Oya BAYDAR

T24.Com



Bookmark and Share

Önce kendi şiddetimizle yüzleşelim


16.05.2012 - Bu Yazı 2898 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Uzun süredir başka olaylar, başka konular dolayımında, toplumu saran ve sarsan şiddeti konuşuyoruz. Gündelik olaylar, çatışmalar, söylemler, ifadeler, tartışmalar hep bir şiddet ortamında, şiddetin diliyle sürüyor. Örnek mi? Başbakan şiddet ve tahakküm dili dışında dil bilmiyor, yabancı dil olarak eğreti ve yetersiz öğrendiği dilleri de çoktan unuttu. Devlet, “şiddet tekeli”ne sahip olmanın sağladığı ayrıcalığı fütursuzca ve şehvetle kullanıyor. Yargı, şiddet zihniyetinin uzantısı kararlarıyla adalet yerine şiddet dağıtıyor. Şiddet şiddeti doğuruyor. Uludere’deki kanlı şiddet PKK şiddetine; devletin ezme, yoketme operasyonları yüreklerde patlayan şiddete yol açıyor. Futbol maçları, derbiler şiddetin her türünün boy ölçüştüğü kanlı olaylara dönüşüyor. 1 Mayıs 1977 değerlendirmeleriyle hızlanan sol içi şiddet, devrimci şiddet tartışmaları, şiddeti tartışmak yerine, şiddet dilinin en kötü ve acımasız örneklerini sergiliyor. Yabancısı olduğum twitter dünyası, dolaylı izlediğim kadarıyla şiddet ve saldırganlığın kol gezdiği, insanların birbirinin haysiyetini, onurunu, kimliğini kırmak için elinden geleni ardına koymadığı dilsel ve zihinsel şiddetin üretildiği başlıca ortamlardan biri. Çocuklarının gözleri önünde öldürülen kadınların; töre cinayetine kurban edilen, ya da aralarında öğretmenlerin, üst düzey memurların, emniyet mensuplarının, vb. bulunduğu koca adamların toplu tecavüzüne uğrayan gencecik, küçücük kızların; yakınları tarafından işkenceyle öldürülen bebelerin ülkesi burası.  Hayvanlara yapılan korkunç eziyet haberlerinin insanlara eziyet haberleriyle gölgelendiği bir ülke. Bırakın çok eskilere gitmeyi, 1978-79 Maraş, Çorum, Malatya, 1993 Sivas katliamlarının yaşandığı; her birinde darağaçları kurulan, kan ve işkencenin meşrulaştırıldığı darbelerin ülkesi. Sağ’ın “Devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir” zihniyetinin solda “devlet” sözcüğünün yerine “devrim” sözcüğünün geçirilmesiyle dengelendiği; Türk milliyetçiliğinin “Her Türk asker doğar” beyin yıkamasının Kürt silahlı hareketinde “Her Kürt gerilla doğar”a çevrildiği, sürekli şiddet üretilen cennet vatanımız!

 

Şiddetin binbir yüzü

 

Şiddetin makyajlı makyajsız binbir yüzü, binbir şekli vardır. Şiddet uygulayanların, uyguladıkları şiddeti haklı gösterme ve olumlama gerekçeleri ise tektir: Bir davanın ya da bir kutsalın “yüce çıkarı ve zaferi”. Din uğruna, inanç uğruna, vatan-millet uğruna, devrim uğruna; vatanın, milletin, dinin, ideolojinin, kutsalın, devrimin, örgütün, partinin yüce çıkarları ve zaferi için uygulanan şiddetin hep bir ama’sı olur. Laboratuvarda deney hayvancığını kesip biçen bilim insanı, öldürmek kötüdür ama insanlığı amansız bir illetten kurtaracak ilacın keşfi için ne yazık ki gerekli, diye düşünür. Çocuğunu döven baba, “adam olması için gerekliydi” der. Kız aile kararıyla ölüme götürülürken “içimiz yanıyor ama aile namusumuzu temizlememiz gerek” der cellatlar. Soykırımların, toplu katliamların da, vatan, millet, Allah, din, inanç, ırkın arılığı gibi kavramlarla örtülen ama’ları olur. Saldırgan şiddetle savungan (savunmaya yönelik) şiddet çoğu kez birbiri içine geçer; haklı şiddet-haksız şiddet tartışmaları da öyle.

Sesin yükselmesi, bir tokat, bir yumruk ya da düşmanın, tutsağın, ötekinin kimliğini, kutsalını, değerlerini aşağılamak, dilini, dinini, inancını terk etmeye, değiştirmeye zorlamak şiddetin bir yüzüyse canlının bedenini örselemek, eziyet, işkence, öldürme en çirkin yüzüdür. Şiddet sadece kanla, ölümle ölçülmez, duygusal ve sözel şiddet de aynı yolun yolcusu, aynı ruh ikliminin ürünüdür. Ve işin en sonunda şiddetin her türü ötekini dize getirip zafere ve iktidara ulaşma, elde edilen iktidarı pekiştirme amacında buluşur.

 

İçimizdeki Şiddet

 

Son dönemlerin yüzleşme/hesaplaşma tartışmalarının konusu ne olursa olsun; ister Dersim’i, Ermeni tehcirini/kıyımını, darbeleri, ister İstiklâl Mahkemeleri’ni, 12 Eylülü, Diyarbakır-Mamak cezaevlerini, ister 1 Mayıs olaylarında solun iç şiddetini, ister davadan dönenleri domuz bağıyla bağlayıp diri diri gömen Hizbullah benzeri örgütlerin vahşetini, Maraş’ta, Çorum’da insanların gözlerini oyan, kadınların memelerini kesen, Sivas’ta canları diri diri yakan sağcı-dinci terörü, ya da yedi TİP’li gencin Çatlıgillerin emri ve Kırcıların cellatlığında iple boğularak öldürülmesini, ister Hrant Dink’in katledilişini, ister PKK’deki ve kendine sol diyen kimi örgütlerdeki iç infazları konuşalım, dönüp dolaşıp geleceğimiz yer şiddet olgusu ve şiddete karşı tavrımızdır. Bir yanda davadan döneni vurun emri ve uygulaması, öte yanda devletin ya da burjuvazinin ajanı yaftasıyla hain ilan etme ve infaz pratiği, kendi ama’larına dayanarak gelip aynı noktada buluşurlar. Çok eski ve güç bir tartışma olduğunu biliyorum; ama şiddetin haklısının olamayacağına, benim/bizimkilerin şiddetini meşru görürsek ötekinin şiddetini engelleyemeyeceğimize ve şiddet sarmalında debelenip duracağımıza her geçen gün, yaşadıklarımız ışığında biraz daha inanıyorum.

Geçmişin ve yakın tarihimizin olaylarını, sorunlarını, zihniyetini, ayıplarını, günahlarını her kesimin kendi yönünden ve kendi konumundan hareketle, kendi haklılığından kuşku duymadan deşip yüzleşmeye, heaplaşmaya başladığı şu günlerde, öncelikle her kesimin kendisiyle, kendi içindeki şiddetle yüzleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun Müslüman kesimdeki ilk örneğini 1 Mayıs’ta Antikapitalist Müslüman Gençler grubu ve onlara destek olan özgürlükçü Müslüman solun temsilcileri verdi. Grup adına açıklama yapan İhsan Eliaçık, alana gitmeden önce Fatih Camii’nde namaz kılıp yürüyüşe oradan başlamalarının nedenini 43 yıl önce 6 Filo’yu ve ABD emperyalizmini protesto etmek için toplanan gençlere yönelik kanlı saldırının Fatih Camii’ndeki namazdan çıkanlarca başlatılmış olmasıyla açıkladı. Bu henüz sağda da solda da rastlamadığımız bir yüzleşme, cesur ve namuslu bir özeleştiri ve şiddet reddiydi. Benzeri, diğer kesimlerden gelmedi henüz.

Şu günlerde tarihle, geçmişle hesaplaşma adı altında sürdürülen tartışmalar her kesimin karşısındakiyle, kendi varlığına ve iktidarına engel olarak gördüğüyle hesaplaşması olarak sürüyor büyük ölçüde. İktidarın; 28 Şubat müdahalesiyle, Balyoz ve Ergenekon davalarında simgesini bulan askeri vesayetle hesaplaşmak için gösterdiği heves ve coşkuyu 12 Mart müdahalesi için, 12 Eylül davasının iki diktatör eskisiyle sınırlı kalmaması için, faili meçhuller için, Hrant Dink, vb. davaları için, Uludere katliamı için gösterdiğine şahit olmuyoruz. Yine 80 öncesinin en kanlı olaylarından, cinayetlerinden sorumlu faşizan Ülkücü milliyetçi hareket ise, bireysel istisnalar bir yana, kendi şiddetini sorgulamaya yanaşmıyor, hatta kendi sorumluluğunu o dönemin solunun üstüne atmakta cuntacılarla adeta yarışıyor. Maraş katliamı sırasında ajan provokatör olarak oynadığı rol, olayların ardından devletin kendisini himaye altına alması, yüz operasyonu da gerçekleştirilerek çehresinin ve kimliğinin devlet tarafından değiştirilmesiyle tescil edilmiş milliyetçi-mukaddesatçı kişi, 12 Eylül davasına müşteki ve müdahil olarak katılıp hepimizle kafa bulurken, içinden çıktığı hareketin bugünkü uzantılarından ses çıkmıyor. Geçmişe bugünden bakıldığında hiçbir kesim, hiçbir hareket sütten çıkmış ak kaşık değil, ama kimileri bırakın sütü pisliğe bulanmış durumda ve toplumsal hafızanın unutkanlığında yuğup arınarak aramızda geziyorlar.

Geleceğe yürüyebilmek, şiddet sarmalından kurtulmak ve normalleşmek için, daha önce bir yazıda söylemeye çalıştığım gibi, karşıdakiyle hesaplaşmadan önce kendimizle yüzleşmemiz gerekiyor. Her kesim önce cesaretle kendisiyle yüzleşip özgürleşmeli ki ötekiyle hesaplaşabilsin. Bu konuda bagajı en yüklü olan öncelikle Sünni-Türk sentezli, vesayetçi-Kemalist devlet ile milliyetçi- faşizan sağdır. Yine de kendi mahalleme kıyak atmış olmamak için, bizim eski mahallenin, sosyalist solun şiddetle yüzleşmede başkalarını beklemeden ve suçlamadan adımlardan birini atmasını diliyorum.

Birbirimizi ufalamaya, alçaltmaya, suçlamaya yönelik, bizatihi şiddet içeren tartışmalar, dövüşmeler yerine eşiği atlamak, yenilenmek, geleceğe uzanabilmek için sosyalist solun ve Kürt hareketinin de şiddetle ve örgüt içi şiddet biçimleriyle aynı cesaret ve açık yüreklilikle hesaplaşması gerekmez mi? En azından bir ilk adım olarak dilimizdeki şiddeti, birbirimizi hırpalama şehvetimizi yenemez miyiz?

 

Söylemeden geçmeyeyim

 

Şiddet, önce dil ve düşüncede filizlenir. İlle de gırtlak kesmek ya da vurup öldürmek gerekmez. O en üst noktadır. Şiddet dilinin son birkaç örneği içime umutsuzluk ve kötümserlik yayıyor. Siyasilerin o korkunç atışma/dalaşma dilini kastetmiyorum. Son iki örneğin kahramanlarından biri; müziğinin, dehasının gerçekten hayranı olduğum Fazıl Say. Gerçi Say’ın çıkışlarına, azarlarına, aşağılamalarına alıştık, biraz da dehalar hesapız ve heyecanlı olur diyerek sineye çekmeye çalışıyoruz. Ama Türkiye’yi terketme ve Japonya’ya yerleşme tehdidine karşı Kültür Bakanı’nın “Aman yapma, etme, bizi bırakma” minvalindeki sözlerine verdiği “Bırak zevzekliği” cevabı beni gerçekten aştı. Say, ne yazık ki şiddet dilinin tam ortasından konuşma hakkını kendisinde buluyor. Bunu bireysel bir vaka olarak bir yana bırakalım. Diğer örnek benim açımdan daha önemli. Ömer Laçiner’in t24’te yayımlanan söyleşisindeki dil, hiç beklemediğim bir yerden de geldiği için şaşırttı ve irkiltti. Birgün gazetesi için, BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder için, muhafazakâr kesimden bazı adlar için sarfettiği sözleri içime sindiremedim. Sola rezillik sıfatını yakıştırabilen zihniyet ve onun diliyle Birgün gazetesine paçavra diyen saldırgan dilin kaynağı aynı değil mi? Doğrudur, sol kendi içindeki farklı düşünceleri hazmetmekte hiç başarılı olmadı, iyi sınav vermedik. “Yetmez ama evet” tercihi çevresinde tarafların birbirine karşı tutumları hiç de saygılı ve özgürlükçü değildi. Yetmez ama evet’çiler zelil (aşağılık) olmakla itham edilirken, hayırcılar Ergenekoncu ilan edildi. Ama, “Biz onlarla bu dilde konuşmadık” derken tam da aynı höşgörüsüzlük ve şiddet dilini üretmek o dili kolay kolay terkedemeyeceğimizi de gösteriyor.

Ne dersiniz, önce ben de dahil hepimiz kendimizden ve kendi dilimizden başlasak mı şiddeti aşmaya!

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
20.10.2018
Suudi'nin Kaşıkçı cinayeti, Türk yargısının Osman Kavala cinayeti
10.10.2018
Hapishaneleri boşaltmak mı istiyorsunuz? Biraz hukuk, biraz vicdan yeter
6.10.2018
Partiler siyaseti tükenirken, umut yurttaşta
12.9.2018
Derin ittifakın Cumhuriyet operasyonu
6.9.2018
Şırnak ne kadar Türkiye toprağıysa İdlib o kadar Suriye toprağıdır
30.8.2018
Cumartesi Anneleri, Osman Kavala, tutuklu Kürt siyasetçiler ve diğerleri: “Bizim” ayıbımız, “onların” suçu…
22.8.2018
Onlar içerde yatarken bayram haramdır
15.8.2018
Yerli ve milli Don Kişot'un yel değirmenleriyle savaşı
3.8.2018
Bakan Soylu'ya bir soru: PKK'nın cinayeti zulmünüzü ve hukuksuzluğunuzu aklar mı?
1.8.2018
Eski yapılar yıkılmadan yeni kurulamaz
28.7.2018
Ey AKP Reisi, ey AKP'liler! Bedelli'den elde edeceğiniz kârın bin misli öneriliyor, duydunuz mu?
6.7.2018
Her “idam” dediğinizde bir çocuk daha öldürülüyor
4.7.2018
PKK'nin cinayeti, Soylu'nun rezaleti karşısında susarsak…
1.7.2018
İnce'nin yüzde 30'u, MHP'nin sürprizi, CHP'nin hâli
19.6.2018
Dikkat! Uçurumdan önceki son çıkış
13.6.2018
Kandil'de bayrağı nereye dikeceksiniz? Savaşı seçim sandığına nasıl sokacaksınız?
6.6.2018
Erdoğan haklı; eline kan bulaşan bedelini ödemeli
30.5.2018
Ne “iktidarı nasıl olsa vermez” teslimiyeti, ne “kazandık gitti” kolaycılığı
24.5.2018
Vakit, edebiyle çekip gitme vaktidir
10.5.2018
Millet, 7 Haziran'da da “Tamam” demişti, ne oldu?
4.5.2018
İttifakınızın adı “Kürtlere Geçit Yok” misâkı olsun
26.4.2018
Bir komplo teorisi: Derin devletin Erdoğan'a kumpası mı?
17.4.2018
Dünya Trump'a, Türkiye Erdoğangiller'e kaldığında…
10.4.2018
Bir lokum kaç gencin hayatına bedeldir?
24.3.2018
Fetih'te yağma haktır, işgalin sembolü bayraktır
6.3.2018
"Afrin bizim niremiz olur Abla?"
28.2.2018
Doğma çocuk! Ya ırzına geçilecek ya tabutuna bayrak örtülecek
21.2.2018
Bu kadar kin ve nefreti içinizde nasıl barındırıyorsunuz?
17.2.2018
“Korkma anne, silah sesi değil, kovaya vuruyoruz”
7.2.2018
“Yaşasın Ölüm” diye bağırmadığımız için suçluyuz
31.1.2018
“Ulan ahlâksızlar, vatan hainleri, vicdansızlar, fikir soytarıları!”
21.1.2018
Gaflet ve dalâlet yolundan dönün, yalvarıyorum
18.1.2018
Canan Kaftancıoğlu'nu, “kıçı kirli” siyasete teslim etmeyelim
10.1.2018
Boğaziçi Üniversitesi iyi ki “yerli ve milli” değil
5.1.2018
Acil bir KHK çıkarılmasını talep ediyorum
28.12.2017
Rejimin niteliksel dönüşümü gerçekleşti, demokratik hukuk devleti bitirildi
21.12.2017
Durun! Suriye’den de beter bir adım atmak üzeresiniz
13.12.2017
“Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz ya da hiç dayak yememişsiniz”(x)
7.12.2017
Kediye işkenceye kahrolanlar! Ölüye işkenceyi de görün
28.11.2017
Kürtleri ezmek için acelesi olanlar var
22.11.2017
Bugünkü Soçi Zirvesi’nden ne çıkacak?
15.11.2017
“Amerika gitsin Rusya mı gelsin, Allahsız Gomonistler!”
14.11.2017
Ergenekon’un Avrasyacı maskeyle dönüşü
7.11.2017
Mağdura kimlik soran, zulme ortak olur
20.10.2017
Osman'a kadar uzandıysanız, korkunuz büyük demektir
17.10.2017
Demirtaş’ın Seher’inin şifrelerini ifşa ediyorum
12.10.2017
Şehit cenazeleri gelmeye başlarsa sorumluluk kimin olacak?
4.10.2017
Ayşe Öğretmen’in mahkûmiyeti hukukî ve ahlakî çöküşün aynasıdır
3.10.2017
AKP hata’dan suç’a doğru ilerliyor
28.9.2017
Kimin beka sorunu? Türkiye’nin mi, Erdoğan’ın mı?
23.9.2017
"Bunlar"a sınır ötesi harekât yetkisi vermek, Türkiye'ye kurşun sıkmaktır
18.9.2017
Üç beş kendini bilmez değil, ‘baş’tan ayağa hepiniz
3.9.2017
CHP’nin hafızasını yitirdiği çıkmaz sokak
23.8.2017
Bülent Uluer için: “Bir düğün fotoğrafı”
12.8.2017
Tekçi bağnazlığımızın aynası: Cumhuriyet vakası
1.8.2017
Yine “lotocular” kazandı Sayın Yargıç
19.7.2017
“Ülke ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzü” ihlâl suç değil miydi?
12.7.2017
Demirtaş terörist, Berberoğlu casus, Özlem ajansa 79,5 milyon nedir?
1.7.2017
“Herkes İçin Adalet” diyemezsek, “Kahrolsun Adalet” diyenlere yeniliriz
23.6.2017
Adalet için, Erdoğan-Perinçek zihniyetine karşı yürümek…
17.6.2017
Adalet yürüyüşü Edirne’ye uzanırsa neler olmaz…
6.6.2017
Şimdi ben bu haberi gazeteye nasıl koyacağım Bilge’ciğim?
25.5.2017
Şimdi ben kime hakaret etmiş olacağım?
17.5.2017
Ölmeyin çocuklar! Siz eridikçe toplum çürüyor, vicdan ölüyor
4.5.2017
Acınacak hale gelmeyiniz Sayın Erdoğan?
27.4.2017
Bu halinizle ne bekliyordunuz Beyler!
18.4.2017
Hayır kazandı, şimdi yarınlara bakalım
15.4.2017
Evet veya Hayır sadece siyasî değil ahlakî bir tercihtir
12.4.2017
16 Nisan’dan sonra 17 Nisan
1.4.2017
Hayrettin Karaman işin ruhunu açıkladı, şimdi bin 'hayır’ım var
29.3.2017
Kırmızı çizginizi yanlış çizerseniz, olacağı budur
24.3.2017
“Çocuk istismarcısı, hırsız, terörist 149 gazeteci”
16.3.2017
Hollanda krizinin ardındaki asıl neden
11.3.2017
"Hayır"lı yazılar III: “Bullshit” dış siyasete Hayır
18.8.2015
Şehit cenazelerinde boy gösterenler! Varto sokaklarında sürüklenen çıplak bedeni gördünüz mü?
11.8.2015
Lan Devlet! Bize ne yapmadın ki?
6.8.2015
Bende yalı yok, viski yok, HDP’ye oy verdim; ben neyim?
1.8.2015
Erdoğan, Davutoğlu, Bayık, Karayılan ve diğerleri! İsteseniz bu kirli savaş bir saatte biter
30.7.2015
'Sözde aydınlar' adına, hodri meydan, diyorum
28.7.2015
Çare Türkiye’nin HDP’lileşmesinde
27.7.2015
Çözüm: HDP etrafında kenetlenmek
22.7.2015
Yeter artık! Hangi teröre karşı hangi ortaklık?
13.7.2015
Erken seçimden önce HDP'ye operasyon planı
8.7.2015
Çinli sanıp Koreliyi dövmek, Roboski’de Kürt katırı öldürmek, Artvin’de doğaya ‘koymak’…
2.7.2015
Devletin bölücülük, kin ve savaş nârası
24.6.2015
HDP’ye ayar vermek yerine, destek olmak
10.6.2015
HDP bu toprakların bağrından doğan güzel bir projedir
3.6.2015
Karanlıktan önceki son çıkış: HDP
27.5.2015
HDP’ye ayar verme hakkımız yok, Kürtlerden özür borcumuz var
21.5.2015
Yahu, kim kimi asıyor? Bilelim de engel olalım
19.5.2015
İdam cezasını savunmak bile insanlık suçudur
14.5.2015
Biz orada yoktuk ama sizler tam takım oradaydınız Sayın Özkök!
8.5.2015
Kamp Armen’e reva görülen, devletin ve AKP’nin aynasıdır
6.5.2015
Tayyip Bey’in paralel partisi
29.4.2015
Cin şişeden çıkınca
23.4.2015
Soykırım kadar ağır vicdan kırımımız
13.4.2015
'330 milletvekili için kaç şehit gerek?'
11.4.2015
Bir bilmece: Bu suç duyurusu kimi hedefliyor?
06.04.2015
Berkin'in elindeki ekmek, Yasin'in elindeki kurban eti
02.04.2015
HDP Türkiye partisi olursa…
25.03.2015
Korkulan provokasyon ‘Sürecin Mimarı’ndan geldi
20.03.2015
Kozmik Oda'nın esrarı
12.03.2015
Vezir edenler rezil de ederler, zavallı Hakan Fidan
08.03.2015
Kadınlar! Kendimizi bu adamlara kullandırmayalım
05.03.2015
Demirtaş’ı yıpratma projesine dikkat!
26.02.2015
IŞİD’den türbe kaçırma opereti: Hamaset, heyecan, yalan…
19.02.2015
Bebelerden katil yaratan eril iktidar
18.02.2015
Muktedir erkekliğin tecavüzcü fıtratı
11.02.2015
Vietnam’dan Türkiye’ye: Kutsal yaratmak, kutsalı kullanmak
25.01.2015
Hrant’ın Arkadaşları, CHP ulusalcılığı, Ergenekon’la flört
15.01.2015
İslamla terör yan yana gelemez (mi?)
09.01.2015
Tayyip Erdoğan’ın AKP’ye darbesi
03.01.2015
İsteyene Noel Baba, isteyene Cübbeli Hoca
31.12.2014
2014’ün en kullanışlı jokeri: Paralel yapı
25.12.2014
Zaman'ı, Cumhuriyet'i, Odatv'yi savunmak
19.12.2014
AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken
10.12.2014
“Halk için halka rağmen”den, “İsteseler de istemeseler de”ye...
07.12.2014
İki tane aklıselim baayan, heyecan yaparak kapıdan giriş yaptılar...
03.12.2014
İşçiler: Ya ölün, ya aç kalın! - Kadınlar: Ya ölün ya erkeğe kul olun!
26.11.2014
Aydın kötücüllüğümüzün kaynağı
18.11.2014
Dersim: Ulusal vicdanın yarası, siyasetin yüz karası...
05.11.2014
Paşa paşa darbe yapanlardan şaşa şaşa darbe yapanlara
30.10.2014
Adını Cumhur(iyet) koyduk
20.10.2014
AKP’nin Türkiye’ye ve kendine ihaneti
11.10.2014
S.O.S! Acilen, herkes bir adım geriye...
07.10.2014
Kobane düştü düşecek, aceleniz ne?
01.10.2014
Aklı ve ahlâkı “şey”inde olan adamlar
24.09.2014
Sınırlarımızı Kürtler koruyor, farkında mısınız?
11.09.2014
CHP Bekaroğlu ile sağa değil sola açılır
03.09.2014
Hoyratlaşıyoruz, kötücülleşiyoruz, çirkinleşiyoruz
27.08.2014
Şaşkın ördek kıçtan dalar
20.08.2014
Demirtaş CHP’ye başkan olduğunda...
13.08.2014
“Edepsiz” bir kadından “aşağılık” düşünceler
06.08.2014
Neden mi Demirtaş?
30.07.2014
Bayram değil; kan, zulüm, kıyım günleri
16.07.2014
Sandığa 'adam gibi, tıpış tıpış' gitmeyeceğim!
02.07.2014
Ben cumhurbaşkanı adayımı buldum, darısı başınıza
26.06.2014
Darbecilerden kahraman yaratmayı başaranlara…
11.06.2014
Keşke Gezi zekâlı bir başbakanımız olsaydı...
04.06.2014
Gezi’deki çocuklar Dağ’daki çocuklarla buluşunca...
28.05.2014
Okmeydanı analarından, Dağ’a giden çocukların analarına...
22.05.2014
Soma’da, uygulamalı Das Kapital dersleri
18.05.2014
H...S...! Fıtratınız batsın, birbirinize müstahaksınız!
15.05.2014
Acımızı da suçumuzu da ortaklaştıralım
14.05.2014
Benim cumhurbaşkanım cadı avına çıkmaz
08.05.2014
İdamı savunmak insanlık suçudur
30.04.2014
'Millî irade' kimin iradesidir?
24.04.2014
Teslim olma Türkiye! Erdoğan’a mahkûm değiliz
15.04.2014
2.Cumhuriyet'e doğru:III Hâlâ umut var mı? Nerede?
10.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru II: Geçiş neden bu kadar sancılı?
09.04.2014
2. Cumhuriyet’e doğru I: Seçimin ardından hasar ziyan tespiti
26.03.2014
Her koyun kendi bacağından, her seçmen kendi oyundan asılır
19.03.2014
Çözüm sürecini Kürtlerin sırtına yükleyip kurtulduk!
12.03.2014
Aklını, ahlakını, vicdanını yitirmiş muktedirler! O çocuğu öldürdünüz...
27.02.2014
Manidar pislikler, pis manidarlıklar
18.02.2014
28 Şubat’ın Fadime'sinden Kabataş'ın Zehra'sına, örtülü kadının istismarı
13.02.2014
Bir gün yargılandığınızda, umudu öldürmekten hüküm giyeceksiniz
06.02.2014
Cemaat darbeci, muhalifler hain, Erdoğan mağdur, Ergenekoncular kahraman!..
29.01.2014
Siz hangi 'paralel'de(n)siniz?
16.01.2014
Sade vatandaştan naçizane uyarılar
09.01.2014
'Peki, biz bu kadar b.ku neden yedik Ağam?'
04.01.2014
Cumhurbaşkanlığı korkuluk değildir Sayın Gül
02.01.2014
Adalete hile karışırsa suç meşrulaşır
25.12.2013
Ne Cemaat ne Hükümet, bu çürümüş devlet...
12.12.2013
Özürsüz terbiyesizler!
11.12.2013
Erdoğan’ın zindanı, ya da Kedi bir yerini görmüş...
05.12.2013
AKP ile Cemaat’in devleti ele geçirme savaşı
27.11.2013
Muhafazakâr ulema! Kadın cinayetlerinde parmak izleriniz var...
21.11.2013
Diyarbakır düğün meydanındaki hançer
13.11.2013
Anıtkabir’de 1 milyon insan
08.11.2013
Ahlakı iki bacak arasına sıkıştıranlara aşkla cevap verin
23.10.2013
Bebelerin geleceğine ipotek koymayın beyler!
16.10.2013
Kanlı bayram
09.10.2013
AKP demokrat değil, doğru; peki 'biz' ne kadar demokratız?
02.10.2013
Ne kabaq ne devrim; kazanımların kerhen tescili
25.09.2013
Demokratik muhalefet boşluğunun çaresizliği
19.09.2013
Devlet dersinde öldürülen ve öldürülecek çocuklara...
04.09.2013
Erdoğan, Obama, durun! İntihara koşuyorsunuz
31.08.2013
1 Eylül öncesinde Obama’ya, Erdoğan’a, Esad’a sesleniyorum
30.08.2013
Suriye yangınını kundaklayanlara...
22.08.2013
Gezi ve Çarşı, darbeye karşı (mı?)
16.08.2013
'Şeyinin şeyini şey ettiğimin şeyi'
08.08.2013
Ergenekon var mı?
31.07.2013
Okurlarla dertleşme: Köşe yazarının iktidarı
25.07.2013
Kürdistan Kürtlerindir
18.07.2013
Tarihin vakti çok, bizim yok
12.07.2013
Darbe karşıtlığı demokratlık için yeterli midir?
04.07.2013
“Bir yanım Taksim, bir yanım Lice”
26.06.2013
Suç duyurum bâkidir: Ayaklar ne zaman baş oldu?
20.06.2013
Bu bir ihbar mektubu: Suç duyurusunda bulunuyorum
16.06.2013
Direniş meşruiyetini ve desteklerini yitirmemeli
14.06.2013
Kurtlar Vadisi’ne sığınan Başbakan
12.06.2013
Sonun başlangıcına doğru...
05.06.2013
Karizma çizildi, büyü bozuldu
22.05.2013
İnancıma, bedenime, yaşamıma karışamazsın!
15.05.2013
Reyhanlı'ya Rağmen, 'Savaşa Hayır!'
08.05.2013
Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötülükler
01.05.2013
Taraf dersleri
24.04.2013
Müşrik'in putuna saygı göstermek
10.04.2013
Korkuları yenmek için
03.04.2013
‘Ser’den değil ‘o dil’den vazgeçin
27.03.2013
Demokratikleşerek helâlleşeceğiz
20.03.2013
Ergenekon yaşıyor, savaşıyor
13.03.2013
Çözüme Birlikte Yürüyebilmek İçin
06.03.2013
Hakları taviz sayarsanız...
27.02.2013
‘Bal bal demekle ağız tatlanmaz’
22.02.2013
'Oğlunu Arayan Köpekli Ana'
20.02.2013
Şarap da Olsun Şurup da Örtülü de Olsun Açık da
13.02.2013
Suriye Batağından Çıkmak İçin...
06.02.2013
Birgül A.Güler ile Sırrı Sakık’ın bize tuttuğu ayna
30.01.2013
Derin devletin sığ aklı
24.01.2013
Bir Soru Sormuştum, Cevabı: Hayır (mış)
16.01.2013
Küçük Bir Test Önerisi
09.01.2013
Türkiye Barışa Hazır, Ya Siz Siyasiler?
02.01.2013
2012'nin Özeti: 'Başbakan Ne Söylüyorsa Odur!'
26.12.2012
Başbakan'ın Rektör Kulları
19.12.2012
Taraf'ın Misyonu Neydi?
12.12.2012
Bir Devlet, Üç Dava
05.12.2012
13 + 13 X 100 = 2600 Mem û Zin Örgütü
05.12.2012
Darbeleri araştırmak: Bir zihniyet sorunu
28.11.2012
Kanuni’yi Siz Nasıl Tanırsınız Tayyip Bey?
21.11.2012
'Vatan hainleri' Ülkesinin Ağulu Dili
14.11.2012
Kan tutulmasına dur deyin!
07.11.2012
Açlık grevleri şantaj ise idam tehdidi nedir?
31.10.2012
Ya siz ne yiyorsunuz Sayın Başbakan?
18.10.2012
Mecbur kalınan bir açıklama
17.10.2012
‘Yetmez ama evet’ten ‘Yetti artık hayır’a
10.10.2012
Ama’sız barışçılık, ‘ahmak barışçılar’ ve iktidar
03.10.2012
Boş Meydanlar, Boş Vicdanlar
26.09.2012
Bir Balyozdan Bir Balyoza
19.09.2012
Şeytanlar Ülkesinde Aziz Yaratmak
12.09.2012
12 Eylül’den 12 Eylül’e
05.09.2012
Paniklemiş iktidar tehlikelidir
22.08.2012
Allahu Ekber Nidalarıyla İnsan Boğazlamak
15.08.2012
AKP'nin ve PKK'nin meşruiyet yitimi
08.08.2012
Rojbin... Kürt kızım, öz kardeşim benim
01.08.2012
Pınar Selek Davası Türkiye’nin Aynasıdır
26.07.2012
Başbakan’a bir çift sözüm var: Mi Yavvv!
19.07.2012
'Mağdurum Başbakan, Bi Talimat Ver!'
12.07.2012
Genel ahlak denilen genel yalan
27.06.2012
12 Eylül’e dönüş 'yine hapishane kapılarındayız'
13.06.2012
ÖYM Sınavından Çakanlar
08.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
06.06.2012
Vicdanın isyanı: Yeni bir muhalefet için
31.05.2012
Rahmimizde, kalemimizde dış mihrak arayanlara...
23.05.2012
Riya’yı bırakın! Hepiniz askercilsiniz
16.05.2012
Önce kendi şiddetimizle yüzleşelim
10.05.2012
Mahalleyi yakmak mı, yeniden kurmak mı?
02.05.2012
1 Mayıs’ın ardından Başbakan’a acil şifa dilekleriyle
26.04.2012
Bir Ses, Bir Umut
18.04.2012
Yüzleşmek, Hesaplaşmak, Ödeşmek
12.04.2012
12 Eylül Topu Şimdi Bizde
04.04.2012
Eylül Yarası
07.03.2012
Tek Tip İnsan Yetiştirmek
29.02.2012
'Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Piçiz!'
22.02.2012
Dini Bütün, Kini Bütün Bir Gençlik
16.02.2012
Cemaat, Siyaset, İktidar
25.01.2012
Bizi ayıran ırmak
18.01.2012
Hrant’tan Denktaş’a Devlet
11.01.2012
Kar Değil Kan Kokusu
04.01.2012
İnsansız, Vicdansız, Akılsız...
28.12.2011
Yüzleşmek, Ödeşmek, İyileşmek
22.12.2011
Yalan Dünya Çökerken
14.12.2011
Tarikat, Cemaat, Siyaset
08.12.2011
'Sol Geçmişte Kalmadı mı?'
01.12.2011
Türk Solu
23.11.2011
CHP Dersim’le Neden Yüzleşemez?
16.11.2011
'Molotof Atan Vurulmalı!'
06.11.2011
Altında Kaldığımız Enkaz
26.10.2011
Kardeşlik Kokusu Düşmanlık Ağusu
19.10.2011
Dini Zerdüştlük Olan...
05.10.2011
BDP’nin Güç Seçimi
30.09.2011
Şimdi Hakikat Vakti
21.09.2011
Söz Konusu Barışsa Gerisi Teferruattır
14.09.2011
Darbe,Vesayet, Zihniyet
07.09.2011
Aynı Gemideyiz, Birlikte Batıyoruz
24.08.2011
Her Şeye Rağmen BDP’yi Savunmak
18.08.2011
'Barış Eşekleri Olalım'
10.08.2011
'Hükümete Açık Mektubumdur' -Öcalan-
05.08.2011
Nereye?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8