Pelin CENGİZ

pelincengiz@gmail.com



Bookmark and Share

Krizden Yeşiller de ders çıkardı


25.10.2012 - Bu Yazı 3440 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Krizden Yeşiller de ders çıkardı

CEM ÖZDEMİR  2008’den bu yana Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı olan Cem Özdemir, 1981’den itibaren partide çeşitli görevlerde bulundu. 1994-2002 arasında Almanya Federal Meclisi’nde milletvekili, 2004-2009 arasında Avrupa Parlamenteri olan Özdemir, gelecek yıl yapılacak genel seçimler için Stuttgart‘tan doğrudan milletvekili adayı seçildi. SPD/Yeşiller koalisyonunun Almanya’da iktidara gelmesi halinde, Cem Özdemir’in kurulacak yeni hükümette önemli bir görev almasına kesin gözüyle bakılıyor.


Avrupa’daki krizin çözümünde Almanya en önemli aktörlerden biri. Krizdeki Avrupa ülkelerine yardım için çabalayan en görünürdeki başkent Berlin. Ancak, zordaki ülkelere dayattığı kemer sıkma politikaları nedeniyle Almanya’da iktidarda olan muhafazakâr koalisyon hükümeti pek sevilmiyor. 2013’teki genel seçimlerde Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Hür Demokrat Parti koalisyonunun sona ereceği tahmin ediliyor. Yeşiller Partisi’nin Sosyal Demokratlar (SPD) ile hükümet kurması halinde Avrupa’da dengelerin değişeceği bir döneme girilecek. Almanya’da dört eyalette SPD ile iktidarda olan Yeşiller, Alman ekonomisinin en güçlü olduğu eyaletlerden Baden- Württemberg’de tek başına iktidar. Yeşil/SPD koalisyonu ise, kazanırsa, ikinci defa federal hükümet kuracak ve bu kez yönetecekleri Almanya, krizdeki Avrupa’nın gözünün üzerinde olduğu bir Almanya olacak. Yeşiller’in sadece Almanya’nın sorunları değil, Avrupa’nın krizi için de reçeteleri var. Yeşil ekonomi kavramının en iyi uygulamalarına sahne olan Almanya’nın etkin siyasetçilerinden Yeşiller Eşbaşkanı Cem Özdemir ile krizi konuştuk. 1998-2005 arasında iktidar ortağı oldukları dönemde alınan finansal deregülasyon kararlarıyla ilgili bugün özeleştiri yaptıklarını ifade eden Özdemir, Yeşiller’in kriz reçetesini anlattı...
 

Almanya’da seçimlere bir yıl var. Avrupa’nın içinde bulunduğu krizde Yeşiller olarak öne çıkaracağınız ilk üç madde ne olacak? Neleri konuşacaksınız?

Şüphesiz vatandaşın gündemi dışındaki konuları gündeme getirmek mümkün değil. Halkın yüzde 15’ini temsil eden bir parti için gerçek dışı bir yaklaşım olur. Avro krizi istesek de istemesek de gündemimizi bir şekilde belirliyor. Seçim kampanyamızı da belirleyecek konulardan biri. Mecliste kararlar oybirliği ile alındı. Ancak, Merkel Hükümeti, kendi koalisyonundaki çatlak seslerden dolayı Avrupa ile ilgili kararlarda sonuçta kendi salt çoğunluğunu sağlayamaz oldu. Biz muhalefet olarak Avrupa dostu olduğumuz için parti politikası yapmadan Avrupa’yı düşünerek hareket ettik. O açıdan hükümete veryansın etmek biraz zor oluyor. Eleştirdiğimiz şey “her şey yanlış” şeklinde değil, alınan kararlar “geç ve yetersiz kalıyor” şeklinde. Buradan bir seçim kampanyası yapmak çok kolay değil. Çünkü, çok sofistike bir eleştiri gerekiyor. Bunu meydanlarda ajitatif cümlelerle anlatmak mümkün değil. Çünkü, Avrupa konusu buna uygun bir konu değil. Burada daha çok sağduyu mesajının ön planda olması gerekiyor. Vermeye çalıştığımız mesaj şu: Merkel korkarak hareket ediyor, yapılması gerekeni hep gecikme ile ve eksik yapıyor. Too little too late. (Çok az çok geç) Biz ise hem solidarity (dayanışma), hem solidity (sağlamlık) ikilisi çerçevesinde hareket etmek istiyoruz. Yunanları hedef göstermekle bir yere varılamayacağını gördük. Artık kabul edildi, Yunanistan Avro Bölgesi’nde kalacak. Bunu 2.5 yıl önce söyleselerdi, milyarlarca avro parayı boşuna harcamış olmazdık. Yunanistan da böyle bir süreçten geçmezdi.

İlk madde tüm Avrupa’nın meselesi bir anlamda. Diğerleri neler?

İkinci konu enerji politikaları. Ekonomiyi yeşillendirme çerçevesinde en önemli konu enerji politikası. Birinci hedefimizi başardık: Nükleer santralleri kapatma. İkinci hedef bundan sonra Almanya’nın enerjide nereye doğru gideceğini belirlemek. Hükümetle ciddi görüş ayrılığımız var. Şunu unutmamak gerekiyor, nükleer santralleri kapatma kararı alan hükümetle, bu santrallerin daha önce kullanım sürelerini uzatmak isteyen aynı hükümet. Sadece konjonktürden ötürü karar değiştirdiler. Ama kafalar değişmedi. Sermayenin önemli bir kısmının ve kamuoyunun değişiminden ötürü buna ayak uydurmak zorunda kaldılar ama gidişatı her fırsatta baltalamaya çalışıyorlar. Bunu konu edeceğiz ve istikrar mesajı vereceğiz. Yeşiller olarak sermayede istikrarı savunuyoruz. Zikzaklarla enerji politikası yapılamaz. Böyle bir enerji politikası ile kim nasıl yatırım yapacak? Enerji politikası konusunda uzun vadeli konsept oluşturalım ve herkes nereye yatırım yapacağını bilsin.

Gündeminizin üçüncü maddesi nedir?

Üçüncü büyük konu sosyal adalet. Sosyal adalet derken, klasik sol söylemin ötesinde bir sosyal adaletten söz ediyoruz. Sol partideki arkadaşlarımız “Ne kadar fazla yoksul kesimlere yatırım yaparsak ve sosyal yardımı yükseltirsek toplum o kadar eşit olur” yaklaşımıyla hareket ediyor. O da önemli. Biz en az onun kadar, belki ondan daha önemli olan institution matters (kurum önemlidir) diyoruz. Neoliberal mantrasının devlet küçülsün, devlet okullara, güvenliğe, kütüphanelere yatırımı azaltsın, vergileri düşürsün felsefesi bugün duvara çarptı. Bunun ne kadar yanlış sonuçlara yol açabileceğini gördük. Mesela, bizim iş saati konusunda Çin ile Hindistan ile rekabet etme imkanımız yok. Sosyal devletiz ve bundan vazgeçmek istemiyoruz. Bu konuda muhafazakâr arkadaşlarımız bile bizimle hemfikir. En iyi ürünleri üreterek, Made in Germany konusunda birinci kalmalıyız. Bunun için de patentte bir numara kalmalıyız, bunun için de eğitimde bir numarada kalmalıyız. Almanya eğitimde ideolojik hatalardan ötürü bazı konularda geç kaldı. Almanya’da, Fransa ve İskandinav ülkelerine kıyasla hem çalışıp hem çocuk yetiştirmek hâlâ bir çelişki ne yazık ki. Kadınları çok iyi eğitiyoruz, başarı açısından çok ileriler ama kadın çocuk yaptığında iş bulmakta zorluk çekiyor. Yarım gün çalışıyor, bu durumda emekli maaşı düşük oluyor. Maaşı ihtiyacını karşılamıyor ya da işveren tam gün çalışan birini almayı tercih ediyor. Kadının tam gün çalışması için yuvaya ihtiyaç var, ülkede yaygın şekilde yuva yok. Bunu çok önemsiyoruz. Almanya bu konuda geç kaldı. Sözde aile ve çocuk dostu olduğunu iddia eden muhafazakâr partiler, okulların tam gün eğitim yapmasını engellemekle çocuk sayısını en düşük hale getirdi. İskandinav ülkelerinde Almanya’ya nazaran hem çocuk sayısı daha fazla hem de kadınların çalışma oranı yüksek. Sosyal adalet gündeme geldiğinde, yuva sayısını arttırmak, tam gün eğitime geçmek, daha eşit şartlarda eğitim sistemi vermek, yabancı kökenli çocukların okullardaki başarı oranını yükseltmek konularımız arasında. Ana tartışma konularımız bunlar. Bir konu da asgari ücret meselesi. Şu anda Avrupa’da Almanya asgari ücret uygulamayan neredeyse tek ülke. Anglosakson ülkelerinde bile asgari ücret var, Almanya’da yok. Sermaye de bunu istiyor ancak, siyaset buna engel oluyor. O da önemli konulardan bir tanesi.

Almanya, krizde önemli bir aktör haline geldi, zaman zaman çok eleştiri aldı. Sizin hükümeti en çok eleştirdiğiniz konu nedir?

2001’den sonra Türkiye’nin bankacılıkta aldığı kararları, biz örnek kararlar olarak görüyoruz. Yunanistan gibi ülkeler maalesef, benzeri kararları almadıkları için korkunç bir süreçten geçiyor. İspanya, bankaları kurtarmak için gırtlağa kadar borca girdi. İspanya’nın borçlanma oranı Almanya’dan daha düşüktü, bunu Almanlar bilmez. Almanya’da krizi okuma tarzı şöyle: Bu bir borçlanma krizi. Devletler borçlandı, ondan ötürü kriz yaşıyoruz. Bu kısmen doğru ama krizin tamamını açıklamıyor. Krizin bir diğer yüzü de, bunu iktidardaki muhafazakar arkadaşlarımız görmezden gelmeye çalışıyor, neoliberal dönemdeki deregülasyonlar. Finansal piyasaların tamamen özgür bırakılması, denetlenmemesi. Burada özeleştiri yapıyorum, biz de o süreçten nasibimizi aldık iktidardayken. Bizim de kararlarımız o çerçevede yorumlanmalı. Bunu bir özeleştiri olarak söylüyorum. 1998- 2005 arasında kısmen iktidardaydık. Herkesin özeleştiri yapması gerekiyor, aksi takdirde krizi yanlış okumuş oluruz. Borçlanma derken, sadece devlet borçlanması değil. Devletler, bankaları kurtarmak için borçlandı, onu söylemiyorlar. Benzeri bir krizi yaşamamak için bankalara bakmak zorundayız. Dilimizde tüy bitti, bir bankacılık denetleme mekanizması kurulsun diye... Daha yeni Almanya bankacılık denetimini kabul ediyor. Hâlâ binbir bahane uydurarak geciktirmeye çalışıyor. Bu ulusdevlet çapında çözülecek bir iş değil. Bir banka vergisi kondu, bu banka vergisinden toplanarak biriken paralar, 100 yıl sonra ancak benzeri bir krizin maliyetini kapsayacak büyüklükte olacak. Bu hızla hiçbir krize cevap veremeyiz. Bunu ancak AB himayesinde çözebiliriz. Çünkü bunlar artık uluslararası bankalar.

Fransa’nın ve Akdeniz ülkelerinin savunduğu şey, fiscal union (mali birlik). Yeşiller olarak buna evet diyoruz. Bu olmadan krize bir cevap mümkün değil. Almanya ise political union (siyasi birlik) diyor. Buna bazı arkadaşlar mesafeli yaklaşıyor. Geleneklerinde ulus-devletin üzerinde bir Avrupa Parlamentosu’nun, Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa Konseyi’nin söz hakkı olması yok, gerektiğinde onlara müdahale edebilmesi alışkanlıklarının dışında ve ters geliyor. Şu bir gerçek ki, ikisi aynı anda olmadan hiçbiri olmaz. İkisine de aynı anda ihtiyacımız var. Hiçbir Alman Hükümeti, “Alman kredisini al istediğin gibi kullan” demez. Ama Alman kredi kartı bir şekilde bu işin içinde olmadan da bu kriz çözülemeyecek. Madem ki kredi kartı istiyorsunuz, o zaman nasıl karar verileceğini, kimin karar vereceğini, kimin söz hakkı olacağını, gerektiğinde devletler parayı yanlış ve kötüye kullandığında Brüksel’in müdahale etme hakkının nasıl olacağını belirlemek lazım. Bunlara cevap verilmeden bu iş çözülemez. Bu konularda daha fazla Avrupa’ya ihtiyacımız var. Bütçe kontrolü konusunda aynı hataların tekrarlanmaması için mutlaka bir Avrupa Maliye Bakanı’na ihtiyaç var. Komiserlerden biri Maliye Komiseri olsun, bütçeleri denetlesin, müdahale etme hakkına sahip olsun. Bunu kabul etmeden krizden çıkamayız, alınan kararlarla zaman kazandık, krizi daha çözmedik.

“Yeşiller olarak ekonomi politikalarıyla ilgili özeleştiri yaptık” dediniz. Parti programınızı geçmişten aldığınız derslerle yeniden düzenlediniz mi?

Tabii. Bunun bir parçası mesela zenginlerin vergilendirilmesi. Fransa’nın yapmaya çalıştığı yüzde 75 vergi tartışılır. Aşırı uçlara gitmeden gerçekçi olmak lazım. Fransa’nınki popülist bir karar. Zengin Fransızların Belçika’ya kaçması ile çok fazla bir şey kazanılmış olmuyor. Bu gerçeği yansıtan bir vergi olmalı. Yine AB resmi içinde, Avrupa seviyesinde bir zenginler vergisi düşünüyoruz. Bu 10 yıl gibi geçici bir süre olabilir, yılda 1 milyon avrodan fazla kişisel geliri olan zenginlerden vergi alınabilir. Bu para da Fransa’da tarıma yatırılmasına ya da İspanya’da daha fazla yol yapılmasına harcanmamalı. Bizi bu krize iten projelerden ziyade borçları azaltmaya yönelmeli. Yatırım yapılacaksa da teknolojiye, yenilenebilir enerjiye, alternatif ulaşıma yönelik yatırım yapılmalı. Gideri azaltacak, geliri arttıracak projeler olmalı, sürdürülebilir yatırımlar olmalı. Orada da özeleştiri yapıp, aynaya bakıp parayı verimli şekilde kullanmalıyız. Almanları ikna etmek istiyorsak, paranın bundan sonra farklı yatırımlara yatırılacağını göstermek zorundayız. Yunanistan’daki işsizlik bizim de sorunumuz olmalı, biz bunu meydanlarda söylüyoruz. Bu bizim de ayıbımız diyoruz. Yunanistan’ın aşırı uçlara gitmesi bizim için de bir sorun. Buna ilgisiz kalmak çok yanlış olur. Onun karşılığında vatandaş haklı olarak şunu söylüyor: Para bundan sonra da benzeri şekilde harcanacak mı? Haklılar. Dayanışma ama ne için dayanışma? Bunu biraz daha konuşmalıyız.

Hükümetler arasında bu konuda henüz bir konsensüs yok...

O da ulus-devlet çerçevesinde çözülecek bir konu değil, yine bunun adresi Brüksel. Kriz yönetimi iyi değil çünkü optimal bir senaryoda vergiler akmakta, yabancı para Almanya’ya geliyor, faizler sıfır hatta sıfırın altında. Almanya hâlâ böyle bir durumda borç yapıyorsa, bu ileriye dönük büyük bir ipotek. Almanya’nın 2 trilyon avro borcu var. Bu da korkuyorum ki, iktidara gelirsek bizim başımıza patlayacak. Resesyona gidiyoruz ve resesyonda yatırım yapmak gerekiyor. Ama hangi parayla yapacağız?

Yeşiller, SPD ile koalisyon yapmayı planlıyor. Politikalarınız SPD ile ne kadar kesişiyor?

Banka reformu konusunda, sosyal devlet ve çevre politikalarında birbirimize yakınız. Dış politika ve AB konusunda örtüşüyoruz. Ciddi uyuşmadığımız alanlar da var. Sosyal Demokratlar, Almanya’da “kömür” partisidir. Sendika eşittir kömür eşittir sosyal demokrat. Bu onların genlerinde var ve kolay kolay değişmiyor. Kömürün olduğu eyaletlerde onlar için bu neredeyse kutsal. Nükleere karşısınız, neden kömüre de karşı değilsiniz? Şeytanın karşısına başka bir şeytan getirmek kimseye bir şey kazandırmıyor. Burada uzlaşamıyoruz. Ulaşım konusunda benzer sorunlar yaşıyoruz. Hatta bazen onlarla dalga geçiyoruz, “Siz betona tapıyorsunuz, nehir olmayan yere bile köprü yapıyorsunuz” diyoruz.

Kriz dönemleri yeşil yatırımları sekteye uğratıyor. Aslında bugünlerden geleceğe hazırlık yapmak gerekmiyor mu?

Enerji fiyatları ne yaparsak yapalım yükselecek, Çin ve Hindistan gibi ülkeler nedeniyle ihtiyaç artıyor, kaynaklar azalıyor. Buna hazırlanmamak aptallıktan başka bir şey değil. Sermaye bunu çok iyi anlıyor, ona göre bugün yatırımlarını enerji tüketimi azaltmaya yönelik olarak yapıyor. Biz bunu zorlayarak hızlandırmak istiyoruz, zorlama olmadan yapanlar da var. Kimya sanayicisi sektör temsilcisini bir toplantımıza davet etmiştik. Toplantıda şunu şöyledi: “Bugün geldiğimiz noktayı size borçluyuz, size kıza kıza fabrikaları modernize ettik ve dünyada en son teknolojiyi satıyoruz.” Yasalar sertleşti ve bugün en modern kimya fabrikaları bizde.

 

pelincengiz@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.06.2019
23 Haziran'da sandığa giderken İstanbul ile ilgili hatırlamanız gerekenler
10.06.2019
Hasankeyf'te betona gömülen sizin hikayeniz, hepimizin hikayesi...
5.06.2019
İnsanlığın nefes alamaz hale getirdiği Dünya’nın Çevre Günü
27.05.2019
Üçüncü köprünün ortağı batık Astaldi'ye İtalyan Salini Impregilo talip
23.05.2019
Havada bekleme süreleri yakıt maliyetini artıracak, THY’yi zarar ettirecek
20.05.2019
Uçak inemeyen havalimanı, çatlayan nükleer inşaatı, su tutamayan Ilısu Barajı
16.05.2019
AKP’nin yangında ilk kurtaracağı sektör: Ekonominin kara deliği enerji şirketleri
12.05.2019
Her şey çok hızlı yok olacak: Ya yokoluş ya isyan
8.05.2019
Saray’ın Nükleer Düzenleme Kurulu ve KHK’lı nükleer denetimsizliğimiz
6.05.2019
Bir çağ yangını: Kapitalosen
29.04.2019
Kim yalan söylüyor? TÜGVA mı yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi?
22.4.2019
'Victor Hugo, Notre Dame bağışçılarına teşekkür eder, aynı ilgiyi Sefiller için de bekler'
10.4.2019
Hep bu başımıza gelenler su'dan sebepler
3.4.2019
Yerel seçim sandığını yeşillendirenler
31.3.2019
'Bazı özel müşteriler hakkında yorum yapamıyoruz...'
25.3.2019
Bir beka sorunu olarak Varlık Fonu
17.3.2019
Atatürk Havalimanı'nın radar sistemi bilerek eksik bırakıldı
10.3.2019
İmamoğlu'nun 'Yürü be İstanbul'undan Yıldırım'ın yeşil vadilerine
7.3.2019
Nasıl bir kent istediğinizi hiç düşündünüz mü?
17.2.2019
AKP'nin tarımsızlık politikası tanzimden size el sallıyor
13.2.2019
Tanzim satış teferruat, tehlikenin büyüğü Hal Yasası'nda
11.2.2019
'Kendini ihbar et, mezarınla barış' affı
3.2.2019
Havasını kirlettiğin kentleri bezle temizleyebilir misin AKP?
30.1.2019
İklim değişir Akdeniz olmaz, Akdeniz'de hortum olur, fırtına olur
28.1.2019
Devrim mi görmek istiyorsunuz? O halde gençlerin iklim yürüyüşüne bakın
23.1.2019
Milyonların iklim krizi, Davos elitlerine iş fırsatı
21.1.2019
Poşet paralı olunca betoncular çevreci mi oldu?
13.1.2019
Orman morman ne varsa kesip atanları tanıyalım mı?
2.1.2019
Poşetleri paralı yaparken, ülkeyi plastik çöplüğüne çevirmek
30.12.2018
10 maddede Türkiye'nin 2018 ekoloji gündemi
23.12.2018
Bir soru: Üçüncü havalimanı hiç kullanılamayacak olabilir mi?
20.12.2018
Çiftçinin zaferi: Tabaktaki diktaya karşı birleşmek
12.12.2018
Kadınlar iklim politikalarında 'biz de varız' dedi
9.12.2018
İklim değişikliği: Çok fazla, çok yakın
5.12.2018
Sinop'ta kesilen 650 bin ağacın ahı tutsun mu?
3.12.2018
İşçi kanıyla suladık anayurdu dört baştan
26.11.2018
Élysée Sarayı'ndan Buckingham Sarayı'na iklim mücadelesi
21.11.2018
Ağacı İDO'ya sattılar, kirazları başka şirketlere dağıttılar
20.11.2018
Gezi Parkı bizim olsun, millet bahçeleri sizin
14.11.2018
Sibirya'dan Fırtına Vadisi'ne uzanan 'yavaş ölüm'
12.11.2018
Kömür milyarderi Le Monde'a ortak olursa...
7.11.2018
Sayıştay: Suç mahaline işaret etmek
5.11.2018
Suların yükselişi, insanlığın alçalışı, siyasetin haydutlaşması
31.10.2018
Üç termik santral sekiz köyü yuttu, sırada 48 köy var
29.10.2018
3. Havalimanı bütünsel bir felakettir
24.10.2018
Ne Kaşıkçı cinayeti, ne iklim krizi umurlarında
17.10.2018
Akkuyu davası Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor
14.10.2018
Avukatları mücadeleden de tasfiye edecek değilsiniz ya!
10.10.2018
Nordhaus: İklim değişikliği ekonomisinin babası
7.10.2018
Termik santralciler zorda: Bereket Enerji'den sonra Odaş Enerji
4.10.2018
Krizdeki kağıt sektörü de gözünü ormanlara dikti
30.9.2018
Astaldi'nin batışı, mega projeler ve hırsın anatomisi
28.9.2018
İşte 2023 hedefleri: Su kıtlığı, toplu ölümler, bölgesel çatışma
24.9.2018
Direnişin ekolojik hali: ZAD, Hambach Forest, Kuzey Ormanları
17.9.2018
Ezilenin üzerine basarak havalanmak: 3. Havalimanı
12.9.2018
21. yüzyıl sömürgeciliği: Tarım arazisi gaspı
19.8.2018
Dersim dört dağ içinde, dört dağ ateş içinde
13.8.2018
Bu enkazı kaldırmak
6.8.2018
100 günde 46 milyarlık 400 proje, peki hangi parayla?
2.8.2018
Yarınlar yokmuş gibi tükettik dünyayı
30.7.2018
İklim değişince sadece Akdeniz mi olur sandınız?
25.7.2018
Bankaları, şirketlerin 'enerji sevdası' çarptı
22.7.2018
Türkiye'ye akan kredi çeşmesinin başını tutanlar
18.7.2018
Seçimler geçti, kömürde ÇED yağmuru başladı
16.7.2018
Erdoğan, nükleerin her alanında artık tek yetkili
11.7.2018
Ülkeyi şirket gibi yönetmek: Lümpen kalkınması
9.7.2018
Kömürlü saadet zincirinin zayıf halkası: Bereket Enerji
1.7.2018
Astaldi, üçüncü köprüdeki hisselerini neden satıyor?
27.6.2018
Saray hükümetinde ekolojiden kim sorumlu olacak?
24.6.2018
Türk Akımı için feda edilen 25 milyon dolar ve Istrancalar
20.6.2018
Siyasetçilere bir ekolojik, bir şeffaflık çağrısı
10.6.2018
Doğa hakları siyasetin merkezine ne zaman taşınacak?
3.6.2018
Taksim Meydanı ve AKM'nin AKP'lileştirilmesi
30.5.2018
Kanal İstanbul ahlaken de yanlış bir projedir
27.5.2018
Özel sektörle elele yap işlet devret soygunu
21.5.2018
İmar affı İstanbul'a ihanetten sayılmıyor mu?
17.5.2018
Çerkezköy'de meşe ormanınına termik santral hançeri
13.5.2018
Akkuyu bilirkişi raporunda denenmemiş reaktör oyunu
9.5.2018
T A M A M
6.5.2018
İnanıyorum, Sen'le Değişir
2.5.2018
Seçime giderken 10 maddede ekonomiyle ilgili bilmeniz gerekenler
25.4.2018
Neden Nükleer Santral İstemiyoruz: Cevabı Çernobil
19.4.2018
AB'nin Türkiye'ye biçtiği rol: Transit gaz geçiş yolu
15.4.2018
Devlet, ormanlardan yeni 2B'ler yaratmaya hazırlanıyor
11.4.2018
Aradığınız yerli ve milli tarıma ulaşılamıyor
9.4.2018
Batmasınlar diye kârına şirketler, zararına 80 milyon ortak
4.4.2018
10 maddede Akkuyu hakkında bilmeniz gerekenler
2.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
1.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
28.3.2018
Yerli kömür masalı bitti, Türkiye ithal kömür cenneti oldu
25.3.2018
İklim değişikliği farkındalığı eyleme dönüşmüyor
21.3.2018
Türkiye'de orman denklemi: Rant artar orman azalır
19.3.2018
Hazır olun, dikili ağacınızı bile satacaklar
14.3.2018
Yerli ve milli rating kuruluşunun rating'ini kim ölçecek?
11.3.2018
İktidarın enerji projelerinde yeni kozu EÜAŞ
8.3.2018
Tarım kadınlaşıyor, kadının emeği yok sayılıyor
4.3.2018
Milli ve yerli şekerden Cargill'in acı şerbetine...
28.2.2018
Mega projeler kötü, peki ya onları fonlayanlar?
25.2.2018
Meclis'teki Çevre Komisyonu ne iş yapar?
21.2.2018
Dünya ağaca, Türkiye ölü termik santrallere para akıtıyor
18.2.2018
Merkez Bankası kuraklık tahminlerini izliyor mu?
14.2.2018
Sen Maçka Parkı dersin, o 'boş alan' diye bakar
11.2.2018
Vergi kıyaklı Türk Akım projesi
7.2.2018
Türkiye ile Rusya'nın kara deliği Akkuyu
4.2.2018
Başka türlü bir gıda mümkün: Direnen sofralar
31.1.2018
Soluk mavi nokta ve hiçliğimiz
28.1.2018
Yurttaşa rağmen zorbalıkla termik santral yapmak
17.1.2018
10 maddede Kanal İstanbul hakkında bilmeniz gerekenler
14.1.2018
Kuraklığa karşı eylem için neyi bekliyorsunuz?
10.1.2018
Kanal İstanbul'un ÇED dosyası muamması
7.1.2018
Tunus'tan zeytinyağı ithalatının perde arkası
3.1.2018
İran'daki isyanın ekonomi politiği
27.12.2017
Bartın'da Hattat zorbalığıyla zeytinlik kıyımı
24.12.2017
Zonguldak'ı kirlettiniz, Eskişehir'i rahat bırakın
17.12.2017
Loç'a HES yine gündemde, sarı yazma yine isyanda
13.12.2017
Devletin kayyım partisi ve icraatları
10.12.2017
İklim mücadelesinin yeni lideri Macron mu?
4.12.2017
Zarrab 'bankacılığı' ve ahbap çavuş ekonomisi
26.11.2017
Size yalan söylediler, kömürden bahsetmediler
22.11.2017
Size bir tek çevreci demeyecekler
12.11.2017
Ekonomik istikrarsızlık off-shore yatırımları artırıyor
8.11.2017
Türkiye'nin 'özel koşullarına' Almanya aracı olacak
5.11.2017
Yerli otomobil nasıl rekabet edecek
1.11.2017
Yurttaşa rağmen elektrik oyunları
29.10.2017
Çevrecinin daniskasıysanız ormanları kim kesiyor?
25.10.2017
Atamayla gelen atılarak gider
22.10.2017
Madenci ormana girmeden önceki son çıkışınız
18.10.2017
İklim değişiyor, biz değişmiyoruz
11.10.2017
Durmak yok, ÇED'siz talana devam
8.10.2017
Nagazakili Ishiguro'dan nükleer karşıtı kampanyaya
4.10.2017
Farklı ülkelerden mega proje manzaraları
1.10.2017
Torba Yasa, ormanları madenciye peşkeş çekecek
24.9.2017
Kadir Topbaş neden istifa etti
20.9.2017
Gelin Hasankeyf'e, herkes gelsin Hasankeyf’e!
13.9.2017
Bizde ağaç kesmek serbest, Komşu'da hapis
11.9.2017
İklimi değiştirip, geleceği karartan şirketleri tanıyalım
6.9.2017
Varlık Fonu'ndan Kanal İstanbul'a ne kadar para akacak?
3.9.2017
Küresel iklim değişikliği kumarı
30.8.2017
İklimin küresel barışa ve güvenliğe etkisi
28.8.2017
Sur sokakları hafızadır, hafızayı yok etmeyin
23.8.2017
Yaka yaka bitiremediniz memleketin ormanlarını
20.8.2017
Hasankeyf, hafriyat oluşturmak için dinamitleniyor
16.8.2017
Cerattepe’nin, Dersim’in, Hasankeyf’in suçu neydi?
14.8.2017
Ceratttepe geçilirse, Türkiye'de her yer geçilir
9.8.2017
İstanbul'u bekleyen tehlike
6.8.2017
Endekslere bakmak faydalıdır, zihin açar
2.8.2017
2017’yi bugün tükettik, artık 2018’den yiyoruz
30.7.2017
İklimi dünyadaki kaç milyarder kurtarabilir
26.7.2017
İnsanlık hafriyat kamyonlarının altında
23.7.2017
Giderek düşmanlaşan bir dünyada çevre mücadelesi
19.7.2017
AKP'nin kentsel iflası
17.7.2017
Bu mücadele ölümle yaşam arasında
12.7.2017
İğneada sizin eve kaç kilometre uzakta?
9.7.2017
İklim adaleti olmadan gerçek adaletten bahsedilemez
5.7.2017
İklim değişikliğiyle yüzleşmeye hazır mısın Türkiye
2.7.2017
KHK ile çiftçiliği de kaldırırlarsa şaşırmayalım
25.6.2017
Bu yasaya itirazımız var!
21.6.2017
Askerleri neden zehirliyorsunuz?
14.6.2017
Zeytinlikler için durmak yok mücadeleye devam
11.6.2017
UNESCO'ya "zeytinlikler için harekete geç" çağrısı
7.6.2017
İklim meselesi Türkiye'nin samimiyet testi
4.6.2017
Kravatlı adamlar ve Dünya Çevre Günü
3.6.2017
Trump, gezegenin ateşini yükseltecek
31.5.2017
Ölümünüz kömür tozuyla olsun ister misiniz?
28.5.2017
AKP’nin sıradaki talanı Filyos Vadisi mi
24.5.2017
Türkiye için zeytinle vedalaşma vakti
21.5.2017
Sen kuşun kurdun hakkını savunursun, o gelir seni vurur
17.5.2017
Kalkınırken öldüren AKP'nin sıfır kaza hedefi inandırıcı mı
14.5.2017
Süreç buzdolabından oda sıcaklığına getirilmeli
10.5.2017
Güneş, kömür ve nükleeri zorluyor
7.5.2017
Şu domatesi enine boyuna konuşalım mı
3.5.2017
Enerji bağımlılığına karşı kooperatif çözümü
30.4.2017
Buğday ambarına termik santral hançeri
26.4.2017
Bankwatch uyarıyor: TANAP'ı desteklemeyin
23.4.2017
Yükselen otoriteye sivil itaatsizlik ayarı
19.4.2017
Ekonomide tek eksiğimiz başkanlık mıydı
16.4.2017
Türkiye nükleercilerin açık pazarı mı?
12.4.2017
AKP için kömürü savunmak giderek zorlaşıyor
9.4.2017
Beş maddede doğa için neden Hayır denmeli
5.4.2017
Ekolojik bir anayasa olsa nasıl olurdu?
2.4.2017
Büyümüyorsak neden bu kadar enerji yatırımı?
29.3.2017
Kıskanılan Türkiye’de tek istikrar işsizlik artışında
26.3.2017
Herkes hesabını Alman usülü öderse
22.3.2017
Avrupa ile köprüleri atarken köprüler inşa etmek
20.3.2017
Yükselen popülizme karşı Yeşiller freni
15.3.2017
Toprağını denizden ödünç alanlarla toprağını ranta açanlar
8.3.2017
8 Mart hangi kadınların günü?
21.6.2015
Türkiye’nin kömürlü termik santral çıkmazı
17.6.2015
Sanayiciye paradan para kazanmak tatlı geldi
14.6.2015
Avrupa Parlamentosu’ndan Akkuyu mesajı: Vazgeçin!
10.6.2015
Sıra cinsiyetçi barajları yıkmaya geldi
7.6.2015
Sesi de görüntüsü de kirli siyaset
17.5.2015
Anlatılan senin hikâyendir
13.5.2015
Soma’daki büyük resme bakalım mı
10.5.2015
Soma’nın yasını bir yıldır birlikte tuttular
3.5.2015
Hükümetin ilk büyük yenilgisi Kıbrıs
26.4.2015
Neden nükleer enerjiye karşıyız: Cevabı Çernobil’de
22.4.2015
Ekoloji mücadelesi HDP’siz olmaz
15.4.2015
Yolsuzlukla mücadelenin 50 tonu
8.4.2015
Dünya ‘unicorn’ şirketleri biz yasakları konuşuyoruz
05.04.2015
Türkiye, nükleercilerin yeni deneme tahtası
29.03.2015
İstanbul’u sıfırlamak isteyenleri tanıyalım
26.03.2015
Hukukun üstünlüğü zedelenince hepimiz kaybettik
22.03.2015
Suyun değerini ona sahipken bilelim
15.03.2015
İyi hikâyeler yazılıyor ama burada değil…
11.03.2015
Nükleer santral çözüm değil ölüm getiriyor
08.03.2015
8 Mart hangi kadınların günü
04.03.2015
Kabaran enerji faturasına Ak Saray katkısı
01.03.2015
Erdoğan’ın ekonomiyi kontrol saplantısı
25.02.2015
Medya özgürlüğü dikensiz gül bahçesi değil
22.02.2015
HDP’siz bir Meclis’in ağır sonuçları olur
18.02.2015
Ataerkil düzen, siyasetin dili tamam da, peki ya yargıçlar
15.02.2015
Kadına şiddetin caiz olduğu ülke
11.02.2015
Fosil yakıtlara teşviki durdurun
08.02.2015
Türkiye, dünyanın çöplüğü mü
04.02.2015
Sisifos’un kayası, SYRİZA, Troyka
01.02.2015
Komşu’da yeşil/sol bir iktidar umudu
28.01.2015
Cenevre’de havuz medyasına konuşur gibi
25.01.2015
Yoksulluk da artıyor gelir eşitsizliği de
21.01.2015
SYRİZA, sonra Podemos, belki yarın HDP
18.01.2015
Davos’un gündemi değişen havalar
11.01.2015
Je suis Charlie
07.01.2015
Ahbap çavuş ekonomisi AKP’nin fıtratında var
31.12.2014
İstatistiklere bakmak faydalıdır
28.12.2014
Turnalar türkülerde kalmasın istiyorsan…
24.12.2014
Hasankeyf’i yok eden bir barış süreci olmaz
21.12.2014
Özgürlüğün bedeli sürekli tetikte olmaktır
17.12.2014
Marmara için Kadıköy’de saflar sıklaşacak
14.12.2014
100 eşyayla ya da 1000 odayla yaşamak
10.12.2014
HES’çi banka, çiftçi dostluğuna soyunursa…
07.12.2014
12 yılda iki Trakya’yı yok ettiler
03.12.2014
Nükleer santral kurma başka ihsan istemez
30.11.2014
Mor jakarandalar arasında elektrikli teller
26.11.2014
Koç 2015’te dümeni Uzakdoğu’ya kıracak
16.11.2014
Kıbrıs’ta soruna artık küresel sermaye de dâhil
10.11.2014
Kürtlerle hareket edilseydi Türkiye tarihe geçerdi
02.11.2014
Kömüre teşvik, ölüme teşvik
30.10.2014
TEMA uyarmış: Konya’da kömür çıkartmak için tüm yeraltı sularını çekmek gerek
29.10.2014
İstanbul ve yeşil (y)alanlar üzerine
19.10.2014
Zeytin karası değil bu yüz karası
05.10.2014
Tek dünya herkese yeter; yaşamasını bilene...
01.10.2014
Parayı veren suyun başını tutacak
28.09.2014
Adı konulmamış savaş hâli: Acele kamulaştırma
24.09.2014
Çatışma ve kuraklık arasında kalan insanlık
21.09.2014
İklim adaleti olmadan başka adalet olmaz
19.09.2014
Kutuplaşmanın baş mimarına 'kutuplaşmayı bitir' mesajı
14.09.2014
Türklerle Rumların yeni buluşma noktası
12.09.2014
Kasımda İstanbul’u “Yeşillendiriyoruz”
10.09.2014
İşçinin cehennemi, cennet vaat ediyor
24.08.2014
Patlarsa çıkan ses balondan fazla olur
10.08.2014
Dert etmeyin İstanbul’un Kadir Abisi var
06.08.2014
Bu karnede rakamlar yok, yeşilin tonları var
03.08.2014
Kadına yönelik imajınızı nasıl alırdınız
30.07.2014
Cumhurbaşkanının yeşil olma ihtimalini sevmek
09.07.2014
Durmak yok ÇED’den proje kaçırmaya devam
06.07.2014
Eroğlu’nun bıyıkları için son kavşaktayız
02.07.2014
Barışı konuşurken eve dönüşü de konuşalım
29.06.2014
Kastamonu'nun gör dedikleri...
25.06.2014
Sanayici üretimden uzaklaştı borca saplandı
18.06.2014
Yine seçim yine şeffaflık
15.06.2014
Futbol topunun diğer yüzü
11.06.2014
‘İki gündüz iki gece yandı Lice’
08.06.2014
Türkiye çevre koruma ağı
04.06.2014
Dünya Çevreye Gününü Gösterme Günü
01.06.2014
Sessiz katil aramızda dolaşıyor
28.05.2014
Milliyetçilik gölgesinde yeşil siyaset
25.05.2014
Acilen Soma Kanunu’na ihtiyacımız var
21.05.2014
İnsan değil kömür yerin altında kalsın
18.05.2014
İnsanlığınızın fıtratından çalmışlar
14.05.2014
Emeğin için Diren Çiftçi
11.05.2014
Nükleer tüccarları işbaşında
07.05.2014
Rant ve talanın Truva atları
04.05.2014
Basın özgürlüğünde Şanghay kriterleri
30.04.2014
Cehennemden kaçış yok
27.04.2014
Anlayın artık, halk nükleer istemiyor
13.04.2014
İklim insanı açlıkla sınayacak
05.03.2014
Türkiye’yi sıfırlama politikası
19.02.2014
‘Bizim uşaklar Kürtlerle siyaset yapıyor’
16.02.2014
Adrese teslim yasadaki oyun
09.02.2014
Turkish Pravda ya da Turkish palavra
19.01.2014
Hepimiz Gamonalıyız, direnvakeparki
15.01.2014
Her yer susuz, her yer kurak
01.01.2014
İçinden ekoloji geçen yeni yıl yazısı
25.12.2013
İktidarın can simidi: Dış mihrak
22.12.2013
Çılgın projeler askıya alınsın
15.12.2013
Ölüm üzerinden yükselen kalkınma
05.12.2013
Doğaya fırlatılan bumerang
24.11.2013
Varşova’da iklim fiyaskosu
13.11.2013
Kömürcü Polonya’da iklim zirvesi!
10.11.2013
Kadın! Doğur, çalış, güven!
03.11.2013
100 yıllık suskunluğu bozmak
27.10.2013
Beyaz fillerimiz, çılgın projelerimiz
23.10.2013
Çevre faslında kaldığımız yerden
20.10.2013
Çevre faslında yine sınıfta kaldık
16.10.2013
İnsanlığın gıda paradoksu
13.10.2013
Yerel temsilde kadının yokluğu
09.10.2013
Demokrasiyi petrollü mü alırsınız kömürlü mü
06.10.2013
‘Dört ülke, bir zirve’nin hikâyesi
29.09.2013
El birliğiyle yaktık dünyayı
25.09.2013
Hasankeyf’e son bir bakış
22.09.2013
İstanbul ve Diyarbakırlı işadamlarından ortak isyan
15.09.2013
Doğal kaynakları tüketene kredi yok
11.09.2013
Rüya bitti, gerçekleri görelim
08.09.2013
Çevreci şirket olma vizyonu
01.09.2013
Griye direnen merdivenler
28.08.2013
Kimileri ‘sıcak’ sever
25.08.2013
Suriye iç savaşının diğer yüzü: Mülteciler
21.08.2013
İklim, ikdam, inkâr
18.08.2013
Ekolojik Ayak İzi’niz kaç numara
14.08.2013
Değişen iklimi kim düzeltecek
11.08.2013
Nükleer lobiciler atakta
07.08.2013
Yunanistan’da Suriyeli bir Ermeni
24.07.2013
500 büyüğün anlattıkları
21.07.2013
Adalete ve Saygıya Çağrı
17.07.2013
Biraz ağaç biraz deniz kaç para
14.07.2013
Yanlışlar köprüsü
10.07.2013
Kalkınmanın öldüren cazibesi
07.07.2013
Ekonominin yüzde 40’ına sahip ordunun darbesi
30.06.2013
Endonezya ve Türkiye’den politikacı manzaraları
26.06.2013
Çözüme yatırım için buradayız
23.06.2013
Sivil itaatsizlik: Vicdanın siyaseti
19.06.2013
Avrupa ile kritik inatlaşma
16.06.2013
Size Aarhus’tan bahseden oldu mu
12.06.2013
Otoban kenarı çevreciliği
09.06.2013
Çevresel mücadele şimdi başlıyor
05.06.2013
Ağaçların ardındaki ‘beton’ siyaseti
30.05.2013
Ağacı kes, betonu koru
27.05.2013
Alkol yasağı: İktidar sarhoşluğu
22.05.2013
Çılgın proje Avrupalı Yeşiller’in markajında
12.05.2013
Muhafazakârlık mı dediniz
30.01.2013
AB’yi unutmak
27.01.2013
Ekonominin kaderi iklimden geçiyor
16.01.2013
İzmir’in çamuruna çözüm
13.01.2013
Esas çevre duyarsızlığı büyümenin önünde engel
02.01.2013
Öz hakiki ilerleme raporu
30.12.2012
Kıyameti beklerken...
26.12.2012
Nükleerde fasit döngü
23.12.2012
Kömür karanlığı
21.12.2012
Satranç değil bilardo zamanı
19.12.2012
Yolların yeni efendileri
13.12.2012
Hızlı büyüme geri gelmeyebilir
12.12.2012
Kaldığımız yerden kirletmeye devam
06.12.2012
Siyasette otoriterlikle büyüme olmaz
05.12.2012
Kredi notuna çevre faktörü
02.12.2012
Farklı bir gayrımenkul hikâyesi
29.11.2012
Cari açığın anahtarı hukuk devletinde
28.11.2012
İklim değişiyor, Türkiye değişmiyor
25.11.2012
Yanı başımızda bir başarı öyküsü
22.11.2012
Reform fırsatlarını kaçırdık
18.11.2012
Hasankeyf de yakında Miniatürk’te
15.11.2012
Ülke olarak bıçak sırtında değiliz
14.11.2012
Robin Hood geri döndü
11.11.2012
Bu değişim sizin mirasınız olsun
08.11.2012
En zayıf halka siyasi istikrar
07.11.2012
Katar camilerinde ekoloji vaazı
04.11.2012
Fetih, işgal, dekadans
01.11.2012
Büyüme değil yavaşlama konjonktürü var
31.10.2012
Küresel ısınma, fırtınaları katlıyor
28.10.2012
Gutenberg Galaksisi’nden son haberler
25.10.2012
Krizden Yeşiller de ders çıkardı
24.10.2012
Gangnam Style ekonomisi
21.10.2012
Beton ekonomisine çevre dengesi lazım
17.10.2012
Kentsel dönüşüm ‘Musibet’i
15.10.2012
Kentsel dönüşüme Sulukule emsal olur
15.10.2012
Türkiye’ye not artışı gelir mi
15.10.2012
Dünyanın en büyük şantiyesi
15.10.2012
Türkiye’nin suç ekonomisi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive