Tarık Ziya Ekinci



Bookmark and Share

Hasan Cemal’in demokratik blok yazısına nazire


3.01.2020 - Bu Yazı 984 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sevgili dostum Hasan Cemal 27 Aralık günkü yazısında Selahattin Demirtaş’ın önerilerini de anarak parlamenter demokrasiyi benimseyen partilerin bir araya gelmelerini ve tek adam rejimine karşı demokratik bir blok oluşturmalarını önermekte ve şunları söylemektedir: "Muhalefet partileri CHP... HDP… İyi Parti… Saadet Partisi… Gelecek Partisi... Ve Ali Babacan’ın kurulmakta olan partisi…

Hepsi Erdoğan’a karşı…

Hepsi parlamenter sistemden yana…

Hepsinin programında demokratik hukuk devleti, güçler ayrılığı yazıyor. Kâğıt üzerinde…"

Bu yaklaşım matematiksel olarak doğru görünmekle birlikte sosyolojik ve siyasal açıdan gerçekçi değil. Önümüzdeki Başkanlık ve milletvekili genel seçimlerine kadar Türkiye’de ne gibi değişikliklerin olacağını kestirmek olanaksız... Muhalefet partilerinin ortak bir başkan adayı belirlemeleri kolay olmayacak. İktidarın dışladığı HDP ile birlikte hareket edecekler mi? Aksi halde Cumhur İttifakı yenmek mümkün olur mu? Partilerin saflaşması daha çok iç politik gelişmelere ve iktidarın izleyeceği sertlik politikasına bağlı. İdeolojik yakınlıklar da saflaşmada önemli bir faktördür. Daha şimdiden kimi muhalefet partilerinin Erdoğan’a gülücükler gönderdikleri ve sempatik görünmeye çalıştıkları dikkatlerden kaçmıyor. Tüm bu bilinmezler karşısında, iktidara muhalif oldukları farz edilen partilerin şimdiden ortak bir program etrafında birleşerek bir demokrasi cephesi ya da bir demokrasi bloğu oluşturmalarını istemenin gerçekçi olduğunu söylemek kolay görünmüyor. Unutmamak gerekir ki, seçim kararını verecek olan iktidardır. Hangi şartlarda seçimlere gireceğimizi de Sayın Cumhurbaşkanı belirler… AKP’nin kimlerle nasıl bir seçim ittifakı kuracağına da Erdoğan karar verecek. Muhalefetteki siyasal partilerin de nasıl bir yol ve yöntem izleyecekleri bilinmiyor.

Büyük devletler arasındaki kutuplaşmada Türkiye’nin yeri, Suriye ve Libya savaşlarının iç politikamızdaki yankıları da bilinmezler arasında. En önemlisi iktidar bloğunu oluşturan partilerin (AKP ve MHP) 700 milyon kilometre kare vatan toprağı özlemini canlandıran hamaset üzerine kurdukları irredantist dış politika hayallerinin Türkiye için nasıl bir gelecek hazırlayacağı da meçhulümüzdür. Diğer yandan Türkiye’de seçimler yapılacak mı, yapılacaksa hukuka uygun olacak mı soruları en azından şimdilik yanıtsızdır. Seçim ittifaklarının yapılmasını da dolaylı olarak Erdoğan belirler. Çünkü muhalefet onun oluşturacağı ittifakın dışında kalan partilerden ibaret olacak. Anlaşırlarsa, iktidara karşı bir muhalefet cephesi kurabilirler. Kuşkusuz muhalefet partilerinin ortak bir program etrafında ittifak kurmaları beklenmemeli. Muhalefet ancak ortak bir aday üzerinde anlaşarak karşı bir ittifak kurabilir. Bu, bir demokrasi ittifakı değil, Erdoğan karşıtı bir ittifak olur. Seçilecek olan aday yine tek adam olacak. Çünkü parlamenter demokratik hukuk devletinin kurulması ancak Anayasa değişikliğiyle mümkündür. Bu da ancak muhalefetin yeni bir Anayasa yapma çoğunluğunu elde etmesi ve yapacakları anayasanın ilkeleri üzerinde anlaşmaları ile mümkündür. Bunun güçlüğünü hatta imkânsızlığını anlatmaya gerek yok. Bugünkü muhalefet partilerinin bir araya gelmeleri ve Cumhur İttifakı'na karşı güçlü bir Millet İttifakı kurmaları mümkün olsa dahi ortaya çıkacak sonuç sadece Erdoğan’ın iktidardan uzaklaştırılması ve yerine yeni bir tek adamın seçilmesi olacak. Muhalefetin ittifakı da bir demokrasi ittifakı değil, Erdoğan karşı kurulmuş bir ittifak olur. Muhalefetin seçeceği yeni başkanın (tek adam) toplumu özgürlükçü, çağdaş, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne bağlı ileri bir demokrasiye kavuşturacağının garantisi yoktur.

Unutmamak gerekir ki, her seçimde iktidar bloğuna karşı muhalefet de bir blok oluşturmaya zorunludur. Aksi halde seçim sistemimize göre yenilgi kaçınılmazdır. İktidar bloğunda yer bulamayan partilerin blok dışı kalmalarının riskli olduğu açıktır. Bu nedenle şimdiden bir muhalefet cephesi kurma girişimi hem gereksiz hem de sonuç alma ihtimali olmayan boş bir çabadır.

Bugünden başlayarak yapılması gereken acil görev "özgürlükçü, barışçı, insan haklarına saygılı, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne bağlı, eşit haklı vatandaşlık ilkesine sadık, farklı etnik ve inanç gruplarının dil, din, kültür ve anadilde eğitim haklarını garanti eden, yerel yönetimlere özerklik tanıyan, Avrupa Birliği perspektifine bağlı çağdaş bir parlamenter demokrasinin Türkiye’de de kurulmasını sağlayacak bir siyasal hareketi" başlatmaktır. Bu hareketin öngördüğü demokratik düzen şeffaf ve denetlenebilir olacak. Parlamento en üst organ olarak tanınacak ve parlamenterler oy kullanmada özgür olacak. Ekonomik programın sanayileşme ağırlıklı ve kalkınmacı olması, gelir dağılımının dengeli ve geri kalmış bölgelerin kalkınmasına öncelik tanıyan bir nitelikte olması gözetilecek.

Önerilen 'Demokrasi Hareketi' mevcut partilerden biri ya da bir kaçının birliği değildir. Türkiye Demokrasi Hareketi özellikleri yukarıda belirtilen ileri bir demokrasinin Türkiye’de de kurulup işlerlik kazanmasını benimseyin, vatandaşların tümünün nesne değil özne olarak oluşumuna katılmalarını sağlayacak azim ve kararlılığına sahip bireylerin ya da birey gruplarının oluşturacağı bir SİYASAL HAREKETTİR. Bu hareket İktidara değil, ileri bir demokrasinin tanınıp benimsenmesine öncelik tanır. Toplumun ileri bir demokrasiyi özümseyerek benimsemesi doğal olarak hareketin iktidara gelmesini de sağlar. Bu nedenlerle ben öncelikli olarak muhalefet partilerinin ittifakını değil, demokratların ittifakını yani demokrasi hareketi için ortak bir mücadele öneriyorum.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.07.2020
614 dönüm toprağımı İsmail Beşikçi vakfına hibe ettim, bağış doktora bursu olarak değerlendirilecek
19.06.2020
Muhalefet partileri sadece demokrasilerde vardır
3.05.2020
VİCDAN, AHLAK VE KORKU ÜÇGENİNDE AF SİYASETİ
3.01.2020
Hasan Cemal’in demokratik blok yazısına nazire
2.12.2019
Türkiye’de Demokrasi Olur mu?
25.09.2019
Türkiye, Avrupa Konseyi üyeliğini koruyarak AİHM’e meydan okuyor
2.05.2019
1 Mayıs Emek Bayramı yurt ve dünya emekçilerine kutlu olsun
4.4.2019
Not
15.12.2018
Prof. Gürsoy'un mahkûmiyeti hukuk devletinin iflası ve keyfiliğin tescilidir
5.8.2018
DAYATMACI ERKEN SEÇİM TUZAĞINA DÜŞEN MUHALEFET KRİZ İÇİNDEDİR
26.6.2018
24 Haziran seçimlerinin tek galibi HDP’dir
18.6.2018
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE MİLLET CEPHESİNİN MUHALEFETİ
3.5.2018
Türk faşizmi sosyal demokratlar sayesinde 2. büyük zaferini kazandı
4.4.2018
Demokrasi Savaşımcısı Aydınlara Açık Mektup
23.11.2017
Hukuk ve siyaset
9.9.2017
DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ÖNCÜLÜK SORUNU
8.8.2017
AK Parti’nin 'Yeni Türkiye’si kapitalizm öncesi devlet projesidir
22.6.2017
Anayasanın değiştirilemez maddeleri kadük oldu
14.6.2017
PERVİN BULDAN’IN GÖZALTINA ALINMASI BÜYÜK BİR SKANDALDIR. ŞİDDETLE KINIYORUM
19.5.2017
Kürt siyaseti yeniden inkâr ve kart-kurt günlerine dönmekte
8.5.2017
‘Hayır’ oylarını araçlaştırma çabası büyük yanılgıdır
21.4.2017
Halk oylaması bir demokrasi mücadelesiydi; Kürtler bu mücadeleden zaferle çıktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive