Ufuk Coşkun ile eğitim üzerine


31.12.2013 - Bu Yazı 3716 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Liberal Düşünce Topluluğu Eğitim Politikaları Koordinatörü Eğitimci Yazar Ufuk Coşkun'un Uluslararası Stratejik Bakış Enstitüsüne verdiği mülakatı ilginize sunarız..

 Şahin Keskin: Uzun yıllardır birçoğumuz Türkiye’nin bir eğitim sorunundan bahsediyor. Size göre Türkiye’de yaşanan eğitim sorunu nelerdir? 

Ufuk Coşkun: En önemli sorun; zihniyet
 
-Türkiye’de eğitimde varlığını hissettiren en mühim sorun; “zihniyet” sorunudur. Bu bakımdan resmi ideoloji ekseninde şekillenen eğitimin gerek politika ve gerekse kalite sorunlarını öncelikle eğitim hayatını dizayn eden, yön veren, şekillendiren  bu ulus-devletçi zihniyette aramak gerekir.1924 yılından itibaren merkezi planlamayla toplumu belirli bir kalıba sokmayı hedefleyen eğitim, bir araç olarak kullanılarak devlete itaatkâr, birbirinin aynısı bireyler yetiştirme gayesi gütmüştür/gütmektedir. Tek merkezden kumanda edilen hiyerarşik bir yapılanma, tek tip kıyafet, resmigeçit törenleri, Milli Güvenlik Dersleri, Andımız türü militarist uygulamalarla askeri bir disiplinin esas tutulduğu, ders kitaplarında işlenen konularla da itaatin pekiştirildiği bir eğitim düzeneğinin varlığı hakimdir. 
 
Her ne kadar son zamanlarda bu çerçevede yapılmış bazı reformlar olsa da; örneğin bir takım militarist uygulamalar kaldırıldı, seçmeli dersler ilave edildi,MEB Teşkilat  Kanunu revize edildi,Ortaokul ve İlkokul yönetmelikleri bazı ilavelerle birleştirildi vs ama bakıldığında  eğitimin özü itibariyle hala tekçi, milliyetçi,Kemalist  ve aynı zamanda merkeziyetçi bir yapıda olduğunu görmekteyiz.. Böyle bir sistem içerisinde varlığını devam ettiren zorunlu kamu okullarında öğrenim gören öğrenciler özgür ve eleştirel düşünce geliştiremedikleri gibi çağın gerektirdiği kaliteli eğitimden de yoksun kalmaktadırlar. Buna eğitim-öğretim ihtiyaçlarının eski usul finans yöntemleriyle tedarik edilmesi sorunu da eklenince eğitimin bugün başlı başına bir “sorun” olarak karşımızda durması hiçte sürpriz bir sonuç değildir.
 
Tevhid-i tedrisat ve milli eğitim
 
Eğitim alanında yaşadığımız sorunların kökeninde tek parti döneminin toplumu yeniden şekillendirme politikalarının yattığını söylersek sanırım yanlış br şey söylemiş olmayız. 
Bugün Türkiye’de bu geleneği sürdüren başka bir deyişle 19. yüzyıl değer yargılarını hala genel geçer kabul eden siyasi partiler bulunmaktadır.Bu partiler eğitimde köklü reformların yapılmasından  rahatsız olmaktadır.Özellikle andımızın kaldırılması bu partilerce çok eleştirilmişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli andı geri getireceğini söyledi örneğin..Bu kesimler eğitimde militarizmin devamından yana tavır koyuyorlar çünkü onlara göre çocuklar üzerlerinde yatırım yapılan birer nesnedir.  Bu bakımdan çocuklara doğrudan çocuk oldukları için değil ileride resmi ideolojiyi özümseyen, rejime sadık, itaatkâr, tek-tip birer vatandaş olacakları için değer verirler. Bu yüzdendir ki yıllarca küçücük çocuklara askeri esas duruşta andımız adlı bir yemin metnini ezberlettirmekten hiç rahatsız olmadılar. Oysa eğitimin köklü sorunlarına dönük ciddi reformlar yapılmadıkça eğitimde kalite artışları olmayacağı gibi özgür, kendine özgüveni olan, düşüncelerini kontrol edebilen bireyler yetişmeyecektir.
Sonuç olarak bugün eğitimin temel sorunları denildiğinde anlamamız gereken; eğitimin zihniyet olarak bir önceki çağa hitap etmesi ve buna neden olan Tevhid-i Tedrisat Yasasıdır.Yine bu kanuna bağlı olarak eğitimin resmi ideoloji çerçevesinde tek bir merkezden planlanması,  zorunlu ve ücretsiz bir hizmet olarak sunulması en önemlisi de kanun ve yönetmeliklerin farklı eğitim seçeneklerine imkan tanımamasıdır.Evrensel bir bilim olan eğiitmin de  başına “milli” getirilerek dar bir çerçeveye sıkıştırılmasıdır.
 
Şahin Keskin: Bu sorunlara yönelik sizin panzehir olarak gördüğünüz birkaç argüman var mı? 
 
Ufuk Coşkun:Okullar çocukların çok gerisinde
 
Elbette var..Bildiğiniz gibi günümüz dünyası; bilginin çok kolay erişilebildiği, sosyal paylaşım ağlarıyla da neredeyse sınırların ortadan kalktığı, her gün yeni gelişmelerin yaşandığı, birbirinden farklı ve çeşitli ürünlerin, piyasaya sürüldüğü kısacası hayatın çok hızlı aktığı bir dünya.Böyle bir dünyada eski usul anlayışlarla eğitim hayatını dizayn edemezsiniz. Nitekim bugün kamu-okulları çocukların dünyasının çok gerisinden gelen kurumlardır.Bugün çocuğun gözünde okul; gerçek dünyadan yalıtılmış, kendi içsel dünyasına yabancı ayrıca sıkıcı,eskiden kalma soğuk,sevimsiz birer inşaat olmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir.Bakıldığında bu tür bir  klasik eğitim anlayışı bireylere kendi yetenek ve ilgilerini keşfetme imkânı tanımak yerine belirli kurallar silsilesiyle onları otoriteye itaat etme eğilimi kazandırmaya çalışır. Dolayısıyla öğrenme yaklaşımları, modelleri, sınıf ortamları ve programlar vs. bireyin merakını tetiklemek yerine onları belirli bir kalıba sokmak uğruna tasarlanır. 1940’larda İngiliz yazar ve eleştirmen Herbert Read, zorunlu klasik eğitim anlayışına ‘psikolojik’ itirazını şu ifadelerle belirtmiştir: “Doğal olarak insanoğlu çok çeşitlilik gösterir ve bütün bu farklı kişilikleri bir kalıba sokmak hem baskı gerektirir hem de ziyadesiyle zordur..”
 
Eğitim bireysel özgürlükler çerçevesinde ele alınmalı
 
Bir  TV programında beyin cerrahisi olan bir uzman; insanların beyin yapılarının parmak izi gibi diğerlerinden farklı olduğunu ifade etmişti.Yani her bir bireyin diğerinden farklı anlayış, algılama ve düşünce üretme özellikleri olduğunun altını çiziyordu.Bu gerçek bile  klasik eğitim anlayışının varlığını geçersiz kılmaktadır. .Ne yazık ki  klasik eğitim, çocukların ilgi, yetenek ve  farklı özelliklerine göre değil yaşlarına göre sınıflara ayırmakta, ve ülkeler eğitimi belirli bir süreye kadar  da zorunlu tutrmaktadırlar.(Bunu hangi verilere göre uzatırlar ya da kısaltırlar yada zorunlu kılarlar anlamak mümkün değil) Bu yüzdendir ki farklı, alternatif eğitim modellerinin ve okul türlerinin olmadığı ülkelerde tek merkezden çekip çevrilen zorunlu eğitim ne yazık ki çocuklara yaşamları adına önemli kararlar alma fırsatı sunmuyor. J.Taylor Gatto’nun da ifadesiyle, tek modelli okullar çocuklarımızın toplumda herhangi bir biçimde etkin rol oynamalarına mani oluyor. Ve bunu yaparak onların olgun bir yetişkin olmalarını da engellemiş oluyor..
Türkiye ivedilikle; 1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu başta olmak üzere eğitimde tek bir ideolojiyi, görüşü, dini, dili rengi ve mezhebi öne çeken eski usul mevzuatları gözden geçirmeli ve bireysel özgürlükler çerçevesinde yeniden revize etmelidir. Eğitim yapısı dünyaya, gelişmelere ve yeniliklere ayak uyduran bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmelidir. Bütün azınlıkları, etnik alt kimlikleri içine alan onları eritmeyen, çok kültürlü, özgürlükçü bir eğitim sisteminin devreye sokulması artık elzemdir. Bilindiği gibi eğitimin Latince’deki ‘educare’(edücation) kelimesinden türetilmiş olup yetiştirmek, ileriye taşımak’ anlamlarına geldiği ifade edilir. Eğitimcilerin, filozofların, sosyologların birbirinden farklı eğitim tanımları vardır. Bugün eğitimcilerin de çok sevdiği genel eğitim tanımı; ‘bireyin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla, bilinçli olarak istendik davranışlar meydana getirme sürecidir’ şeklindedir. Bundan farklı olarak eğitimin öğrencilerin potansiyel yeteneklerini açığa çıkartan onları yaşama hazırlayan bir süreç olduğuna dair klasik bir takım tanımlar da yapılmaktadır. Ne var ki bu tür tanımlar eğitimin kurumsallaşması ve devlet eliyle bir kamu hizmeti olarak sunulmasından sonra ortaya atılan tanımlardır. 
 
Homeschooling eğitimin bir parçası olmalı
 
Oysa Patrick Farenga bizleri sürekli atladığımız ve aslından kopartılan bir eğitim tanımını hatırlatıyor. Farenga Farenga bizdeki “educate” kelimesinin beslemek, büyütmek, yetiştirmek anlamındaki Latince “educare” kelimesinden geldiğini hatırlattıktan sonra bu kelimenin etimolojik kökeninin “göğüsten emzirmek” anlamına geldiğini ifade ediyor. Bilindiği gibi emzirme süreci bizzat annenin çocuğuyla birebir etkileşim halinde olduğu bir beslenme sürecidir. Bu bakımdan çocukların ve ebeveynlerin tercihlerini de dikkate alan alternatif yapılar inşa edilmelidir. Çünkü çocuk eğitiminde aile tercihlerinin ve rolünün yüksek tutulması birçok olumsuzluğu ortadan kaldıracaktır. Çünkü hiç kimse ne kadar, hangi hızda öğreteceği ve nerde, ne kadar yönlendirip ve özgür bırakacağı gibi konularda çocuğun ailesi kadar yeterli yetiye sahip olamaz. Dolayısıyla Türkiye’de demokratik ülkelerde olduğu gibi “Evde Eğitim”(Homeschooling) modeli eğitimin bir parçası haline gelebilmelidir.

 
Şahin Keskin: Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden Türkiye Eğitim Sistemine yönelik neler örnek alınabilir?
 
Ufuk Coşkun: Demokratik ülkelerde tevhid-i tedrisat yok!
 
Gerek Avrupa ve gerekse ABD ve Kanada gibi ülkelerde bizdeki Tevhid-i Tedrisat türü yasalar olmadığından eğitim sistemleri  tek bir merkezden kumanda edilen  ve tek bir ideoloji çerçvesinde işlev gören sşistemler değildir. Örneğin kamu okulların yanı sıra Montessori, Summerhill, Albany,Homeschool gibi farklı okul türleri ve modelleri bir hayli yaygındır. Örneğin çok kültürlülüğü resmî devlet politikası olarak kabul eden Kanada, ülkedeki azınlıkları asimile etmek yerine, tüm farklı grupları ülke¬nin zenginliği olarak kabul etmiştir. Aynı şekilde Kanada vatandaşlığı, her birey için bir üst kimlik haline gelmiştir.Hemen tüm Avrupa ülkeleri farklı dillerde eğitim imkanı tanımakla birlikte eğitimi büyük ölçüde yerel yönetimlere devredilmiş durumdadır.
Demokratik ülkeler hergün biraz daha  klasik eğitim anlayışını sorgulayarak eğitimde yeni ve farklı modellerin üretilmesinde öncülük etmektedirler.Örneğin bununla ilgili yapılmış ilginç bir araştırma da mevcut; ABD’den MIT Media Lab‘ın kurucusu Prof. Nicholas Negroponte, Etiyopya’da yeni bir proje üzerinde çalıştılar. Negroponte ve arkadaşları bu proje için, hayatları boyunca hiç sözcük görmemiş, sokak tabelası ya da ürün paketi okumamış insanlarla dolu iki kasaba seçtiler. Kasabalardaki çocuklar adedince tablet bilgisayarı, kapalı kutular içinde bıraktılar. Tabletlerin yanına ne bir kullanma kılavuzu koydular, ne de açıklama yapması için bir görevli tayin ettiler. Kasabalarda elektrik olmadığı için, güneş enerjisi ile çalışan bu bilgisayarların içine, alt yazılı çizgi filmler, sesli kitaplar, oyunlar ve programlama dilleri içeren yaklaşık 1000 adet İngilizce uygulama önceden yüklendi. Negroponte ve ekibi, hiç kimsenin okumayı bilmediği bu coğrafyada, bilgisayarlar üzerinde yapılan tüm aktiviteleri uzaktan izleyebileceklerdi. Çocukların hangi uygulamaları ne kadar kullanacaklarını, daha da önemlisi kendi kendilerine okumayı öğrenip öğrenemeyeceklerini merak ediyorlardı.
 
Klasik eğitim anlayışını tersyüz eden araştırma
 
Ayşe Kaya Akfırat’ın aktardığına göre Emerging Technologies 2012 konferansında, Prof. Negroponte, deneyin başında kutular kasabaya bırakılırken, çocukların kutularla bir süre oynayacağını düşündüğünü; oysa daha ilk 4 dakika geçmeden, çocuklardan birinin bir bilgisayarı kutudan çıkarıp çalıştırmayı başardığını anlatı. Çocuklar beşinci günün sonunda, günde ortalama 47 uygulama kullanıyor, iki haftanın sonunda İngilizce ABC (alfabe) şarkıları söylüyorlardı. Dahası çocuklar öğretmen gözetiminde öğrenen öğrencilerinden çok daha zengin bir uygulama kümesiyle çalışıyor, en az kendi tabletleri kadar arkadaşların tabletleriyle de ilgileniyorlardı. Aralarından biri, Paint programını açıp İngilizce arslan anlamına gelen “Lion” sözcüğünü yazmıştı. Dahası, Android işletim sistemini hack etmeyi başarmışlardı. Deney süresince tabletlerin masaüstünün değişmemesi için kurulan programı devre dışı bırakmışlar, araştırmacıların aktive etmeyi unuttukları laptop kamerasını ise çalışır hale getirmişlerdi. Deney; meraklarını doğru şekilde tetiklediğimizde çocukların kendi kendilerine öğrenme ve hatta çevrelerindeki yetişkinlere öğretme yetilerinin, tahmin edilenin çok ötesinde olduğunu bizlere göstermiş
 
Eğitimde yeni arayışlar yok
 
Dünyada çocukların merakını tetikleyen, geleneksel okul anlayışından tamamen farklı okul türlerine rastlamak mümkün. Örneğin New York’un Aşağı Batı yakasında “Quest to Learn” yani “Öğrenme Macerası adında bir devlet okulu var. Bu okulda  her dersin, aktivitenin oyun merkezli tasarlandığı, karnelerde notlar yerine ‘acemi çaylak’, ‘çırak’, ‘kıdemli’ ya da ‘usta’ gibi uzmanlık derecelerinin yer aldığı; öğretmenler ve bilgisayar oyunu tasarımcılarından oluşan bir takımın müfredatı şekillendirildiği bir devlet okulu burası. Öğretmenler sadece kılavuzluk yapıyorlar. Çocuklar ise kendilerini derse aşırı kaptırıyor ve heyecanlarını bastırmakta güçlük çekiyorlar. Çünküöğretmenler öğrencilerine ödev vermiyorlar, onlarla belli bir misyonu olan maceralara çıkıyorlar. Oyunları uzman bir ekip tarafından hazırlanıyor. Müfredattaki derslerin isimleri kadar, içerikleri de sıra dışı olan bu tür farklı okullar zamanla klasik eğitim kurumlarını tedavülden kaldıracak gibi.
Ne yazık ki hala Türkiye’de eğitimin sadece devlet tekelinde bir hizmet olarak sunulmasını en iyi yöntem olarak gören ve farklı alternatif okul türlerine şans vermeyen bir algı mevcut. Bu yüzden bizde eğitim alanında farklı sektörler baş gösteremiyor. Örneğin alternatif okul türleri, farklı müfredat sağlayıcıları ve program yapıcılar piyasada etkin değiller. Bırakın bunları MEB’in attığı her yeni adımın karşısında bile ciddi bir direnç sergileyen kesimler var. Bu yüzden eğitim kurumlarında başarımız düşüyor ve öğrenciler yeteneklerini keşfetmeden büyüyorlar ve hayatlarında mutsuz oluyorlar.
 
Şahin Keskin: Eğitim sisteminin liberalizasyonu mümkün müdür?  Özek sektör perspektifinde bir ilerlemeden söz edebilir miyiz?
 
Ufuk Coşkun: Eğitimde liberalleşme ve sınırlı devlet anlayışı
 
Bugün artık eğitimde liberaleşme meselesini gündemize alabilmeliyiz. Bilindiği gibi devletin sınırlandırılmasının ne kadar gerekli olduğunu belki de en fazla tartışacağımız bir dönemden geçmekteyiz. Özgürlükçü filozof John Locke; sınırlandırılmamış, kurallara bağlanmamış bir devleti insanın özgürlüğüne yönelmiş en büyük tehdit olarak görür. Ona göre; vatandaşlar üzerinde sonsuz otoriteye sahip olan, onlardan ayrı ve onlara üstün bir varlık olan devlet değildir. Devletin görevi, sivil hakları uyruklarının her biri için tarafsız bir şekilde yerine getirerek güvence altına almaktır. Toplum sözleşmelerinin amacı devleti sınırlama ve kurallara bağlamaya yöneliktir. Aksi takdirde bugün muhafazakâr bir başbakanın görüş ve tutumlarını kendi dünya görüşü çerçevesinde haklı bulan biri, bir gün bir başkasının gelip hiç hoşlanmadığı, benimsemediği bir değer yargısının ‘en iyisi budur’ diyerek kendisine dayatıldığı bir siyasi ortamla baş başa kalabilir. Bu bakımdan sınırlı ve sorumlu devlet anlayışını tartışmaya açmak durumundayız. Çünkü bu anlayış aynı zamanda baba devlet anlayışı diyebileceğimiz paternalizme de karşıdır.Bu aynı zamanda eğitim politikalarının  birey lehine gelişmesinin de önünü açacak bir anlayıştır.
Devletler yüksek maliyet gerektiren eğitim sektöründen büyük ölçüde zarar etmelerine rağmen müfredatından, eğitim politikalarına varana kadar eğitimin her alanında etkili olmak isterler. Devletlerin itaatkâr, uyumlu, uysal ve kontrol edilebilir insan üretimini en düşük maliyetle gerçekleştirdiği kurumlar okullar olduğundan olsa gerek eğitim, birçok ülkede ideolojik bir temelde işlev görür. Bilindiği gibi Türkiye’de hükümetler -anayasaya göre- her yıl genel bütçeden eğitime ciddi oranda kaynak aktarımı yapmak durumundadır. Çünkü anayasanın 42.maddesine göre eğitim “zorunlu ve parasızdır.” Başka bir ifadeyle eğitim devlet tarafından sunulan ve vergiler yoluyla finanse edilen bir faaliyettir. Yaygın kanaatin aksine eğitim bedava olmayıp bütünüyle vergi mükellefleri tarafından finanse edilmektedir.
 
Eğitim en çok Kemalistler lehine işlev görüyor
 
MEB verilerine göre 2013 yılı bakanlık bütçesi 47 milyar 496 milyon 378 bin 650 TL’dir. Bu rakamın yüzde % 70’e varan dilimi personele giderlerine ayrılmıştır. Bu muazzam dilim kuşkusuz vergi mükellefleri tarafından tedarik edilmektedir. Kimsenin inancına, düşüncesine, mezhebine ve diline bakılmaksızın herkesten toplanan vergilerle finanse edilen eğitim ne yazık ki belirli bir kesimin yararına dönük işlev görmektedir. Elbette bu bir haksızlıktır. Kısacası vergilerimizle finanse ettiğimiz eğitimden tamamen Kemalistler faydalanmaktadır. Bunun için eğitim hayatını tanzim eden yasalara bakmak kâfidir. Örneğin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda eğitimin genel amaçlarında istenen ortalama vatandaş tipi bellidir. Vergisini ödedikleri halde farklı kesimler eğitim hayatında yer bulamamışlardır. Diğer taraftan mevcut anayasanın 42.Maddesinde geçen ” Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre..”ifadesi de hem bilim literatürü açısından  hem de eğitimi tek bir anlayışa mahkum etmesi açısından da sakıncalı ifadelerdir. Çünkü Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda diye bir bilim anlayışı henüz bilim tarihinde yer etmemiştir. 
 
Eğitimde özel sektör teşviki şart!
 
Türkiye eğitim alanında her yıl artan girdisiyle ihtiyaçlarını gidermekte zorlanmaktadır. Bu devlet okullarında şişkinliğe dolayısıyla kalite düşüşlerini de beraberinde getirmektedir. Eğitimde artık alternatif çözüm arayışlarına gidilmelidir. Ve sağlık alanında olduğu gibi eğitim sektörü de rahatlatılmalıdır. Devlet daha çok versin demek ne yazık ki sorunları çözmüyor. Eğitim günümüzün en önemli meselelerinden biri haline geldi. Demokratik dünya, eğitim alanında alternatif çözüm yolları aramakla meşgul. Devlet, eğitim hizmetlerini büyük ölçüde özel sektöre bırakırken, dar gelirli ailelerin eğitim satın alabilmesi için de ayrıca özel finans kaynakları bulmakla meşgul. Eğitimde özel sektör teşvik edildiğinde bunun en çok dar gelirli ailelerin lehine olacağı unutulmamalıdır. En önemlisi de farklı okul anlayışlarının, alternatif eğitim modellerin oluşturulduğu serbest eğitim piyasasında eğitim kalitesi gittikçe artacaktır.
 
Sivil anayasanın hazırlığını yaptığımız bir dönemde öncelikle anayasada eğitim sistemiyle ilgili ciddi değişiklikler yer almalıdır. Tekelci eğitim sisteminden vazgeçilmelidir. Eğitimde artık alternatif çözüm arayışlarına gidilmelidir. Devlet daha çok versin demek ne yazık ki sorunları çözmüyor. Eğitim günümüzün en önemli meselelerinden biri. Demokratik dünya, eğitim alanında alternatif çözüm yolları aramakla meşgul. Bu devletler, eğitim hizmetlerini büyük ölçüde özel sektöre bırakırken, dar gelirli ailelerin eğitim satın alabilmesi için de ayrıca özel finans kaynakları bulmakla meşgul oluyorlar. Bizde de öyle olmalıdır. Devlet eğitim hayatına müdahale etmekten vazgeçmeli ve eğitimden elini büyük ölçüde çekmelidir. Farklı okul anlayışları, alternatif eğitim modellerin oluşturulacağı bir ortamın tesisi için gerekli hukuki tedbirleri almalıdır. 
 
Farklı kesimler kendi okullarını açabilmeli
 
Bilindiği gibi Türkiye alternatif eğitim modelleri üzerine proje geliştiremeyen ülkelerin arasında yer almaktadır. “Eğitim şart” sloganını her fırsatta dile getirenler “nasıl ve ne şekilde bir eğitim” sorusuna bir yanıtları bulunmamaktadır. Eğitimin sadece “devlet okullarında” belirlenen standart bir müfredatla verilmesinin en doğru seçenek olduğu noktasında oluşturulan yaygın ama tartışılması gereken bir kanaat hâkimdir. Buna eğitimin sadece devlet eliyle yürütülmesi, finanse edilmesi ve denetlenmesine dönük çıkartılan kanun ve yönetmelikleri de eklersek(Tevhidi Tedrisat gibi örneğin) ülkede gerek sivil toplum örgütleri gerekse eğitim bilimiyle uğraşanlar tarafından alternatif eğitim modelleri üzerine neden yeterince düşünülmediğini daha iyi anlayabiliriz. 
Oysa demokratik ülkelerde olduğu gibi bizde de alternatif okullar açılabilmelidir. İsteyen dindar bir nesil yetiştirebilmeli isteyen de Kemalist gençlik kısacası aileler çocuklarına istedikleri eğitim anlayışına göre yetiştirme haklarını elde etmelidirler.
 
UFUK COŞKUN
 
1974 Muğla-Milas doğumludur. Uzun yıllar çeşitli sivil toplum örgütlerinde yöneticilik yaptı..Eğitim,insan hakları, bireysel özgürlükler ve toplumal sorunlara dönük kaleme aldığı çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Makaleleri Zaman, Radikal, Yeni Şafak ,Milliyet ve Taraf gibi ulusal gazetelerin yanı sıra birçok internet sitesinde ve hakemli dergilerde yayımlanmıştır. Eğitim, sivil toplum, insan hak ve özgürlükleri konularında birçok yerde tebliğler sunan Coşkun benzer görüşlerini katıldığı CNN Türk, BUGÜN TV, TVNET, IMC TV, TGRT ve HİLAL TV gibi ulusal kanallarda da dile getirmektedir. En son 10.Kalkınma Planı Eğitim sisteminin kalitesinin arttırılması özel ihtisas komisyonunda görev almıştır. Sivil Düşünce İnternet Gazetesi’nin sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni’dir. Liberal Türkiye Genel Koordinatörü ve ayrıca üniversite dünyasında faaliyetler yürüten LDT’nin Eğitim Politikaları Koordinatörlüğü görevlerini yürütmektedir.
 

Mülakat: Şahin Keskin, 30.12.2013
.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.06.2019
AK Parti yeniden yapılanmalıdır
19.06.2019
Kürtler Her Şeyin Farkında!
14.05.2019
İttihatçı Zihniyet Karakter Değiştiriyor
2.05.2019
1 Mayıs: Sendikacılık ve Emperyalizm
8.4.2019
Sandıkta FETÖ Operasyonu
22.3.2019
Milli Eğitim Neden Tarihimize Yabancı?
7.3.2019
Bekâ meselesini anlayabilme idrakı!
25.2.2019
Türk Eğitim Sisteminin Bir Felsefesi Var mı?
21.2.2019
Aklı kutsayan Modernist İslamcılar
18.2.2019
İthal Düşünce Akımları
14.2.2019
Pozitivizmin İslamiyet’i bertaraf etme çabaları
4.2.2019
Akılcı, Modernist İslamcılar (1)
31.1.2019
Mavi Balina ile topyekûn mücadele etmeliyiz
21.1.2019
Aydınların ihaneti
15.1.2019
CHP’nin Camii Alerjisi
3.1.2019
Mutasavvıf, Derviş Kemal Efendi!
21.12.2018
FETÖ’nün efsunlanmış militanları
17.12.2018
Hodri meydan!
10.12.2018
Ulusüstü Aile Şirketlerinin Kavgası
9.12.2018
Köy Enstitüleri: Köylüsün sen köylü kal!
3.12.2018
Uzak İçimize Doğru Akarken
29.11.2018
Lüpçü muhafazakârlarla işimiz zor
13.11.2018
Deizm Tehlikesi ve Müslümanlar
5.11.2018
Kibir
2.11.2018
Türkiye Gururla Sunar: İstanbul Havalimanı
30.10.2018
2023 Eğitim Vizyonu: Önce İnsan
23.10.2018
Irkçılık tuzağına dikkat!
17.10.2018
MEB Bakanı’nın dikkatine
11.10.2018
Kapitalizmin rehineleriyiz!
8.10.2018
Balıklıgöl, imar çalışmalarına kurban gitmesin!
5.10.2018
Çareyi Batı’da arayan zihniyetin iflası
4.10.2018
Çareyi Batı’da arayan zihniyetin iflası
1.10.2018
Kendini Bil, Kendine Gel!
28.9.2018
Kıyafet bahane rant şahane
24.9.2018
Kerb-ü Bela, Harre ve Müslümanlar
20.9.2018
Menderes’in celladının parasını kim ödedi?
17.9.2018
Fuat Sezgin yılı ve MEB
13.9.2018
Andımıza dönüş gericiliktir
10.9.2018
Üretemeyen Türk Medyası
3.9.2018
Ezoterizm, Okültizm ve Newton
30.8.2018
Eğitimde köklü reform şart
27.8.2018
İslam ve Değerleri Manipüle Ediliyor!
20.8.2018
Ruhu, aşk arındır
16.8.2018
Kapitalist diktatörlüğe karşı birlik olmalıyız
13.8.2018
Türkler gemileri yaktı!
9.8.2018
Erdoğan’ın Dolar’la savaşı
6.8.2018
Küresel tefeci sistemin dolar silahı
2.8.2018
Evangelist Siyonistler ve Yeni Dünya Düzeni
30.7.2018
Dil mi yetersiz yoksa bizler mi?
27.7.2018
70 bin okula 450 maarif müfettişi!
24.7.2018
Eğitim sendikalarının iflası
19.7.2018
Öğretmen öğrenci dostluğu
16.7.2018
15 Temmuz’u unutmayacağız!
13.7.2018
Yeni dönemde eğitim nasıl olmalıdır?
9.7.2018
Eğitim bir bekâ meselesidir
5.7.2018
Önce sükûnet sonra özeleştiri
22.6.2018
Türkiye’nin Diriliş Vakti
18.6.2018
Düşün bu milletin yakasından!
14.6.2018
Hakikati beklerken…
12.6.2018
Dijital Diktatörlük: İnsanın Hacklenmesi
7.6.2018
Kürt kardeşlerimize bir hatırlatma
5.6.2018
Muhalefetin yıkım planı
1.6.2018
Batı’nın derin acısı: “Kutlu Fetih”
28.5.2018
AK Parti’nin yeni dönem eğitim politikaları
24.5.2018
24 Haziran seçimleri neden önemli?
21.5.2018
Dik durun, karşınızda leşler var!
17.5.2018
Kültür Emperyalizmi ve Eğitim
14.5.2018
Sivil Toplum Örgütleri ne işe yarar?
11.5.2018
Erdem, İrade ve Cesaret
7.5.2018
24 Haziran seçimleri ve Türkiye’nin beka sorunu
5.5.2018
Enerjide Berat Albayrak farkı
30.4.2018
Ülkemiz gençlerine çağrımdır
26.4.2018
Berdel siyaseti
23.4.2018
Meclis kuruldu, padişahlar kovuldu mu?
19.4.2018
Kaçırdıklarımızdan öğreniyoruz hayatı
16.4.2018
Türk düşüncesinde yerlilik ve millilik
12.4.2018
Su savaşları kapıda
9.4.2018
FETÖ ile mücadelede çok titiz olmalıyız
5.4.2018
Öğretmenleri daha fazla rencide etmeyin
2.4.2018
Terörist hocalardan başlamalıyız…
29.3.2018
Fatih: Doğu’nun ve Batı’nın İmparatoru
27.3.2018
Doçent adaylarına yeni tuzak: Etik kurul
22.3.2018
1928’de dilimizi kopardılar!
19.3.2018
Milli marşımızı beste eziyetinden kurtarmalıyız
15.3.2018
Erdoğan’dan ikinci dershane çıkışı mı?
12.3.2018
1.Dünya Savaşı /Paylaşım devam ediyor
8.3.2018
Nizamiye Medreselerinden Milli Eğitime
6.3.2018
Bizim Hocaların Gündemi!
1.3.2018
Hanedanın hazin sonu
26.2.2018
Zulmüyle, rantıyla, ihanetiyle 28 Şubat
22.2.2018
Dünya çocuklar için kötüye gidiyor
19.2.2018
Afrin: Millet ile örgütlerin savaşı
15.2.2018
Okul binaları sallanmaya başladı
12.2.2018
Telegram, zihin kontrolü, robot kimlik
6.2.2018
Eğitim buhranı
2.2.2018
Terör Baharı’nın sonu! "Afrin Operasyonu" (2)
29.1.2018
Terör Baharı’nın Sonu ‘Afrin Operasyonu’ (1)
22.1.2018
Afrin operasyonu beka meselesidir
17.1.2018
AYM neyin peşinde?
13.1.2018
Kelam ve Kalem
6.1.2018
Hırsız FETÖ!
1.1.2018
İdeolocya Örgüsü, Erdoğan ve lüpçü İslamcılar
24.12.2017
Eğitime ve eğitimciye verilen değer
18.12.2017
Aşk ve toprak kokardı insan
12.12.2017
Hatıranı diri tut genç kardeşim
8.12.2017
Hain olan iflah olmaz!
6.12.2017
Şanlı direniş
27.11.2017
Çıldırtan yalnızlık!
21.11.2017
MEB’İN dikkatine; “ Önce okuma sonra yazma”
17.11.2017
Ama kimin Atatürk’ü?
13.11.2017
Acilen eğitim seferberliği başlatmalıyız
11.11.2017
Eğitim: 15 yılda 5 bakan 5 ayrı sistem!
6.11.2017
Nötr cinsiyet, üç ebeveynli çocuklar ve MEB
2.11.2017
Ahmet’in Cumhuriyet Şiiri!
31.10.2017
Atlantik sisteminin parlattığı liderler
27.10.2017
Maarif derdi olmayan bir ülke yükselemez!
25.10.2017
Okullarda militan öğretmen istemiyoruz!
19.10.2017
Soğuk savaş stratejileri
16.10.2017
Sendika aidatlarını neden devlet ödüyor?
13.10.2017
Fulbright eğitim anlaşması iptal edilmelidir
30.9.2017
Büyük İsrail projesinde son perde: Kürdistan
28.9.2017
Büyük İsrail projesinde son perde: Kürdistan
27.9.2017
Eğitim krizi!
19.8.2015
Bu işi ancak seçim paklar!
12.8.2015
Yeni Türkiye’den korktukları için saldırıyorlar!
11.8.2015
Kürtleri eziklik psikolojine mahkûm etmek
10.8.2015
Siz milletle kafa mı buluyorsunuz?
5.8.2015
30 aydından anamızı ağlatacak çağrı!
3.8.2015
Kürtleri heba edenler faturayı Erdoğan’a kesiyor!
29.7.2015
Nerede bu sivil toplum?
28.7.2015
Küresel baronların ekmeğine yağ sürmeyelim
27.7.2015
Tezgah çöktü! Çözüm sürecine davam…
15.7.2015
Savaş amaçlı baraj, yol, köprü, havalimanı!
13.7.2015
Kaliteli bir koalisyon hükümeti kurulabilir mi?
8.7.2015
AK Parti dönemi eğitim, medya ve sivil toplum sorunsalı 08.07.2015 00:00
6.7.2015
Halk “solcu” görsün!
29.6.2015
Beştepe ve yeni Türkiye düşmanlığı
24.6.2015
Tarih ders kitaplarında hala mı Darwinizm!
22.6.2015
AK Parti koalisyona girmeli mi?
17.6.2015
Milletçe izliyoruz. Gereği yapılacaktır…
15.6.2015
Özeleştiriler, medya ve yükselen Kürt nefreti
10.6.2015
Dertleri Türkiye olanlar iş başına..
4.6.2015
Kürt kardeşlerimize çağrımdır
3.6.2015
Eski Türkiye mi bir daha asla!
1.6.2015
AK Parti sıradan bir parti 7 Haziran sıradan bir seçim değildir 01.06.2015 00:04
27.5.2015
NYT üzerinden Erdoğan’ı bitirin talimatı!
25.5.2015
Türkiye’nin “Aydın”lık günleri!
21.5.2015
Hizb-ut Tahrir’i nasıl bilirsiniz?
18.5.2015
Er ya da geç Ortadoğu elinizden çıkacak!
13.5.2015
Diktatörün ardından
11.5.2015
Diyanet asli vazifesini yaptığı için hedefte
6.5.2015
Erdoğan’dan başkası Kürtleri bir günde harcar
4.5.2015
Üretemeyen Türk sineması üzerine
29.4.2015
Çıldırmış olmalılar!
27.4.2015
Hitit Üniversitesi gelecek vaat ediyor
22.4.2015
CHP seçim beyannamesinden önce özür beyannamesi yayınlamalıdır
20.4.2015
Türk-Ermeni dostluğunu pekiştirmeliyiz
15.4.2015
Partilerin seçim vizyonlarında eğitim yer alıyor mu?
13.4.2015
Partilerin aday listeleri ne anlama geliyor?
06.04.2015
Yeni Türkiye’yi engelleyemeyeceksiniz!
01.04.2015
KPSS hırsızlığı: Kendimizi yakarız hocamızı yakmayız!
30.03.2015
'Müzakerelere Kuzey İrlanda örneği'
25.03.2015
Konumuz AK Parti: Küçük düşünen kaybeder
23.03.2015
21 Mart Newroz: Biz Birlikte Türkiye’yiz
20.03.2015
Yanlış yapıyorsun Demirtaş, gelin bu oyunu bozun!
18.03.2015
Müslüman bilim adamları ve eğitim sistemimiz
16.03.2015
Muhalefetin vizyonu: 19. yüzyıl türkiyesi!
11.03.2015
Öğretmenlerin eğitilmesi şart!
09.03.2015
Gezi’nin karanlık ruhu barışı zedeleyemez!
04.03.2015
Niha dema aştiye
02.03.2015
28 Şubat’ın asıl aktörlerini konuşmalıyız
28.02.2015
Yeni Türkiye engellenemez
25.02.2015
İnsanlara insan olduklarını daha çok hatırlatmalıyız
23.02.2015
Silahlara Veda Mitingi
18.02.2015
Özgecan’ı siyasi emellerinize alet etmeyin!
17.02.2015
Laik Eğitim: “Layık olduk ama neye layık olduk!”
11.02.2015
Okullarda resmi tarih öğretimine son verilsin
09.02.2015
Özgür, istikrarlı ve güçlü bir Türkiye için başkanlık sistemi
04.02.2015
Yurtdışındaki Fethullah Gülen okullarına dair
02.02.2015
Sol adına gerçekte aranan nedir?
28.01.2015
Mülteciler için yeni vakıf ve dernekler kuruluyor
26.01.2015
PES: Paralel Eğitim Sistemi
21.01.2015
Çözüm süreci aynı zamanda bir diriliş sürecidir
14.01.2015
Aranan kamuoyu bulundu: Masai Kabilesi
12.01.2015
Radikalizm bahane Ortadoğu pazarı şahane!
07.01.2015
Dershanlerin dönüşümü en çok fakir ailelere yarayacak
05.01.2015
Eleştiriye ve yeniliğe açık bir eğitim teşkilatımız var
29.12.2014
Nöbetçi öğrenci uygulaması kaldırılmadır
24.12.2014
Gruba sadakat, fedailik ve Taha Akyol’un tecrübeleri
22.12.2014
Paniğe gerek yok! Demokrasinin ayak sesleri bunlar!
17.12.2014
Anadolu’nun Diasporadaki Çocukları
15.12.2014
Tek Parti Dönemi Ders Kitaplarında Osmanlı Nefreti!
10.12.2014
Şura kararları: Çocuk devletin mi yoksa ailenin mi?
08.12.2014
19.MEB Şura’sı ve Türkiye’nin Eğitim Vizyonu(1)
03.12.2014
Geleneksel eğitim veren okullara mahkûm muyuz?
01.12.2014
Yeni Türkiye’nin inşasından evvel insanın inşası
26.11.2014
Recep Dede’nin lastik ayakkabıları etmezsiniz!
24.11.2014
24 Kasım: Eğitimciler neden özgürlükçü değil?
19.11.2014
Evladı Kerbelayime, bê gunayime, Ayıvo zulimo, Cinayeto
17.11.2014
Alevilere özgürlük!
13.11.2014
Eğitim, çözüm sürecinin mütemmim cüzüdür
10.11.2014
Mescid-i Aksa’da Postal ve İslam Dünyasının Hal-i Pür Melali
07.11.2014
2014 Ürgüp LDT Kongresi
05.11.2014
Her şeyi Bırak Barışa Bak!
03.11.2014
Eğitimde bedava hizmet problemi
29.10.2014
"Sahici bir cumhuriyet anlayışına doğru.."
27.10.2014
Türk-Kürt ittifakını bozma senaryoları
22.10.2014
Liberalden cemaatçi olursa!
20.10.2014
Yeni Türkiye’de eğitim eski olamaz!
15.10.2014
Senin felsefen yok aslında!
13.10.2014
Ölmek var dönmek yok!
10.10.2014
Türk-Kürt birlikteliğini bozamayacaksınız!
08.10.2014
Sokrates’in ebeliği ve eğitimde maieutikeyöntemi
01.10.2014
Tek sermayeleri dine küfretmek!
29.09.2014
Çocuklar resmi ideolojinin kölesi değildir!
24.09.2014
Dünyanın en temiz hak talebine halel getirmeyin!
22.09.2014
Kim bu yüzü maskeli çıldırmış insanlar!
21.09.2014
Bir memlekette iki türlü insan yetişmez! (3)
20.09.2014
Tek parti zihniyetinin eğitim sistemine karşı çıkılamazdı! (2)
20.09.2014
Okullar, tek tip insan yetiştirme merkeziydi (1)
17.09.2014
Zorunlu din dersleri meselesi
15.09.2014
Anadilinde eğitim en temel insan hakkıdır
10.09.2014
#inkilaptarihidersikaldirilsin
08.09.2014
Cumhuriyetçi öğretmen zihniyeti
03.09.2014
Milli olan eğitimin temel kanunu
01.09.2014
Kürt Türk dostluğunu bozamayacaklar!
27.08.2014
Okul idareciliği sorununu nasıl aşabiliriz?
25.08.2014
Hizmet aşkı, emekçi dostu, ülke sevgisi ve gerçekler
20.08.2014
Medreseler ve Vakıf Sistemi
19.08.2014
CHP’nin eğitimde yol açtığı zarar ziyan telafi edilmeli
13.08.2014
Yeni Türkiye için sorumluluk vakti
11.08.2014
Ayrımcılıkla mücadele neferlerine!
06.08.2014
Ekmek mi Özgürlük mü?
04.08.2014
Sudbury Valley Okulu
28.07.2014
Ölçü, uyum, ahenk, ilahi nizam
23.07.2014
Tevhid-i Tedrisat’ın Zararları
21.07.2014
Çözüm süreci: Türklerle Kürlerin kader birliği
18.07.2014
Öbür dünyada Filistinli çocuklara nasıl hesap vereceksiniz?
16.07.2014
İnsanoğlu bu muhalefetin eline düşmeye görsün!
14.07.2014
İS-RA-İL Bir Zihniyetin Adıdır
09.07.2014
1.Meclis, 21 Anayasası ve Yeniden Sivil Bir Anayasa
07.07.2014
“Yeni Türkiye için Bir Projem var” Kampanyası
02.07.2014
Adıyaman Uluslararası Engelliler Koleji
30.06.2014
Yeni anayasa, başkanlık sistemi ve federalizm
25.06.2014
Eğitim Şart! Ama Hangi Eğitim?
23.06.2014
“Kutuplaşıyoruz” bir algı operasyonudur
18.06.2014
İslam dünyasının tek umudu Türkiye’dir
16.06.2014
Dershanelerin dönüşümü ve eğitimde kalite
11.06.2014
İnadına barış, inadına özgürlük!
09.06.2014
Kürt çocukları kimin umurunda!
04.06.2014
Buruk Kürt çocukları
02.06.2014
Darbeler, Gezi kalkışması ve militarist eğitim
28.05.2014
Yeni Türkiye’nin ayak sesleri bunlar!
26.05.2014
Kemalist eğitimin zararları
21.05.2014
İşçileri sömüren ideoloji: Vahşi Sosyalizm
19.05.2014
Fukara ölümleri ve cuntacıların beslemeleri!
15.05.2014
Soma semalarında akbabalar!
14.05.2014
Bize vesayetçi değil hukukçu lazım!
12.05.2014
Geleceği İnşa Topluluğu
07.05.2014
Yeni Türkiye’nin önünü kesemeyecekler!
05.05.2014
İnkılâp Tarihi dersleri ne işe yarar?
30.04.2014
Fanatikler ölümden daha çok özgürlükten korkar
28.04.2014
Okul bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarılmalıdır
27.04.2014
24 Nisan: Biz birbirimizin ilacıyız
23.04.2014
1 Mayıs: Yılda bir kez ortaya çıkarlar
21.04.2014
İdeolojik eğitim insan tabiatına aykırıdır
19.04.2014
Milli/yetçi ve farklılıkları dışlayan eğitim sisteminden vazgeçilmeli
16.04.2014
529 idam kararı bir meydan okumadır
15.04.2014
İmam Hatip’te öğretmen-öğrenci ilişkisi üzerine
15.04.2014
Yeni Türkiye'ye yeni eğitim sistemi uyar
12.04.2014
Dersim ismi iade edilmeli, Sabiha Gökçen ismi de kaldırılmalıdır!
10.04.2014
Yüksek eğitimlilerin şerrinden Allah’a sığınırım!
07.04.2014
Çeşitlilikte birlik/Federalizm ve Yeni Türkiye
04.04.2014
Neden ders almıyorlar?
31.03.2014
Bu halkı bir daha hafife almayın!
28.03.2014
CHP’ye oy vermek liberalizme hakarettir
27.03.2014
Medrese Eğitim Modeli ve Vakıflar
25.03.2014
Artık bu halkı daha fazla küçük düşürmeyin!
18.03.2014
Öbür dünyada Filistinli çocuklara nasıl hesap vereceksiniz?
17.03.2014
Okuldan kışlaya, kışladan sokağa ideolojik eğitim
12.03.2014
Tahliyeler, devlet, CHP, paralel yapı vs…
09.03.2014
30 Mart yeni Türkiye için bir milattır
04.03.2014
90. yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu
26.02.2014
Dinleseniz de, istemeseniz de Türkiye özgürleşecek
24.02.2014
İnkılap Tarihi Dersi Kaldırılmalıdır
21.02.2014
Dünya Anadil Günü ve Dil Yasakları
20.02.2014
Neden AK Parti’yi savunuyorum?
17.02.2014
Kör inançlılar…
11.02.2014
Dershane tasarısı, eğitimde köklü bir reformun habercisi mi?
23.01.2014
Cemaat eğitim reformlarından neden rahatsız?
10.01.2014
Alamut dershaneleri ve grup sadakati
02.01.2014
“Artık Ufuk adında bir oğlunuz yok!”
31.12.2013
Ufuk Coşkun ile eğitim üzerine
29.12.2013
Üç lidere aynı komplo kuruldu. Peki, neden?
23.12.2013
Bu bir darbe teşebbüsüdür
22.12.2013
Camianın vicdanlı insanlarına…
20.12.2013
Barış tehdit altında, seyirci kalamayız
08.12.2013
Kod adı: Dershaneler
05.12.2013
Çözüm: Eğitim topluma bırakılmalıdır
25.11.2013
Kavgayı bırakın eğitimin sahici sorunlarını konuşalım
20.11.2013
Devletçi eğitim sistemi ve dershane savaşları
17.11.2013
Dershaneler, cemaat ve eğitimde özel sektör
14.11.2013
Liberalizm insan olmanın onurunu yüceltir
11.11.2013
Çocuk devletin mi yoksa ailenin mi?
05.11.2013
Resmi ideoloji, pozitivizm ve başörtüsü
30.10.2013
Cumhuriyetçi eğitimin dayandığı felsefe
27.10.2013
Dünyadan örneklerle fakirler için özel okullar
24.10.2013
Eğitimin Ana Sorunu: Tevhid-i Tedrisat Kanunu’dur
21.10.2013
My name is Kurd: Ben terörist değilim
14.10.2013
Dershaneleri kapatmak çözüm mü?
04.10.2013
Andımız kaldırıldı
03.10.2013
Demokratikleşme Paketi’nde eğitim atlanmamalı
23.09.2013
'Öğrenci Andı' artık kaldırılmalıdır
13.09.2013
Eğitimde ‘yeni’liğin yolu yeni metotlar keşfetmektir
08.09.2013
Yeni sistemle çocuklar gülecek mi?
14.08.2013
Eğitim reformu gecikmemeli
02.08.2013
Meslek kuruluşları sivil toplum örgütleri midir?
24.07.2013
Sosyal hayat planlanabilir mi?
20.07.2013
Yavaşlamadan anlayamazsın dostum!
16.07.2013
Meslek kuruluşları sivil toplum örgütleri midir?
03.07.2013
6 aydır aradıkları kanı Lice’de buldular!
23.06.2013
Gezi Parkı'nda eğitimin rolü
22.06.2013
Saldırı sadece başbakana değil insanlığımıza...
20.06.2013
Kemalizmin direnişi
18.06.2013
Bu oyunu bozmalıyız!
14.06.2013
Gezi Park: “Acil eğitim reformuna ihtiyaç var!”
13.06.2013
Antikapitalist Müslümanlar İnşallah sosyalizm gelsin mi?‏
09.06.2013
Başbakan ülkesinde ve dünyada tek hedef haline getirildi
03.06.2013
Ağaç sevgisi için de samimiyet şart
24.05.2013
Barış sürecinde eğitim ve âkiller
09.05.2013
CHP eğitim projesi
16.04.2013
Muhalefet barışa değil zamanın ruhuna!
25.03.2013
Kıyafet serbestliği bir özgürlük meselesidir
14.03.2013
“Milli Terbiye” dönemi ne zaman sona erecek?
09.03.2013
Türk’ün barışla imtihanı!
04.03.2013
Tekke ve zaviyeler yeniden açılabilir mi?
02.03.2013
İmralı’da ihale AK Partiye kalır mı?
24.02.2013
10 Milyon İmza Kampanyası ve diğerine özgürlük meselesi
20.02.2013
Milliyetçilik barışın önünde engel
13.02.2013
Tevhid-i Tedrisat için kanun teklifi
30.01.2013
“Karne” bir klasik eğitim ürünüdür...
27.01.2013
Karne” bir klasik eğitim ürünüdür
21.01.2013
Barış sürecinde eğitimin rolü
18.01.2013
Türk Kürt Dostluğu Vakfı Kurulmalıdır
15.01.2013
6. yılında Hrant Dink ve ötekileştirilen Ermeniler
12.01.2013
Barış adına umutluyuz
05.01.2013
Otoriter eğitimden organik eğitime
04.01.2013
Devlet eğitimden elini çekmeli
01.01.2013
Roboski, vicdan ve iktidar hırsı
26.12.2012
İnsan merkezli yeni bir muhalefet gerek
25.12.2012
Habervaktim’i kınıyorum!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive