Talat ULUSOY



Bookmark and Share

Masumiyet müzesi


14.10.2013 - Bu Yazı 1873 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Cumhuriyet” doksan yıllık bir “İttihatçı saltanatı”dır. Cumhuriyet ilanından yirmi üç yıl sonra çok partili siyasi hayata geçilmesine rağmen, vesayet ve zihniyetin “saltanat”ı kesintisizdir.

9 Ekim 2013 günü Yargıtay kararıyla “saltanat”, tarihinin ilk “ceza”sını yedi. Hiç kimse bu “ceza” ile “saltanat”ın yıkıldığı hayaline kapılmasın! “Saltanat” sadece hukuk yolları ve mahkeme salonları ile yıkılamaz. Çünkü bu “saltanat” üç beş “darbeci memur”un işi değildir. “Saltanat”ı “meşru”laştıran “kuvvet” değil “zihniyet”tir. “Zihniyet saltanatı” hayatımızın her alanında, özellikle de “milli dil”imizin başköşesinde yaşıyor.


OTOBÜS YOLCULARI

Ermeni denince aklımıza derhal aşırı düşman, komitacı, katil bir tip gelir değil mi? Gerçekte öyledir de... Türk vatanında Türkçe konuşmak gereğini düşününüz, şu okuyacağınız olayı düşününüz, sonra da karar veriniz. Görünüz bu komik tehlike karşısında biz nasıl feryat etmeyelim, Yahudilerin zihniyetinin imhası için bu vefasız millete ait kurumların dağıtılmasını nasıl istemeyelim!..


Ermenilerle Yahudileri kıyaslarsak ne netice alırız?


Ermenilerle Yahudileri kıyaslamak için Son Saat gazetesinin yazdığı şu olayı hep beraber okuyalım:


‘Aydın gençlerimizin Türkiye’de Türkçeyi egemen kılma çalışmalarının Müslüman olmayan vatandaşlarımızda yaptığı etkiyi gösteren bir olay, önceki gün Şişli tramvayında cereyan etmiştir.


Tramvay henüz garaj önündedir... Kondüktör henüz hareket etmemiş olduğu halde bir yolcu:


Osmanbey’e geldik mi?

diye sormuştur. Kondüktör de:


Hayır Toptaşı’ndayız!..

cevabını vermiştir. Şakayı şakayla karşılamıştır.. Doğal olarak tramvayda herkes gülüşmektedir. Bu arada ön sırada oturan Musevi bir genç de ... kondüktöre Türkçe şakalar yapmıştır.


Bir müddet sonra tramvaya diğer bir yolcu gelmiş, bu gencin yanına oturmuştur. Yolcunun bastonunun ucu Musevi’nin pantolonuna hafifçe dokunmuştur. Bu Musevi genç derhal sinirlenmiş ve Fransızca olarak:


Mösyö pantolonumu kirlettiniz!

demiştir. Yolcu bu seslenişten bir şey anlamamış, genç sözünü Fransızca tekrarlamıştır.


Bastonlu zat:


Türkçe söyleyiniz efendim,

diye pek kibar bir biçimde bir uyarıda bulunmuş ise de bu Musevi güya hiç Türkçe bilmediğini ve yabancı olduğunu kanıtlar gibi elleriyle gözleriyle işaret yapmaya başlamıştır. Bu hali gören tramvaydaki Ermenilerden biri dayanamamış:


Demin bülbül gibi Türkçe konuşuyordun ne çabuk unuttun?..


Türk vatanında Türk dilinin egemen olmasından daha doğal ne olabilir?.. İtalyan Başbakanı Mösyö Mussolini’nin Tirol eyaletindeki Almanlara İtalyancayı konuşturmaya azmetmiş olması, Türk vatanında Türkçeyi egemen kılmaya azimli ve kararlı olmamızdan herhalde daha doğal değildir.. Kaldı ki biz Yahudilere hiç çekinmeden, asla ikircime düşmeden (vatandaşlık) tahsis ettik. Fakat onlar...


‘Hayır, Türkçe konuşmayacağız!’ diyorlar.


Artık yeter!.. Yahudiler ne istiyorlar?.. Yiyip içtikleri, keyif sürdükleri bu vatanda hâlâ ve hâlâ cemaat hayatı yaşamak... istiyorlar..’.


MİLLİ NEFRET DİLİ

“Kürtlere anadilde eğitim hakkı, öyle mi? Artık yeter!.. Kürtler ne istiyorlar?.. Yiyip içtikleri, keyif sürdükleri bu vatanda hâlâ..!” gibisinden otobüs muhabbetlerine siz de tanık oldunuz mu?

İliklere işlemiş bu “nefret” diline çok aşinayız. “İttihatçı zihniyet”in “Millet-i Hâkime”likten beri terk etmediği “milli dil” budur işte! Ve maalesef, “vatandaşlık tahsis etme” cömertliği (!) gösterdiğimiz “Millet-i mahkûme”den arta kalan insanlara karşı kullanılan bu “nefret” dili çok insan için “gayet doğal”dır! Yıllarca hem Ermeni, Rum, Yahudi ve Kürt’e “vatandaş Türkçe konuş” diye baskı uygulayan, hem de onların Türkçelerini “taklit” etmeyi “sanat” sanan bir “zihniyet”in dilidir. Tribünlerde, mahalle kavgalarının “küfür” dilidir bu. Hatta çocuk şiirleri ve oyunlarını kirletmiş bir dildir. Her salı günü siyasi partilerin grup toplantılarında kullanılan “kürsü” dilidir. Hele hele sosyal medyada dizginsiz koşturulan bir dildir.

Otobüste geçen “olay”ı Son Saat gazetesinden beğenerek alan ve “Ulusal birlik ülküsü...”başlığıyla yayımlayan gazete, “liberal” olarak tanınan ve 1931’de Serbest Fırka’yı destekleyen “Hizmet”tir (İzmir, 5 Mart 1928). “İttihatçı dil”e sıradan bir örnek olsun diye sadeleştirdim ve kısalttım.


CUMHURİYET ÖNCESİ “MASUMİYET MÜZESİ”

Çok partili siyasi hayatta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) karşısına çıkan partiler; görece “liberal-demokrat” bir çizginin takipçisi olarak “farklı” tanımlamışlardır kendilerini. Ama bu fark hep “1923 sonrası” üstüne temellendirilir. Genelde Osmanlı’ya, özellikle de 1912 ile 1923 arasına “farklı” bakmazlar.

Millet-i Hâkime” otobüsünde 1923’e kadar beraber yol alanların bir bölümü “Cumhuriyet” durağında indirildikten sonra “muhalefet”e başlar. Bugün Meclis’teki bütün siyasi partiler birbirlerinden “fark”larını; “Camileri odun deposu yaptın”, “Dersim’i sen bombaladın” ve benzeri Cumhuriyet dönemi “günah”ları üstünden tarif eder.

Cumhuriyet durağı”ndan öncesi “Fetihler ve şehitler” üstünden sınırsız övgülerle geçiştirilir. “Günah”lar konu edilince tek yol hep bir ağızdan “inkâr”dır: “Hayır, biz öyle şey yapmayız!

İnanmayanlara bir de “andımız” var: “Türküm, doğruyum, masumum!


ulusoytalat@yahoo.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.9.2017
İzmir’in Hafızası
18.7.2017
15 Temmuz Bayramı Kutlu Olsun!
21.4.2015
Buyurun, işte belge!
14.4.2015
Ermenilerle uyuşmak söylentileri
09.01.2015
Kurtuluşçu keramet ve ihanet
27.12.2014
Kurban Kubilay
14.09.2014
İzmir hatırlıyor! Resmî ezberleri tersinden okuyor...
17.06.2014
Leylek konmaz bacana
14.05.2014
Mutlu mesut Ermeni
22.04.2014
Türkleştiremediklerimizden misiniz
06.04.2014
Derdim çoktur, hangisine yanayım
27.03.2014
Seçmekten kim usanır...
03.03.2014
Tek yol inkâr çizgisidir...
15.02.2014
Yeniden İstiklâl Harbi
28.01.2014
‘Onbeşler’, faili meçhul mü
21.01.2014
Evren geleceğine Enver gelsin!
04.01.2014
Hem mimar değil, hem de Ermeni
30.12.2013
Cumhuriyet dindir, imandır, yolsuzluktur!
04.12.2013
Tekkeler ve Hicazkâr
25.11.2013
Şapka’dan çıkan devrim
18.11.2013
Milli birlik beraberlik
11.11.2013
Heykeller ülkesi
04.11.2013
Köşküm var körfeze karşı
29.10.2013
Doksan sekiz yaşında!
21.10.2013
Çerçi! Ya sev, ya sev!
14.10.2013
Masumiyet müzesi
07.10.2013
Kurban ve ‘ötekiler’
30.09.2013
Padişahım sen ölmedin!
22.09.2013
Yüz yıllık bekleyiş
16.09.2013
Bir ‘öteki’ hikâyesi: Hoşsohbet kalafatçı
09.09.2013
İzmir: Fetih, Kurtuluş ya da İstila
03.09.2013
Dört kısa kıssa
26.08.2013
Zaferler, kahramanlar, kusurlar...
20.08.2013
Haramzade haramiler!
30.07.2013
Χαδί εγβαλλαχ!
17.07.2013
Helalleşsek mi helal, yüzleşsek mi helal
13.07.2013
Safları sıklaştıralım! Türkiye ‘yüzleşecek’
01.07.2013
Gizli Alevi Örgütü!
24.06.2013
Barış için ‘gömlek’ ve ‘kimlik’
18.06.2013
Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!
11.06.2013
Gel teskere gel!
04.06.2013
Taksim süreci ve “ne yapmalı?
25.04.2013
24 Nisan Ermeni Soykırımını anarken...
15.02.2013
KÜRTLER BENİM NEYİM OLUR?
09.02.2013
Çılgın bir bir “ırk" doğuyor!
29.01.2013
İTTİHATÇI CUMHURİYET ve ONBEŞLER’İN İSMİ
15.01.2013
NAZIM HİKMET ‘in ORTAÇAĞI
10.11.2012
Atatürk ölmedi !
07.11.2012
BARİKATLARA !!!
06.11.2012
‘Güzel İzmir’ yüzleşmesi!
06.11.2012
KÜRDİLİ HİCAZKAR
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive