Talat ULUSOY



Bookmark and Share

Dört kısa kıssa


03.09.2013 - Bu Yazı 2393 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 KURTULUŞ

Tarih 16 Mart 1923. Yer Adana. “(...) Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. (...) Memleket en nihayet yine sahibi aslilerinin elinde kaldı. Ermeniler ve sairenin burada hiçbir hakkı yoktur. Bu bereketli yerler koyu ve öz Türk memleketidir...


Ulu Önder
 “Kurtuluş” Savaşı’nın ardından söylüyor bunları.

Burada “ve saire” ile ifade edilenler “feyizli” Osmanlı ülkesinin altı yüz yıllık yerlisi ve altmış yıllık “eşit haklı vatandaşları”dır ve artık “hiçbir hakları yok”tur.

Kurtuluş Savaşı” için “emperyalizm”e karşı verilmiştir demek ayıp olmuyor mu? Belli ki, bu savaşErmeni ve Rumlar’a karşı verilmiş.


GERİLLA!


Afet İnan
’ın yalancısıyım. “Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler”de anlatır:

M. Kemal Paşa 14 Nisan 1919 akşamı Sadrazam Damat Ferit’in Nişantaşı’ndaki konağında akşam yemeğindedir. Yemekten sonra Sadrazam,

Bir harita getirtsek de Müfettiş Paşa onun üzerinde bana izahat verse, der.

Harita masaya serilir. Damat Ferit sorar:

Samsun havalisinde ne yapacaksınız?

Afet İnan arada şu açıklamayı yapıyor: “... Samsun havalisinde yapılmak istenen iş, o havali Türklerinin başlattıkları gerillayı bastırmaktır...

M. Kemal’in “müfettiş”liği savaşın başından beri İttihatçılar’ın Hıristiyanlara karşı sürdürmekte olduğu çete savaşlarının bastırılması içindir.

19 Mayıs 1919’dan önce bu memlekette “kurtuluş” niyetiyle başlatılan bir şeyler varmış demek ki! Eğer öyleyse, bu tarihî hatayı düzeltmek gerekmez mi? Yoksa daha önceki “kahramanlık”lar yok sayılmış olur. Çanakkale’de, Ermeni Temizliği’nde, Sarıkamış Macerası’nda büyük “emek”leri geçen Enver ve Talat “paşa”ların hakkı yenmiş olur.

İttihatçı zihniyet” inşasının dünyanın gördüğü en büyük “toplum mühendisliği” eseridir. Gençliğin “ilelebet muhafaza ve müdafaa” etmeye mecbur olduğu şey işte bu eserdir. “Eser”in yıkılmaması için Cumhuriyet ile yenilenen İttihatçı zihniyetten “şüphe” edilmemesi şarttır. Mesela, “Kurtuluş Savaşı”nı kim ve ne zaman başlattı? Doğru şıkkı işaretleyin:


a)
 “23 Ocak 1913’te Harbiye Nâzırı Nâzım Paşa’nın öldürülmesi ile Enver,

b) 19 Mayıs 1919’da Bandırma vapuruyla Samsun’a çıkan M. Kemal.

Hiç “şüphe”siz “b” şıkkı”!

 


TEK ADAM’LAR ÜLKESİ

Cumhuriyet “Ulu Önder’li, tek dinli, tek dilli”dir.

Saltanat “Ulu Hakan’lı, çok dinli, çok dilli”dir.

Hakan” aydınlanmamış saltanatın “tek adam”ıdır.

Önder” aydınlanmış cumhuriyetin “tek adam”ına denir.

Hakan” dediğinin atası “Osman Bey” diye bilinir.

Önder”e ata gerekmez, o herkesin “Ata”sıdır.

Bu memleket erkekleri “tek adam” olmak ister, Kasımpaşa’nın eski santraforu da. Ata’dan dededen öyle görmüştür.

Şikeye şike” diyemeyen toplumun santrafor’u soy ağacını Alpaslan’a, 1071’e, Malazgirt’e, yani epeyi uzaklara dayandırır.

O yüzden memleketim insanı yüz yıldır “daha iyi”sini ararken “Osmanbey- Harbiye- Kasımpaşa” üçgeninde dolanır durur da bir türlü “Kurtuluş”a varamaz!


ŞARKILAR SENİ SÖYLER


Zafer
 günlerinde, ölüm yıldönümlerinde geleneğimizdir, “Atatürk’ün sevdiği şarkılar” çalınır. Bunlardan “Köşküm var deryaya karşı” beni en duygulandıran şarkıdır. Nedense dinlerkenSelanik değil de, daha çok İzmir düşer aklıma. Körfez kıyısına dizili kömür karası köşkler...

Atatürk’ün sevmediği şarkılar da varmış. O’nun sevmediğini milletçe sevmemek gerekir, öyle öğrendik, ama ben sevmediği şarkılardan birini pek severim! Uşşak makamında güzel bir şarkıdır. Tek çalgıyla, hatta hiç çalgısız Gül Yazıcı’dan dinlemenizi öneririm bu Lemi Atlı bestesini. Şarkının hikâyesi şöyle:

Tütüncü Yakup Ağa” kod adlı İttihatçı Doktor Nâzım, “İzmir Suikastı” gerekçesiyle 26 Ağustos 1926 günü idam edilecekken son dileği sorulur. O da Nedim’in şu dörtlüğünü söyler:


Bu imtidâd-ı cevre kim bahtın şitâbı var
Mihnet-medâr olan feleğe intisâbı var 
Eyler nesîm-i subhu bize gird-bâd-ı gam 
Bu rûzgâr-ı bî-mededin inkılâbı var

Kaşını gözünü yarsam da, hoşgörünüze sığınarak şöyle sadeleştireyim:


Bunca zulümden ki bahtın acelesi var
Dert veren feleğe tez elden eresi var
Seher yeli getirdiğin bir gamlı nefes
Çare yok bu rüzgâr da dönecek, günü var

Bu istek “Paşa”ya gider. “Paşa” şarkıdaki gizli mesajı almış olmalı ki, on yıldan uzun süre çalınıp söylenemez olur. Ardından okullarda “Türk musikisi” öğretilmesi yasaklanır. Radyolarda “şarkı” çalma yasağı 1935’te uygulanmaya başlar. Niye?

Halkı “eski devrin bozuk sazı”ndan kurtarmak içindir bu “yasak”lar!

Radyolarda çalınmaz, plakları basılmaz ama Ata’nın sofrasında sazende ve hanendeler eksik olmaz. İnsan tiryakiyse zor bırakır.

Bütün çabalara rağmen “cahil köylü millet”i “bozuk saz”dan kurtarılamaz! Üstüne bir de “arabesk” gelir. Arabesk’in kralı “âkıl adam” bile olur!

Zamanında üç beş “bozuk sazcı” sallandırılsa olur muydu bunlar? “Diktatör” diyenler utansın!


İsmet Berkan
’ın deyimiyle “Evet, Atatürk diktatör”dür der ve sözünü tamamlar: “Ülkeyi tek başına yönetirken de, her dediğini yaptırırken de, bugün de sevilen.. bir diktatördü.

Bence; renkler, zevkler ve şarkılar tartışılmaz! Diktatör sevgisi de tartışılmamalı.

Sahi Doktor Nâzım o şarkıyla ne demek istemiş, anladınız mı?


[email protected]

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.09.2020
9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde…
28.01.2020
Bir Çuvaldız: ONBEŞLER ve “KURTULUŞ”UN GÖLGESİ
21.9.2017
İzmir’in Hafızası
18.7.2017
15 Temmuz Bayramı Kutlu Olsun!
21.4.2015
Buyurun, işte belge!
14.4.2015
Ermenilerle uyuşmak söylentileri
09.01.2015
Kurtuluşçu keramet ve ihanet
27.12.2014
Kurban Kubilay
14.09.2014
İzmir hatırlıyor! Resmî ezberleri tersinden okuyor...
17.06.2014
Leylek konmaz bacana
14.05.2014
Mutlu mesut Ermeni
22.04.2014
Türkleştiremediklerimizden misiniz
06.04.2014
Derdim çoktur, hangisine yanayım
27.03.2014
Seçmekten kim usanır...
03.03.2014
Tek yol inkâr çizgisidir...
15.02.2014
Yeniden İstiklâl Harbi
28.01.2014
‘Onbeşler’, faili meçhul mü
21.01.2014
Evren geleceğine Enver gelsin!
04.01.2014
Hem mimar değil, hem de Ermeni
30.12.2013
Cumhuriyet dindir, imandır, yolsuzluktur!
04.12.2013
Tekkeler ve Hicazkâr
25.11.2013
Şapka’dan çıkan devrim
18.11.2013
Milli birlik beraberlik
11.11.2013
Heykeller ülkesi
04.11.2013
Köşküm var körfeze karşı
29.10.2013
Doksan sekiz yaşında!
21.10.2013
Çerçi! Ya sev, ya sev!
14.10.2013
Masumiyet müzesi
07.10.2013
Kurban ve ‘ötekiler’
30.09.2013
Padişahım sen ölmedin!
22.09.2013
Yüz yıllık bekleyiş
16.09.2013
Bir ‘öteki’ hikâyesi: Hoşsohbet kalafatçı
09.09.2013
İzmir: Fetih, Kurtuluş ya da İstila
03.09.2013
Dört kısa kıssa
26.08.2013
Zaferler, kahramanlar, kusurlar...
20.08.2013
Haramzade haramiler!
30.07.2013
Χαδί εγβαλλαχ!
17.07.2013
Helalleşsek mi helal, yüzleşsek mi helal
13.07.2013
Safları sıklaştıralım! Türkiye ‘yüzleşecek’
01.07.2013
Gizli Alevi Örgütü!
24.06.2013
Barış için ‘gömlek’ ve ‘kimlik’
18.06.2013
Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!
11.06.2013
Gel teskere gel!
04.06.2013
Taksim süreci ve “ne yapmalı?
25.04.2013
24 Nisan Ermeni Soykırımını anarken...
15.02.2013
KÜRTLER BENİM NEYİM OLUR?
09.02.2013
Çılgın bir bir “ırk" doğuyor!
29.01.2013
İTTİHATÇI CUMHURİYET ve ONBEŞLER’İN İSMİ
15.01.2013
NAZIM HİKMET ‘in ORTAÇAĞI
10.11.2012
Atatürk ölmedi !
07.11.2012
BARİKATLARA !!!
06.11.2012
‘Güzel İzmir’ yüzleşmesi!
06.11.2012
KÜRDİLİ HİCAZKAR
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive