî irade' kimin iradesidir?
24.04.2014
Teslim olma Türkiye! Erdoğan’a mahkûm değiliz
15.04.2014
2.Cumhuriyet'e doğru:III Hâlâ umut var mı? Nerede?
10.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru II: Geçiş neden bu kadar sancılı?
09.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru I: Seçimin ardından hasar ziyan tespiti
26.03.2014
Her koyun kendi bacağından, her seçmen kendi oyundan asılır
19.03.2014
Çözüm sürecini Kürtlerin sırtına yükleyip kurtulduk!
12.03.2014
Aklını, ahlakını, vicdanını yitirmiş muktedirler! O çocuğu öldürdünüz...
27.02.2014
Manidar pislikler, pis manidarlıklar
18.02.2014
28 Şubat’ın Fadime'sinden Kabataş'ın Zehra'sına, örtülü kadının istismarı
13.02.2014
Bir gün yargılandığınızda, umudu öldürmekten hüküm giyeceksiniz
06.02.2014
Cemaat darbeci, muhalifler hain, Erdoğan mağdur, Ergenekoncular kahraman!..
29.01.2014
Siz hangi 'paralel'de(n)siniz?
16.01.2014
Sade vatandaştan naçizane uyarılar
09.01.2014
'Peki, biz bu kadar b.ku neden yedik Ağam?'
04.01.2014
Cumhurbaşkanlığı korkuluk değildir Sayın Gül
02.01.2014
Adalete hile karışırsa suç meşrulaşır
25.12.2013
Ne Cemaat ne Hükümet, bu çürümüş devlet...
12.12.2013
Özürsüz terbiyesizler!
11.12.2013
Erdoğan’ın zindanı, ya da Kedi bir yerini görmüş...
05.12.2013
AKP ile Cemaat’in devleti ele geçirme savaşı
27.11.2013
Muhafazakâr ulema! Kadın cinayetlerinde parmak izleriniz var...
21.11.2013
Diyarbakır düğün meydanındaki hançer
13.11.2013
Anıtkabir’de 1 milyon insan
08.11.2013
Ahlakı iki bacak arasına sıkıştıranlara aşkla cevap verin
23.10.2013
Bebelerin geleceğine ipotek koymayın beyler!
16.10.2013
Kanlı bayram
09.10.2013
AKP demokrat değil, doğru; peki 'biz' ne kadar demokratız?
02.10.2013
Ne kabaq ne devrim; kazanımların kerhen tescili
25.09.2013
Demokratik muhalefet boşluğunun çaresizliği
19.09.2013
Devlet dersinde öldürülen ve öldürülecek çocuklara...
04.09.2013
Erdoğan, Obama, durun! İntihara koşuyorsunuz
31.08.2013
1 Eylül öncesinde Obama’ya, Erdoğan’a, Esad’a sesleniyorum
30.08.2013
Suriye yangınını kundaklayanlara...
22.08.2013
Gezi ve Çarşı, darbeye karşı (mı?)
16.08.2013
'Şeyinin şeyini şey ettiğimin şeyi'
08.08.2013
Ergenekon var mı?
31.07.2013
Okurlarla dertleşme: Köşe yazarının iktidarı
25.07.2013
Kürdistan Kürtlerindir
18.07.2013
Tarihin vakti çok, bizim yok
12.07.2013
Darbe karşıtlığı demokratlık için yeterli midir?
04.07.2013
“Bir yanım Taksim, bir yanım Lice”
26.06.2013
Suç duyurum bâkidir: Ayaklar ne zaman baş oldu?
20.06.2013
Bu bir ihbar mektubu: Suç duyurusunda bulunuyorum
16.06.2013
Direniş meşruiyetini ve desteklerini yitirmemeli
14.06.2013
Kurtlar Vadisi’ne sığınan Başbakan
12.06.2013
Sonun başlangıcına doğru...
05.06.2013
Karizma çizildi, büyü bozuldu
22.05.2013
İnancıma, bedenime, yaşamıma karışamazsın!
15.05.2013
Reyhanlı'ya Rağmen, 'Savaşa Hayır!'
08.05.2013
Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötülükler
01.05.2013
Taraf dersleri
24.04.2013
Müşrik'in putuna saygı göstermek
10.04.2013
Korkuları yenmek için
03.04.2013
‘Ser’den değil ‘o dil’den vazgeçin
27.03.2013
Demokratikleşerek helâlleşeceğiz
20.03.2013
Ergenekon yaşıyor, savaşıyor
13.03.2013
Çözüme Birlikte Yürüyebilmek İçin
06.03.2013
Hakları taviz sayarsanız...
27.02.2013
‘Bal bal demekle ağız tatlanmaz’
22.02.2013
'Oğlunu Arayan Köpekli Ana'
20.02.2013
Şarap da Olsun Şurup da Örtülü de Olsun Açık da
13.02.2013
Suriye Batağından Çıkmak İçin...
06.02.2013
Birgül A.Güler ile Sırrı Sakık’ın bize tuttuğu ayna
30.01.2013
Derin devletin sığ aklı
24.01.2013
Bir Soru Sormuştum, Cevabı: Hayır (mış)
16.01.2013
Küçük Bir Test Önerisi
09.01.2013
Türkiye Barışa Hazır, Ya Siz Siyasiler?
02.01.2013
2012'nin Özeti: 'Başbakan Ne Söylüyorsa Odur!'
26.12.2012
Başbakan'ın Rektör Kulları
19.12.2012
Taraf'ın Misyonu Neydi?
12.12.2012
Bir Devlet, Üç Dava
05.12.2012
13 + 13 X 100 = 2600 Mem û Zin Örgütü
05.12.2012
Darbeleri araştırmak: Bir zihniyet sorunu
28.11.2012
Kanuni’yi Siz Nasıl Tanırsınız Tayyip Bey?
21.11.2012
'Vatan hainleri' Ülkesinin Ağulu Dili
14.11.2012
Kan tutulmasına dur deyin!
07.11.2012
Açlık grevleri şantaj ise idam tehdidi nedir?
31.10.2012
Ya siz ne yiyorsunuz Sayın Başbakan?
18.10.2012
Mecbur kalınan bir açıklama
17.10.2012
‘Yetmez ama evet’ten ‘Yetti artık hayır’a
10.10.2012
Ama’sız barışçılık, ‘ahmak barışçılar’ ve iktidar
03.10.2012
Boş Meydanlar, Boş Vicdanlar
26.09.2012
Bir Balyozdan Bir Balyoza
19.09.2012
Şeytanlar Ülkesinde Aziz Yaratmak
12.09.2012
12 Eylül’den 12 Eylül’e
05.09.2012
Paniklemiş iktidar tehlikelidir
22.08.2012
Allahu Ekber Nidalarıyla İnsan Boğazlamak
15.08.2012
AKP'nin ve PKK'nin meşruiyet yitimi
08.08.2012
Rojbin... Kürt kızım, öz kardeşim benim
01.08.2012
Pınar Selek Davası Türkiye’nin Aynasıdır
26.07.2012
Başbakan’a bir çift sözüm var: Mi Yavvv!
19.07.2012
'Mağdurum Başbakan, Bi Talimat Ver!'
12.07.2012
Genel ahlak denilen genel yalan
27.06.2012
12 Eylül’e dönüş 'yine hapishane kapılarındayız'
13.06.2012
ÖYM Sınavından Çakanlar
08.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
06.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
31.05.2012
Rahmimizde, kalemimizde dış mihrak arayanlara...
23.05.2012
Riya’yı bırakın! Hepiniz askercilsiniz
16.05.2012
Önce kendi şiddetimizle yüzleşelim
10.05.2012
Mahalleyi yakmak mı, yeniden kurmak mı?
02.05.2012
1 Mayıs’ın ardından Başbakan’a acil şifa dilekleriyle
26.04.2012
Bir Ses, Bir Umut
18.04.2012
Yüzleşmek, Hesaplaşmak, Ödeşmek
12.04.2012
12 Eylül Topu Şimdi Bizde
04.04.2012
Eylül Yarası
07.03.2012
Tek Tip İnsan Yetiştirmek
29.02.2012
'Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Piçiz!'
22.02.2012
Dini Bütün, Kini Bütün Bir Gençlik
16.02.2012
Cemaat, Siyaset, İktidar
25.01.2012
Bizi ayıran ırmak
18.01.2012
Hrant’tan Denktaş’a Devlet
11.01.2012
Kar Değil Kan Kokusu
04.01.2012
İnsansız, Vicdansız, Akılsız...
28.12.2011
Yüzleşmek, Ödeşmek, İyileşmek
22.12.2011
Yalan Dünya Çökerken
14.12.2011
Tarikat, Cemaat, Siyaset
08.12.2011
'Sol Geçmişte Kalmadı mı?'
01.12.2011
Türk Solu
23.11.2011
CHP Dersim’le Neden Yüzleşemez?
16.11.2011
'Molotof Atan Vurulmalı!'
06.11.2011
Altında Kaldığımız Enkaz
26.10.2011
Kardeşlik Kokusu Düşmanlık Ağusu
19.10.2011
Dini Zerdüştlük Olan...
05.10.2011
BDP’nin Güç Seçimi
30.09.2011
Şimdi Hakikat Vakti
21.09.2011
Söz Konusu Barışsa Gerisi Teferruattır
14.09.2011
Darbe,Vesayet, Zihniyet
07.09.2011
Aynı Gemideyiz, Birlikte Batıyoruz
24.08.2011
Her Şeye Rağmen BDP’yi Savunmak
18.08.2011
'Barış Eşekleri Olalım'
10.08.2011
'Hükümete Açık Mektubumdur' -Öcalan-
05.08.2011
Nereye?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8