Saim TUT



Bookmark and Share

Gençlerin dünyasına takılmak


24.02.2020 - Bu Yazı 158 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sevgili Dilay’a ithafen-

Yaşadığımız semtte ilk açıldığında meraktan, sonrasında kahve ve türevlerinin lezzetini beğendiğimizden ve yerli bir marka olmasından, şimdilerde ise bu yazının devamında açıklayacağım saiklerle sıkça gittiğimiz, hatta dostlarımızla buluşma noktası haline getirdiğimiz  bir kafe var.

Öylesine bağlandık ki bu mekana, bir gün dahi uğramasak  sınav kaçırmış bir öğrenci ya da kirasını gününde yatıramamış bir kiracı, senedini ödemediği için protesto çekilmiş bir tüccar hissiyatına kapılabiliyoruz mesela.

Aslında bizim gibi orta yaş üstüne doğru yürüyenlerin çok tercih ettikleri bir yer değil burası. Genelde üniversite öğrencileri (yüksek lisans ve doktora dahil), yeni mezunlar, genç memur veya çalışanlardan oluşan bir müşteri profili var. Ancak kimi zaman akranlarımızı ve hatta daha ileri jenerasyondan birilerini görmek de mümkün oluyor.

Peki, biz neden böylesi müdavimi olduk bu mekanın?

Son zamanlarda Türkiye siyasetinde ve özellikle muhafazakar kanadın  kimi sözcülerince,  gençlere ulaşamamak, onların akıl ve gönüllerini kuşatacak söylemler geliştirememek, geleceğe dair  önlerine net projeksiyonlar sunamamak ve dolayısıyla bu kesimlerden sandıkta karşılık bulamamak yönünde çeşitli yakınma ve özeleştirilerin sıklıkla dile getirildiğine şahit oluyoruz. Bazıları onları ‘’Z kuşağı’’ şeklinde tanımlamakta ısrar ediyor ancak bu tabirin ülkemizde ilk kez kullanılması üzerinden dahi yıllar geçti ve şu an aslında hangi tanım içerisinde yer aldıklarına dair fikir oluşturmak çok güç. Sadece iki yıl önce liseden mezun olup üniversiteye başlayan bir genç ile kendisinden birkaç yaş küçük jenerasyon arasında dahi kendini ve dış dünyayı algılayış ve tanımlama bağlamında belirgin farklılıklar görülebiliyor. Her şeyin baş döndürücü bir hızla değiştiği günümüz dünyasında sanırım bu kaçınılmaz bir sonuç.

İşte sözünü ettiğim kafe, ardımızdan gelen nesillerin dünyasına nüfuz edip, geleceğin sosyo-kültürel ve siyasal yapısının nasıl şekillenebileceğini analiz etmek açısından da benim için muazzam bir mektebe dönüştü. Birbirine yakın masa düzeni, sıklıkla gelenler arasında oluşan aşinalık, genele hakim olan pozitif mod ve nezaketli davranışlar rahat iletişim kurabilmek açısından gerekli koşulları kendiliğinden oluşturuyor.

Geçtiğimiz aylar içerisinde bu vesileyle o sosyal alanda günlük kahvelerimi içerken birçok farklı genç beyinle sohbet etme ve bazılarıyla da iyi dost olma imkanı buldum. Hemen yanı başımda  Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin coğrafyamızı sürükleyeceği sonuçlara dair fikir yürüten iki delikanlı, diğer yanda okudukları bölümlerdeki sıkıntılardan kendi üsluplarınca yakınan genç kızlar, öte tarafta hükümetin ekonomi politikalarını tartışan ve iktisatla ilgili fakültelerden mezun olduklarını hissettiren başka bir grup, sıcak iç bölümde ders çalışmaktan yorulup bir  igara molası vererek bizim bulunduğumuz alana çıkan ve kendi başına oturan ya da ayakta duran  gençler. Ama hepsi çok kibar, seviyeli, nitelikli, saygılı, birikimli, zeki ve iletişime açık gençler. Onlar bu ülkenin güvenli, huzurlu ve istikrarlı geleceğinin müjdecisi ve bizim de onlara karşı önemli sorumluluklarımız, ciddi borçlarımız var; onların dünyasını anlamak ve yaşamın tüm alanlarına dair sağlıklı bakış açıları kazanmalarına, iyi, güzel, temiz ve nezih değerlerle yetişmelerine katkılar sağlamak gibi.

Şu kısa sürede onlardan çok şey öğrendim, adeta zihnimi yeni baştan yeniledim diyebilirim. O kadar ilgi ve sevgiyle benimsediler ki bu artık eskimeye yüz tutmuş faniyi, sanki yeni bir alem keşfetmiş gibiyim. Çok huzur verici bir atmosfer bu; soruyorlar soruyorlar, usanmadan dinliyorlar, sonra kendi düşüncelerini ifade diyorlar ve ben de sıkılmadan, yorulmadan onlara kulak veriyorum. Tüm bu süreçler enerjimi tüketmek bir yana, bünyemde muhteşem şarj etkisi yaratıyor.

Kimse bu gençlerin ülkemizde ve dünyada yaşanan siyasal gelişmeler karşısında ilgisiz kaldıkları gibi bir yanılgıya kapılmasın. Hayatı sorgulamadıkları, dünya ve evrene ilişkin cevaplar aramadıkları, felsefi ve entelektüel derinlikleri bulunmadığı şeklindeki varsayımlara prim vermesin. Öyle ciddi şeyler söylüyorlar ki bazen, emin olun onca yaşanmışlık ve donanımınız dumura bile uğrayabiliyor.

Yok, sanırım ben kısmen çözdüm lügatlerini. Yargılamıyorlar mesela ama kınanmak da istemiyorlar kanaatlerinden dolayı. Bağırıp çağırmayı sevmiyorlar, ancak kısıtlanmaktan hiç hoşlanmıyorlar. Fikirlerini ölümüne kabul ettirmek gibi kaygılar taşımamakla birlikte, önemsenmesini de bekliyorlar. Ülkelerini seviyorlar ve bağlılar fakat hamaset ve gerçek dışılık pek de çekici gelmiyor onlara. Ülke siyasetini yakinen takip ediyorlar fakat bizler kadar politize değiller örneğin.

Yukarıdaki sözlere çok daha fazlasını eklemek mümkündür amma esasa döndüğümüzde özellikle iddiası olan kesimlerin öncelikle bu gençlik diline vukufiyet sağlayarak yollarına devem etmeleri bir zorunluluktur. Yoksa tez ne denli güçlü olursa olsun doğru dil ve yöntemle ortaya konulamadığında sadece muhataplarına değil bizatihi tezin kendisine de zulmedilmiş olacaktır.

Sözün özü, gençleri çok sevelim ve onlarla mümkünse yakın dost ve arkadaş olalım. Onların dilini ve kavramlar dünyasını çözelim. Emin olun bu her açıdan ulvi ve bir o denli de huzur veren bir uğraş.

Neyse, ben şimdi yazıyı bitiriyorum. Kahvem ve genç dostlarım beni bekliyordur…

Selam ve esenlikler efendim….

.

Facebook Yorumları

Emlak8
6.04.2020
Pencereden görülenler
9.03.2020
Mülteciler üzerine söylenmiş en iyi türkü…
2.03.2020
Sizin ölülerinize karşılık bizi şehitlerimiz!
25.02.2020
‘Esed kaçacaktı, onu Kasım Süleymani'nin mektubu durdurdu’
24.02.2020
Gençlerin dünyasına takılmak
20.02.2020
Biraz da huzur ve umut verin be kardeşim!
14.02.2020
Suriyeliler gitsin!
12.02.2020
Kudüs mitinginden bir fotoğrafın başıma açtığı işler
5.02.2020
Astana, İdlib ve ötesi
28 .01.2020
‘Azize, ona de ki: Halti… ‘
24.01.2020
Demokrasi uymadıysa Baasçılık verelim!
19.01.2020
Viran oldum, mor sümbüllü bağ iken
16.01.2020
Gençlerin dünyasına takılmak
14.01.2020
Ankara Ekspresi yola çıkarken…
19.2.2019
Düzce AK Parti Belediye Meclis listesi üzerine genel bir değerlendirme...
13.12.2018
Bir AK Parti öyküsü..
27.10.2018
HAYATİ YAZICI'nın imaları, MELİH GÖKÇEK ve AK Parti'nin hali...
3.10.2018
Beni insanlıktan ihraç edip, susturabilir misiniz ?
24.1.2018
Yaşamın anlamsız rezilliğine dair…
4.1.2018
İran´da yaşananlar ve Balasagunlu Yusuf Has Hacip...
25.12.2017
Fahrettin Paşa vesilesiyle tarih öğretimimizle yüzleşmek…
17.1.2017
Yeni anayasa çalışmaları ve CHP
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive