RAGIP DURAN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Türk Orta Çağ'ından Fransız laikliğine cevap: 'Senin zihinsel tedaviye ihtiyacın var'


26.10.2020 - Bu Yazı 189 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron arasındaki diyalogu okumak için bir kaç farklı düzlemde gözlem yapmak gerek.

Ankara ve Paris, Suriye, Libya, Karabağ ve Doğu Akdeniz anlaşmazlıklarında zıt cephelerde konumlanmış durumda. Bunlar diplomatik ihtilaflar. Fransa, ayrıca AB ya da BM gibi bölgesel/uluslararası örgütlerde, Erdoğan'a karşı yatıştırmacı değil yaptırımcı bir politikadan yana.

Ne var ki, iki liderin düellosunda şimdilik çok açık ve net bir şekilde ifade edilmese de temel çelişki laiklik. Çünkü, Saray rejimi, Anayasa'sında kayda geçirilmiş olmasına rağmen, politik zihniyeti ve çok çeşitli uygulamaları ile laiklikten vazgeçtiğini, hatta laikliğe karşı savaş açtığını çoktan ilan etti. Anayasa da zaten uzun zamandır derin dondurucuda.

Bu araya sıkıştırayım: Atatürk'ün tepeden inmeci ve demokrasiden kopuk laikliğinden söz etmiyorum. O laiklik pek makbul bir teori ve uygulama değil. Irak'ta Saddam Hüseyin, Suriye'de Hafız Esad da laikti. Ama ikisi de demokrasiden en ufak nasiplerini almamıştı. Atatürk, potansiyel siyasi rakiplerine (İrtica) göre bir laiklik anlayışı ve uygulaması kurup yerleştirmişti. Kemalist laisizmde din, devlet işlerine karışamıyordu ama devlet, dini kendine göre formatlamıştı. Türk usulü bu laikliğin, sürdürülebilir ve başarılı olamadığı bugün kesin olarak kanıtlandı. Format tutmadı.

Fransız tipi laiklik, ya da laikliğin Fransa'daki uygulaması da kuşkusuz mükemmel değil. Mesela, Fransa'da devlet, kiliselere bir kuruş para vermez ama ulusal müfredata uygun katolik okullarını bir şekilde destekler. Fransa'da devlet, bizdeki türden tarikatlara, cemaatlere kesin olarak müsamaha göstermez, izin vermez, aksine mesela Scientology gibi evrensel bir tarikatı hukuk ve mahkeme yoluyla yasaklamıştır. Fransa, yerli ve milli Gülen Cemaatine hayat hakkı tanımaz. Yabancısı da özgürce siyasi faaliyet yürütemez bu ülkede. Cumhuriyetin birliği, tüm yurttaşların eşitliği, kamu otoritesinin varlığı özellikle de laiklik ilkesi bunu gerektirir zaten.

Erdoğan'ın önemli bir siyasi-ideolojik meselede, mevkidaşına ikinci tekil şahısta hitap edip ''zihinsel tedavi''den söz etmesi kabalıktan başka bir şey olmasa gerek. Biraz da çap ve çaresizliğin de payı var.

Macron, Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed karikatürlerini yayınlaması ve son olarak bir cihatçının bir öğretmeni kafasını keserek katletmesi karşısında, ''İslami bölücülük'', ''İslami terörizm'' gibi ifadeler kullandı. Daha önce de ''Fransız İslamiyeti''nden söz ediyordu. Bu açıklamalar Erdoğan'ı çok kızdırdı. Bu ifadeler tabi ki tartışmalı. Ne var ki son on yılda dünyada meydana gelen büyük terör olaylarının en az yüzde 80'i İslamiyet adına gerçekleştirilmişse, yaygın İslamiyet anlayış ve uygulamaları ile terörizm arasındaki rabıta hiç olmazsa tartışılmaya değer.

Kendisini Müslüman dünyasının lideri ve sözcüsü sanan Erdoğan, bu ateşli sorunu, soğukkanlılıkla, akıllı ve yumuşak bir yaklaşımla ele alacağına ateşe körükle gidiyor. Siyaset hırsla hakaretle değil, akılla ve nezaketle yapılır ama...

Fransa'da bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda da, sanki kendisi kamuoyu araştırmacısı, Macron'un kaybedeceğini öngörmüş Tek Adam. Oysa ki başka bir ülkenin iç işlerine, iç politikasına karışmamak devlet adamlığının ilk ilkesi olsa gerek. Şimdi Macron kalkıp Erdoğan'a ''Sen zaten ilk seçimde gideceksin'' dese hoş olur muydu?

Meseleye bir de şöyle bakalım: ''Hristiyan teröristler'' , Hazreti İsa'nın karikatürlerini yayınladığı gerekçesiyle, Ankara'da bir mizah dergisini basıp 11 Müslüman-Türk gazeteciyi tarayarak katletse... Keza, aynı karikatürleri bir ders sırasında öğrencilerine gösteren bir öğretmenin kafasını kesip öldürse, Türk hükümeti ne yapar?

Paris, Ankara'daki Büyükelçisini merkeze çekerken, belki gözlerden kaçan bir ayrıntı benim dikkatimi çekti. Fransız Dışişleri kaynakları, Büyükelçilerini Erdoğan'ın hakareti ve tutumu nedeniyle Paris'e çağırdıklarını açıklarken ''Türkiye Cumhurbaşkanı, kafası kesilerek öldürülen Fransız öğretmen Paty için başsağlığı dilemedi'' cümlesini de araya sıkıştırmış.

Katil zanlısının Suriye'deki cihatçılarla ilişkisinin ortaya çıktığı dönemde oluyor bu gelişmeler.

Ankara'daki şahsıma yeni bir gerginlik konusu çıktı. Kendisi memnun. Çünkü ihtilaftan besleniyor. Çünkü yeni bir hedef, yeni bir dış düşman gösterip, aklınca içeride birlik ve beraberliği sağlayacak.

Laikliği toplumda yerleştirmek, güçlendirmek kolay değil. Fransız basınında son dönemlerde ''Laiklik, önce okullarda özel olarak öğretilmeli'', ''İlkokuldan itibaren felsefe dersleri olmalı ki, çocuklar düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün önem ve değerini iyi anlayabilsin'' başlıklı yazılar yayınlandı.

Yurttaşlığı esas olan, özgürlükçü bir Cumhuriyet'te laiklik, demokrasinin bir unsuru olabilirse anlamlı.

Fransız idaresinin, cihatçılığa, silahlı dini aktivizme karşı, esas olarak ve çoğunlukla polisiye yöntemlere başvurması Fransa'da herkesin hemfikir olduğu bir yaklaşım değil. Her halükarda, sıradan masum dindar ile teröristi ayırt edebilmek lazım.

Fransa'da laikliği resmen ve hukuken yerleştiren 1905 tarihli kanun, yakında gözden geçirilecek ve büyük bir ihtimalle daha güçlü ve etkili hale getirilecek.

Paris, 2021 başından itibaren Ankara'ya karşı bir dizi yaptırım tasarlıyor. O zaman ,haydi çek bir ''Eyy Macron!''.

Macron, Fransa için, hem düşünce, ifade ve basın özgürlüğünü hem de blasfemi'yi (Dini değerleri eleştirmek, kınamak hatta aşağılamak) savunuyor. Bu iki değer Fransa'nın olmazsa olmaz iki değeri. İki katliamla üç hakaretle bunlardan vazgeçmez hiç bir ciddi devlet, taviz de vermez. Öteki neyi savunuyor: Öfkeli gençler IŞİD, bizim fetihçiliğimiz adalet için, dindar nesil, İmam Hatipliler, Ayasofya camii, Mavi Vatan...vs...

Ortada zihinsel tedavilik bir yetkili yok. Anakronizm var bence. Birinin din-devlet ilişkileri konusundaki yaklaşımı galiba 1400 yıl öncesinden kalmış, ötekisinin ki ise, jakoben Cumhuriyet'in birliği bağlamında ilkinin politikasından çok farklı. Kabadayılıkla, hakaretle, muhatabını hor görerek çözülebilecek bir mesele değil.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
30.11.2020
Pandemide ilk kurtarılacak olan can mı kâr mı?
26.11.2020
Popülizm, kapitalizmin hizmetinde
23.11.2020
Çöküş
13.11.2020
Türkiye neden Batılı değil ve olamaz?
9.11.2020
Seçmen, Trump’ı medya ve yargının desteğiyle devirdi
26.10.2020
Türk Orta Çağ'ından Fransız laikliğine cevap: 'Senin zihinsel tedaviye ihtiyacın var'
15.10.2020
Haritaların da vardır aklı ve yüreği
2.10.2020
İşte gazetecilik budur!
21.09.2020
AB ve NATO, Erdoğan’ı neden frenleyemiyor?
14.09.2020
Muhalefet, iktidarın milli ve yerli koltuk değneği
11.09.2020
AİHM Başkanı Mardin’e çay toplamaya gitti
7.09.2020
Ελληνοτουρκικό καφέ (*)
24.08.2020
Yalan haber katildir!
20.08.2020
Batı, Erdoğan’ı yatıştırabilir mi?
17.08.2020
Dış haber yoktur, bütün haberler iç haberdir
4.08.2020
Galatasaray Lisesi sizin ‘İnancınızda, örfünüzde olmayan bir okul’dur
27.07.2020
Tek başına ama sıkı muhalefet üstelik de global
20.07.2020
Bizim Genel Yayın Yönetmeni siyasete transfer oldu
17.07.2020
Berlin yapmıştı, Reis yapamadı
13.07.2020
Resmi medya Ayasofya'da
9.07.2020
Z Kuşağı’nın Türkiye yansımaları
2.07.2020
Duran biri, yürüyenden hoşlanmaz
29.06.2020
Reis, futbol ve faşist vatandaşlar
15.06.2020
Vitrinlerle heykeller berhava olurken…
11.06.2020
Protestolar Medyaya da Ayar Veriyor
8.06.2020
Hepimiz George Floyd olduk ama…
4.06.2020
Yalnız ve çaresiz ama umutlu
1.06.2020
Kemal ile Ali İsmail’i Minneapolis’de bir daha öldürdüler!
29.05.2020
Sürü bağışıklığının İsveç yenilgisi
21.05.2020
Er Abuzittin’i Kurtarmak
18.05.2020
'Ben siyasetçinin ahlâklı, şeffaf ve halk için çalışanını severim' Yunan atasözü mü?
15.05.2020
Yeni Faşizm
12.05.2020
Goebbels de son ana kadar propagandaya çok güvenmişti
9.05.2020
Salgın, gerçekleri gizleyerek önlenemez
30.04.2020
Virüs Global, Mücadele Alaturka
26.04.2020
24 Nisan anması için
20.04.2020
Alaturka bir Sistem: 5 gün Sürü/2 gün Bağışıklık
14.04.2020
Virüs Yayma Cemiyeti
6.04.2020
Salgının öğrettikleri ve gelecek (*)
31.03.2020
Turuncu alarm
27.03.2020
Dünya nerede, Türkiye nerede?
19.03.2020
Mat rejime şeffaf Bakan, bozuk ekonomiye maske ve kolonya
10.03.2020
Moskova Bozgunu
3.03.2020
İdlib bozgunu
28.02.2020
COVID-19’a karşı dut pekmezi, kelle paça çorbası ve silah
24.02.2020
Kızıl Afiş’in Adıyamanlı Silahlı Şairi
21.02.2020
Diyalektik
17.02.2020
Tek adam rejimi insanları öldürüyor
13.02.2020
Deli Kral, Aptallar ve Salaklar
10.02.2020
Boykot, peki sonra?
6.02.2020
Cumhuriyet’in Diplo’su Türkçede
4.02.2020
TV tartışmalarındaki şiddet ve bayağılık normaldir
27.01.2020
Enkaz altında kalan devlet ve resmi gazetecilik
23.01.2020
Yeni sansür
20.01.2020
Sakallı Dedeyi ziyarete gittik
16.01.2020
Köln’de Gestapo Merkezi
14.01.2020
Charlie Hebdo Türkçeye nasıl çevrildi?
12.01.2020
Vedalaşma
9.01.2020
'Kaos Mühendisleri'
7.01.2020
Basında 78’liler
31.12.2019
Yurttaş Gazeteciliği
27.12.2019
Kalabalığa ve kabalığa karşı hakikat
20.12.2019
1 bakan, 1 provokatör, 1 futbolcu ve 1 devlet… Pöh pöh pöh!
16.12.2019
Ah Mahmut Vah Kemal Ah Kenan Vah Recep!
13.12.2019
Nobel’den bahisle…
2.12.2019
Yalanlar arşivi
29.11.2019
Çevre de aslında bir sınıf meselesi
25.11.2019
Kim daha önemli, değerli ve kalıcı?
22.11.2019
Hakiki gazetecilik
19.11.2019
Beyaz Saray’da sahte bir gazeteci yakalandı
11.11.2019
Jambon Müzesi, Prado, Sofia ve İnebahtı…
7.11.2019
İki yeni slogan
4.11.2019
İstibdat üzerine
2.11.2019
İlişkiler kanıtlanırsa eyvaaah!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive