Pelin CENGİZ

pelincengiz@gmail.com



Bookmark and Share

Siyasette otoriterlikle büyüme olmaz


06.12.2012 - Bu Yazı 2837 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Siyasette otoriterlikle büyüme olmaz

DOÇ. DR. ÜMİT İZMEN  Uzun yıllar TÜSİAD’da ekonomist, ekonomik araştırmalar bölüm sorumlusu, genel sekreter yardımcısı ve başekonomist olarak çalışan Ümit İzmen, ardından Bilgi ve Boğaziçi üniversitelerinde çeşitli dersler verdi, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Büyüme, bölgesel kalkınma, uluslararası iktisat ve sanayi politikası gibi alanlara yoğunlaşan İzmen, halen Özyeğin Üniversitesi’nde ve İstanbul Kültür Üniversitesi’nde ders veriyor. Akademik çalışmalarının yanı sıra Radikal gazetesinde de yazılar yazıyor.


Türkiye’de ekonomiyi tek başına ele almak, ekonomiyi konuşurken onu kuşatan siyaseti devredışı bırakmak mümkün değil. Bu hafta bu denli iç içe geçmiş ekonomi ile siyaseti Doç. Dr. Ümit İzmen ile konuştuk. İzmen, Türkiye’nin finansal sorunlarla başetmek için ciddi bir ekspertiz geliştirdiğini ancak, aynı çevikliği yapısal sorunların çözümü için gösteremediğini, bundan sonraki enerjisini bunlara ayırması gerektiğini dile getiriyor. Ancak, seçim öncesi süreçte ekonomi bürokrasisinin çok bilinçli, tutarlı ve uzun vadeli bir politika izleyeceğinden umudu olmayan İzmen’e göre, Türkiye ekonomide gelecek dönemde “günü kurtaracak” politikalar izleyecek. Öte yandan, Türkiye’nin ekonomide liberal, siyasette otoriter uygulamalarını uzun vadede çok fazla sürdürülebilir bulmayan İzmen, değişen ve dönüşen AB’nin bu anlamda çok fazla dışlanmaması gerektiğini belirtiyor. İzmen, ekonomide önüne büyük hedefler koyan bir ülkenin, bu hedefleri yeni anayasasını yapmadan, Kürt meselesini çözmeden ve demokratikleşmeyi halletmeden gerçekleştirmesini de sürdürülebilir bulmuyor...
 

Bu yıl cari açık, büyüme, enflasyon tartışmalarıyla geçti. Büyümenin düşüşüne paralel olarak cari açıkta da düşüş görüldü. Çeşitli sebeplerle 2012 başında konan rakamsal hedeflerden yıl sonuna doğru uzaklaşıldı. Geçen ay gelen not artışıyla birlikte ekonomide iyimserlik havası esti. Ancak yapısal birtakım sorunlar çözülebilmiş değil. 2013’te ekonomide neler beklemeliyiz?

İyi ve kötü aslında bir şekilde hemhal oluyor. Bunun sebeplerinden biri verilerin bir bölümünün geçmişe, bir bölümünün geleceğe ait olması. Biz selektif bir şekilde hepsini biraraya getirip sanki hepsi bugünün fotoğrafını veriyormuş gibi kullanıyoruz. Yükselen büyümeyle düşen işsizliği, cari açığı, enflasyonu ve faizleri, hepsi şu anda bu durumun bileşenleri gibi görüyoruz. Aynen geçmişten böyle geldiler ve geleceğe de böyle gidecekler gibi algılıyoruz. Halbuki bunların bir kısmı aşağı yönlüyken bir bölümü yukarı yönlü gidiyor. Şu anda tesadüfen dengedeler ve 2013’e doğru giderken bu denge tekrar ayrışmaya başlayacak. Nasıl ayrışacak? Esas olarak cari açık bu seviyede durmayacak çünkü cari açıktaki düşüş büyümenin gerilemesinden kaynaklandı. Büyüme düştü, iç talep fena halde kısıldı, iç taleple beraber çok enteresan şekilde yatırım talebi düştü. Türkiye’de böyle bir vahim yatırım talebi düşüşü ancak kriz dönemlerinde olur. Ortada kriz, negatif büyüme yok. Yatırımlarda muazzam bir frene basma durumu var. Cari açığın sürükleyicilerinden bir tanesi bu ithalat talebi. Bu yüzden açıkta bir toparlanma gördük. Bundan sonra eğer büyüme tekrar bir parça da olsa toparlanacaksa, cari açığın tekrar hafif yükselmeye başladığını göreceğiz. Not artışında çok muazzam bir şey görmüyorum. Çünkü, bir kuruluşun not artışı. Oradaki kararda dörde beş gibi zaten çok kritik bir noktada çıktı. Tek başına çok fazla bir şey ifade etmiyor.

İçerdeki yatırım talebinin düşüşünü neye bağlamak lazım, frene basmanın tetikleyicisi ne olmuş olabilir?

Büyüme rakamları ikinci çeyrek açısından ilginçti. AKP’nin siyasi temelleri iki tane önemli kolon üzerinde yükseliyor. Biri Anadolu’da yeni yükselen sermaye kesimi. Klasik sermaye kesiminden farklı sektörlerde ve illerde odaklanan, gelişmiş ülkelere değil de civar ülkelere, Afrika’ya, Ortadoğu’ya ihracat yapan farklı bir girişimci sınıf. İkinci dayanağı ise orta sınıf. Bu yılki büyüme rakamlarını talep yönünden incelersek, her iki dayanağın da temkinli olduğunu görüyoruz. Orta sınıfta tüketim talebinde bir baskılanma var. Bunu kredi kartı harcamaları, tüketici güven endeksi gibi bir dizi tüketim göstergesinden anlıyoruz. Diğer taraftan girişimci sınıfın da yatırım talebini geri çekmesinden anlıyoruz. Türkiye’de ekonomi tek başına ekonomi değil siyasetle çok içiçe geçmiş bir ekonomi. Her ikisi de birbirini fazlasıyla etkiliyor.

Küresel krizden etkilendik, onunla birlikte üretimde çok ciddi bir düşüş oldu ardından 2010-2011’de muazzam bir çıkış oldu. Bu hızlı çıkışla birlikte kredi hacmi yüzde 40’ları buldu. Tek başına bu rakam bile kredilerin çok büyük bölümümün kötü alanlara yatırıldığına işaret ediyor. Çünkü, ekonomi çok yüksek büyüyordu, yüzde 10 büyüyen bir ekonomide yüzde 40 kredi genişlemesi çok orantısız. Gelecekte bir felaketin habercisi. Tüm krizlere baktığımızda hepsinin arkasında, krizin bir adım öncesinde kontrolsüz şekilde artan kredi genişlemesi görüyoruz. Merkez Bankası da bu acayip kredi genişlemesini gördüğü için bunu geri çekecek birtakım politikaları devreye soktu. Bence de bu politikaları devreye sokması doğruydu, yerindeydi. Bu sayede kredi genişlemesi tekrar yüzde 15’ler seviyesine indi.

Genel olarak Merkez Bankası’nın aldığı kararlar doğruydu ve günü doğru okudular diyebilir miyiz?

Evet. Ben şuna inanıyorum: Türkiye, finansal sorunlarla başetmek için ciddi ekspertiz geliştirdi. 1990’lardaki kriz koşulları ekonomi ve Merkez Bankası bürokrasisinde böyle bir kapasite yarattı. Krizlerle mücadele etmek, krizleri yönetmek konusunda bir ekspertizimiz var. Ne akademide ne iş dünyasında ne bürokraside ne de siyasetçilerde finansal sorunların ötesinde yapısal sorunlarla uğraşmak konusunda eş bir kapasite olduğunu düşünmüyorum. Kriz yönetimine o kadar odaklanmışız ki, normal bir ekonomiyi yönetmek, yapısal sorunlara ağırlık vermek, katma değeri yükseltmek, istihdamı arttırmak, gelir dağılımını iyileştirmek, yoksullukla mücadele etmek için ne gibi politikalar izleriz diye enerjimiz kalmamış. Finansal sorunları yönetmeye göre buralarda cılız kalmışız. İhtiyacımız olan bu alanlarda ilerleme yoksa finansal istikrarda bir noktaya geldik. Türkiye, bundan sonra enerjisini yapısal meselelere ayırmalı.

Yapısal sorunlara bunca zamandır eğilememiş, zaman ayıramamış olmasını nasıl açıklayabiliriz?

2001 sonrası dönemi ikiye ayırıyorum. 2001’den 2007’ye kadar olan dönem ve 2007’den sonraki dönem. İkisi birbirinden çok farklı. 2001-2007 dönemi, büyüme hızı, istikrarın sağlanması ve gelir dağılımının düzelmesi açısından başarılıydı. 2007’den sonraya baktığımızda evet, küresel krizin bir etkisi var. Bu dönemde büyüme son derece düşük, herhangi bir yapısal reform alanında, yoksulluğun ve gelir dağılımının düzeltilmesi yönünde herhangi bir iyileşme yok. Kriz diğer alanlarda bir şey yapmamanın mazereti değil. Hiç değilse biraz daha çaba harcanabilirdi, harcanamadı. Harcanamamış olması 2007’den sonra devam eden siyasi dalgalanmalarla da çok ilgili. Bu tür reformların kısa vadede siyasi iktidara hiçbir getirisi yok, hatta götürüsü olabilir. Uzunca bir süre geçmesi gerekiyor ki, onun meyvelerini toplayabilecek zamanı olabilsin. Şu anda onları yapmasını hiç beklemiyorum, seçimlere gidiyoruz. Bir anlamda tren kaçtı. 2007’den bu yana olan dönemde, siyasi meselelerin içine boğulmuş oldukları için, çok fazla şapkayı öne koyup “biz nereden geldik nereye gidiyoruz ne yapmamız gerekiyor” diye düşünecek mecali de bulamadılar. Burada şunu sormak gerekiyor. Bu kadar siyasi meselenin içinde bu çapta boğulmak gerekiyor muydu? Yaratılan sorunlarla uğraşmaktan başka şeyle ilgilenmeye takatinin kalmaması noktasına geldik.

Seçimlerle birlikte üç dönemdir ekonomi yönetiminde yer alanlar bir dönem daha seçilemeyecekleri için kabinede yer alamayacak. Bu bir başka belirsizliğe işaret ediyor olabilir mi?

Ekonomi bürokrasisi aslında hiçbir bürokrasi, seçimlerden önce eski cevvalliğinde çalışmaz. Önümüzdeki dönemde çok bilinçli, tutarlı, uzun vadeli bir politika izleneceğinden umudum yok. Onun yerine izlenecek politika, tulumbacı tavrı olacak. Bir yerde bir kıvılcım çıkınca gidelim orayı söndürelim, günü kurtaralım şeklinde. Cari açık yükseldiyse, onun üzerine gidelim, onu bastırırken enflasyon yükseldi, gidelim enflasyona bakalım. Gelecek dönemde ekonomi politikasında bir ona bir ona atlayarak günün kurtarılacağı bir dönem olacak. Ne çok kötü, ne de iyi diyebileceğimiz neredeyse konuşmaya bile değmeyecek bir performansa gideceğiz gibi duruyor.

Demek ki, 2013’te Türkiye yerinde sayan bir ekonomi olarak karşımıza çıkacak gibi görünüyor...

Seçim sonuçlarıyla ekonomik performans arasında yakın bir korelasyon var. Ekonomik performans siyasi performansı etkiliyor. Ekonomik performansı da Türk insanı az sayıda gösterge üzerinden yaşıyor. Bunlardan bir tanesi kur. Her ne kadar ihracatçı TL değer kazandığında şikayetçi olsa da sokaktaki insan için TL’nin hızla değer kaybetmiyor olması ekonomiye güvenin önemli belirleyicilerinden biri. Ekonomik hafıza diye birşey var ve o çok güçlü. TL ne zaman hızla değer kaybediyorsa o zaman insanların morali bozuluyor, piyasanın keyfi kaçıyor. TL çok değer kazandığında ise çok ciddi bir cari açığa yol açıyor. Cari açık sokaktaki vatandaş için belirleyici unsur değil. O ekonomi yönetiminin yönetmesi gereken ileriye doğru bir risk. TL’nin değer kazanıyor olmasının siyasete tahvil edilebilecek bir sonucu var. Bu aynı zamanda enflasyonun da kontrol altına alınıyor olması demek. Satın alma gücü açısından, o da çok önemli bir gösterge. İşsizlik şimdiki oranlarda seyredecektir, çok aşağı ya da yukarı yönlü bir hareket beklemiyorum. Toplumun genelinde, bunların idare edilebiliyor olması önemli olacak. Türkiye’de hâlâ sosyal transformasyon çok canlı. Muazzam bir sınıf atlama çabası var. Sadece çabayla kalmıyor realize de oluyor. Bu devinim sürecek, seçimlerin ekonomik analizine baktığımızda, bunlar önemli olacak.

Uluslararası kurumlar Türkiye’nin de içinde yer aldığı pek çok ülkenin büyüme oranlarını aşağı yönlü revize etti. Büyüme 2013’te de sınırlı kalacak gibi görünüyor diyebilir miyiz?

Dünyanın bir oyuncusuyuz ve dünyada ne oluyorsa etkileniyoruz. Genel büyüme hızındaki düşüş dünyada çok çarpıcı. Gelişmiş ülkelerin yanı sıra Hindistan’ın Çin’in de büyüme rakamları düşüyor. Türkiye’deki düşüş trendini de bunlardan bağımsız ve ayrıksı düşünmemek gerekli. Maalesef, dünyadaki bu yavaş büyüme 2013’te ve korkarım orta vadede de devam edecek. Tahminler, 2018’e kadar 2000’li yılların canlılığının olmayacağını gösteriyor. Bunlar Türkiye’nin büyüme şansını ve potansiyelini sınırlayacak. Hükümetin alacağı her türlü önleme rağmen, büyüme hızının yüzde 4-5’leri aşan rakamlara ulaşması kolay değil.

Avrupa ve ABD’deki kriz finansal piyasalarda kuralların yeniden yazılması tartışmalarını beraberinde getirdi. Buna yönelik bazı girişimler de var. Gelecek dönemde karşımıza nasıl bir dünya ekonomisi çıkacak?

Avrupa ve ABD’nin durgunlukta olduğu bir ortamda gelişmekte olan ülkeler de zayıflıyor. Bu krizin diğer krizlerden farkını görebilmek için, 1929 kriziyle kıyaslamayı hep akılda tutmanın yararlı olduğunu düşünüyorum. Finansal krizin ve üretim kaybının derinliği anlamında değil, uzun vadede bunun yaratacağı değişimler, dönüşümler anlamında...

1929 krizi tüm ekonomi paradigmasını değiştirdi. Çok fazla felaket tellallığı yapmak istemiyorum ama sonraki Avrupa’yı biliyoruz. Ülkeleri kendi içlerine kapatan, dünyayla ilişkilerini kesen, korumacılığı hortlatan ve bütün bunların sonunda faşizmin yükselmesine yol açan süreç, krize karşı önlem alma güdüsüdür. Bugün başka bir ölçekte olmakla beraber, benzeri şeyleri yaşıyoruz. Tüm dünyada ciddi bir korumacılık yükselmesi var. Avronun mimarisinde ciddi bir sakatlık var ve bu sakatlıkla devam edemeyeceği ortada. Bu sakatlık ya giderilecek ya da siyasi olarak çok daha bütünleşik bir Avrupa Birleşik Devletleri göreceğiz. Bizim AB’ye karşı bir anlamda pejoratif olan politikalarımızı da, “zaten onlar da batıyor” şeklinde götürmemiz mümkün değil. Ya da Avro Bölgesi bundan daha farklı bir şeye dönüşecek. İki vitesli Avrupa tartışmalarını hatırlarsak, Avro Bölgesi’nde bir ayrışma, farklılaşma olacak. Avronun geleceğiyle ilgili tereddütler giderilmiş değil, dünya ekonomisine yönelik büyük belirsizlikler var. 2000’lerde dört nala koşarak giden neoliberal paradigmanın böyle devam etmeyeceği aşikar. Finansal piyasaların biraz daha fazla kontrol edilmesi ihtiyacı var. Çok etkin piyasa hipotezinin çökmüş olması sebebiyle, dünyadaki geçerli ekonomi paradigması anlayışının farklılaşacağını düşünmek gerekiyor. Bu büyük resmin içinde aslında enflasyonu, cari açığı kontrol edelim tartışmaları bir miktar minüskül kalıyor. Daha derine inen daha temel meselelere bakan bir bakış açısına ihtiyaç var.

Avrupa’da ekonomik ve finansal alandaki değişiklikler bundan sonra yapılacak siyaseti de değiştirecek. Demek ki Türkiye’nin de bunları görüyor ve hazırlık içinde olması gerekiyor...

Ekonomide bu kadar liberalizme inanıp, iş siyasete gelince bu kadar otoriter olmak Türkiye’de en temel garabetlerden biri. İkisi arasındaki çelişki ayan beyan ortada. Birtakım incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerle boğuşarak geri kalan zamanda bir şey yapmıyoruz. Ne anayasada ne Kürt meselesinde ilerleme yok. Türkiye Kürt meselesini çözmeden ne demokratikleşebilir, ne doğru bir anayasa yapabilir, ne de geleceğini, ekonomisini yeni döneme ayak uydurabilir hale getirebilir. Burada dördüncü ayak olarak AB’yi de işin içine katmak lazım. Ekonomi politikasında son derece liberal olup, siyasette otoriter bir rejimle dünyada büyüyenleri gördük. Bunların dışında bir tek AB’ye üye olan devletler var, hızla büyüyebilen, demokrasisini güçlendiren ve bu sayede az gelişmiş ülke statüsünden gelişmiş ülke statüsüne geçebilen... Dünyadaki 10 büyük ekonomiden biri olmayı tartışırken, siyaseti, demokratikleşmeyi tartışmamak olacak iş değil. O tartışmanın bir tarafını eksik bırakıyor. İşin geldiği nokta artık öyle bir nokta ki, bunun böyle devam etmesi imkansız.

Yol yakınken bunları çözmek aklın getirdiği birşey. Aksi halde çok övünülen ekonomik performansa siyaset köstek olacak. Kürt meselesini çözemediğimiz, yeni bir anayasa yapamadığımız sürece ekonomik performansın da bu şekilde sürmesini beklemek mümkün değil. Hızla artan bir siyasi risk var ve ekonomik performansın gelişmiş ülkeler dahil belirleyicisi siyasi risk.

 

pelincengiz@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.08.2019
Kaz Dağları neden önemli, IPCC raporu anlatıyor: Arazi kullanımını değiştirin
7.08.2019
Salda Gölü’ne en düşük teklif Melih Gökçek’in gözdesi Binko İnşaat’tan gelmiş
4.08.2019
Nurol Holding altın madeniyle ilgili riskleri yerli ÇED’de gizledi, Avrupa bankasına verdiği ÇED’de yazdı
28.07.2019
Kanada'da Çanakkale'yi altın madeni fuarında pazarladılar, 30 ayrı altın madeni ruhsatı verdiler
21.07.2019
Bir cinayet ihbarı: Kanadalı Alamos Gold Çanakkale’ye musallat oldu
17.07.2019
Türkiye ormanı yangın çıkınca hatırlıyor, bir Ağaç Bayramı olduğunu bile bilmiyor
15.07.2019
Bakan Kurum'a soru: Karadeniz İklim Eylem Planı'ndan Karadenizlilerin haberi var mı?
7.07.2019
Sal gazları atmosfere, kavur gezegeni bir daha mı geleceğiz dünyaya
2.07.2019
Adalet yok edildi, kalkınma iflas etti: Sinop’ta kesilen 650 bin ağacın ahı tutsun
24.06.2019
Karadeniz’in derelerini borulara hapsedenlerin, Kuzey Ormanları’nı katledenlerin hiç mi suçu yok?
17.06.2019
23 Haziran'da sandığa giderken İstanbul ile ilgili hatırlamanız gerekenler
10.06.2019
Hasankeyf'te betona gömülen sizin hikayeniz, hepimizin hikayesi...
5.06.2019
İnsanlığın nefes alamaz hale getirdiği Dünya’nın Çevre Günü
27.05.2019
Üçüncü köprünün ortağı batık Astaldi'ye İtalyan Salini Impregilo talip
23.05.2019
Havada bekleme süreleri yakıt maliyetini artıracak, THY’yi zarar ettirecek
20.05.2019
Uçak inemeyen havalimanı, çatlayan nükleer inşaatı, su tutamayan Ilısu Barajı
16.05.2019
AKP’nin yangında ilk kurtaracağı sektör: Ekonominin kara deliği enerji şirketleri
12.05.2019
Her şey çok hızlı yok olacak: Ya yokoluş ya isyan
8.05.2019
Saray’ın Nükleer Düzenleme Kurulu ve KHK’lı nükleer denetimsizliğimiz
6.05.2019
Bir çağ yangını: Kapitalosen
29.04.2019
Kim yalan söylüyor? TÜGVA mı yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi?
22.4.2019
'Victor Hugo, Notre Dame bağışçılarına teşekkür eder, aynı ilgiyi Sefiller için de bekler'
10.4.2019
Hep bu başımıza gelenler su'dan sebepler
3.4.2019
Yerel seçim sandığını yeşillendirenler
31.3.2019
'Bazı özel müşteriler hakkında yorum yapamıyoruz...'
25.3.2019
Bir beka sorunu olarak Varlık Fonu
17.3.2019
Atatürk Havalimanı'nın radar sistemi bilerek eksik bırakıldı
10.3.2019
İmamoğlu'nun 'Yürü be İstanbul'undan Yıldırım'ın yeşil vadilerine
7.3.2019
Nasıl bir kent istediğinizi hiç düşündünüz mü?
17.2.2019
AKP'nin tarımsızlık politikası tanzimden size el sallıyor
13.2.2019
Tanzim satış teferruat, tehlikenin büyüğü Hal Yasası'nda
11.2.2019
'Kendini ihbar et, mezarınla barış' affı
3.2.2019
Havasını kirlettiğin kentleri bezle temizleyebilir misin AKP?
30.1.2019
İklim değişir Akdeniz olmaz, Akdeniz'de hortum olur, fırtına olur
28.1.2019
Devrim mi görmek istiyorsunuz? O halde gençlerin iklim yürüyüşüne bakın
23.1.2019
Milyonların iklim krizi, Davos elitlerine iş fırsatı
21.1.2019
Poşet paralı olunca betoncular çevreci mi oldu?
13.1.2019
Orman morman ne varsa kesip atanları tanıyalım mı?
2.1.2019
Poşetleri paralı yaparken, ülkeyi plastik çöplüğüne çevirmek
30.12.2018
10 maddede Türkiye'nin 2018 ekoloji gündemi
23.12.2018
Bir soru: Üçüncü havalimanı hiç kullanılamayacak olabilir mi?
20.12.2018
Çiftçinin zaferi: Tabaktaki diktaya karşı birleşmek
12.12.2018
Kadınlar iklim politikalarında 'biz de varız' dedi
9.12.2018
İklim değişikliği: Çok fazla, çok yakın
5.12.2018
Sinop'ta kesilen 650 bin ağacın ahı tutsun mu?
3.12.2018
İşçi kanıyla suladık anayurdu dört baştan
26.11.2018
Élysée Sarayı'ndan Buckingham Sarayı'na iklim mücadelesi
21.11.2018
Ağacı İDO'ya sattılar, kirazları başka şirketlere dağıttılar
20.11.2018
Gezi Parkı bizim olsun, millet bahçeleri sizin
14.11.2018
Sibirya'dan Fırtına Vadisi'ne uzanan 'yavaş ölüm'
12.11.2018
Kömür milyarderi Le Monde'a ortak olursa...
7.11.2018
Sayıştay: Suç mahaline işaret etmek
5.11.2018
Suların yükselişi, insanlığın alçalışı, siyasetin haydutlaşması
31.10.2018
Üç termik santral sekiz köyü yuttu, sırada 48 köy var
29.10.2018
3. Havalimanı bütünsel bir felakettir
24.10.2018
Ne Kaşıkçı cinayeti, ne iklim krizi umurlarında
17.10.2018
Akkuyu davası Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor
14.10.2018
Avukatları mücadeleden de tasfiye edecek değilsiniz ya!
10.10.2018
Nordhaus: İklim değişikliği ekonomisinin babası
7.10.2018
Termik santralciler zorda: Bereket Enerji'den sonra Odaş Enerji
4.10.2018
Krizdeki kağıt sektörü de gözünü ormanlara dikti
30.9.2018
Astaldi'nin batışı, mega projeler ve hırsın anatomisi
28.9.2018
İşte 2023 hedefleri: Su kıtlığı, toplu ölümler, bölgesel çatışma
24.9.2018
Direnişin ekolojik hali: ZAD, Hambach Forest, Kuzey Ormanları
17.9.2018
Ezilenin üzerine basarak havalanmak: 3. Havalimanı
12.9.2018
21. yüzyıl sömürgeciliği: Tarım arazisi gaspı
19.8.2018
Dersim dört dağ içinde, dört dağ ateş içinde
13.8.2018
Bu enkazı kaldırmak
6.8.2018
100 günde 46 milyarlık 400 proje, peki hangi parayla?
2.8.2018
Yarınlar yokmuş gibi tükettik dünyayı
30.7.2018
İklim değişince sadece Akdeniz mi olur sandınız?
25.7.2018
Bankaları, şirketlerin 'enerji sevdası' çarptı
22.7.2018
Türkiye'ye akan kredi çeşmesinin başını tutanlar
18.7.2018
Seçimler geçti, kömürde ÇED yağmuru başladı
16.7.2018
Erdoğan, nükleerin her alanında artık tek yetkili
11.7.2018
Ülkeyi şirket gibi yönetmek: Lümpen kalkınması
9.7.2018
Kömürlü saadet zincirinin zayıf halkası: Bereket Enerji
1.7.2018
Astaldi, üçüncü köprüdeki hisselerini neden satıyor?
27.6.2018
Saray hükümetinde ekolojiden kim sorumlu olacak?
24.6.2018
Türk Akımı için feda edilen 25 milyon dolar ve Istrancalar
20.6.2018
Siyasetçilere bir ekolojik, bir şeffaflık çağrısı
10.6.2018
Doğa hakları siyasetin merkezine ne zaman taşınacak?
3.6.2018
Taksim Meydanı ve AKM'nin AKP'lileştirilmesi
30.5.2018
Kanal İstanbul ahlaken de yanlış bir projedir
27.5.2018
Özel sektörle elele yap işlet devret soygunu
21.5.2018
İmar affı İstanbul'a ihanetten sayılmıyor mu?
17.5.2018
Çerkezköy'de meşe ormanınına termik santral hançeri
13.5.2018
Akkuyu bilirkişi raporunda denenmemiş reaktör oyunu
9.5.2018
T A M A M
6.5.2018
İnanıyorum, Sen'le Değişir
2.5.2018
Seçime giderken 10 maddede ekonomiyle ilgili bilmeniz gerekenler
25.4.2018
Neden Nükleer Santral İstemiyoruz: Cevabı Çernobil
19.4.2018
AB'nin Türkiye'ye biçtiği rol: Transit gaz geçiş yolu
15.4.2018
Devlet, ormanlardan yeni 2B'ler yaratmaya hazırlanıyor
11.4.2018
Aradığınız yerli ve milli tarıma ulaşılamıyor
9.4.2018
Batmasınlar diye kârına şirketler, zararına 80 milyon ortak
4.4.2018
10 maddede Akkuyu hakkında bilmeniz gerekenler
2.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
1.4.2018
İstanbul'un afete eşdeğer sorunu: Asbest
28.3.2018
Yerli kömür masalı bitti, Türkiye ithal kömür cenneti oldu
25.3.2018
İklim değişikliği farkındalığı eyleme dönüşmüyor
21.3.2018
Türkiye'de orman denklemi: Rant artar orman azalır
19.3.2018
Hazır olun, dikili ağacınızı bile satacaklar
14.3.2018
Yerli ve milli rating kuruluşunun rating'ini kim ölçecek?
11.3.2018
İktidarın enerji projelerinde yeni kozu EÜAŞ
8.3.2018
Tarım kadınlaşıyor, kadının emeği yok sayılıyor
4.3.2018
Milli ve yerli şekerden Cargill'in acı şerbetine...
28.2.2018
Mega projeler kötü, peki ya onları fonlayanlar?
25.2.2018
Meclis'teki Çevre Komisyonu ne iş yapar?
21.2.2018
Dünya ağaca, Türkiye ölü termik santrallere para akıtıyor
18.2.2018
Merkez Bankası kuraklık tahminlerini izliyor mu?
14.2.2018
Sen Maçka Parkı dersin, o 'boş alan' diye bakar
11.2.2018
Vergi kıyaklı Türk Akım projesi
7.2.2018
Türkiye ile Rusya'nın kara deliği Akkuyu
4.2.2018
Başka türlü bir gıda mümkün: Direnen sofralar
31.1.2018
Soluk mavi nokta ve hiçliğimiz
28.1.2018
Yurttaşa rağmen zorbalıkla termik santral yapmak
17.1.2018
10 maddede Kanal İstanbul hakkında bilmeniz gerekenler
14.1.2018
Kuraklığa karşı eylem için neyi bekliyorsunuz?
10.1.2018
Kanal İstanbul'un ÇED dosyası muamması
7.1.2018
Tunus'tan zeytinyağı ithalatının perde arkası
3.1.2018
İran'daki isyanın ekonomi politiği
27.12.2017
Bartın'da Hattat zorbalığıyla zeytinlik kıyımı
24.12.2017
Zonguldak'ı kirlettiniz, Eskişehir'i rahat bırakın
17.12.2017
Loç'a HES yine gündemde, sarı yazma yine isyanda
13.12.2017
Devletin kayyım partisi ve icraatları
10.12.2017
İklim mücadelesinin yeni lideri Macron mu?
4.12.2017
Zarrab 'bankacılığı' ve ahbap çavuş ekonomisi
26.11.2017
Size yalan söylediler, kömürden bahsetmediler
22.11.2017
Size bir tek çevreci demeyecekler
12.11.2017
Ekonomik istikrarsızlık off-shore yatırımları artırıyor
8.11.2017
Türkiye'nin 'özel koşullarına' Almanya aracı olacak
5.11.2017
Yerli otomobil nasıl rekabet edecek
1.11.2017
Yurttaşa rağmen elektrik oyunları
29.10.2017
Çevrecinin daniskasıysanız ormanları kim kesiyor?
25.10.2017
Atamayla gelen atılarak gider
22.10.2017
Madenci ormana girmeden önceki son çıkışınız
18.10.2017
İklim değişiyor, biz değişmiyoruz
11.10.2017
Durmak yok, ÇED'siz talana devam
8.10.2017
Nagazakili Ishiguro'dan nükleer karşıtı kampanyaya
4.10.2017
Farklı ülkelerden mega proje manzaraları
1.10.2017
Torba Yasa, ormanları madenciye peşkeş çekecek
24.9.2017
Kadir Topbaş neden istifa etti
20.9.2017
Gelin Hasankeyf'e, herkes gelsin Hasankeyf’e!
13.9.2017
Bizde ağaç kesmek serbest, Komşu'da hapis
11.9.2017
İklimi değiştirip, geleceği karartan şirketleri tanıyalım
6.9.2017
Varlık Fonu'ndan Kanal İstanbul'a ne kadar para akacak?
3.9.2017
Küresel iklim değişikliği kumarı
30.8.2017
İklimin küresel barışa ve güvenliğe etkisi
28.8.2017
Sur sokakları hafızadır, hafızayı yok etmeyin
23.8.2017
Yaka yaka bitiremediniz memleketin ormanlarını
20.8.2017
Hasankeyf, hafriyat oluşturmak için dinamitleniyor
16.8.2017
Cerattepe’nin, Dersim’in, Hasankeyf’in suçu neydi?
14.8.2017
Ceratttepe geçilirse, Türkiye'de her yer geçilir
9.8.2017
İstanbul'u bekleyen tehlike
6.8.2017
Endekslere bakmak faydalıdır, zihin açar
2.8.2017
2017’yi bugün tükettik, artık 2018’den yiyoruz
30.7.2017
İklimi dünyadaki kaç milyarder kurtarabilir
26.7.2017
İnsanlık hafriyat kamyonlarının altında
23.7.2017
Giderek düşmanlaşan bir dünyada çevre mücadelesi
19.7.2017
AKP'nin kentsel iflası
17.7.2017
Bu mücadele ölümle yaşam arasında
12.7.2017
İğneada sizin eve kaç kilometre uzakta?
9.7.2017
İklim adaleti olmadan gerçek adaletten bahsedilemez
5.7.2017
İklim değişikliğiyle yüzleşmeye hazır mısın Türkiye
2.7.2017
KHK ile çiftçiliği de kaldırırlarsa şaşırmayalım
25.6.2017
Bu yasaya itirazımız var!
21.6.2017
Askerleri neden zehirliyorsunuz?
14.6.2017
Zeytinlikler için durmak yok mücadeleye devam
11.6.2017
UNESCO'ya "zeytinlikler için harekete geç" çağrısı
7.6.2017
İklim meselesi Türkiye'nin samimiyet testi
4.6.2017
Kravatlı adamlar ve Dünya Çevre Günü
3.6.2017
Trump, gezegenin ateşini yükseltecek
31.5.2017
Ölümünüz kömür tozuyla olsun ister misiniz?
28.5.2017
AKP’nin sıradaki talanı Filyos Vadisi mi
24.5.2017
Türkiye için zeytinle vedalaşma vakti
21.5.2017
Sen kuşun kurdun hakkını savunursun, o gelir seni vurur
17.5.2017
Kalkınırken öldüren AKP'nin sıfır kaza hedefi inandırıcı mı
14.5.2017
Süreç buzdolabından oda sıcaklığına getirilmeli
10.5.2017
Güneş, kömür ve nükleeri zorluyor
7.5.2017
Şu domatesi enine boyuna konuşalım mı
3.5.2017
Enerji bağımlılığına karşı kooperatif çözümü
30.4.2017
Buğday ambarına termik santral hançeri
26.4.2017
Bankwatch uyarıyor: TANAP'ı desteklemeyin
23.4.2017
Yükselen otoriteye sivil itaatsizlik ayarı
19.4.2017
Ekonomide tek eksiğimiz başkanlık mıydı
16.4.2017
Türkiye nükleercilerin açık pazarı mı?
12.4.2017
AKP için kömürü savunmak giderek zorlaşıyor
9.4.2017
Beş maddede doğa için neden Hayır denmeli
5.4.2017
Ekolojik bir anayasa olsa nasıl olurdu?
2.4.2017
Büyümüyorsak neden bu kadar enerji yatırımı?
29.3.2017
Kıskanılan Türkiye’de tek istikrar işsizlik artışında
26.3.2017
Herkes hesabını Alman usülü öderse
22.3.2017
Avrupa ile köprüleri atarken köprüler inşa etmek
20.3.2017
Yükselen popülizme karşı Yeşiller freni
15.3.2017
Toprağını denizden ödünç alanlarla toprağını ranta açanlar
8.3.2017
8 Mart hangi kadınların günü?
21.6.2015
Türkiye’nin kömürlü termik santral çıkmazı
17.6.2015
Sanayiciye paradan para kazanmak tatlı geldi
14.6.2015
Avrupa Parlamentosu’ndan Akkuyu mesajı: Vazgeçin!
10.6.2015
Sıra cinsiyetçi barajları yıkmaya geldi
7.6.2015
Sesi de görüntüsü de kirli siyaset
17.5.2015
Anlatılan senin hikâyendir
13.5.2015
Soma’daki büyük resme bakalım mı
10.5.2015
Soma’nın yasını bir yıldır birlikte tuttular
3.5.2015
Hükümetin ilk büyük yenilgisi Kıbrıs
26.4.2015
Neden nükleer enerjiye karşıyız: Cevabı Çernobil’de
22.4.2015
Ekoloji mücadelesi HDP’siz olmaz
15.4.2015
Yolsuzlukla mücadelenin 50 tonu
8.4.2015
Dünya ‘unicorn’ şirketleri biz yasakları konuşuyoruz
05.04.2015
Türkiye, nükleercilerin yeni deneme tahtası
29.03.2015
İstanbul’u sıfırlamak isteyenleri tanıyalım
26.03.2015
Hukukun üstünlüğü zedelenince hepimiz kaybettik
22.03.2015
Suyun değerini ona sahipken bilelim
15.03.2015
İyi hikâyeler yazılıyor ama burada değil…
11.03.2015
Nükleer santral çözüm değil ölüm getiriyor
08.03.2015
8 Mart hangi kadınların günü
04.03.2015
Kabaran enerji faturasına Ak Saray katkısı
01.03.2015
Erdoğan’ın ekonomiyi kontrol saplantısı
25.02.2015
Medya özgürlüğü dikensiz gül bahçesi değil
22.02.2015
HDP’siz bir Meclis’in ağır sonuçları olur
18.02.2015
Ataerkil düzen, siyasetin dili tamam da, peki ya yargıçlar
15.02.2015
Kadına şiddetin caiz olduğu ülke
11.02.2015
Fosil yakıtlara teşviki durdurun
08.02.2015
Türkiye, dünyanın çöplüğü mü
04.02.2015
Sisifos’un kayası, SYRİZA, Troyka
01.02.2015
Komşu’da yeşil/sol bir iktidar umudu
28.01.2015
Cenevre’de havuz medyasına konuşur gibi
25.01.2015
Yoksulluk da artıyor gelir eşitsizliği de
21.01.2015
SYRİZA, sonra Podemos, belki yarın HDP
18.01.2015
Davos’un gündemi değişen havalar
11.01.2015
Je suis Charlie
07.01.2015
Ahbap çavuş ekonomisi AKP’nin fıtratında var
31.12.2014
İstatistiklere bakmak faydalıdır
28.12.2014
Turnalar türkülerde kalmasın istiyorsan…
24.12.2014
Hasankeyf’i yok eden bir barış süreci olmaz
21.12.2014
Özgürlüğün bedeli sürekli tetikte olmaktır
17.12.2014
Marmara için Kadıköy’de saflar sıklaşacak
14.12.2014
100 eşyayla ya da 1000 odayla yaşamak
10.12.2014
HES’çi banka, çiftçi dostluğuna soyunursa…
07.12.2014
12 yılda iki Trakya’yı yok ettiler
03.12.2014
Nükleer santral kurma başka ihsan istemez
30.11.2014
Mor jakarandalar arasında elektrikli teller
26.11.2014
Koç 2015’te dümeni Uzakdoğu’ya kıracak
16.11.2014
Kıbrıs’ta soruna artık küresel sermaye de dâhil
10.11.2014
Kürtlerle hareket edilseydi Türkiye tarihe geçerdi
02.11.2014
Kömüre teşvik, ölüme teşvik
30.10.2014
TEMA uyarmış: Konya’da kömür çıkartmak için tüm yeraltı sularını çekmek gerek
29.10.2014
İstanbul ve yeşil (y)alanlar üzerine
19.10.2014
Zeytin karası değil bu yüz karası
05.10.2014
Tek dünya herkese yeter; yaşamasını bilene...
01.10.2014
Parayı veren suyun başını tutacak
28.09.2014
Adı konulmamış savaş hâli: Acele kamulaştırma
24.09.2014
Çatışma ve kuraklık arasında kalan insanlık
21.09.2014
İklim adaleti olmadan başka adalet olmaz
19.09.2014
Kutuplaşmanın baş mimarına 'kutuplaşmayı bitir' mesajı
14.09.2014
Türklerle Rumların yeni buluşma noktası
12.09.2014
Kasımda İstanbul’u “Yeşillendiriyoruz”
10.09.2014
İşçinin cehennemi, cennet vaat ediyor
24.08.2014
Patlarsa çıkan ses balondan fazla olur
10.08.2014
Dert etmeyin İstanbul’un Kadir Abisi var
06.08.2014
Bu karnede rakamlar yok, yeşilin tonları var
03.08.2014
Kadına yönelik imajınızı nasıl alırdınız
30.07.2014
Cumhurbaşkanının yeşil olma ihtimalini sevmek
09.07.2014
Durmak yok ÇED’den proje kaçırmaya devam
06.07.2014
Eroğlu’nun bıyıkları için son kavşaktayız
02.07.2014
Barışı konuşurken eve dönüşü de konuşalım
29.06.2014
Kastamonu'nun gör dedikleri...
25.06.2014
Sanayici üretimden uzaklaştı borca saplandı
18.06.2014
Yine seçim yine şeffaflık
15.06.2014
Futbol topunun diğer yüzü
11.06.2014
‘İki gündüz iki gece yandı Lice’
08.06.2014
Türkiye çevre koruma ağı
04.06.2014
Dünya Çevreye Gününü Gösterme Günü
01.06.2014
Sessiz katil aramızda dolaşıyor
28.05.2014
Milliyetçilik gölgesinde yeşil siyaset
25.05.2014
Acilen Soma Kanunu’na ihtiyacımız var
21.05.2014
İnsan değil kömür yerin altında kalsın
18.05.2014
İnsanlığınızın fıtratından çalmışlar
14.05.2014
Emeğin için Diren Çiftçi
11.05.2014
Nükleer tüccarları işbaşında
07.05.2014
Rant ve talanın Truva atları
04.05.2014
Basın özgürlüğünde Şanghay kriterleri
30.04.2014
Cehennemden kaçış yok
27.04.2014
Anlayın artık, halk nükleer istemiyor
13.04.2014
İklim insanı açlıkla sınayacak
05.03.2014
Türkiye’yi sıfırlama politikası
19.02.2014
‘Bizim uşaklar Kürtlerle siyaset yapıyor’
16.02.2014
Adrese teslim yasadaki oyun
09.02.2014
Turkish Pravda ya da Turkish palavra
19.01.2014
Hepimiz Gamonalıyız, direnvakeparki
15.01.2014
Her yer susuz, her yer kurak
01.01.2014
İçinden ekoloji geçen yeni yıl yazısı
25.12.2013
İktidarın can simidi: Dış mihrak
22.12.2013
Çılgın projeler askıya alınsın
15.12.2013
Ölüm üzerinden yükselen kalkınma
05.12.2013
Doğaya fırlatılan bumerang
24.11.2013
Varşova’da iklim fiyaskosu
13.11.2013
Kömürcü Polonya’da iklim zirvesi!
10.11.2013
Kadın! Doğur, çalış, güven!
03.11.2013
100 yıllık suskunluğu bozmak
27.10.2013
Beyaz fillerimiz, çılgın projelerimiz
23.10.2013
Çevre faslında kaldığımız yerden
20.10.2013
Çevre faslında yine sınıfta kaldık
16.10.2013
İnsanlığın gıda paradoksu
13.10.2013
Yerel temsilde kadının yokluğu
09.10.2013
Demokrasiyi petrollü mü alırsınız kömürlü mü
06.10.2013
‘Dört ülke, bir zirve’nin hikâyesi
29.09.2013
El birliğiyle yaktık dünyayı
25.09.2013
Hasankeyf’e son bir bakış
22.09.2013
İstanbul ve Diyarbakırlı işadamlarından ortak isyan
15.09.2013
Doğal kaynakları tüketene kredi yok
11.09.2013
Rüya bitti, gerçekleri görelim
08.09.2013
Çevreci şirket olma vizyonu
01.09.2013
Griye direnen merdivenler
28.08.2013
Kimileri ‘sıcak’ sever
25.08.2013
Suriye iç savaşının diğer yüzü: Mülteciler
21.08.2013
İklim, ikdam, inkâr
18.08.2013
Ekolojik Ayak İzi’niz kaç numara
14.08.2013
Değişen iklimi kim düzeltecek
11.08.2013
Nükleer lobiciler atakta
07.08.2013
Yunanistan’da Suriyeli bir Ermeni
24.07.2013
500 büyüğün anlattıkları
21.07.2013
Adalete ve Saygıya Çağrı
17.07.2013
Biraz ağaç biraz deniz kaç para
14.07.2013
Yanlışlar köprüsü
10.07.2013
Kalkınmanın öldüren cazibesi
07.07.2013
Ekonominin yüzde 40’ına sahip ordunun darbesi
30.06.2013
Endonezya ve Türkiye’den politikacı manzaraları
26.06.2013
Çözüme yatırım için buradayız
23.06.2013
Sivil itaatsizlik: Vicdanın siyaseti
19.06.2013
Avrupa ile kritik inatlaşma
16.06.2013
Size Aarhus’tan bahseden oldu mu
12.06.2013
Otoban kenarı çevreciliği
09.06.2013
Çevresel mücadele şimdi başlıyor
05.06.2013
Ağaçların ardındaki ‘beton’ siyaseti
30.05.2013
Ağacı kes, betonu koru
27.05.2013
Alkol yasağı: İktidar sarhoşluğu
22.05.2013
Çılgın proje Avrupalı Yeşiller’in markajında
12.05.2013
Muhafazakârlık mı dediniz
30.01.2013
AB’yi unutmak
27.01.2013
Ekonominin kaderi iklimden geçiyor
16.01.2013
İzmir’in çamuruna çözüm
13.01.2013
Esas çevre duyarsızlığı büyümenin önünde engel
02.01.2013
Öz hakiki ilerleme raporu
30.12.2012
Kıyameti beklerken...
26.12.2012
Nükleerde fasit döngü
23.12.2012
Kömür karanlığı
21.12.2012
Satranç değil bilardo zamanı
19.12.2012
Yolların yeni efendileri
13.12.2012
Hızlı büyüme geri gelmeyebilir
12.12.2012
Kaldığımız yerden kirletmeye devam
06.12.2012
Siyasette otoriterlikle büyüme olmaz
05.12.2012
Kredi notuna çevre faktörü
02.12.2012
Farklı bir gayrımenkul hikâyesi
29.11.2012
Cari açığın anahtarı hukuk devletinde
28.11.2012
İklim değişiyor, Türkiye değişmiyor
25.11.2012
Yanı başımızda bir başarı öyküsü
22.11.2012
Reform fırsatlarını kaçırdık
18.11.2012
Hasankeyf de yakında Miniatürk’te
15.11.2012
Ülke olarak bıçak sırtında değiliz
14.11.2012
Robin Hood geri döndü
11.11.2012
Bu değişim sizin mirasınız olsun
08.11.2012
En zayıf halka siyasi istikrar
07.11.2012
Katar camilerinde ekoloji vaazı
04.11.2012
Fetih, işgal, dekadans
01.11.2012
Büyüme değil yavaşlama konjonktürü var
31.10.2012
Küresel ısınma, fırtınaları katlıyor
28.10.2012
Gutenberg Galaksisi’nden son haberler
25.10.2012
Krizden Yeşiller de ders çıkardı
24.10.2012
Gangnam Style ekonomisi
21.10.2012
Beton ekonomisine çevre dengesi lazım
17.10.2012
Kentsel dönüşüm ‘Musibet’i
15.10.2012
Kentsel dönüşüme Sulukule emsal olur
15.10.2012
Türkiye’ye not artışı gelir mi
15.10.2012
Dünyanın en büyük şantiyesi
15.10.2012
Türkiye’nin suç ekonomisi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive