Selami GÜREL

Selamigurel@gmail.com



Bookmark and Share

Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri


18.06.2013 - Bu Yazı 2276 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 7 Haziran tarihli son yazımda, Başbakan Erdoğan’ın buyurgan ve kibirli tavrının bu öfke patlamasını yarattığını belirttikten sonra, “Şimdi burada bir parantez açıp, Gezi Direnişi öncesine dönmek istiyorum. B ülkede yüz yıllık bir askeri vesayet rejimi ve bir derin devlet yapılanması olduğunu, son yıllarda, yani Ergenekon süreci ile birlikte bu yapılanmaların büyük ölçüde açığa çıkıp birçok unsurunun tutuklandığını hepimiz biliyoruz. Yine bu tutuklanma sürecinden önceki darbe hazırlıklarını, bu darbeye kitle tabanı yaratabilmek için örgütlendiği daha sonra ortaya çıkan “Cumhuriyet Mitinglerini” unutmadık. Darbeciler tutuklanmaya başlandığında onlara avukatlık ve üye olmak için sıraya giren parti başkanları, halen bayraklarıyla Gezi Direnişçileri arasında yer tutmaya çalışan İP’lileri, ipsizleri, darbecilerin “askerlerini” de.

Onların, Gezi Direnişi’ni esas olarak, hatta sadece “AKP düşmanlığı” temelinde darbecilerin yedeğine taşımaya, barış sürecini sabote etmeye çalıştıklarını anlamak için kahin olmaya gerek yok.

Hareketin büyük ölçüde örgütsüz insanlardan olduğunu yazdım, ama bu durum hareket içinde oldukça fazla devrimci sosyalist, çevreci, demokrat, darbe karşıtı örgütlü insanların bulunduğu gerçeğini yadsımıyor. Bu örgütler, bağımsız devrimci demokratlar, çok hızlı bir şekilde, çok yalın birkaç talebi öne çıkarıp hiç vakit kaybetmeden bu talepler etrafında güç birliği yapmalı direnişçiler arasında yaygınlaştırmalıdır. Bunu geciktirmenin ağır bedeli de olabilir. Bu talepler sekter ve eylemin karakteri ile uyumsuz talepler olmamalıdır. Yazımın başlığında belirttiğim üç talep –bence- yeterlidir. Bu kadar kısa bir dönemde, bu talepleri durmadan genişletmek, hatta “AKP istifa” (*)gibi baştan kaybetmeye mahkum ekler yapmak maceracılıktır, yenilgiye kapı aralamaktır. Gerçekçi olan: Gezi’de direnmek, özgürlüklerde direnmek, buyurgan dile direnmek veBARIŞA EVET’İ ÖNE ÇIKARMAKTIR. Bu başlıklarda kazanılan bir mücadele ortaya mutlaka, kitlesel ve demokratik yeni bir örgütlenme çıkaracaktır.” diye yazmıştım. Hükümetin uzlaşır görünürken bile sürdürdüğü saldırgan tutum politik atmosferi iyice zehirledi. Öfke patlaması zirve yaptı. Ama son güne kadar sosyal medyadan takip ettiklerim, “özgürlüklerde direnmek, buyurgan dile direnmek ve BARIŞA EVET’i öne çıkarmak” yerine, o yazımda bahsettiğim “maceracı” sloganların öne çıkmaya başladığını gösterir oldu. Sanki birileri, kendi özgürlükleri için direnen gençler adına yeni talepler ileri sürmeye ve bunu “herkesin talepleriymiş gibi” yaygınlaştırmaya çalıştılar. Şu anda Türkiye’nin en yakıcı sorunu olan BARIŞ SÜRECİ’ne dair hiç slogan duyulmadı. Duyurmaya çalışanların da sesi ve gücü bunu öne çıkarmaya yetmedi. Hükümet, tam bir basiretsizlik ve gaddarlık örneği gösterip, tıpkı kendinden öncekiler gibi silahlı güçlerini, silahsız direnişçilerin üzerine salıp, kendi kitlesini de bir tehdit aracı gibi kullanarak tüm toplumu ayrıştırmanın adımlarını attı. Yalan ve demagojiye sarıldı, “camide içki içtiler” diyerek iftira attı. Tüm Türkiye zehirli gaz kokusuna bulanmışken, Gezi Parkı’nda sidik kokusu bulmaya soyundu. Milyonlarca insanı aşağıladı, küçümsedi. Buna bir de bu coğrafyanın solcularının en temel hastalığı sekterlik ve ikamecilik eklenince, önemli bir demokrasi gücüne dönüşebilecek bu kitlesel hareketin dinamikleri bulanıklaştı. Bununla, bu hareketin yenildiğini ve kazanımlarının “sıradan” olduğunu söylemek istemediğimi belirtmeme gerek yok. Bu hareket, Türkiye’de yeni bir dönem başlattı, bu topraklarda nasıl bir demokrasi ve özgürlük potansiyelinin var olduğunu kanıtladı. Gençlerin kendilerine güvenini yarattı ve bunu yok etmek artık mümkün değil. Ama bir şey daha gösterdi: İkameci, sekter, Stalinist sol, önemli kitle hareketlerini dumura uğratacak en önemli sorun olarak durmaya devam ediyor. Onları milyonların barış ve özgürlük taleplerinden çok, kendi kafalarında oluşturdukları politik hedefleri ilgilendiriyor. Halen kapının arkasından bizi izlemeye devam eden Ergenekon kalıntıları, darbeci eskileri, kaşarlanmış faşist bürokratlar, yüz yıllık iktidar ayrıcalığı sarsılanlar, yeniden başlaması muhtemel savaş bu “solcuların” temel gündemi değil. Bence şu aşama güçlerimizi toparlayıp sakince geri çekilme, Gezi Derslerini özümseme ve bunu sağlam bir örgütlülüğe dönüştürüp BARIŞ SÜRECİNİ kesintisiz devam ettirme aşamasıdır. Artık daha güçlüyüz ve bu gücümüze halel getirmemek sorumluluğu altındayız.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive