Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Soçi sonrası


20.9.2018 - Bu Yazı 225 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tahran Zirvesi’ne dâir yazdığım yazıda, Rusya’nın, Türkiye için yol açacağı meseleleri göz ardı edercesine İdlib’e müdahale kararı almasının, temelde bir ABD-Birleşik Krallık-Fransa üçlüsünün “oyununa gelmek” olduğunu ifâde etmiştim. Tahran Zirvesi aslında Rusya’nın yalnızlaşması ve bir boşluğa düşmesi ile neticelendi. Türkiye müdahaleye kesin bir şekilde karşı çıktı ve kendi tezini uluslararası kamuoyu önünde kararlı bir şekilde dile getirdi. İran ise, tam da kendisinden bekleneceği gibi dışarıda kaldı ve İdlib işini Rusya’ya fatura etti. Kaldı ki Rusya’nın İran ile birlikte bu müdahaleyi yapması, hânesine menfî bir puan olarak yazılacaktı.

Açıkça ifâde edelim: Eğer Rusya müdahalede ısrar etmiş olsaydı, elinde “teröristlerin tasfiye edilmesi” gibi bir kart olacaktı. Lâkin müdahalenin yol açacağı insânî meseleler, bu kartı işlevsiz bırakacak; bu arada ne idüğü belirsiz de olsa yapılacak veyâ yapıldığı haberi yapılacak bir “kimyâsal saldırı”, Atlantik Üçlüsü adına ağır bir saldırıyı başlatmaya yetecekti. Bu ihtimâl devre dışı kalsa bile, Rusya ve rejim güçlerini İdlib’de ummadığı bir direniş bekliyor olacak; Rusya için İdlib “İkinci Afganistan” bataklığına dönüşecekti. Muhtemelen Rusya’daki mâkûl karar alıcı odaklar bu ihtimâlleri gördü ve geri adım attı. Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesine Rus tarafı eli bir hayli zayıflamış bir şekilde geldi. Rusya en azından belirsiz bir süre için Türkiye’nin tezlerini kabûl etti.

Şimdi büyükçe bir pencere açalım: Eğer Doğu Akdeniz, iddia edildiği gibi fevkalâde zengin hidrokarbon kaynaklara sâhipse ve Atlantik Dünyâsı buraya hâkim olmak istiyorsa; dahası, Irak’ı Doğu Akdeniz şebekesine bağlamak istiyorsa Rusya’nın, Sûriye’deki kıyı şeridini Esad ile birlikte elinde tutması kabûl edilebilir bir durum değildir. Eninde sonunda Atlantik Üçlüsü Doğu Akdeniz’i sâdece İran’dan değil, Rusya’dan da temizlemek isteyecektir. İdlib, bu sürecin uç verdiği bir noktadır. İyimser bir değerlendirmeyle Rusya’nın bu tuzağa yakınlaşması, durumu test etmeye mâtuf olabilir. Diğer taraftan tam da bu esnâda bir Rus uçağının büyük bir ihtimâlle İsrâil tarafından düşürülmesi de Rusya’ya verilmiş bir gözdağıdır.

Yeni Dünyânın doğum sancılarını yaşıyoruz. Yavaş yavaş güç kümelenmeleri şekilleniyor. Bir tarafta Atlantik güçleri, diğer tarafta Avrasya güçleri kümeleniyor.(Sürecin bir de Afrika ayağı olduğunu unutmayalım). Yeni Dünyâ , ya “İkinci Atlantik Hegemonyası” veyâ “Avrasya Hegemonyası“ üzerinden kurulacak. Doğu Akdeniz havzası bu şekillenmelerin pratik sahâsını oluşturuyor.

Aktörlere bir bakalım: ABD ve Birleşik Krallık Pentagon siyâsetleri temelinde Atlantik Dünyâsının sert çekirdeğini oluşturuyor. Birleşik Krallık “para” ile “silah” arasınsa bir süre bocaladı.Ama öncelik tercihini silâhtan yana yaptı. (Baksınıza Britanya’da epeyidir terör saldırı olmuyor). Bir tarafıyla Karasal Avrupa; bir tarafıyla Kıt’a Avrupa’sına bakan Fransa ağırlığını Atlantik’den yana koydu. İspanya ve jeopolitik ehemmiyeti artan İtalya ve Yunanistan-Güney Kıbrıs ile berâber- bu kümelenmeye eklemlendi. (Fransa ve Birleşik Krallığın Güney Kıbrıs’a yerleşmesi çok dikkât edilmesi gereken bir oluşum)..İsrâil, yeni Atlantik İttifâkının yanında ve bundan sonra İsrâil ‘i daha fazla sahnede göreceğiz. Mısır, Suudi Arabistan ve BAE, yeni Atlantik İttifâkının görece yumuşak dokusunu oluşturuyor. PYD artık tam mânâsıyla bir bu ittifâkın fedâisi durumunda..

Avrasya’daki oluşum ise, Atlantik Dünyâ kadar konsolide değil. Ama önümüzdeki süreçte biraz daha şekillecek görünüyor. Elbette çekirdekte Çin var. Henüz siyâsal ve askerî çıkışlar yapmıyor. Sessiz ve derinden bir ekonomik açılımı yürütüyor. Rusya ve İran ile bağlarını güçlendiriyor.

Süreçte bir hayli ön almış olan Rusya’nın bütün gayreti Doğu Akdeniz’de tutunmak. Diğer taraftan enerji dolaşımında Avrupa’daki tekelini kurtarmak. Bunun için İran’a görece bir mesâfe koyup Türkiye ve Almanya’ya daha yakın durmak zorunda . Bundan sonra giderek ağırlaşan bir İsrâil baskısı da göreceği anlaşılıyor.

Ağır bir sıkışmışlık yaşayan İran ise perde siyâsetleri uygulayarak ayakta kalmaya çalışıyor.

Katar bu oluşumun bir başka ayağı..

Hindistan kararını henüz vermiş değil. Ama büyük müşterisi olduğu İran meselesi Hindistan’ı bir karar almaya zorlayacak kanaâtindeyim.

Atlantik dışına itilmiş olan Türkiye ise Fırat’ın Doğusu ve Kuzey Irak üzerinden Kürt kartı ile sıkıştırılmak isteniyor. Buna belli bir vâdede Kıbrıs da eklemlenecektir. Dahası İsrâil,Türkiye’nin bu coğrafyadaki etkinliğini sona erdirmek için daha fazla çalışacaktır.

Avrupa’nın karasal gücü olan Almanya da ister istemez bu kervana katılıyor. ABD’den ağır bir ekonomik baskı yiyen , İsrâil’in vetosu ile Doğu Akdeniz’de varlık gösteremeyen, Mısır’dan da dışlanan Almanya, Rusya ve Türkiye’ye yakınlaşmaktan başka çıkış yolu göremiyor. Almanya, Astana Üçlüsü’nün gölge ortağı olma yolunda.

Bu siyâsal ve askerî süreçlere eklemlenen ağır ekonomik krizler ayrı bir yazıyı hak ediyor. Rusya, Almanya, Türkiye, İran ve elbette Çin, ABD tarafından ekonomik olarak dara sokuluyor.

Hâsılı dünyâ, çok, ama çok sıkıntılı günlere gebe…

.

Facebook Yorumları

Kod8
6.12.2018
Bilgi obezitesi
3.12.2018
Fikirler ve eylemler…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8