Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Sabahattin İZCİOĞLU

[email protected]



Bookmark and Share

Yanlış çözümler öneriyorsunuz hocam


03.01.2015 - Bu Yazı 2145 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 29 Aralık pazartesi günü Selçuk Alevi Kültür Derneğinin düzenlediği Maraş katliamını anma toplantısına katıldım. Maraş katliamının benim hafızamda çok ayrı bir yeri var. İlki, katliamın başlamasında ilk öldürülen öğretmen Hacı Çolak, aynı dönem Bursa Eğitim Enstitüsün de birlikte öğrenim gördüğümüz çok değer verdiğim ve saygı duyduğum arkadaşım, ikincisi de ülkemizin o günden şu ana kadar politik çizgisini belirleyen hareketin başlangıç tarihilerinden biri.  

            Toplantı her zaman ki gibi katliamın kimler tarafından başlatıldığını ve insanlarımızın nasıl öldürüldüğünü içeren gösteri ve konuşmalarla hüzünlü, üzücü, dramatik havada başladı. Anma toplantısına katılan 9 Eylül Üniversitesinden yardımcı doçent tarihçi Oktay Güldemir hocamız, bu olayı dünyada ki soğuk savaşın kronolojik çatışkı ve çelişkilerini, dış güçlerin bölgede ki politik çalışmalarını, yaptığı provokasyonlarını anlatarak, Maraş katliamının sadece içteki o dönemin AP, MHP ve MSP nin oluşturduğu milliyetçi cephe iktidarının projesi olmadığını dış güçlerinde parmağı olduğunu örneklerle anlattı. Hoca konuşmasının sonunda  çözüm olarak da ‘’ politik bir dil oluşturarak, yeniden modernleşme ve aydınlanma dönemine dönmedir’’ önermesini yaptı. İşte konuşmaların can alıcı noktası burada.  Evet bir dönem dünyada da ülkemizde de kulağa hoş gelen modernite ve aydınlanma dönemleri revaçta ve geçerli idi. Ülkemizde de cumhuriyetle birlikte bu iki ifade ilke olarak alındı. Ama maalesef modernleşme ve aydınlanma, ilkel, kaba ve tek taraflı bir laiklik anlayışı ve yine tek tafralı ırk anlayışıyla, dinde sunilik, etnisitede Türkçülüğün öne çıkması olarak algılandı ve günümüze kadar ve de hala bu anlamda kullanılmakta otoriter Cumhuriyete dönüşmüş durumdadır.  Bir de buna ittihatçılık anlayışı ile komploculuğu, entrikayı, darbeciliği eklediğimiz de işte her yerde her durumda atıfta bulunulan derin devletin kabaca şeması ortaya çıkar.

            Bugün, bu katliamlardan, şikâyet edenler, gelecekten endişe duyanlar, demokratlar laikler, sosyalistler, liberaller artık şu çok açık şekilde ifade edilmeli ki bu duruma gelindi ise bunun nedeni, modernleşme ve aydınlanma adı adına yapılanlardır. İspatı çok basit, Cumhuriyetin ilk yıllarında, Sovyetler Birliği ve orada bulunan Türk solu ile çok iyi ilişkiler kuran o gün ki yönetim, TKP üyelerini ülkeye davet etti, On beşler olarak ülkeye giren Mustafa Suphi ve arkadaşları girer girmez Karadeniz’in azgın sularında boğuldu. Boğan kim? Boğduran kim? Dersim katliamı hangi yönetim döneminde oldu? Hadi bunları bırakalım, Maraş katliamı, Ecevit’in Başbakan, İç işleri Bakanı İrfan Özaydınlı, olduğu dönem gerçekleşmedi mi? İrfan Özaydınlı, 12 Mart darbesi sonrası Eskişehir ve bölgesi sıkı yönetim komutanı. Kıbrıs’a iki saatte girmekle övünen ordu, Maraş katliamında Maraş’a beş gün sonra girebildi o da her şey bittikten sonra. Ve de hala o dönemde hazırlanan raporlar kamuoyuna açıklanamıyor. Çorum olayları aynı şekilde olmadı mı?

            Bakınız, 12 Mart Muhtarısına imza koyan hava kuvvetleri komutanı, o dönemin  Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafında Tabii Senatör olarak atanan ve de 1980 de  CHP tarafından Cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Kuvvet Komutanı Muhsin Batur, ‘’Anılar ve görüşler’’ adlı kitabının 25 sayfasında, ‘’Elazığ’ın biraz uzağında Harput’un eteklerinde çadırlı karargah kurduk ve bir müddet sonra ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik ve iki ayı aşkın bir süre özel görev yaptık sonunda okuyucularımdan özür diliyor ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum’’ diyor.  Yine yakın zaman da Sivas Madımak olayına bakalım. İktidarda, bugünün sözde demokratı Demirel, ortağı  Erdal İnönü. İnsanlar çayır çayır yanarken yedi saat askeri il sınırında bekleten kim? Hani nerde modernleşmeyi, aydınlanmayı savunanlar. Ecevitler, İnönüler, Demireller, Özallar, Tansu Çillerler, tüm derin devleti her şeyi somut olarak elle tutulur,  gözle görülür şekilde hepsini gördüler, faili meçhul cinayetlerin olduğu dönem iktidar oldular,  Özal kendisine karşı düzenlenen suikast de Özal, her şeyi gördü, öğrendi, ama maalesef suskun kaldılar, dik duramadılar, olayların üzerine gidemediler, bildiklerini açıklayamadılar, Hala Meclis Başkan Vekili olan  Gülden Mumcu’nun geçmişin ve yakın tarihin tüm raporları beş metre yakınında durmasına rağmen, rahmetli Uğur Mumcu cinayetinde Mehmet Ağar’ın, ‘’bir tuğla çekilirse duvar göçer’’ deyişinin üzerine gidemiyor. Herkesin kolaycılığa kaçarak her şeyi derin devlete, dış güçlere yükledikleri her şey ortada gizemli, uzayda değil yaşamın içinde göz göre göre işlerini yürütüyorlar her şey açık.ve net.  Hrant Dink cinayeti, Uludere katliamı faili meçhul olarak ortada dururken, Veli Küçükler, Kireçsizler, Mehmet Ağarlar ortada dolaşırken, tüm bu olaylar aydınlığa kavuşmadan, modernleşmeye, aydınlanmaya geri dönülür mü hoca? Önce modernleşme ve aydınlanma iddiasındakilerin veya isteyenlerin samimi şekilde özeleştiri yapıp yüzleşme yapması gerekmez mi?

            Toplantıda en üzüldüğüm hatta sinirlendiğim, başta hoca olmak üzere her şeyi gördüğümüz halde görmemezlikten gelmemiz, sanki başka hiçbir alternatif yokmuş gibi hepimizin Stockholm sendromuna girmemiz oluyor. Modernleşme, aydınlanma gibi çağı geçmiş hamasi söylevler yerine Bir kere hiç yaşamadığımız, doğru dürüst hissetmediğimiz bir demokrasi olgusu var, bu olguyu hayata geçirmenin, otoriter cumhuriyet yerine demokratik cumhuriyetin yollarını araştırma daha doğru değimlidir hocam? Bu ülkede, dürüst, demokrat, ilerici güçler, yazarlar, çizerler var, samimi, çıkar beklemeyen, hırsızlığa yolsuzluğa karşı olan inançlı muhafazakarlar, her şeyden önce halk var yıllarca ezilmiş, ötelenmiş, öldürülmüş, yerinden yurdundan edinmiş, sömürülmüş, Türk, Kürt, Alevi, Suni, Ermeni, Çerkez v.b her dinden, her ırktan insanlar var, bu insanlara sahip çıkıp bunlara soralım bakalım ne cevap verecekler.

            Bu gün her ne kadar kendi iktidarı için her yolu deneyen iktidarın biraz dik durmasıyla 13 senedir iktidarda, bu iktidar karşısına çıkanı hallaç pamuğu gibi dağıtırken modernleşme ve aydınlanma yanlıları nal toplamakta, askeri vesayetten, ittihatçılardan, tohumluk eski politikacılardan medet ummaktadır. Genelde de yerelde de iktidarda iken derin devlet dedikleri kesimden bir taş oynatamadıkları gibi yer yer ittifak bile yaptılar hala da yapmaktalar halk bunları unutup da modernlere aydınlatmacılara oy verir mi sanıyorsunuz? hocam yanılıyorsunuz ve yanlış çözümler öneriyorsunuz. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.10.2016
DÜNYAYI KİM İSTİYORSA ALSIN AMA!
20.10.2016
İnsan kalitesi mi? Kaliteli insan mı?
4.10.2016
Sistemin yerine ne koyulabilir?
27.9.2016
Eğitim ve öğretimin temel ilkesi ne olmalıdır?
11.7.2016
ÖZLEM Mİ ARAYIŞ MI?
21.6.2016
ŞU DEMOKRASİ NE MENEM BİR ŞEY!
11.6.2016
DOĞA NE DİYOR BU İŞLERE?
7.6.2016
DIŞ GÜÇLER HİKAYESİ VE BAĞIMSIZLIK!
13.5.2016
NELER OLUYOR?
22.4.2016
EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN TEMEL İLKESİ NE OLMALIDIR?
1.5.2015
DEVLET, MİLLET, DİN ÜZERİNE
23.4.2015
OYUM HANGİ PARTİYE?
03.01.2015
Yanlış çözümler öneriyorsunuz hocam
10.12.2014
TkMM toplantısına katıldım
23.10.2014
Göz göre göre kanser olunur mu?
11.10.2014
Bu riyakârlık, bu ikiyüzlülük ne zaman bitecek
11.09.2014
Halka cahil, aptal diyenlere! ithaf olunur
03.09.2014
Sıfır düşünce, sıfır özgürlük, sıfır yönetim
23.08.2014
Haydi, bir cesaret
13.08.2014
Kabaca da olsa hesaplaşıp yüzleşelim mi?
01.08.2014
GÜREŞİN DEVELERİ
19.07.2014
DEMOKRASİ Mİ? FAŞİZM Mİ?
11.07.2014
Yengeç aklıyla olur mu?
01.07.2014
Aynayı kim kırdı?
25.06.2014
‘’Yeterli değil’’ ama desteğim İhsanoğlu’na
17.06.2014
Bildim bileli hep aynı terane
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive