Pelin CENGİZ

pelincengiz@gmail.com



Bookmark and Share

En zayıf halka siyasi istikrar


08.11.2012 - Bu Yazı 3266 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

En zayıf halka siyasi istikrar

PROF. DR. AHMET İNSEL
Galatasaray Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Ahmet İnsel, kamuoyunda daha çok siyasi gözlem ve analizleriyle tanınmasına rağmen esasen iktisatçı. Paris Pantheon-Sorbonne Üniversitesi’nde de ders veren İnsel, bu üniversitenin rektör yardımcılığı görevinde bulundu. Fransızca ve Türkçe’de birçok iktisadi ve siyasi kitabı ile makalesi bulunan Ahmet İnsel, İletişim Yayınları yöneticisi ve Birikim dergisi editörlerinden.


Ahmet İnsel ile Türkiye ekonomisinin yapısal zaaflarını konuştuk. İnsel, ülke ekonomisinin en başta gelen yapısal sorunlarını üretimin yapısı, düşük tasarruf/yüksek tüketim sarmalı ve eğitimin niteliksizliği olarak görürken, çalışma yaşındaki nüfus içerisindeki kadınların emek piyasasına dâhil olmamasının ciddi bir kısıt olduğunu dile getiriyor. Kadının çalışması halinde aile kurumuna zarar geleceği fikrine sahip muhafazakârların bu noktada ikilem yaşadığına işaret eden İnsel’e göre, ekonominin önünde en ciddî kırılganlık siyasi istikrarsızlık. Siyasetin toplumsal sorunları çözebilme kapasitesinin zayıf olduğuna işaret eden İnsel, 10 yıllık iktidarı boyunca AKP hükümetlerinin sosyal devlet olma konusunda da yetersiz kaldığını ve bunun AKP’nin düşünce dünyasının sonucu olduğunu dile getiriyor. Sosyal hakların yetersizliğini, sendikasızlaştırma uygulamalarını ve aile politikalarının eksikliklerini eleştiren İnsel, siyasi ve toplumsal sorunları çözememenin, uzun vadede en zayıf halka olarak ortaya çıktığını düşünüyor

2001 krizinin ardından sıkı maliye politikası uygulandı, makroekonomik dengeler sağlandı, kalkınma hamlesi başladı. Uluslarararası ortamı iyi kullanan Türkiye büyüme trendine girerken, dünyadaki kriz ortamından istifade ederek sıcak para çekti. Bu hafta başı itibariyle yatırım yapılabilir ülke haline bile geldi. Bu tablonun gözle görülmeyen zaafları nelerdir?

Zaafları görebilmek için tablonun olumlu cephesini özetlemek lazım. 2001’de ekonomide ve toplumsal yaşamda büyük güven bunalımı vardı. Türkiye açısından 90’lar gri yıllardı. AKP bunu öngördü mü yoksa iktidara geldikten sonra mı fark etti bilemeyiz ama iktidara geldikten sonraki politikalarında ağırlıklı unsur istikrar ve güvenin yeniden tesisiydi. AKP’nin iktisat programı liberal bir piyasa ekonomisi hedefidir. Bunu sosyal demokrat, sosyalist, sol açıdan değerlendirirsek başka bir şey ama kendi içinde tutarlı. Şu hatırlatmayı yapayım: Abdullah Gül, başbakanlığı Tayyip Erdoğan’a devrettiğinde, Erdoğan, Gül Hükümeti’nin programının çok benzer bir versiyonunu benimsedi. Ancak Erdoğan’ın programında Gül’ün programında olmayan bir şey vardı. Bir yıl sonra bunun üzeri çizildi, bir daha da ağıza alınmadı. O da AKP’nin piyasa toplumunu kurmak istediği iddiasıydı. Açıkça programda yer alan bu ifade neoliberal politikanın bel kemiğidir. Piyasa toplumu, klasik piyasanın varolduğu alanların daha ötesinde toplumun tüm alanlarına piyasa mekanizmalarının hâkim olması demek. AKP, muhafazakâr bir parti olduğu için, Türkiye’de liberalizm bir küfür olarak algılandığı için bu piyasa toplumu hedefi de konuşulmaz oldu.

Neden üzeri çizilmiş olabilir?

Büyük ihtimalle toplumda bunun hoş görülmeyeceği için. Açıkça söylenmesinin AKP açısından çok fazla liberal geleceği ve çok eleştirileceği için. Türkiye’deki mütedeyyin kesim açısından piyasa toplumu tabiri çok sıcak bir tabir değil. ABD toplumu kadar piyasanın fetişleştirildiği bir kültürde değiliz.

AKP’nin iktisat politikaları kendi içinde tutarlı ilerledi diyebilir miyiz?

Bu çerçeveden bakınca tutarlı. Hedef toplumda güvenin tesisiydi ama esas amaç piyasa aktörlerinde güvenin tesisiydi. Bu hem yatırım hem de dış kaynaklara daha kolay ulaşmak demek. Güven tesisini inşa ederken şanslarının yaver gittiği birkaç konjonktür de vardı. Birincisi istikrarlı hükümet. Bu da bir düşeş durumuydu unutmamak lazım. Yüzde 34 oyla Meclis’te üçte iki çoğunluk alabilmek kolay değil. MHP ve DYP’nin yüzde 10’un altında kalması sayesinde bir düşeş. AKP, bunun getirdiği imkânları doğru kullandı. Uluslararası konjonktürde de genişleme dönemi vardı. Krize kadar uluslararası piyasa hızla genişliyordu, likidite bolluğu vardı. Bolluk Türkiye’nin yüksek faizle ama istikrarlı ve güvenli bir ekonomi imajını pekiştirerek güçlü dış sermaye çekmesini sağladı. AB ile olan balayı dönemi en yüksek kısa vadeli dış sermaye yatırımlarını getirdi. Sadece finans piyasalarına değil, üretime de sermaye getirdi. Disiplinli bir bütçe politikası muhafazakâr bir hükümet için olmazsa olmazdır. AKP’nin kısa vadeyi kurtarma endişesinin olmaması, uzun soluklu hedeflerini daha rahat gerçekleştirme imkânı getirdi. Bu tablo da, birkaç zayıf halkanın etkisinin görülmemesini sağladı.

Ekonomideki olumlu havanın özetinin ardından gelelim zayıf halkalara...

İlki yapısal bir sorun olarak üretimin kompozisyonu ile ilgili. Türkiye büyük ölçüde ara malı ve teknoloji ithal ederek üreten bir ülke. Üretimdeki ithalat katsayısı çok yüksek ve bu sabit bir katsayı. Büyüme olduğunda ithalat büyüyor ama ihracat büyümüyor. İhracatı dış faktörler belirlerken, ithalatı iç piyasa belirliyor. Ürettiğimiz oranda ithal etmek zorundayız. Katma değeri göreli düşük bir ekonomimiz var. İkincisi, düşük tasarruf yüksek tüketim dinamiği ile ayakta duran bir ekonomi olması. Tasarrufun düşük olmasının yapısal başka bir nedeni de şu: Türkiye’de çalışma yaşındaki nüfusa göre çalışan sayısı düşük. Çalışma yaşındaki nüfusta erkeklerin çalışma oranı Avrupa düzeyinde ama kadınlarda çok düşük. Kadınların çalışmaması ya da bir kısmının ücretsiz aile işçisi olması ama hanehalkına nakdi gelir katkısının olmaması, hanehalkında gelir getiren kişi sayısının sınırlı olması gibi ciddi bir sorun yaratıyor. Eğer tasarruf oranı tüketimi azaltmadan arttırılmak isteniyorsa, yapılacak en önemli iş, kadınları emek piyasasına dâhil edici teşvik önlemlerinin alınması. AKP, hiç önlem almadı diyemeyiz. Fakat diğer yandan muhafazakârlığın Türkiye’de kendini en güçlü ifade ettiği yer ailedir. Ailenin direği kadındır, dolayısıyla muhafazakârlık değerleriyle çatışan bir yapısı var. Tüketimi azaltmadan tasarrufu arttırmak için kadının çalışması lazım ama kadın daha çok çalıştığında muhafazakârlar aile çökecek endişesi taşır. Bu varoluşsal bir ikilem. Üçüncü zaaf eğitimle ilgili. Eğitim sayısal olarak artıyor. Pek çok üniversite açılıyor, okullaşma oranı artıyor, doğru. BM İnsani Kalkınma Endeksi’nde çok gerilerde olmamızın ana nedeni eğitim verileri. Burada göreli bir iyileşme var ama tüm dünya eğitime önem verdiği için başkalarından daha iyi yapıyor değiliz. Eğitim, nitelikli kişi yetiştirmede çok başarısız. Çok elitist, dar bir kesime yönelik nitelikli eğitim, çok geniş bir kitleye yönelik niteliksiz hatta niteliksizleştirici bir eğitim sistemi var. Sistemin nitelik kazandıran vasıfları az hatta dünyanın geldiği noktada neredeyse okula gitmese daha nitelikli olacak. Eğitimdeki nitelik eksikliği ve elitist yapı üretimin verimini de düşürüyor.

Bu zaaflara bakınca, sürdürülebilir bir büyümeye sahip olunamayacağını söylemek yanlış olmaz, değil mi?

Büyümenin uzun soluklu olabilmesi için büyümenin toplumsal tabanının genişlemesi lazım. Türkiye, 2000’lerde tüketim açlığını ve açığını kapatıcı bir iştahla tüketti ama tasarrufun düşük olduğu ortamda bunun bir sınırı var. Bunun daha uzun soluklu ve dengeli olabilmesi için gelir dağılımını düzeltici politikalar gerekli. Uzun soluklu bir büyümenin, gelir dağılımının kötüleştiği bir ortamda sürdürülmesi mümkün değil.

Büyümeyi sağlarken gelir dağılımı ile ilgili bir uçurum mu yarattı hükümet?

Uçurum yarattığını söyleyemeyiz, büyüme ile gelir dağılımında iyileşme olmamakla birlikte büyük kötüleşmeler de yok. Çünkü, hızlı bir büyüme olduğu için alt kesimlere de kısmen serpintileri yansıdı. Şimdi büyüme yavaşladığında bunun sonuçlarını daha net göreceğiz. O zaman güçlü kesim, üretimden daha fazla pay almaya başlayınca, diğerlerinin payı azalacak. Onun da gelir dağılımını kötüleştirme ihtimali var. Gelir dağılımı daha kötüleşen, iç tüketime dayalı bir ekonomide, sadece lüks konut ve otomobil veya pahalı okul ücretleri üzerinden büyük bir ekonomik canlılık sağlamak mümkün olmaz. Şöyle bir fırsat penceresini kaçırıyoruz. Demografik yapımız, bir geçiş dönemi demografisi. Doğum oranı azalıyor, ortalama yaşam süresi doğum oranından daha yavaş uzuyor. Aktif nüfusa bağımlı nüfus artmazken, (15 yaşından küçük ve 65 yaş üstündekiler) 15 yaş altındakilerin oranı azalıyor 65 yaşın üzerindekilerin oranı daha yavaş artıyor. Nüfusun büyük bölümü 15-64 arasında birikiyor. Bu büyüme dinamiği açısından çok ciddi bir fırsat.

Nasıl bir fırsat sağlıyor bu durum?

Hanehalkında gelirin aktif olmayan nüfusa bölünmesi düşük olur. Hem yatırım hem tüketim yapabilir. Ama bunun olabilmesi için çalışma yaşındaki nüfusun çalışması lazım. Biz bunu kaçırıyoruz. Bu fırsattan biz çok sınırlı yararlanıyoruz.

Türkiye’de bu anlamda farkındalık yok mu?

Var ama bunlar davranışsal şeyler, kültürel faktörler de var. Kadınların çalışma oranının düşük olması bir sorun. 90’larda erken emeklilik politikalarının yarattığı fırsat penceresini kaçırma olgusu da var. Olması gerekeni aşan boyutta verilen emeklilik hakları demografik fırsatları kullanmayı engelliyor. Bunu telafi etmek çok kolay değil.

Ekonomik istikrar içinde siyasi istikrarın rolüne gelirsek, karşımıza nasıl bir tablo çıkar?

Türkiye’nin en zayıf halkasının siyasi istikrar olduğunu düşünüyorum. Türkiye ekonomisi uzun vadede tüm istikrarsızlık unsurlarıyla mücadele edebilecek esnekliğe sahip olabilir ama Kürt sorunu başta olmak üzere aslî toplumsal sorunlarını çözememe hali, uzun vadede iktisadi gelişmenin önündeki engel. Sadece bu nedenden toplumun önemli bir bölümü iktisadi büyümenin dışında kalıyor. Dâhil edemediğiniz için yük haline geliyor, finanse etme gereği doğuyor. Kıbrıs’ı çözemediğiniz için uluslararası alanda sürekli ayağınıza dolaşan bir siyasi risk unsuruyla yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Siyasi ve toplumsal sorunları çözememe hali, iktisadi açıdan uzun vadede bir zayıf halka.

Not artışının ekonomiye nasıl bir etkisi olur?

Türkiye’deki kuruluşların uluslararası borçlanmasında risk primi daha azalır. Elde edilecek marj, daha önce elde edilmiş marj kadar büyük ferahlık yaratmaz. Bütçenin finansmanı açısından da bütçenin yükünü azaltır. Bu da eskisi kadar ek rahatlık sağlamaz. Dış yatırım imkânlarını arttırabilir. Bu da büyük ölçüde siyasi istikrara bağlı. Rating kuruluşları, Türkiye’deki çok çatışmalı siyasal ortamın risk unsuru olduğunu belirtiyor. Gelecek dönemde büyümenin 2000’lerdeki gibi olmayacağından eminiz. Türkiye 2010-2011’de hızlı büyüdü ama bu hızlı büyüme 2008-2009’daki daralmanın açığını kapatma büyümesiydi. Bundan sonra yeni büyüme dinamikleriyle yaşayacağız. İktisadi partnerlerimizin piyasalarındaki gelişmelere bağımlıyız, eski tüketim imkânlarına sahip değiliz. Tasarruf oranlarının düşüklüğü itibariyle dış kaynak ihtiyacı var. Likidite bol olduğu için Türkiye’ye geliyor, faizler düşüyor ama bunun bir bedeli var. Bu bedel döviz kuru değerlenmesi. Aslında bu değerlenme, hükümete 10 yıllık bilançosunu olduğundan daha iyi gösterme imkânı veriyor.

Nasıl bir imkân bu?

Döviz kuru üzerinden değil de sabit TL üzerinden GSYH büyümesini hesapladığınızda kişi başına gelir son 10 yılda üç misli artmadı. Bu TL’nin aşırı değerlenmesinin yarattığı bir optik çarpıtma. AKP’ye toplumsal güven aşılamada da büyük fayda sağlıyor. Aynı şey GSYH için de geçerli. Sabit fiyatlarla ölçülenle dolar kuru üzerinden ölçülen GSYH arasında ciddi bir makas var. Dolar üzerinden ifadesi sabit fiyatlarla olan ifadesinden daha büyük görünüyor, bu da güven unsuru yaratıyor. Bunun bedeli de Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü sınırlayan aşırı değerlenmiş TL ile ihracat yapmak oluyor. 2000’lerdeki büyüme dinamiğinin artık sınırlarına geldik. Yeni bir patikaya ihtiyaç var. Daha nitelikli emek, merkezinde inşaat olan bir dinamik yerine bilgi içeriği yüksek sektörlerin olduğu bir üretim yapısı, daha adil bölüşüm ve toplumsal çatışmaların daha yumuşak halledilmesi gerekli. Siyasi istikrardan daha önemli olan toplumsal sorun çözme kapasitesi. Bu kapasite çok sınırlı, hep öteliyoruz. Sonra sorunlar daha büyüyerek karşımıza geliyor.

İktidarı süresince AKP sosyal devlet olabilmeyi başarabildi mi?

Sosyal devlet olmanın bazı parametrelerini yerine getirdiğini söyleyebiliriz. Mesela, sağlığa ulaşma imkânının genişlemesi. Diğer taraftan eğitim alanında okullaşmanın artması, Vakıf üniversitelerinin oranı yüzde 10 civarında. Yüzde 90 yine kamu. Sosyal devlet açısından sorunlu yanlara gelirsek... Sosyal hak anlayışı AKP’nin daha çok meritokrasinin sosyal hak anlayışına tekabül ediyor. Bir yoksula yardım etmek, yoksulun her şeye rağmen yoksulluktan kurtulmak için elinden geleni yapmış ve buna rağmen başarısız olmuş koşulunda meşru addediliyor. Tam bir muhafazakâr liberal sosyal hak anlayışı. Eğer evrensel hak olarak sosyal hakları verirsek, insanları tembelliğe teşvik ederiz inancı ön plana çıkıyor.

İkincisi, sosyal hakların kamu aracılığıyla sağlanmasından ziyade zenginlerin yoksullara yardım etmesi şeklinde, himmet biçiminde. Bu anlamda sosyal devlet fikri, AKP’de eksik. AKP’nin sosyal devlet olamamasının esas nedeni çalışma yaşamıyla ilgili. AKP, kendisine yakın sendikaların bile şikâyet ettiği bir sendikasızlaşma politikasını teşvik ediyor. Etrafındaki işveren çevresi kendisine yakın sendikayı bile kabul etmekten aciz. Sendikayı işyerinde nifak unsuru olarak algılayan emek/sermaye, işçi/işveren ilişkisinde işçinin toplu örgütlenme ihtiyacını kabul etmeyen, geleneksel liberal emek piyasası anlayışını yücelten bir tarafı var. AB ile müzakerelerde açılamayan fasıllardan biri emek piyasası ile ilgili. Açılamamasının en büyük sebebi de, AKP’nin kamu emekçilerine grev hakkı tanımayı reddetmesi. Grev dendiğinde tüyleri diken diken olan bir devlet, sosyal devlet olamaz. Bir sorunlu alan da aile anlayışı.

AKP, aileyi desteklemeyi aileye bırakıyor. Somut hiçbir şey yapmıyor. Yoksullara yönelik bir politika olmalı. Kömür, gıda dağıtımı yapmak aile politikası değil. Asgari ihtiyaçları sağlamak için uygulanan bir politika. Kimse kömür, gıda yardımı alıyorum diye çocukları ile uzun vadeli gelecek hesabı yapamaz. Gelir Vergisi’nin büyük kısmı alt gelir kesimlerinden toplanıyor, bu nasıl bir aile politikası?


pelincengiz@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.07.2019
Türkiye ormanı yangın çıkınca hatırlıyor, bir Ağaç Bayramı olduğunu bile bilmiyor
15.07.2019
Bakan Kurum'a soru: Karadeniz İklim Eylem Planı'ndan Karadenizlilerin haberi var mı?
7.07.2019
Sal gazları atmosfere, kavur gezegeni bir daha mı geleceğiz dünyaya
2.07.2019
Adalet yok edildi, kalkınma iflas etti: Sinop’ta kesilen 650 bin ağacın ahı tutsun
24.06.2019
Karadeniz’in derelerini borulara hapsedenlerin, Kuzey Ormanları’nı katledenlerin hiç mi suçu yok?
17.06.2019
23 Haziran'da sandığa giderken İstanbul ile ilgili hatırlamanız gerekenler
10.06.2019
Hasankeyf'te betona gömülen sizin hikayeniz, hepimizin hikayesi...
5.06.2019
İnsanlığın nefes alamaz hale getirdiği Dünya’nın Çevre Günü
27.05.2019
Üçüncü köprünün ortağı batık Astaldi'ye İtalyan Salini Impregilo talip
23.05.2019
Havada bekleme süreleri yakıt maliyetini artıracak, THY’yi zarar ettirecek
20.05.2019
Uçak inemeyen havalimanı, çatlayan nükleer inşaatı, su tutamayan Ilısu Barajı
16.05.2019
AKP’nin yangında ilk kurtaracağı sektör: Ekonominin kara deliği enerji şirketleri
12.05.2019
Her şey çok hızlı yok olacak: Ya yokoluş ya isyan
8.05.2019
Saray’ın Nükleer Düzenleme Kurulu ve KHK’lı nükleer denetimsizliğimiz
6.05.2019
Bir çağ yangını: Kapitalosen
29.04.2019
Kim yalan söylüyor? TÜGVA mı yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi?
22.4.2019
'Victor Hugo, Notre Dame bağışçılarına teşekkür eder, aynı ilgiyi Sefiller için de bekler'
10.4.2019
Hep bu başımıza gelenler su'dan sebepler
3.4.2019
Yerel seçim sandığını yeşillendirenler
31.3.2019
'Bazı özel müşteriler hakkında yorum yapamıyoruz...'
25.3.2019
Bir beka sorunu olarak Varlık Fonu
17.3.2019
Atatürk Havalimanı'nın radar sistemi bilerek eksik bırakıldı
10.3.2019
İmamoğlu'nun 'Yürü be İstanbul'undan Yıldırım'ın yeşil vadilerine
7.3.2019
Nasıl bir kent istediğinizi hiç düşündünüz mü?
17.2.2019
AKP'nin tarımsızlık politikası tanzimden size el sallıyor
13.2.2019
Tanzim satış teferruat, tehlikenin büyüğü Hal Yasası'nda
11.2.2019
'Kendini ihbar et, mezarınla barış' affı
3.2.2019
Havasını kirlettiğin kentleri bezle temizleyebilir misin AKP?
30.1.2019
İklim değişir Akdeniz olmaz, Akdeniz'de hortum olur, fırtına olur
28.1.2019
Devrim mi görmek istiyorsunuz? O halde gençlerin iklim yürüyüşüne bakın
23.1.2019
Milyonların iklim krizi, Davos elitlerine iş fırsatı
21.1.2019
Poşet paralı olunca betoncular çevreci mi oldu?
13.1.2019
Orman morman ne varsa kesip atanları tanıyalım mı?
2.1.2019
Poşetleri paralı yaparken, ülkeyi plastik çöplüğüne çevirmek
30.12.2018
10 maddede Türkiye'nin 2018 ekoloji gündemi
23.12.2018
Bir soru: Üçüncü havalimanı hiç kullanılamayacak olabilir mi?
20.12.2018
Çiftçinin zaferi: Tabaktaki diktaya karşı birleşmek
12.12.2018
Kadınlar iklim politikalarında 'biz de varız' dedi
9.12.2018
İklim değişikliği: Çok fazla, çok yakın
5.12.2018
Sinop'ta kesilen 650 bin ağacın ahı tutsun mu?
3.12.2018
İşçi kanıyla suladık anayurdu dört baştan
26.11.2018
Élysée Sarayı'ndan Buckingham Sarayı'na iklim mücadelesi
21.11.2018
Ağacı İDO'ya sattılar, kirazları başka şirketlere dağıttılar
20.11.2018
Gezi Parkı bizim olsun, millet bahçeleri sizin
14.11.2018
Sibirya'dan Fırtına Vadisi'ne uzanan 'yavaş ölüm'
12.11.2018
Kömür milyarderi Le Monde'a ortak olursa...
7.11.2018
Sayıştay: Suç mahaline işaret etmek
5.11.2018
Suların yükselişi, insanlığın alçalışı, siyasetin haydutlaşması
31.10.2018
Üç termik santral sekiz köyü yuttu, sırada 48 köy var
29.10.2018
3. Havalimanı bütünsel bir felakettir
24.10.2018
Ne Kaşıkçı cinayeti, ne iklim krizi umurlarında
17.10.2018
Akkuyu davası Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor
14.10.2018
Avukatları mücadeleden de tasfiye edecek değilsiniz ya!
10.10.2018
Nordhaus: İklim değişikliği ekonomisinin babası
7.10.2018
Termik santralciler zorda: Bereket Enerji'den sonra Odaş Enerji
4.10.2018
Krizdeki kağıt sektörü de gözünü ormanlara dikti
30.9.2018
Astaldi'nin batışı, mega projeler ve hırsın anatomisi
28.9.2018
İşte 2023 hedefleri: Su kıtlığı, toplu ölümler, bölgesel çatışma
24.9.2018
Direnişin ekolojik hali: ZAD, Hambach Forest, Kuzey Ormanları
17.9.2018
Ezilenin üzerine basarak havalanmak: 3. Havalimanı
12.9.2018
21. yüzyıl sömürgeciliği: Tarım arazisi gaspı
19.8.2018
Dersim dört dağ içinde, dört dağ ateş içinde
13.8.2018
Bu enkazı kaldırmak
6.8.2018
100 günde 46 milyarlık 400 proje, peki hangi parayla?
2.8.2018
Yarınlar yokmuş gibi tükettik dünyayı
30.7.2018
İklim değişince sadece Akdeniz mi olur sandınız?
25.7.2018
Bankaları, şirketlerin 'enerji sevdası' çarptı
22.7.2018
Türkiye'ye akan kredi çeşmesinin başını tutanlar
18.7.2018
Seçimler geçti, kömürde ÇED yağmuru başladı
16.7.2018
Erdoğan, nükleerin her alanında artık tek yetkili
11.7.2018
Ülkeyi şirket gibi yönetmek: Lümpen kalkınması
9.7.2018
Kömürlü saadet zincirinin zayıf halkası: Bereket Enerji
1.7.2018
Astaldi, üçüncü köprüdeki hisselerini neden satıyor?
27.6.2018
Saray hükümetinde ekolojiden kim sorumlu olacak?
24.6.2018
Türk Akımı için feda edilen 25 milyon dolar ve Istrancalar
20.6.2018
Siyasetçilere bir ekolojik, bir şeffaflık çağrısı
10.6.2018
Doğa hakları siyasetin merkezine ne zaman taşınacak?
3.6.2018
Taksim Meydanı ve AKM'nin AKP'lileştirilmesi
30.5.2018
Kanal İstanbul ahlaken de yanlış bir projedir
27.5.2018
Özel sektörle elele yap işlet devret soygunu
21.5.2018
İmar affı İstanbul'a ihanetten sayılmıyor mu?
17.5.2018
Çerkezköy'de meşe ormanınına termik santral hançeri
13.5.2018
Akkuyu bilirkişi raporunda denenmemiş reaktör oyunu
9.5.2018
T A M A M
6.5.2018
İnanıyorum, Sen'le Değişir
2.5.2018
Seçime giderken 10 maddede ekonomiyle ilgili bilmeniz gerekenler
25.4.2018
Neden Nükleer Santral İstemiyoruz: Cevabı Çernobil
19.4.2018
AB'nin Türkiye'ye biçtiği rol: Transit gaz geçiş yolu
15.4.2018
Devlet, ormanlardan yeni 2B'ler yaratmaya hazırlanıyor
11.4.2018
Aradığınız yerli ve milli tarıma ulaşılamıyor
9.4.2018
Batmasınlar diye kârına şirketler, zararına 80 milyon ortak
4.4.2018
10 maddede Akkuyu hakkında bilmeniz gerekenler
2.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
1.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
28.3.2018
Yerli kömür masalı bitti, Türkiye ithal kömür cenneti oldu
25.3.2018
İklim değişikliği farkındalığı eyleme dönüşmüyor
21.3.2018
Türkiye'de orman denklemi: Rant artar orman azalır
19.3.2018
Hazır olun, dikili ağacınızı bile satacaklar
14.3.2018
Yerli ve milli rating kuruluşunun rating'ini kim ölçecek?
11.3.2018
İktidarın enerji projelerinde yeni kozu EÜAŞ
8.3.2018
Tarım kadınlaşıyor, kadının emeği yok sayılıyor
4.3.2018
Milli ve yerli şekerden Cargill'in acı şerbetine...
28.2.2018
Mega projeler kötü, peki ya onları fonlayanlar?
25.2.2018
Meclis'teki Çevre Komisyonu ne iş yapar?
21.2.2018
Dünya ağaca, Türkiye ölü termik santrallere para akıtıyor
18.2.2018
Merkez Bankası kuraklık tahminlerini izliyor mu?
14.2.2018
Sen Maçka Parkı dersin, o 'boş alan' diye bakar
11.2.2018
Vergi kıyaklı Türk Akım projesi
7.2.2018
Türkiye ile Rusya'nın kara deliği Akkuyu
4.2.2018
Başka türlü bir gıda mümkün: Direnen sofralar
31.1.2018
Soluk mavi nokta ve hiçliğimiz
28.1.2018
Yurttaşa rağmen zorbalıkla termik santral yapmak
17.1.2018
10 maddede Kanal İstanbul hakkında bilmeniz gerekenler
14.1.2018
Kuraklığa karşı eylem için neyi bekliyorsunuz?
10.1.2018
Kanal İstanbul'un ÇED dosyası muamması
7.1.2018
Tunus'tan zeytinyağı ithalatının perde arkası
3.1.2018
İran'daki isyanın ekonomi politiği
27.12.2017
Bartın'da Hattat zorbalığıyla zeytinlik kıyımı
24.12.2017
Zonguldak'ı kirlettiniz, Eskişehir'i rahat bırakın
17.12.2017
Loç'a HES yine gündemde, sarı yazma yine isyanda
13.12.2017
Devletin kayyım partisi ve icraatları
10.12.2017
İklim mücadelesinin yeni lideri Macron mu?
4.12.2017
Zarrab 'bankacılığı' ve ahbap çavuş ekonomisi
26.11.2017
Size yalan söylediler, kömürden bahsetmediler
22.11.2017
Size bir tek çevreci demeyecekler
12.11.2017
Ekonomik istikrarsızlık off-shore yatırımları artırıyor
8.11.2017
Türkiye'nin 'özel koşullarına' Almanya aracı olacak
5.11.2017
Yerli otomobil nasıl rekabet edecek
1.11.2017
Yurttaşa rağmen elektrik oyunları
29.10.2017
Çevrecinin daniskasıysanız ormanları kim kesiyor?
25.10.2017
Atamayla gelen atılarak gider
22.10.2017
Madenci ormana girmeden önceki son çıkışınız
18.10.2017
İklim değişiyor, biz değişmiyoruz
11.10.2017
Durmak yok, ÇED'siz talana devam
8.10.2017
Nagazakili Ishiguro'dan nükleer karşıtı kampanyaya
4.10.2017
Farklı ülkelerden mega proje manzaraları
1.10.2017
Torba Yasa, ormanları madenciye peşkeş çekecek
24.9.2017
Kadir Topbaş neden istifa etti
20.9.2017
Gelin Hasankeyf'e, herkes gelsin Hasankeyf’e!
13.9.2017
Bizde ağaç kesmek serbest, Komşu'da hapis
11.9.2017
İklimi değiştirip, geleceği karartan şirketleri tanıyalım
6.9.2017
Varlık Fonu'ndan Kanal İstanbul'a ne kadar para akacak?
3.9.2017
Küresel iklim değişikliği kumarı
30.8.2017
İklimin küresel barışa ve güvenliğe etkisi
28.8.2017
Sur sokakları hafızadır, hafızayı yok etmeyin
23.8.2017
Yaka yaka bitiremediniz memleketin ormanlarını
20.8.2017
Hasankeyf, hafriyat oluşturmak için dinamitleniyor
16.8.2017
Cerattepe’nin, Dersim’in, Hasankeyf’in suçu neydi?
14.8.2017
Ceratttepe geçilirse, Türkiye'de her yer geçilir
9.8.2017
İstanbul'u bekleyen tehlike
6.8.2017
Endekslere bakmak faydalıdır, zihin açar
2.8.2017
2017’yi bugün tükettik, artık 2018’den yiyoruz
30.7.2017
İklimi dünyadaki kaç milyarder kurtarabilir
26.7.2017
İnsanlık hafriyat kamyonlarının altında
23.7.2017
Giderek düşmanlaşan bir dünyada çevre mücadelesi
19.7.2017
AKP'nin kentsel iflası
17.7.2017
Bu mücadele ölümle yaşam arasında
12.7.2017
İğneada sizin eve kaç kilometre uzakta?
9.7.2017
İklim adaleti olmadan gerçek adaletten bahsedilemez
5.7.2017
İklim değişikliğiyle yüzleşmeye hazır mısın Türkiye
2.7.2017
KHK ile çiftçiliği de kaldırırlarsa şaşırmayalım
25.6.2017
Bu yasaya itirazımız var!
21.6.2017
Askerleri neden zehirliyorsunuz?
14.6.2017
Zeytinlikler için durmak yok mücadeleye devam
11.6.2017
UNESCO'ya "zeytinlikler için harekete geç" çağrısı
7.6.2017
İklim meselesi Türkiye'nin samimiyet testi
4.6.2017
Kravatlı adamlar ve Dünya Çevre Günü
3.6.2017
Trump, gezegenin ateşini yükseltecek
31.5.2017
Ölümünüz kömür tozuyla olsun ister misiniz?
28.5.2017
AKP’nin sıradaki talanı Filyos Vadisi mi
24.5.2017
Türkiye için zeytinle vedalaşma vakti
21.5.2017
Sen kuşun kurdun hakkını savunursun, o gelir seni vurur
17.5.2017
Kalkınırken öldüren AKP'nin sıfır kaza hedefi inandırıcı mı
14.5.2017
Süreç buzdolabından oda sıcaklığına getirilmeli
10.5.2017
Güneş, kömür ve nükleeri zorluyor
7.5.2017
Şu domatesi enine boyuna konuşalım mı
3.5.2017
Enerji bağımlılığına karşı kooperatif çözümü
30.4.2017
Buğday ambarına termik santral hançeri
26.4.2017
Bankwatch uyarıyor: TANAP'ı desteklemeyin
23.4.2017
Yükselen otoriteye sivil itaatsizlik ayarı
19.4.2017
Ekonomide tek eksiğimiz başkanlık mıydı
16.4.2017
Türkiye nükleercilerin açık pazarı mı?
12.4.2017
AKP için kömürü savunmak giderek zorlaşıyor
9.4.2017
Beş maddede doğa için neden Hayır denmeli
5.4.2017
Ekolojik bir anayasa olsa nasıl olurdu?
2.4.2017
Büyümüyorsak neden bu kadar enerji yatırımı?
29.3.2017
Kıskanılan Türkiye’de tek istikrar işsizlik artışında
26.3.2017
Herkes hesabını Alman usülü öderse
22.3.2017
Avrupa ile köprüleri atarken köprüler inşa etmek
20.3.2017
Yükselen popülizme karşı Yeşiller freni
15.3.2017
Toprağını denizden ödünç alanlarla toprağını ranta açanlar
8.3.2017
8 Mart hangi kadınların günü?
21.6.2015
Türkiye’nin kömürlü termik santral çıkmazı
17.6.2015
Sanayiciye paradan para kazanmak tatlı geldi
14.6.2015
Avrupa Parlamentosu’ndan Akkuyu mesajı: Vazgeçin!
10.6.2015
Sıra cinsiyetçi barajları yıkmaya geldi
7.6.2015
Sesi de görüntüsü de kirli siyaset
17.5.2015
Anlatılan senin hikâyendir
13.5.2015
Soma’daki büyük resme bakalım mı
10.5.2015
Soma’nın yasını bir yıldır birlikte tuttular
3.5.2015
Hükümetin ilk büyük yenilgisi Kıbrıs
26.4.2015
Neden nükleer enerjiye karşıyız: Cevabı Çernobil’de
22.4.2015
Ekoloji mücadelesi HDP’siz olmaz
15.4.2015
Yolsuzlukla mücadelenin 50 tonu
8.4.2015
Dünya ‘unicorn’ şirketleri biz yasakları konuşuyoruz
05.04.2015
Türkiye, nükleercilerin yeni deneme tahtası
29.03.2015
İstanbul’u sıfırlamak isteyenleri tanıyalım
26.03.2015
Hukukun üstünlüğü zedelenince hepimiz kaybettik
22.03.2015
Suyun değerini ona sahipken bilelim
15.03.2015
İyi hikâyeler yazılıyor ama burada değil…
11.03.2015
Nükleer santral çözüm değil ölüm getiriyor
08.03.2015
8 Mart hangi kadınların günü
04.03.2015
Kabaran enerji faturasına Ak Saray katkısı
01.03.2015
Erdoğan’ın ekonomiyi kontrol saplantısı
25.02.2015
Medya özgürlüğü dikensiz gül bahçesi değil
22.02.2015
HDP’siz bir Meclis’in ağır sonuçları olur
18.02.2015
Ataerkil düzen, siyasetin dili tamam da, peki ya yargıçlar
15.02.2015
Kadına şiddetin caiz olduğu ülke
11.02.2015
Fosil yakıtlara teşviki durdurun
08.02.2015
Türkiye, dünyanın çöplüğü mü
04.02.2015
Sisifos’un kayası, SYRİZA, Troyka
01.02.2015
Komşu’da yeşil/sol bir iktidar umudu
28.01.2015
Cenevre’de havuz medyasına konuşur gibi
25.01.2015
Yoksulluk da artıyor gelir eşitsizliği de
21.01.2015
SYRİZA, sonra Podemos, belki yarın HDP
18.01.2015
Davos’un gündemi değişen havalar
11.01.2015
Je suis Charlie
07.01.2015
Ahbap çavuş ekonomisi AKP’nin fıtratında var
31.12.2014
İstatistiklere bakmak faydalıdır
28.12.2014
Turnalar türkülerde kalmasın istiyorsan…
24.12.2014
Hasankeyf’i yok eden bir barış süreci olmaz
21.12.2014
Özgürlüğün bedeli sürekli tetikte olmaktır
17.12.2014
Marmara için Kadıköy’de saflar sıklaşacak
14.12.2014
100 eşyayla ya da 1000 odayla yaşamak
10.12.2014
HES’çi banka, çiftçi dostluğuna soyunursa…
07.12.2014
12 yılda iki Trakya’yı yok ettiler
03.12.2014
Nükleer santral kurma başka ihsan istemez
30.11.2014
Mor jakarandalar arasında elektrikli teller
26.11.2014
Koç 2015’te dümeni Uzakdoğu’ya kıracak
16.11.2014
Kıbrıs’ta soruna artık küresel sermaye de dâhil
10.11.2014
Kürtlerle hareket edilseydi Türkiye tarihe geçerdi
02.11.2014
Kömüre teşvik, ölüme teşvik
30.10.2014
TEMA uyarmış: Konya’da kömür çıkartmak için tüm yeraltı sularını çekmek gerek
29.10.2014
İstanbul ve yeşil (y)alanlar üzerine
19.10.2014
Zeytin karası değil bu yüz karası
05.10.2014
Tek dünya herkese yeter; yaşamasını bilene...
01.10.2014
Parayı veren suyun başını tutacak
28.09.2014
Adı konulmamış savaş hâli: Acele kamulaştırma
24.09.2014
Çatışma ve kuraklık arasında kalan insanlık
21.09.2014
İklim adaleti olmadan başka adalet olmaz
19.09.2014
Kutuplaşmanın baş mimarına 'kutuplaşmayı bitir' mesajı
14.09.2014
Türklerle Rumların yeni buluşma noktası
12.09.2014
Kasımda İstanbul’u “Yeşillendiriyoruz”
10.09.2014
İşçinin cehennemi, cennet vaat ediyor
24.08.2014
Patlarsa çıkan ses balondan fazla olur
10.08.2014
Dert etmeyin İstanbul’un Kadir Abisi var
06.08.2014
Bu karnede rakamlar yok, yeşilin tonları var
03.08.2014
Kadına yönelik imajınızı nasıl alırdınız
30.07.2014
Cumhurbaşkanının yeşil olma ihtimalini sevmek
09.07.2014
Durmak yok ÇED’den proje kaçırmaya devam
06.07.2014
Eroğlu’nun bıyıkları için son kavşaktayız
02.07.2014
Barışı konuşurken eve dönüşü de konuşalım
29.06.2014
Kastamonu'nun gör dedikleri...
25.06.2014
Sanayici üretimden uzaklaştı borca saplandı
18.06.2014
Yine seçim yine şeffaflık
15.06.2014
Futbol topunun diğer yüzü
11.06.2014
‘İki gündüz iki gece yandı Lice’
08.06.2014
Türkiye çevre koruma ağı
04.06.2014
Dünya Çevreye Gününü Gösterme Günü
01.06.2014
Sessiz katil aramızda dolaşıyor
28.05.2014
Milliyetçilik gölgesinde yeşil siyaset
25.05.2014
Acilen Soma Kanunu’na ihtiyacımız var
21.05.2014
İnsan değil kömür yerin altında kalsın
18.05.2014
İnsanlığınızın fıtratından çalmışlar
14.05.2014
Emeğin için Diren Çiftçi
11.05.2014
Nükleer tüccarları işbaşında
07.05.2014
Rant ve talanın Truva atları
04.05.2014
Basın özgürlüğünde Şanghay kriterleri
30.04.2014
Cehennemden kaçış yok
27.04.2014
Anlayın artık, halk nükleer istemiyor
13.04.2014
İklim insanı açlıkla sınayacak
05.03.2014
Türkiye’yi sıfırlama politikası
19.02.2014
‘Bizim uşaklar Kürtlerle siyaset yapıyor’
16.02.2014
Adrese teslim yasadaki oyun
09.02.2014
Turkish Pravda ya da Turkish palavra
19.01.2014
Hepimiz Gamonalıyız, direnvakeparki
15.01.2014
Her yer susuz, her yer kurak
01.01.2014
İçinden ekoloji geçen yeni yıl yazısı
25.12.2013
İktidarın can simidi: Dış mihrak
22.12.2013
Çılgın projeler askıya alınsın
15.12.2013
Ölüm üzerinden yükselen kalkınma
05.12.2013
Doğaya fırlatılan bumerang
24.11.2013
Varşova’da iklim fiyaskosu
13.11.2013
Kömürcü Polonya’da iklim zirvesi!
10.11.2013
Kadın! Doğur, çalış, güven!
03.11.2013
100 yıllık suskunluğu bozmak
27.10.2013
Beyaz fillerimiz, çılgın projelerimiz
23.10.2013
Çevre faslında kaldığımız yerden
20.10.2013
Çevre faslında yine sınıfta kaldık
16.10.2013
İnsanlığın gıda paradoksu
13.10.2013
Yerel temsilde kadının yokluğu
09.10.2013
Demokrasiyi petrollü mü alırsınız kömürlü mü
06.10.2013
‘Dört ülke, bir zirve’nin hikâyesi
29.09.2013
El birliğiyle yaktık dünyayı
25.09.2013
Hasankeyf’e son bir bakış
22.09.2013
İstanbul ve Diyarbakırlı işadamlarından ortak isyan
15.09.2013
Doğal kaynakları tüketene kredi yok
11.09.2013
Rüya bitti, gerçekleri görelim
08.09.2013
Çevreci şirket olma vizyonu
01.09.2013
Griye direnen merdivenler
28.08.2013
Kimileri ‘sıcak’ sever
25.08.2013
Suriye iç savaşının diğer yüzü: Mülteciler
21.08.2013
İklim, ikdam, inkâr
18.08.2013
Ekolojik Ayak İzi’niz kaç numara
14.08.2013
Değişen iklimi kim düzeltecek
11.08.2013
Nükleer lobiciler atakta
07.08.2013
Yunanistan’da Suriyeli bir Ermeni
24.07.2013
500 büyüğün anlattıkları
21.07.2013
Adalete ve Saygıya Çağrı
17.07.2013
Biraz ağaç biraz deniz kaç para
14.07.2013
Yanlışlar köprüsü
10.07.2013
Kalkınmanın öldüren cazibesi
07.07.2013
Ekonominin yüzde 40’ına sahip ordunun darbesi
30.06.2013
Endonezya ve Türkiye’den politikacı manzaraları
26.06.2013
Çözüme yatırım için buradayız
23.06.2013
Sivil itaatsizlik: Vicdanın siyaseti
19.06.2013
Avrupa ile kritik inatlaşma
16.06.2013
Size Aarhus’tan bahseden oldu mu
12.06.2013
Otoban kenarı çevreciliği
09.06.2013
Çevresel mücadele şimdi başlıyor
05.06.2013
Ağaçların ardındaki ‘beton’ siyaseti
30.05.2013
Ağacı kes, betonu koru
27.05.2013
Alkol yasağı: İktidar sarhoşluğu
22.05.2013
Çılgın proje Avrupalı Yeşiller’in markajında
12.05.2013
Muhafazakârlık mı dediniz
30.01.2013
AB’yi unutmak
27.01.2013
Ekonominin kaderi iklimden geçiyor
16.01.2013
İzmir’in çamuruna çözüm
13.01.2013
Esas çevre duyarsızlığı büyümenin önünde engel
02.01.2013
Öz hakiki ilerleme raporu
30.12.2012
Kıyameti beklerken...
26.12.2012
Nükleerde fasit döngü
23.12.2012
Kömür karanlığı
21.12.2012
Satranç değil bilardo zamanı
19.12.2012
Yolların yeni efendileri
13.12.2012
Hızlı büyüme geri gelmeyebilir
12.12.2012
Kaldığımız yerden kirletmeye devam
06.12.2012
Siyasette otoriterlikle büyüme olmaz
05.12.2012
Kredi notuna çevre faktörü
02.12.2012
Farklı bir gayrımenkul hikâyesi
29.11.2012
Cari açığın anahtarı hukuk devletinde
28.11.2012
İklim değişiyor, Türkiye değişmiyor
25.11.2012
Yanı başımızda bir başarı öyküsü
22.11.2012
Reform fırsatlarını kaçırdık
18.11.2012
Hasankeyf de yakında Miniatürk’te
15.11.2012
Ülke olarak bıçak sırtında değiliz
14.11.2012
Robin Hood geri döndü
11.11.2012
Bu değişim sizin mirasınız olsun
08.11.2012
En zayıf halka siyasi istikrar
07.11.2012
Katar camilerinde ekoloji vaazı
04.11.2012
Fetih, işgal, dekadans
01.11.2012
Büyüme değil yavaşlama konjonktürü var
31.10.2012
Küresel ısınma, fırtınaları katlıyor
28.10.2012
Gutenberg Galaksisi’nden son haberler
25.10.2012
Krizden Yeşiller de ders çıkardı
24.10.2012
Gangnam Style ekonomisi
21.10.2012
Beton ekonomisine çevre dengesi lazım
17.10.2012
Kentsel dönüşüm ‘Musibet’i
15.10.2012
Kentsel dönüşüme Sulukule emsal olur
15.10.2012
Türkiye’ye not artışı gelir mi
15.10.2012
Dünyanın en büyük şantiyesi
15.10.2012
Türkiye’nin suç ekonomisi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive