Selami GÜREL

Selamigurel@gmail.com



Bookmark and Share

Sürecin dili ve sorumlulukları


09.06.2014 - Bu Yazı 1791 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Abdullah Öcalan’la yapılan son görüşmenin ardından, “sürecin ikinci aşamasına geçiliyor” açıklamasını okuyana kadar, “sürecin her an çökebileceği” kaygım yoğundu. Hükümet tarafından yapılan açıklamaları ya da hükümetle arasındaki sınır çizgilerini kaldırmış gazetecileri dinledikçe, “sürecin çatışmalı bir şekilde ilerleyeceğini” düşünmeye başladım. Açık olarak eskisi gibi silahlı bir çatışma süreci hemen başlamayacak belki, ama bu dil ve bu dayatılan eylem biçimleri sürdükçe, süreç “bıçak sırtında” kalmaya devam edecek. Her an yeni bir çatışma riskinin korkusuyla yaşamaya devam edeceğiz.

Biraz açmaya çalışayım. Son iki hafta bir televizyon kanalında “darbeler” ve “barış sürecini” konuştuk. Darbeleri konuştuğumuz hafta aynı zamanda “Gezinin” yıl dönümüydü ve doğal olarak o da gündemimiz oldu. Bahsettiğim gazeteci arkadaşlarla 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi darbelerin değerlendirilmesinde pek farklı şeyler söylemedik. Ama konu Gezi’ye geldiğinde, bu arkadaşlar tüm Türkiye’de –politik olarak yok kabul edilen- milyonlarca gencin katılımıyla gerçekleşen bu eylemi de, tıpkı hükümet gibi, “darbe” olarak adlandırdılar. Barışçıl, demokratik hak arayışlarıyla ortaya çıkmış bir kitlesel eylemin böyle adlandırılmasının haksızlığı bir yana, darbe kavramının içini boşaltıp, gerçek darbecilere karşı duyulması gereken öfkeyi, politik duyarlılığı körelttiler. O eylemlerde yer almış milyonlarca genci yeniden öfkelendirdiler. Siz büyük bir sorumsuzlukla milyonlarca gence “darbeci” demeye devam eder, günün birinde bunların bir kısmının gerçekten darbecilerin kitlesi olabileceğini düşünmeden konuşursanız, Mısır’dan hiçbir ders almamışsınız demektir. Başbakan bir politikacı ve kendi kitlesini kemikleştirebilmek için bu söylemlerden yarar umabilir, ama milyonları hükümet ağzıyla “darbeci” olarak yaftalamaya çalışan “aydın” gazeteciler bu söylemleriyle git gide kamplaştırıcı, yıkıcı bir rol oynuyorlar. Barış süreci sadece AKP hükümeti ile PKK arasında süren bir görüşmeden ibaret değil, şimdilik ortada görünmeyen darbeciler, yeniden sokağa salınan Ergenekoncular da bu sürecin tarafı. Hava biraz daha dumanlandığında kimin elinin kimin cebinde olduğunu anlayamayacağımız günlerin de gelebileceğini unutmamak gerek. Gezicilerin ezici çoğunluğu barış sürecinin güvencesi olan kitlelerdir, ama bu söylemler böyle devam ettikçe bunun öyle kalacağının garantisi asla yoktur.

Öcalan’ın açıklamaları sürece dair umutlarımızı korumamız gerektiğini anlatıyor. Ama hasta tutsaklara, yeniden hız verilen karakol ve baraj inşaatlarına bakılınca, hükümet kanadının süreci “kendi bildiği gibi” yani 90 yıllık jandarma kontrolleriyle çözmek istediğini gösteriyor. Kürtler karakolların ne anlama geldiğini çok iyi biliyorlar, o karakolların bahçelerinden çıkan cesetleri, o karakollarda kaybedilen evlatlarını, işkenceleri unutmadılar ve bu nedenle dişiyle tırnağıyla direniyorlar. Barışı samimi olarak isteyen her demokratın hükümete dönüp, “durdurun şu karakol inşaatlarını, hiç vakit kaybetmeden hasta tutsakları salıverin, yıllardır Kürt sorununu militarist yöntemlerle çözmeye kalkan diğer hükümetlerden, askeri vesayetten farklı olduğunuzu gösterin, Kürtlere, dağda eli silahlı gençlere güven verin” demesi gerekiyor. Bunları söylemeyenler vebal altındadır, sadece sorumsuzluk değildir bu, ileride Lice’den daha vahimlerinin ortaya çıkması muhtemel, çatışmalı ve kaotik durumun günahlarının suç ortağı olmaktır.

 

Hem bu suça ortak olup, hem de “aydın” yaftasını taşıyamazsınız. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive