Pelin CENGİZ

pelincengiz@gmail.com



Bookmark and Share

Büyüme değil yavaşlama konjonktürü var


01.11.2012 - Bu Yazı 2820 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Büyüme değil yavaşlama konjonktürü var

Prof. Dr. TANER BERKSOY

Okan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taner Berksoy, akademik kariyerinin yanı sıra çeşitli kurum ve kuruluşlarda danışmanlık hizmeti vererek, iş dünyasında da önemli görevler üstlendi. Türkiye ekonomisindeki yapısal ve güncel durumlar, dünya ekonomisine ilişkin analizler ve kalkınma politikaları gibi alanlarda akademik çalışmalar yaptı, çok sayıda kitap ve makalesi yayımlandı. Makaleleri dünyanın saygın dergilerinde yer aldı. Berksoy, halen Dünya Gazetesi’nde köşe yazıları yazıyor.

Türkiye’de ekonomi tartışması artık 2012 yılına damgasını vuran şu meşhur gaz/fren metaforu üzerinden sürüyor. Öyle görünüyor ki, Avrupa’daki resesyonun da etkisiyle Türkiye, yılbaşında koyduğu büyüme, enflasyon, bütçe, işsizlik ve cari açık hedeflerine 2012 yılı sonunda ulaşamayacak. Türkiye’dekine benzer bir gaz/fren tartışmasının dünyada da yapıldığını, bunun sadece bize özgü olmadığını söyleyen Prof. Dr. Taner Berksoy ile Türkiye’nin yılsonunda nasıl bir ekonomik bilanço fotoğrafı ile karşı karşıya kalacağını konuştuk. Berksoy, 2002-2008 yılları arasında gerçekleştirilen mali onarım sürecinde sıkı mali politikaları uygulanırken, ekonominin de hızlı büyüdüğünü ve hafızalarda şimdi o eski performansın olduğunu söylüyor. Ancak, dünyanın içinden geçtiği kriz sürecinde hem frene basıp hem büyüme elde etmek söz konusu değil. Berksoy’a göre, 2002 yılı sonrasında dünyada müthiş bir konjonktür vardı, faizler düşüktü, likidite yüksekti. Dolayısıyla dünyadaki büyüme trendinden biz de nasibimizi aldık. Ancak, bugün durum öyle değil. Berksoy, bugün artık büyüme değil, yavaşlama konjonktürü içinde olduğumuzu hatırlatarak, şu noktaya dikkat çekiyor: Uluslararası konjonktür, birinci maliye politikası seferini başarıyla tamamladığımız dönemdeki gibi değil...
 

Hükümetteki gaz/fren tartışması farklı boyutlarıyla çeşitli kesimlerce ele alındı. Ancak, bu tartışma sadece bize özgü değil. Bizdeki ile krizdeki ülkelerde yaşanan tartışmanın benzer boyutları var mı?

Gaz/fren deyimi bu şekliyle bize has ama benzerini tüm dünya konuşuyor. Epey derin bir kriz yaşandı ve gelişmekte olan ülkeler daha hızlı çıkarken, yaşlı ülkeler o kadar iyi çıkamadı. Bu nedenle tekrar ikinci bir dip riski ortaya çıktı. Krizin başlangıcında fazla tereddüt etmeden herkes ekonomilerine hem para politikasını hem de maliye politikasını gevşeterek çok hızlı şekilde müdahale etti. Beklenenden daha sığ bir yerden döndü ama toparlayamadı. Bu, bir miktar öz olarak oradan kalma bir tartışma. Şu anda tüm dünya yavaşlama konjonktüründen geçiyor. Küreselleşme nedeniyle etkileşimler çok yoğun olduğu için hemen herkes bundan etkilendi, hep beraber yavaşlıyoruz. Yavaşlarken krizden çıkışta özellikle maliye politikası fazlasıyla açıldığı için, kamu borcu problemini de beraberinde getiriyoruz. Bizde de bir miktar açılma oldu ama o kadar çok değil. ABD ve özellikle Avrupa’da kamu borcu açığı ortaya çıktı. Tartışma şu: Ciddi bir borç dinamiği oluşmuşken, kamu açığı varken, borçlar hızla artarken kamu alanını biraz daraltmak lazım. Normal koşullarda sıkı bir maliye politikası bu işi yapar ama koşullar normal değil, durgunluk var. Dolayısıyla “mali disiplini yeniden tesis edelim, frene basalım” diyenler var. Tersine “şimdi frene basacak bir durum yok, resesyona gidiyoruz gaza basalım” diyen bir tez var. Bunlar aynen bizde de var. Biz benzer bir durumdan 2001’de geçtik, maliyede ciddi bir düzeltme yaptık. Krizin başladığı 2008-2009’a kadar da mali disiplini yani kamu dengesini koruduk. Bu sayede borç dinamiğini fevkalade düşürdük, borç oranını aşağı çektik. Bizde oradan kalma bir risk algısı var. 2000 öncesine ait felaket bir kamu maliyesi sabıka kaydına sahibiz. O bir korku. 2002’den sonra mali disiplini sağlayan Ali Babacan ve kadrosu, hâlâ aynı kadro. Hem kendi eserlerini feda etmek hem de şöhretlerini kaybetmek istemiyorlar.

Kriz döneminde Türkiye mali politikalar açısından çok fazla takdir edildi...

İş, şaka yollu Yunanistan’a gitsek maliye dersi versek noktasına kadar geldi. Egolar fazla şişikti. Gaza basalım dediğinizde ondan vazgeçiyorsunuz... Gaz/fren hikâyesinin geri planı ve şu anki durumu bu. Babacan, bu tartışmanın fren tarafında duracağının sinyallerini veriyordu. OVP nerede duracak diye merak ediyordum. OVP, çok net fren tarafında duruyor. Sert bir fren değil ama gevşeme durumu da pek yok. 2015’e kadar öngördüğü büyüme hızı da düşük. 2013 için yüzde 4, ondan sonrası 5 ve üzeri olarak gidiyor. Türkiye’nin potansiyeline ve problemine göre düşük. Türkiye ekonomisinin problemi nedir diye sorarsanız bu, geleneksel olarak kamu borcu açığından ziyade enflasyon/işsizlik ikilemi arasında konuşulan bir şey. Fren yaptığınızda bir miktar işsizliği arttırıp enflasyonu kontrol altında tutarsınız, gaza bastığınızda da işsizliği azaltırsınız ama fiyatlar bir miktar kıpırdar. Bu dönemin şöyle bir rahatlığı vardı. Bunun altını çiziyorum çünkü, gelecekte olmayabilir. Krizle birlikte tavan yapan işsizlik yüzde 8.4’e kadar düştü. Sonra yüzde 9 seviyesine çıktı. Enflasyonda hedeften uzaklaşıyoruz. Yüzde 5 iyimserdi, şimdi yüzde 6’lar biraz daha realist. Ancak gerçekleşme bunun da üzerine çıkarak yüzde 7’lerde olacak. İşsizlik artışı bir alarm zili. Enflasyonda hızlanma olasılığı var. Burada, Merkez Bankası’nın kendine göre bir rahatlığı var. “Son çeyrekte büyüme hızlanacak, işsizliği dengeleyeceğiz, enflasyon da biraz daha yavaşlayacak.” Onu şu anda bilmiyoruz.

Dördüncü çeyrek için beklentiniz nedir?

Yılbaşında yavaşlayacağız ama bu sert mi, yumuşak mı olacak tartışması vardı. Bundan vazgeçtik. Çünkü, çok yumuşak olamayacağı ortaya çıktı. Şimdi, “bu çok yumuşak olmayan büyümeyi hızlandırmak gerekir mi” tartışmasına döndü. Bir taraf, “Gaza basmazsak işsizlik daha da yükselecek o bir problem olacak. O zaman kamu dengesi ve mali disiplini çok iyi, kamu maliye şöhreti yerli yerinde duran ama acayip işsize sahip, ekonomisi çok düşük büyüyen bir ülke olacağız” diyor. Tersi ise, “Şu anda enflasyon üzerinde baskı yok ama gaza bastığınızda harcamaları arttıracağınız için enflasyon üzerinde de bir baskı yaratma ihtimaliniz var. O zaman kadim enflasyon problemine dönme riskimiz var” diyor. Böyle arada sıkıştık. Bende şöyle bir iş bölümü yapıldığı kanaati var. Maliye tarafını sıkıyoruz, para tarafı da gevşiyor. Faiz bandının üst sınırı aşağı çekildi. Bu bankalara daha düşük maliyetle fonlama yapılacak, bankalar bunu kredi faizlerine yansıtacak, oradan da piyasa faiz oranı etkilenecek ve daha düşük faiz olacak gibi büyüme dostu bir şey. Maliye politikası çok da büyüme dostu olmayan bir yerde dururken, para politikası biraz daha büyüme dostu bir yerde duruyor. Bunu birbirlerinden habersiz yaptıklarını düşünmememiz için hiçbir neden yok. Her iki takım da eski ve 10 yıldır bu işi yapıyor ve birbirlerinden çok da kopuk hareket etmiyorlar.

Büyümeyi arttırmak için hükümet sizce ne yapacak?

Hükümetin büyüme için ne yapacağı, büyüme için ne kadar rahatsız olacağına bağlı. Büyümeyle ilgili iki şeyden eşzamanlı olarak rahatsız olabilir. Gelirler artmaz ya da daha düşük hızda artar. Büyüme, üretim ve gelirlerin artması demek. Türkiye’nin kötü bir gelir dağılımı var. Düşük hızda artan gelir, orta ve altı gelire sahip kesimlerde rahatsızlık yaratır. Düşük hız işsizlik demek. İşsizliğin yükselmesi de rahatsızlık getirir. Herhangi bir siyasi iktidar gözünü buraya diker, enflasyona bakar. Rahatsız edeceği noktaya gelene kadar da, bu takım ayağını frenden çekmez. Seçime giden iktidar gaza basar. Seçim sırasında ortada çok fazla işsiz olması siyaseten iyi bir şey değil. AKP’nin böyle bir sorunu yok. İşsizlik nedeniyle iktidar, kaybedecek gibi durmuyor. Popülist bir gevşeme ihtiyacı olmayabilir.

Mehmet Şimşek sık sık seçim ekonomisi olmayacak diyor. Bu da kendine güvenden mi kaynaklı?

Seçim sonucuna güvenmekten kaynaklı. Daha seçime var. Ama herhangi bir nedenle seçime doğru oy kaybı hızlanırsa, bunu o zaman tekrar değerlendirmek lazım.

İç dinamiklerin yanı sıra Avrupa’nın neredeyse resesyonda olması sonucu, Türkiye’nin yükselen bir büyüme trendi içinde olmasını bekleyemeyiz. İç talep ve ihracat dengesi nasıl kurulacak?

Son dört çeyrektir dış taleple büyüyoruz. Dış talebin artışından kasıt şu: İhracatın artış hızı, ithalattan daha yüksek. Bu, lehimize bir dış denge düzelmesi yapıyor, bunu cari açıkta görüyoruz. Bu hem talebin yer değiştirmesi hem de büyümeyi dış talep çekiyor anlamına gelir. Bundan şikâyet edecek halimiz yok ama bu sürdürülebilir değil. İthalatın çöküşü ekonominin çok hızlı yavaşlamasından kaynaklı. Büyümedeki hızlı düşüş ithalatı da aşağı çektiği için veya hızını kestiği için ithalat yavaşlamasından kaynaklanan bir durum. Eğer ekonomi daha da yavaşlarsa açıkçası resesyona doğru gidiyorsunuz demektir. Üç çeyrektir çöküş gibi bir iç talep daralması var.

Sizce iç talep neden daralıyor?

Aktörler önlerini görmüyor. Riskleri tam olarak algılayamadıkları için de yatırım harcamalarında hızlı bir gerileme var. Tabi risk üretmekte de epey becerikliyiz. İleriyi görmeyi kararttık. Beklenti yönetimini hiçbir zaman beceremedik. Şunu bile anlamadık: Dışa bağlı piyasa ekonomilerinde beklentiler, ekonominin önemli güçlerinden biridir. İyiyse çeker ekonomiyi götürür, karardığı zaman da geriye iter. Böyle bir “beklenti kararması” var. Dünyadaki yavaşlama ve Avrupa’nın bir türlü kendine gelememesi, bizi çok etkiliyor. Ekonomiyi dış talep sürüklüyor ama o da sürdürülebilir bir şey değil. Bir yerde ihracat da teklemeye başlayacak. Teklemekten kastım geri gitmesi değil, hızı muhafaza edemiyor. Dolayısıyla “dış talep bizi çekiyor” argümanı çok güvenilir bir argüman değil. İç talebi de canlandıracak ortada bir şey yok. Dönüp geliyorsunuz gaz meselesine. Bu çelişkiyi çözmek için bir miktar harcamaları arttırmak lazım. Şu anda özel alanda harcamaları arttırabilecek bir durum yok. İşte o kaybolan özel talebi telafi edecek bir şey yapmak lazım. Zafer Bey gaz vermekten bunu kastetse, onunla hemfikir olurum. Ama onun söylediği biraz daha ihtiraslı bir gaza basma.

Merkez Bankası üzerinde sizce baskı var mı? Varsa bu baskı ileride artar mı?

Var ve yavaşladığımız sürece o baskı artacak. Başbakan faiz sevmiyor. Faizin çok yüksek olduğunu ve bunun enflasyon yarattığını söylüyor. Bu bir baskı. Herkes görüyor ki, yatırım yok. Tüketim harcamaları hâlâ çok canlı değil, tüketici güveni de yerine gelmiş değil. Burayı bir miktar kışkırtmak için faizi bir miktar aşağı indirmek lazım. Orada bizim başka bir problemimiz devreye giriyor. Faizler biraz yukarıdayken yığılmalı şekilde döviz geliyor, en ufak bir şeyde de çıkıp gidiyor. İki durumda da sıkıntı çekiyoruz. Faizi çok düşük bir yere getirirsek, sermaye girişi yavaşlar. Sonra ters döner ama bu dış açığın finansmanını ciddi şekilde etkiler.

Merkez Bankası’nın faiz indirebilecek marjı var mı?

Bana göre çok yok. Başbakan gibi düşünüp faiz yüksek o nedenle enflasyon oluyor derseniz, faizi ne kadar düşürürseniz enflasyonu da o kadar düşürürsünüz. Halbuki, bize okullarda öğretilen o ilişki terstir. Yüksek enflasyon faizin yükselmesini gerektirir ki, arada bir reel faiz parçası olsun insanlar ona bakıp bir miktar tasarruf etsin, yatırım kaynakları da biraz daha düzgün dağılsın diye. Merkez Bankası 150 baz puan indirime gitti. Söylenenlere bakılırsa, yıl sonuna kadar bir 50 baz puan daha indirim gelecek. Fonlama maliyeti yüzde 7 civarına inecek. Zaten enflasyon beklentisi de o civarda. Dolayısıyla çok büyük bir marjı yok. Bankacılık düzgün yapılacaksa, orada çok fazla bir marjın olmadığı söylenebilir. Faiz negatifte olabilir ama bizde tasarruf problemi var. Tasarruf sıkıntısı olan bir ekonomide negatif faiz intihar etmek gibi bir şey. IMF, 4. Madde görüşmelerinin ardından büyüme ve enflasyon hedeflerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını belirtti. Yılsonu nasıl bir tablo göreceğiz? Yılbaşında konan hedeflerin artık tutma olasılığı kalmadı. Büyümede hedefin altında kalacağız. Bütçe açığı eylül itibariyle hemen hemen yılsonunda öngörülen rakamlara geldi. Son zamları da göz önüne alırsak bütçe öngörülenden daha büyük bir açıkla yılı kapatacak. Enflasyonu zaten yarı yolda biraz yukarı ittik. Doğalgaz ve elektriğe yapılan zammın yaygın etkilerini daha tam görmedik. Bu iki ürüne yapılan zam enflasyonu arttıracak. Büyümeyi iyi kestiremediğimiz için büyük ihtimalle cari açık düşük bir yerde kalacak. Büyük ihtimalle yılsonu yeniden çift haneli ya da onun biraz altında kalan bir işsizlik rakamı görürüz. Benim bir tezim de şu. 2002-2008 arası müthiş bir mali onarım oldu. Mali politikalarda sıkının da ötesine geçtik. Reel faizi düşürdük. Şu anda mali disiplin peşinde koşarken, kafalarda eskinin anıları var. Bunlar yapılırken ekonomi hızlı büyüdü. Hem frene basıyorsunuz, hem de ekonomi büyüyor. 2002 sonrası dünyada müthiş bir konjonktür vardı. Faizler dipteydi, kıyamet gibi para vardı. Herkes büyürken, arada biz de büyüdük. Bugün durum öyle değil. Bugün büyüme değil, yavaşlama konjonktürü var. Gereğinden fazla fren yaparsak, işsizliğin tavan yaptığını görürüz, 2013’ü ciddi sıkıntılı geçiririz. Uluslararası konjonktür birinci maliye politikası seferini başarıyla tamamladığımız dönem gibi değil...

Avrupa’daki kriz daha ne kadar sürer?

Liderler, avronun ve AB’nin her şartta muhafaza edilmesi kararı aldı. Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda ve kısmen İtalya’nın problemi kendi finansmanlarını yapamaması. Uluslararası borçlanma piyasalarına giremiyorlar, girdiklerinde çok yüksek fiyatla borçlanıyorlar. Finansörleri, özellikle Almanya, bir an önce kendileri borçlansın istiyor. Krizdekiler ise piyasa borçlanmasını erteleyip, Avrupa fonlarıyla devam etmek istiyor. Bunun ekonomiyle ilgisi yok, bu siyasi manevra. Bir taraf Avrupa fonları gelsin diye son noktaya kadar direniyor, diğer taraf da piyasadan borçlansınlar diye itebildiği kadar itiyor. Zengin ülkeler krizdekileri finanse etsin anlayışı, Almanya’nın geleneksel kamu maliyesi anlayışının çok ötesinde bir yerde. Bu ülkelerin de ellerini taşın altına koymak gibi niyetleri yok. Madem birliği dağıtmıyoruz o zaman birlik ödesin fikri var ve dört beş yıl daha sürer. Bu da Demokles’in Kılıcı gibi bir Avrupa sorunu beş yıl devam edecek demek.

 

pelincengiz@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
20.10.2019
Artvin’i parsel parsel sattılar: Cengiz-Kalyon ortaklığına Cerattepe’de üç yeni ruhsat
16.10.2019
Mücadele yeni başlıyor: Çanakkaleliler, Alamos Gold’u Kanada, ABD ve Hollanda’ya şikâyet edecek
14.10.2019
Zeitgeist: Dünyayı kirletenleri, kirletenleri fonlayanları sivil itaatsizlikle rezil etmek
7.10.2019
Çeşmenin başını tutanların suyu siyasileştirilmesi ya da siyasetin suyunu çıkarmak
2.10.2019
AB’nin sınır dışı ettiği üretimi ülkeye buyur etmek: İklim mücadelesi Volkswagen tekerinin altında
30.09.2019
Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kömür karasına çeviren şirketleri finanse edenler: Yapı Kredi ve Garanti Bankası
25.08.2019
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işlevsizleştiriliyor, yerine özel hukuka tabi Saray’ın Sıfır Atık Vakfı geliyor
11.08.2019
Kaz Dağları neden önemli, IPCC raporu anlatıyor: Arazi kullanımını değiştirin
7.08.2019
Salda Gölü’ne en düşük teklif Melih Gökçek’in gözdesi Binko İnşaat’tan gelmiş
4.08.2019
Nurol Holding altın madeniyle ilgili riskleri yerli ÇED’de gizledi, Avrupa bankasına verdiği ÇED’de yazdı
28.07.2019
Kanada'da Çanakkale'yi altın madeni fuarında pazarladılar, 30 ayrı altın madeni ruhsatı verdiler
21.07.2019
Bir cinayet ihbarı: Kanadalı Alamos Gold Çanakkale’ye musallat oldu
17.07.2019
Türkiye ormanı yangın çıkınca hatırlıyor, bir Ağaç Bayramı olduğunu bile bilmiyor
15.07.2019
Bakan Kurum'a soru: Karadeniz İklim Eylem Planı'ndan Karadenizlilerin haberi var mı?
7.07.2019
Sal gazları atmosfere, kavur gezegeni bir daha mı geleceğiz dünyaya
2.07.2019
Adalet yok edildi, kalkınma iflas etti: Sinop’ta kesilen 650 bin ağacın ahı tutsun
24.06.2019
Karadeniz’in derelerini borulara hapsedenlerin, Kuzey Ormanları’nı katledenlerin hiç mi suçu yok?
17.06.2019
23 Haziran'da sandığa giderken İstanbul ile ilgili hatırlamanız gerekenler
10.06.2019
Hasankeyf'te betona gömülen sizin hikayeniz, hepimizin hikayesi...
5.06.2019
İnsanlığın nefes alamaz hale getirdiği Dünya’nın Çevre Günü
27.05.2019
Üçüncü köprünün ortağı batık Astaldi'ye İtalyan Salini Impregilo talip
23.05.2019
Havada bekleme süreleri yakıt maliyetini artıracak, THY’yi zarar ettirecek
20.05.2019
Uçak inemeyen havalimanı, çatlayan nükleer inşaatı, su tutamayan Ilısu Barajı
16.05.2019
AKP’nin yangında ilk kurtaracağı sektör: Ekonominin kara deliği enerji şirketleri
12.05.2019
Her şey çok hızlı yok olacak: Ya yokoluş ya isyan
8.05.2019
Saray’ın Nükleer Düzenleme Kurulu ve KHK’lı nükleer denetimsizliğimiz
6.05.2019
Bir çağ yangını: Kapitalosen
29.04.2019
Kim yalan söylüyor? TÜGVA mı yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi?
22.4.2019
'Victor Hugo, Notre Dame bağışçılarına teşekkür eder, aynı ilgiyi Sefiller için de bekler'
10.4.2019
Hep bu başımıza gelenler su'dan sebepler
3.4.2019
Yerel seçim sandığını yeşillendirenler
31.3.2019
'Bazı özel müşteriler hakkında yorum yapamıyoruz...'
25.3.2019
Bir beka sorunu olarak Varlık Fonu
17.3.2019
Atatürk Havalimanı'nın radar sistemi bilerek eksik bırakıldı
10.3.2019
İmamoğlu'nun 'Yürü be İstanbul'undan Yıldırım'ın yeşil vadilerine
7.3.2019
Nasıl bir kent istediğinizi hiç düşündünüz mü?
17.2.2019
AKP'nin tarımsızlık politikası tanzimden size el sallıyor
13.2.2019
Tanzim satış teferruat, tehlikenin büyüğü Hal Yasası'nda
11.2.2019
'Kendini ihbar et, mezarınla barış' affı
3.2.2019
Havasını kirlettiğin kentleri bezle temizleyebilir misin AKP?
30.1.2019
İklim değişir Akdeniz olmaz, Akdeniz'de hortum olur, fırtına olur
28.1.2019
Devrim mi görmek istiyorsunuz? O halde gençlerin iklim yürüyüşüne bakın
23.1.2019
Milyonların iklim krizi, Davos elitlerine iş fırsatı
21.1.2019
Poşet paralı olunca betoncular çevreci mi oldu?
13.1.2019
Orman morman ne varsa kesip atanları tanıyalım mı?
2.1.2019
Poşetleri paralı yaparken, ülkeyi plastik çöplüğüne çevirmek
30.12.2018
10 maddede Türkiye'nin 2018 ekoloji gündemi
23.12.2018
Bir soru: Üçüncü havalimanı hiç kullanılamayacak olabilir mi?
20.12.2018
Çiftçinin zaferi: Tabaktaki diktaya karşı birleşmek
12.12.2018
Kadınlar iklim politikalarında 'biz de varız' dedi
9.12.2018
İklim değişikliği: Çok fazla, çok yakın
5.12.2018
Sinop'ta kesilen 650 bin ağacın ahı tutsun mu?
3.12.2018
İşçi kanıyla suladık anayurdu dört baştan
26.11.2018
Élysée Sarayı'ndan Buckingham Sarayı'na iklim mücadelesi
21.11.2018
Ağacı İDO'ya sattılar, kirazları başka şirketlere dağıttılar
20.11.2018
Gezi Parkı bizim olsun, millet bahçeleri sizin
14.11.2018
Sibirya'dan Fırtına Vadisi'ne uzanan 'yavaş ölüm'
12.11.2018
Kömür milyarderi Le Monde'a ortak olursa...
7.11.2018
Sayıştay: Suç mahaline işaret etmek
5.11.2018
Suların yükselişi, insanlığın alçalışı, siyasetin haydutlaşması
31.10.2018
Üç termik santral sekiz köyü yuttu, sırada 48 köy var
29.10.2018
3. Havalimanı bütünsel bir felakettir
24.10.2018
Ne Kaşıkçı cinayeti, ne iklim krizi umurlarında
17.10.2018
Akkuyu davası Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor
14.10.2018
Avukatları mücadeleden de tasfiye edecek değilsiniz ya!
10.10.2018
Nordhaus: İklim değişikliği ekonomisinin babası
7.10.2018
Termik santralciler zorda: Bereket Enerji'den sonra Odaş Enerji
4.10.2018
Krizdeki kağıt sektörü de gözünü ormanlara dikti
30.9.2018
Astaldi'nin batışı, mega projeler ve hırsın anatomisi
28.9.2018
İşte 2023 hedefleri: Su kıtlığı, toplu ölümler, bölgesel çatışma
24.9.2018
Direnişin ekolojik hali: ZAD, Hambach Forest, Kuzey Ormanları
17.9.2018
Ezilenin üzerine basarak havalanmak: 3. Havalimanı
12.9.2018
21. yüzyıl sömürgeciliği: Tarım arazisi gaspı
19.8.2018
Dersim dört dağ içinde, dört dağ ateş içinde
13.8.2018
Bu enkazı kaldırmak
6.8.2018
100 günde 46 milyarlık 400 proje, peki hangi parayla?
2.8.2018
Yarınlar yokmuş gibi tükettik dünyayı
30.7.2018
İklim değişince sadece Akdeniz mi olur sandınız?
25.7.2018
Bankaları, şirketlerin 'enerji sevdası' çarptı
22.7.2018
Türkiye'ye akan kredi çeşmesinin başını tutanlar
18.7.2018
Seçimler geçti, kömürde ÇED yağmuru başladı
16.7.2018
Erdoğan, nükleerin her alanında artık tek yetkili
11.7.2018
Ülkeyi şirket gibi yönetmek: Lümpen kalkınması
9.7.2018
Kömürlü saadet zincirinin zayıf halkası: Bereket Enerji
1.7.2018
Astaldi, üçüncü köprüdeki hisselerini neden satıyor?
27.6.2018
Saray hükümetinde ekolojiden kim sorumlu olacak?
24.6.2018
Türk Akımı için feda edilen 25 milyon dolar ve Istrancalar
20.6.2018
Siyasetçilere bir ekolojik, bir şeffaflık çağrısı
10.6.2018
Doğa hakları siyasetin merkezine ne zaman taşınacak?
3.6.2018
Taksim Meydanı ve AKM'nin AKP'lileştirilmesi
30.5.2018
Kanal İstanbul ahlaken de yanlış bir projedir
27.5.2018
Özel sektörle elele yap işlet devret soygunu
21.5.2018
İmar affı İstanbul'a ihanetten sayılmıyor mu?
17.5.2018
Çerkezköy'de meşe ormanınına termik santral hançeri
13.5.2018
Akkuyu bilirkişi raporunda denenmemiş reaktör oyunu
9.5.2018
T A M A M
6.5.2018
İnanıyorum, Sen'le Değişir
2.5.2018
Seçime giderken 10 maddede ekonomiyle ilgili bilmeniz gerekenler
25.4.2018
Neden Nükleer Santral İstemiyoruz: Cevabı Çernobil
19.4.2018
AB'nin Türkiye'ye biçtiği rol: Transit gaz geçiş yolu
15.4.2018
Devlet, ormanlardan yeni 2B'ler yaratmaya hazırlanıyor
11.4.2018
Aradığınız yerli ve milli tarıma ulaşılamıyor
9.4.2018
Batmasınlar diye kârına şirketler, zararına 80 milyon ortak
4.4.2018
10 maddede Akkuyu hakkında bilmeniz gerekenler
2.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
1.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
28.3.2018
Yerli kömür masalı bitti, Türkiye ithal kömür cenneti oldu
25.3.2018
İklim değişikliği farkındalığı eyleme dönüşmüyor
21.3.2018
Türkiye'de orman denklemi: Rant artar orman azalır
19.3.2018
Hazır olun, dikili ağacınızı bile satacaklar
14.3.2018
Yerli ve milli rating kuruluşunun rating'ini kim ölçecek?
11.3.2018
İktidarın enerji projelerinde yeni kozu EÜAŞ
8.3.2018
Tarım kadınlaşıyor, kadının emeği yok sayılıyor
4.3.2018
Milli ve yerli şekerden Cargill'in acı şerbetine...
28.2.2018
Mega projeler kötü, peki ya onları fonlayanlar?
25.2.2018
Meclis'teki Çevre Komisyonu ne iş yapar?
21.2.2018
Dünya ağaca, Türkiye ölü termik santrallere para akıtıyor
18.2.2018
Merkez Bankası kuraklık tahminlerini izliyor mu?
14.2.2018
Sen Maçka Parkı dersin, o 'boş alan' diye bakar
11.2.2018
Vergi kıyaklı Türk Akım projesi
7.2.2018
Türkiye ile Rusya'nın kara deliği Akkuyu
4.2.2018
Başka türlü bir gıda mümkün: Direnen sofralar
31.1.2018
Soluk mavi nokta ve hiçliğimiz
28.1.2018
Yurttaşa rağmen zorbalıkla termik santral yapmak
17.1.2018
10 maddede Kanal İstanbul hakkında bilmeniz gerekenler
14.1.2018
Kuraklığa karşı eylem için neyi bekliyorsunuz?
10.1.2018
Kanal İstanbul'un ÇED dosyası muamması
7.1.2018
Tunus'tan zeytinyağı ithalatının perde arkası
3.1.2018
İran'daki isyanın ekonomi politiği
27.12.2017
Bartın'da Hattat zorbalığıyla zeytinlik kıyımı
24.12.2017
Zonguldak'ı kirlettiniz, Eskişehir'i rahat bırakın
17.12.2017
Loç'a HES yine gündemde, sarı yazma yine isyanda
13.12.2017
Devletin kayyım partisi ve icraatları
10.12.2017
İklim mücadelesinin yeni lideri Macron mu?
4.12.2017
Zarrab 'bankacılığı' ve ahbap çavuş ekonomisi
26.11.2017
Size yalan söylediler, kömürden bahsetmediler
22.11.2017
Size bir tek çevreci demeyecekler
12.11.2017
Ekonomik istikrarsızlık off-shore yatırımları artırıyor
8.11.2017
Türkiye'nin 'özel koşullarına' Almanya aracı olacak
5.11.2017
Yerli otomobil nasıl rekabet edecek
1.11.2017
Yurttaşa rağmen elektrik oyunları
29.10.2017
Çevrecinin daniskasıysanız ormanları kim kesiyor?
25.10.2017
Atamayla gelen atılarak gider
22.10.2017
Madenci ormana girmeden önceki son çıkışınız
18.10.2017
İklim değişiyor, biz değişmiyoruz
11.10.2017
Durmak yok, ÇED'siz talana devam
8.10.2017
Nagazakili Ishiguro'dan nükleer karşıtı kampanyaya
4.10.2017
Farklı ülkelerden mega proje manzaraları
1.10.2017
Torba Yasa, ormanları madenciye peşkeş çekecek
24.9.2017
Kadir Topbaş neden istifa etti
20.9.2017
Gelin Hasankeyf'e, herkes gelsin Hasankeyf’e!
13.9.2017
Bizde ağaç kesmek serbest, Komşu'da hapis
11.9.2017
İklimi değiştirip, geleceği karartan şirketleri tanıyalım
6.9.2017
Varlık Fonu'ndan Kanal İstanbul'a ne kadar para akacak?
3.9.2017
Küresel iklim değişikliği kumarı
30.8.2017
İklimin küresel barışa ve güvenliğe etkisi
28.8.2017
Sur sokakları hafızadır, hafızayı yok etmeyin
23.8.2017
Yaka yaka bitiremediniz memleketin ormanlarını
20.8.2017
Hasankeyf, hafriyat oluşturmak için dinamitleniyor
16.8.2017
Cerattepe’nin, Dersim’in, Hasankeyf’in suçu neydi?
14.8.2017
Ceratttepe geçilirse, Türkiye'de her yer geçilir
9.8.2017
İstanbul'u bekleyen tehlike
6.8.2017
Endekslere bakmak faydalıdır, zihin açar
2.8.2017
2017’yi bugün tükettik, artık 2018’den yiyoruz
30.7.2017
İklimi dünyadaki kaç milyarder kurtarabilir
26.7.2017
İnsanlık hafriyat kamyonlarının altında
23.7.2017
Giderek düşmanlaşan bir dünyada çevre mücadelesi
19.7.2017
AKP'nin kentsel iflası
17.7.2017
Bu mücadele ölümle yaşam arasında
12.7.2017
İğneada sizin eve kaç kilometre uzakta?
9.7.2017
İklim adaleti olmadan gerçek adaletten bahsedilemez
5.7.2017
İklim değişikliğiyle yüzleşmeye hazır mısın Türkiye
2.7.2017
KHK ile çiftçiliği de kaldırırlarsa şaşırmayalım
25.6.2017
Bu yasaya itirazımız var!
21.6.2017
Askerleri neden zehirliyorsunuz?
14.6.2017
Zeytinlikler için durmak yok mücadeleye devam
11.6.2017
UNESCO'ya "zeytinlikler için harekete geç" çağrısı
7.6.2017
İklim meselesi Türkiye'nin samimiyet testi
4.6.2017
Kravatlı adamlar ve Dünya Çevre Günü
3.6.2017
Trump, gezegenin ateşini yükseltecek
31.5.2017
Ölümünüz kömür tozuyla olsun ister misiniz?
28.5.2017
AKP’nin sıradaki talanı Filyos Vadisi mi
24.5.2017
Türkiye için zeytinle vedalaşma vakti
21.5.2017
Sen kuşun kurdun hakkını savunursun, o gelir seni vurur
17.5.2017
Kalkınırken öldüren AKP'nin sıfır kaza hedefi inandırıcı mı
14.5.2017
Süreç buzdolabından oda sıcaklığına getirilmeli
10.5.2017
Güneş, kömür ve nükleeri zorluyor
7.5.2017
Şu domatesi enine boyuna konuşalım mı
3.5.2017
Enerji bağımlılığına karşı kooperatif çözümü
30.4.2017
Buğday ambarına termik santral hançeri
26.4.2017
Bankwatch uyarıyor: TANAP'ı desteklemeyin
23.4.2017
Yükselen otoriteye sivil itaatsizlik ayarı
19.4.2017
Ekonomide tek eksiğimiz başkanlık mıydı
16.4.2017
Türkiye nükleercilerin açık pazarı mı?
12.4.2017
AKP için kömürü savunmak giderek zorlaşıyor
9.4.2017
Beş maddede doğa için neden Hayır denmeli
5.4.2017
Ekolojik bir anayasa olsa nasıl olurdu?
2.4.2017
Büyümüyorsak neden bu kadar enerji yatırımı?
29.3.2017
Kıskanılan Türkiye’de tek istikrar işsizlik artışında
26.3.2017
Herkes hesabını Alman usülü öderse
22.3.2017
Avrupa ile köprüleri atarken köprüler inşa etmek
20.3.2017
Yükselen popülizme karşı Yeşiller freni
15.3.2017
Toprağını denizden ödünç alanlarla toprağını ranta açanlar
8.3.2017
8 Mart hangi kadınların günü?
21.6.2015
Türkiye’nin kömürlü termik santral çıkmazı
17.6.2015
Sanayiciye paradan para kazanmak tatlı geldi
14.6.2015
Avrupa Parlamentosu’ndan Akkuyu mesajı: Vazgeçin!
10.6.2015
Sıra cinsiyetçi barajları yıkmaya geldi
7.6.2015
Sesi de görüntüsü de kirli siyaset
17.5.2015
Anlatılan senin hikâyendir
13.5.2015
Soma’daki büyük resme bakalım mı
10.5.2015
Soma’nın yasını bir yıldır birlikte tuttular
3.5.2015
Hükümetin ilk büyük yenilgisi Kıbrıs
26.4.2015
Neden nükleer enerjiye karşıyız: Cevabı Çernobil’de
22.4.2015
Ekoloji mücadelesi HDP’siz olmaz
15.4.2015
Yolsuzlukla mücadelenin 50 tonu
8.4.2015
Dünya ‘unicorn’ şirketleri biz yasakları konuşuyoruz
05.04.2015
Türkiye, nükleercilerin yeni deneme tahtası
29.03.2015
İstanbul’u sıfırlamak isteyenleri tanıyalım
26.03.2015
Hukukun üstünlüğü zedelenince hepimiz kaybettik
22.03.2015
Suyun değerini ona sahipken bilelim
15.03.2015
İyi hikâyeler yazılıyor ama burada değil…
11.03.2015
Nükleer santral çözüm değil ölüm getiriyor
08.03.2015
8 Mart hangi kadınların günü
04.03.2015
Kabaran enerji faturasına Ak Saray katkısı
01.03.2015
Erdoğan’ın ekonomiyi kontrol saplantısı
25.02.2015
Medya özgürlüğü dikensiz gül bahçesi değil
22.02.2015
HDP’siz bir Meclis’in ağır sonuçları olur
18.02.2015
Ataerkil düzen, siyasetin dili tamam da, peki ya yargıçlar
15.02.2015
Kadına şiddetin caiz olduğu ülke
11.02.2015
Fosil yakıtlara teşviki durdurun
08.02.2015
Türkiye, dünyanın çöplüğü mü
04.02.2015
Sisifos’un kayası, SYRİZA, Troyka
01.02.2015
Komşu’da yeşil/sol bir iktidar umudu
28.01.2015
Cenevre’de havuz medyasına konuşur gibi
25.01.2015
Yoksulluk da artıyor gelir eşitsizliği de
21.01.2015
SYRİZA, sonra Podemos, belki yarın HDP
18.01.2015
Davos’un gündemi değişen havalar
11.01.2015
Je suis Charlie
07.01.2015
Ahbap çavuş ekonomisi AKP’nin fıtratında var
31.12.2014
İstatistiklere bakmak faydalıdır
28.12.2014
Turnalar türkülerde kalmasın istiyorsan…
24.12.2014
Hasankeyf’i yok eden bir barış süreci olmaz
21.12.2014
Özgürlüğün bedeli sürekli tetikte olmaktır
17.12.2014
Marmara için Kadıköy’de saflar sıklaşacak
14.12.2014
100 eşyayla ya da 1000 odayla yaşamak
10.12.2014
HES’çi banka, çiftçi dostluğuna soyunursa…
07.12.2014
12 yılda iki Trakya’yı yok ettiler
03.12.2014
Nükleer santral kurma başka ihsan istemez
30.11.2014
Mor jakarandalar arasında elektrikli teller
26.11.2014
Koç 2015’te dümeni Uzakdoğu’ya kıracak
16.11.2014
Kıbrıs’ta soruna artık küresel sermaye de dâhil
10.11.2014
Kürtlerle hareket edilseydi Türkiye tarihe geçerdi
02.11.2014
Kömüre teşvik, ölüme teşvik
30.10.2014
TEMA uyarmış: Konya’da kömür çıkartmak için tüm yeraltı sularını çekmek gerek
29.10.2014
İstanbul ve yeşil (y)alanlar üzerine
19.10.2014
Zeytin karası değil bu yüz karası
05.10.2014
Tek dünya herkese yeter; yaşamasını bilene...
01.10.2014
Parayı veren suyun başını tutacak
28.09.2014
Adı konulmamış savaş hâli: Acele kamulaştırma
24.09.2014
Çatışma ve kuraklık arasında kalan insanlık
21.09.2014
İklim adaleti olmadan başka adalet olmaz
19.09.2014
Kutuplaşmanın baş mimarına 'kutuplaşmayı bitir' mesajı
14.09.2014
Türklerle Rumların yeni buluşma noktası
12.09.2014
Kasımda İstanbul’u “Yeşillendiriyoruz”
10.09.2014
İşçinin cehennemi, cennet vaat ediyor
24.08.2014
Patlarsa çıkan ses balondan fazla olur
10.08.2014
Dert etmeyin İstanbul’un Kadir Abisi var
06.08.2014
Bu karnede rakamlar yok, yeşilin tonları var
03.08.2014
Kadına yönelik imajınızı nasıl alırdınız
30.07.2014
Cumhurbaşkanının yeşil olma ihtimalini sevmek
09.07.2014
Durmak yok ÇED’den proje kaçırmaya devam
06.07.2014
Eroğlu’nun bıyıkları için son kavşaktayız
02.07.2014
Barışı konuşurken eve dönüşü de konuşalım
29.06.2014
Kastamonu'nun gör dedikleri...
25.06.2014
Sanayici üretimden uzaklaştı borca saplandı
18.06.2014
Yine seçim yine şeffaflık
15.06.2014
Futbol topunun diğer yüzü
11.06.2014
‘İki gündüz iki gece yandı Lice’
08.06.2014
Türkiye çevre koruma ağı
04.06.2014
Dünya Çevreye Gününü Gösterme Günü
01.06.2014
Sessiz katil aramızda dolaşıyor
28.05.2014
Milliyetçilik gölgesinde yeşil siyaset
25.05.2014
Acilen Soma Kanunu’na ihtiyacımız var
21.05.2014
İnsan değil kömür yerin altında kalsın
18.05.2014
İnsanlığınızın fıtratından çalmışlar
14.05.2014
Emeğin için Diren Çiftçi
11.05.2014
Nükleer tüccarları işbaşında
07.05.2014
Rant ve talanın Truva atları
04.05.2014
Basın özgürlüğünde Şanghay kriterleri
30.04.2014
Cehennemden kaçış yok
27.04.2014
Anlayın artık, halk nükleer istemiyor
13.04.2014
İklim insanı açlıkla sınayacak
05.03.2014
Türkiye’yi sıfırlama politikası
19.02.2014
‘Bizim uşaklar Kürtlerle siyaset yapıyor’
16.02.2014
Adrese teslim yasadaki oyun
09.02.2014
Turkish Pravda ya da Turkish palavra
19.01.2014
Hepimiz Gamonalıyız, direnvakeparki
15.01.2014
Her yer susuz, her yer kurak
01.01.2014
İçinden ekoloji geçen yeni yıl yazısı
25.12.2013
İktidarın can simidi: Dış mihrak
22.12.2013
Çılgın projeler askıya alınsın
15.12.2013
Ölüm üzerinden yükselen kalkınma
05.12.2013
Doğaya fırlatılan bumerang
24.11.2013
Varşova’da iklim fiyaskosu
13.11.2013
Kömürcü Polonya’da iklim zirvesi!
10.11.2013
Kadın! Doğur, çalış, güven!
03.11.2013
100 yıllık suskunluğu bozmak
27.10.2013
Beyaz fillerimiz, çılgın projelerimiz
23.10.2013
Çevre faslında kaldığımız yerden
20.10.2013
Çevre faslında yine sınıfta kaldık
16.10.2013
İnsanlığın gıda paradoksu
13.10.2013
Yerel temsilde kadının yokluğu
09.10.2013
Demokrasiyi petrollü mü alırsınız kömürlü mü
06.10.2013
‘Dört ülke, bir zirve’nin hikâyesi
29.09.2013
El birliğiyle yaktık dünyayı
25.09.2013
Hasankeyf’e son bir bakış
22.09.2013
İstanbul ve Diyarbakırlı işadamlarından ortak isyan
15.09.2013
Doğal kaynakları tüketene kredi yok
11.09.2013
Rüya bitti, gerçekleri görelim
08.09.2013
Çevreci şirket olma vizyonu
01.09.2013
Griye direnen merdivenler
28.08.2013
Kimileri ‘sıcak’ sever
25.08.2013
Suriye iç savaşının diğer yüzü: Mülteciler
21.08.2013
İklim, ikdam, inkâr
18.08.2013
Ekolojik Ayak İzi’niz kaç numara
14.08.2013
Değişen iklimi kim düzeltecek
11.08.2013
Nükleer lobiciler atakta
07.08.2013
Yunanistan’da Suriyeli bir Ermeni
24.07.2013
500 büyüğün anlattıkları
21.07.2013
Adalete ve Saygıya Çağrı
17.07.2013
Biraz ağaç biraz deniz kaç para
14.07.2013
Yanlışlar köprüsü
10.07.2013
Kalkınmanın öldüren cazibesi
07.07.2013
Ekonominin yüzde 40’ına sahip ordunun darbesi
30.06.2013
Endonezya ve Türkiye’den politikacı manzaraları
26.06.2013
Çözüme yatırım için buradayız
23.06.2013
Sivil itaatsizlik: Vicdanın siyaseti
19.06.2013
Avrupa ile kritik inatlaşma
16.06.2013
Size Aarhus’tan bahseden oldu mu
12.06.2013
Otoban kenarı çevreciliği
09.06.2013
Çevresel mücadele şimdi başlıyor
05.06.2013
Ağaçların ardındaki ‘beton’ siyaseti
30.05.2013
Ağacı kes, betonu koru
27.05.2013
Alkol yasağı: İktidar sarhoşluğu
22.05.2013
Çılgın proje Avrupalı Yeşiller’in markajında
12.05.2013
Muhafazakârlık mı dediniz
30.01.2013
AB’yi unutmak
27.01.2013
Ekonominin kaderi iklimden geçiyor
16.01.2013
İzmir’in çamuruna çözüm
13.01.2013
Esas çevre duyarsızlığı büyümenin önünde engel
02.01.2013
Öz hakiki ilerleme raporu
30.12.2012
Kıyameti beklerken...
26.12.2012
Nükleerde fasit döngü
23.12.2012
Kömür karanlığı
21.12.2012
Satranç değil bilardo zamanı
19.12.2012
Yolların yeni efendileri
13.12.2012
Hızlı büyüme geri gelmeyebilir
12.12.2012
Kaldığımız yerden kirletmeye devam
06.12.2012
Siyasette otoriterlikle büyüme olmaz
05.12.2012
Kredi notuna çevre faktörü
02.12.2012
Farklı bir gayrımenkul hikâyesi
29.11.2012
Cari açığın anahtarı hukuk devletinde
28.11.2012
İklim değişiyor, Türkiye değişmiyor
25.11.2012
Yanı başımızda bir başarı öyküsü
22.11.2012
Reform fırsatlarını kaçırdık
18.11.2012
Hasankeyf de yakında Miniatürk’te
15.11.2012
Ülke olarak bıçak sırtında değiliz
14.11.2012
Robin Hood geri döndü
11.11.2012
Bu değişim sizin mirasınız olsun
08.11.2012
En zayıf halka siyasi istikrar
07.11.2012
Katar camilerinde ekoloji vaazı
04.11.2012
Fetih, işgal, dekadans
01.11.2012
Büyüme değil yavaşlama konjonktürü var
31.10.2012
Küresel ısınma, fırtınaları katlıyor
28.10.2012
Gutenberg Galaksisi’nden son haberler
25.10.2012
Krizden Yeşiller de ders çıkardı
24.10.2012
Gangnam Style ekonomisi
21.10.2012
Beton ekonomisine çevre dengesi lazım
17.10.2012
Kentsel dönüşüm ‘Musibet’i
15.10.2012
Kentsel dönüşüme Sulukule emsal olur
15.10.2012
Türkiye’ye not artışı gelir mi
15.10.2012
Dünyanın en büyük şantiyesi
15.10.2012
Türkiye’nin suç ekonomisi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive